İçeriğe geç
Sinema 4 dk okuma

Bu Senenin OSCAR Adayı TÜM ANİMASYON Filmlerine KISA KISA Bakış Atıyoruz!

Berna Ece Gündüz
Bu Senenin OSCAR Adayı TÜM ANİMASYON Filmlerine KISA KISA Bakış Atıyoruz!

Son güncelleme: 27 Şubat 2018

2017’nin naçizane filmlerinin değerlendirmesi için Akademi’nin geleneksel olarak ödül dağıttığı Oscar Törenleri’ne gerçekten de çok az bir vakit kaldı sevgili geekler. 4 Mart Pazar günü Hollywood’un göbeğinde gerçekleşecek ve bizler için sabah saatlerinde izlemesi mümkün olacak olan tören için kendimce ufak bir yorumlama yapmak ve en azından animasyon dalında adaylık alan filmlere sizlerle şöyle bir göz atmak istedim.

Halihazırda izleyenler için ufak bir hatırlatma, izlemeyenler için ise öneri amacı taşıyan, fragmanlarının da dahil olacağı “2017 Animasyonları Değerlendirmesi” yazımıza hepiniz hoş geldiniz o halde.

Ferdinand

https://www.youtube.com/watch?v=n7RkOfN8KvE

Ice Age’in yapımcılarından gelmesine rağmen pek de herkesin gazlanabileceği animasyonlar dahilinde değil. Küçük yaştaki izleyicilerce daha çok sevilecek, yetişkinler için ise çok da bir önem teşkil etmeyen türdeki animasyonlardan biri Ferdinand. Ülkemizde orijinal diliyle izlemenin de pek mümkün olmadığını düşünürsek, izlemek için tek motivasyonumuzun belki seslendirme kadrosu olabileceği gerçeği de ne yazık ki bizi pek heyecanlandırmıyor.

Karar: Başka film kalmadı diye adaylık verilmişçesine zaman öldürme animasyonu.

 

The Breadwinner

Taliban’ın kontrolü altındaki Afganistan’da yaşayan 11 yaşındaki minik Parvana’nın zorlukla geçen mücadelesini anlatıyor film. Anlamlandırma ve verilen mesajı doğru kapabilme bakımından kesinlikle küçüklere hitap etmeyen bir öykü. Genel çizim tarzıyla çok radikal bir içeriği olmasa da fragmanda da görüldüğü üzere bazı sahnelerdeki farklı animasyon biçemleri ile ilgi çekebilir.

Karar: Oscar kazanması pek mümkün değil maalesef. İzlemeye değer olabilir, ama Akademi’nin özellikle Orta Doğu temalı bir animasyona heykelcik vereceğini sanırsak sadece rüyamızda görürüz.

 

The Boss Baby

Türkçe’de bir söz vardır hani: Büyümüş de küçülmüş. The Boss Baby tam anlamıyla öyle bir animasyon. Dreamworks’ün kendi bünyesinde yukarı sıralara oynayabilecek türden. Çizimler ve özellikle de bebeği seslendiren Alec Baldwin sayesinde izleme keyfiniz yükseliyor. Türkçe dublajının da kaymak gibi olduğunu söyleyebiliriz. Eğer uslu bir geekseniz, bizim alemimize yapılan birçok göndermeyi film içerisinde yakalayabilirsiniz üstelik. E o zaman: ÇİŞ, KAKA, PIRT!

Karar: Sevimli şeyleri, komediyi ve animasyonları seviyorsanız zaman kaybetmeden izleyin. Çok aman aman bir öykü olmasa da canınızı sıkmadan akıp gidiyor. Ha ama gel gelelim Oscar kazanması için daha beş fırın ekmek yemesi lazım.

Loving Vincent

Dünyanın ilk, tamamı yağlı boya ile tamamlanmış filmi Loving Vincent, bu senenin finalistlerinden. Oyunculuklar ya da başka her çeşit içeriğini, sırf tasarımı ve verilen emeğin barizliği ile belli eden Loving Vincent, elbette ki Vincent Van Gogh’un hayatını ele alıyor konu olarak. Son derece özenle tasarlanan film, 2017 animasyonlarında şüphesiz zirveyi zorlayanlarından. Her bir karesiyle eşsiz sanat eserlerine hülyalı bakışlar atma isteği uyandıran Loving Vincent, animasyon severler için yalnızca basit ve zaman geçirmelik filmlerin bu kategoride değerlendirilmemesi gerektiğini kanıtlayan naçizane bir eser.

Karar: Akademi eğer kadroda birilerine kıl değilse ödülü Loving Vincent’a versin. Hikayesini okuyup da öğrenebileceğiniz bir sanatçının, son derece leziz ve her saniyesiyle sanat-gasm yaşatan bu filmi Oscar’ı en çok hak eden isim.

 

Coco

Disney’in özellikle farklı etnik kültürler hakkında yaptığı animasyonlar, son zamanlarda çok ilgi görür hale geldi. Geçtiğimiz senenin adaylarından Havai kültürüne balıklama dalan Moana’nın pek bir cacık olmadığını itiraf etmem gerekir; ama Meksika kültürünü acılı ama leziz bir sos gibi yemek haline getiren Coco için aynısını söyleyemem. Neredeyse beklentisiz, hatta ve hatta yine pek bir coşamayacağım düşüncesiyle izlediğim Coco, hiç de kötü değildi. Hatta öyle ki Loving Vincent ile finalistlik konusunda yarışacağını düşünmem de bundan ötürü. Fragmanları izleyince insan pek gitmese de olur gibi düşünse de, filmde ayrı bir keyif alıyor. Pixar’ın, işinin erbabı olduğunu bir kez daha kanıtlayan Coco, sinema salonlarında çoğunlukla çocuklar tarafından işgal edilen bir yapım olsa da büyükler için daha anlamlı bir eser.

Karar: Klişe gibi duran hikayesine rağmen hiç de öyle olmayan Coco, Pixar severler için izlenmesi gereken bir film. Loving Vincent’ın sanat-gasm yaşatan animasyonları olmasa bu senenin kazananı şüphesiz Coco’ydu. Şu an ikileme düşmemin sebebi, bu finalistlerin kendi alt dallarında yüksek başarı göstermeleri. Çoğu kişiye göre “meh” dedirtecek Coco’nun Oscar alabilmesi için tek sebep, Akademi’nin Loving Vincent’a karşı muhtemel bir kini olabilir sanırım. Ya da “etnik kökenler değerlensin” mesajı vermek için düşünmeden Coco da kucaklayabilir heykelciği.

Berna Ece Gündüz

Geveze, aşırı heyecanlı, domates surat. Ailenizin mülayim, cep tipi ponçiği. Profesyonel inek. Özel gücü ise role play yazmak. @poncikbruiser

Tüm yazıları (523)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.