Bilginize Bilgi Katarken, Sizi HAYRANI Yapacak 10 Harika BELGESEL SERİSİ
Son güncelleme: 22 Ocak 2020
Hepimizin bildiği üzere dizi, film, anime ve türevi birçok şeyi izlemek artık bir şekilde geek kültürünün temel taşlarından biri haline geldi. Hatta öyle ki, kendine geek deyip de belli başlı şeyleri izlemeyen kişiler acımasız taşlamalara maruz kaldı bazı geek kültürü dostları tarafından. Lakin şöyle de bir gerçek var ki, geek denen kişi sadece belli başlı şeyleri izlemek zorunda olan biri değil. Geek olan kişinin de kendi dilediğini izleme, yapma ve uygulama özgürlüğü var, buna ne şüphe zaten!
Peki genel kanının film ve diziler üzerine olduğu günümüzdeki geeklik kavramına bir tür daha eklesek, buna tepkiniz ne olurdu merak ediyoruz, açıkça söylemek gerekirse. Misal belgeseller! Filmini ve dizisini izleyenden geek oluyor da belgesel izleyenden olmuyor mu yahu? Olur elbette canlarım, olur elbette âlem dostlarım, neden olmasın! Yeter ki sizin belgesel izlemeye hevesiniz olsun. O halde “belgeseli de en güzel geekler izler” diyerek sizler için araştırdığımız birbirinden farklı on ponçik belgeselli listemize bir göz atalım, ne dersiniz?
Ancient Aliens (Antik Uzaylılar) – History Channel

Belgesel kanallarının neredeyse hepsinin çok beğenilen ya da bir şekilde popüler hale gelen birtakım serileri olur. Sezonlarca sürüp gitse de yine de kendini izlettirebilir bu tür belgeseller. Ha, şöyle bir gerçeği de es geçmeyelim, bazıları illa müthiş ötesi ve inanılmaz derecede iyi diye izlenenlerden değil ne yazık ki. Aksine, internet âleminin dalga konusu haline gelmiş unsurları olan ve biraz da bu sayede izlenme oranı kazanan belgesellerden biri haline gelenleri de var aralarında. O belgesellerden biri de şüphesiz Ancient Aliens (Antik Uzaylılar).
Resimdeki adamı belki de çoğunuz bir 9Gag ifadesi olarak çok iyi biliyor olabilirsiniz, malum bir zamanların ve hala süregelen esprilerin başlıca resim kaynaklarından biri kendisi. Bilmeyenler için söyleyelim, resimdeki adam Giorgio Tsoukalos. Bu pek aşina olduğumuz şahsiyet, Ancient Aliens olarak bahsettiğimiz belgesel serisinin baş konuşmacılarından birisi. Hatta şöyle söyleyelim, bir 9Gag ifadesi haline geldikten sonra programın reytinglerinin artmasının başlıca sebeplerinden biri de Bay Tsoukalos. Bize inanın, bu belgeselin ismi “Giorgio Tsoukalos ve Saçları” olsa muhtemelen daha samimi ve gerçekçi bir seçim olurdu. (Adam işin öyle içinde yani, düşünün.)
Peki bu belgesel serisinde neler anlatılıyor? Kısaca söylemek gerekirse, antik çağlardan bu yana gelişme gösteren her türlü topluluğun attığı adımları takip ederek uzaylıların varlığına delil arayan bir program Ancient Aliens serisi. Bazı bölümlerinde kendinizi içinde bulmamak için hiçbir sebebiniz de yok yani. Yeri geldiğinde inanılmaz tahminler ve kanıtlarla beyin yoran bu program, ne yazık ki yeri geldiğinde de saçmalamaktan kaçınmıyor. Giorgio Tsoukalos’la daha da ünlenen programın asıl amacını aşıp sırf izlenebilmek adına yaptığı bazı hamleler çoğunuza hitap etmeyecek olsa da, yayınlanmaya başladığı ilk yıllardaki bölümlerini izlemenizi tavsiye edebileceğimiz türden bir belgesel serisi kendisi. İçinde bulunduğumuz 2016 yılında da 11. sezonuna devam eden programı biraz gülmek, biraz da bilgi edinmek adına izleyebileceğiniz belgeseller listesine alabilirsiniz. Yalnız biz baştan uyardık, bu serinin bir bölümü bir bölümünü tutmayabilir. Önceki bölümde ne kadar bilimsel ve beyin yorucuysa, diğer bölümde de bir o kadar eğlendirmek için saçmalıyor olabilir. Dikkat edin ha.
Ancients Behaving Badly (İktidar Savaşları) – History Channel

Bakın, redneck pohpohlayıcısı bir kanal haline gelmeden önce History Channel gerçekten de güzel bir kanaldı. Savaş belgesellerinden tutun, tarihe adını yazdırmış dünya liderlerini ve bir o kadar da tarihsel kişilikleri bile konu edinmiş belgeseller yayınlardı History Channel. Ama öyle bir zaman geldi ki, bu tür güzelim belgeseller yavaş yavaş ortadan kaybolmaya başladı. Zaten şimdilerde History Channel açıp izlemek isteyenlerin karşılaşacağı tek manzara ne yazık ki ya tamirciler ya da antika eşya toplayıcılarının şovları olacak ne yazık ki. Hal böyle olunca, insan böyle bir kanalın eskiden yayınladığı belgeselleri mumla arar oluyor. Çok uzun soluklu olmasa da İktidar Savaşları adı altında yayınlanan bu seriyi izlediğinizde pişman olmayacaksınız bizce. Her bir lidere bir bölüm ayıran serimiz toplam sekiz kişiyi konu alıyor: Caligula, Attila, Sezar, İskender, Nero, Hannibal, Cengiz Han ve Kleopatra. İnsanları sırf zevkine öldüren mi dersiniz, yaptığı onca vahşete rağmen bir şarapla yitip gidenler mi… İktidar Savaşları serisi bir de yetmiyormuş gibi bu sekiz iktidar sahibi insanları da kendi içlerinde vahşetlik seviyelerine göre bir sıralamaya diziyor. Kazananı ise… Eh orasını da izleyerek öğrenin, heyecanı kaçmasın.
Brainiac – Discovery Channel

İsmini İngilizce olan “brain” (beyin) ve “maniac” (deli, çılgın, manyak) gibi kelimelerin birleşmesinden alan bu programı kaçınız hatırlar emin değilim ama oldukça eski sayılır, zira 2003 yılında başlayan bir seriydi kendisi. Hatta kendi türünden bir benzerine de Mythbusters’ı örnek verebiliriz sanırım. Gerçi çoğu izleyiciye göre Brainiac’ı Mythbusters’dan ayıran en önemli özelliklerden biri İngiliz olmaları ve bir diğeri de en saçma soruları bile ele almaları. Mythbusters -adı üstünde- insanlar tarafından yaygınca bilinen mitleri konu alırken, Brainiac programı günlük yaşantınızda bir saniyeliğine durup ne kadar saçma olursa olsun düşündüğünüz her türlü soruyu ele alıyor.
O sorulardan biri de “Çekirdeksiz üzüm, çekirdeği olmadan nasıl yetiştirilir?” tarzında bir şey. Bu en masumlarından biri sayılabilir yalnız, uyaralım da. Yahu insan bir domatesin yüzüp yüzmeyeceğini merak edip de üzerine program yapar mı? Yapılıyormuş demek. Yalnız böyle dediğimize bakmayın, en önemsiz gözüken soruların bile aslında çok mantıklı açıklamaları olabileceğini gösteren türde eğlenceli bir şovdu kendisi. Bilgi haznenize bilgi katarken eğlenmek istiyorsanız, biraz da patlama görmeyi seviyorsanız bu program tam size göre! Bilim sıkıcı değil aksine eğlenceli yahu, böyle programlarla bilimi sevmemeniz için hiçbir neden yok.
Brain Games (Zihin Oyunları) – National Geographic Channel

Akıl oyunlarını ne kadar seviyorsunuz? Sizi şaşırtan el çabuklukları, göz yanılsamaları ya da basit dikkat eksiklikleri hakkında bir şeyler öğrenmek ister miydiniz? Beyninizin size ne tür oyunlar oynadığını ve aslında işin hiç de öyle olmadığını öğrenirken aynı zamanda denek olmaya da hazır mısınız peki? Eğer bunların hepsine olumlu cevap verdiyseniz tebrikler, sizin ilginizi çekebilecek bir belgesel serimiz var: Zihin Oyunları! “Dikkatinizi verin” konumuyla sizi hemencecik denek haline getiren bu programda, her türlü yanılsamanın arkasındaki nedeni öğrenmeniz mümkün. Bunlar da yetmezmiş gibi, illüzyon ile kandırdığı insanları büyüleyen Apollo Robins gibi eli çabuk birçok şovmen de mevcut belgeselimizde.
Jason Silva tarafından sunulan seri, yedinci sezonunu bu sene içerisinde tamamladı. İzlemek isteyenler ya da en azından kafasında izlemek üzerine düşünce oluşanlar varsa şimdiden söyleyelim, her bölüm yaklaşık olarak 30’ar dakika ve inanın bize bir dizi bölümü izlerken bile daha fazla sıkılabilirsiniz. Zira dikkatinizi sürekli üzerinde toplayan program oldukça hızlı akıp gidiyor ve ne ara bittiğini anlamıyorsunuz bile. Aklınızın size oynadığı oyunları öğrenebilmenin en eğlenceli yolu olan bu seriyi izlemenizi şiddetle tavsiye ediyoruz! Gördüğünüz her şey aslında sandığınız şeyler olmayabilir, dikkatli olun…
Da Vinci’s Machines (Da Vinci Makineleri) – Discovery Science

Leonardo Da Vinci sevgimizi daha önceki bir yazımızda icatlarını ele alarak anlatmıştık zaten. Bir de onun icatlarını hayata geçiren bir ekibin çalışmalarını gösteren bu belgesel serisini anlatalım istedik. Da Vinci’nin çizimlerine ve prensiplerine sadık kalarak yaratmaya çalıştıkları makineler, ciddi anlamda çok iyi gözüküyor bu programda. Bir de bunu Da Vinci zamanından kalma aletlerle yapmaya çalışıyorlar, zor iş vallahi. Üstüne üstlük, çalıştığını da kanıtlamaları gerektiğinden, üzerinde deney yapacakları kişi ya da şey büyük tehlike altında. Bir programda yaptıkları makineyle zaten az kalsın kendilerini kesiyorlardı zavallılar. İşleri zor vallahi. Ama modern mühendislik adına yapılmış en güzel belgesellerden biri olduğuna inandığımız bu seriyi izlememeniz için bir sebep göremiyoruz. Da Vinci’yi anlamak ve icat ettiği silahların aslında nasıl inşa edilebileceği ve çalışma prensipleri hakkında bilgi sahibi olmak için bu belgesel sizi hayal kırıklığına uğratmayacaktır.
How The Universe Works (Evrenin İşleyişi) – Discovery Science

Evren hakkındaki belgeseller sizi de mutlu etmiyor mu? Sadece dünya ile sınırlı olmadığımızı bilmek ve her şeyin ötesinde sonunu bilmediğimiz bir şey hakkında bilgi sahibi olmaya çalışmak, sizce de heyecan verici değil mi? Vallahi bizce öyle, o yüzden de evren üzerine yapılmış belgesellerden biri olan bu seriyi de önermeden geçemeyeceğiz. Yaklaşık dört sezonluk bir seri olmasına rağmen her bölümünde dolu dolu bilgi tartışılan ve kanıtlarla bizi daha da meraklandıran bir seridir Evrenin İşleyişi. Dolu dolu bilgi dediysek yanlış anlaşılmasın, harbiden bilgiler akın akın geliyor burada. Küçük bir gezegenden bahsediliyorsa bile, orasından burasından evrenle ilişkilendirildiği için her türlü bilgiye sahip olabiliyorsunuz. Zaten sadece astrofizikçiler yok bu seride, bir sürü alandan birçok bilim insanı var bilgileri aktaran ve bize inanın hepsinin de engin bilgileri ışığında aydınlanmamak imkansız. Michio Kaku, Phil Plait, Michelle Taller ve dahası gibi birçok kişi tarafından adeta kutsanıyorsunuz nadide fikirlerle. Evren nasıl oluştu, içinde neler var, kara delikler nelerdir gibi sorulara yanıt arayan araştırmacılar aynı zamanda galaksiler, gezegenler, yıldızlar ve dünya üzerinde evrenin oluşumuna dair yanıtları olan birçok şeyi de ele alıyorlar. Uçsuz bucaksız bilgi seline kapılmak isteyenler için birebir bir seri. Sınırını bilmediğimiz evreni keşfetmenin ne zararı olur ki? Buzz Lightyear’ın deyişiyle “Sonsuzluğa ve ötesine!” demeye hazırlanın, çünkü bu belgesel sizi evrende sonu olmayan bir yolculuğa çıkaracak!
Küçük bir not: Evrenin İşleyişi isimli bu serinin ilk bölümünün adı da “Big Bang”, yani Büyük Patlama. Ele aldıkları konu evren olunca, “en başından başladık her şeye” demenin en güzel yöntemini bulmuşlar vallahi. Ne diyelim, güzel gönderme olmuş.
Cosmos: A Spacetime Odyssey (Kozmos: Bir Uzay Serüveni) – National Geographic Channel

Temellerini 80’li yıllarda Carl Sagan’ın sunduğu Cosmos: A Personal Voyage (Kozmos: Bir Kişisel Yolculuk) programından alan belgesel serimiz, belki de önerdiklerimiz arasında en çok takdir görenlerden birisi. Zira Cosmos, Peabody Ödülü’ne layık görülmüş bir belgesel. Durun sadece Peabody ile bitmiyor iş elbette. Aynı zamanda birçok dalda Emmy kazanan serimiz, Critics’ Choice Television Awards ve TCA Awards gibi ödüllere de aday gösterilmiş ve kazanmış. Vallahi ne diyelim, kaliteli iş olduğu her halinden belli. Programı da çoğunuz oradan buradan görmüşsünüzdür mutlaka, zira serinin sunucusu Neil deGrasse Tyson, bir diğer deyişle belgesellerden yola çıkıp da 9Gag ifadesi olabilen bir diğer önemli şahsımız.
Yalnız Neil deGrasse Tyson, Giorgio Tsoukalos’a birkaç gömlek fazla gelecek biri, zira Bay Tsoukalos’un aldığı eğitim ya da bilim dünyasında kendisini kanıtlaması konusunda Bay Tyson’dan oldukça geri olduğunu söylesek yalan söylemiş olmayız. Adamcağızın “watch out we got a badass over here” ifadesiyle internet âleminde ünlendiğini düşünüyor olabilirsiniz ama bize inanın, bu adam kesinlikle işinin erbabı. Sunuculuğu da bir o kadar iyi zaten, e üstüne bilgi küpü, zaman zaman da eğlendirmekten geri durmuyor… Daha ne yapsın bu adam? Evren hakkında merak ettiklerinizi açıklayan bir diğer belgesel serisi olan Cosmos’u bir an önce izlemeye başlayın bizce, pişman olmayacaksınız.
Küçük bir detayı da eklemeden geçmeyelim, serinin müzikleri Alan Silvestri tarafından yapılıyormuş. Hem görsel hem de işitsel şölen yani anlayacağınız. Yoksa siz hala duruyor musunuz? Hadi izlemeye yahu!
Mythbusters (Efsane Avcıları) – Discovery Science

Bilimsel bir program yapmak için aslında tam takır bir bilim insanı olmanıza hiç de gerek olmadığını gösteren nacizane program işte budur. Sunucuları olan Jamie Hyneman ve Adam Savage’ın aslında özel efekt mühendisleri olduğu gerçeğini göz önünde bulundurursak; onca bilgiyi, hesaplamayı ve bilimsel detayı bilebilmek için aslında çok büyük okullar bitirmenin gerekmediğini anlıyor insan. Hatta ve hatta programa sonralarda katılan Tory Belleci, Kari Byron ve Grant Imahara gibi diğer tanıdık suratların da aslında bilimle ilgili işler yapmadıklarını görünce şaşırmamamız gerektiğini söyleyebiliriz sanırım. Peki bilimsel bilgilerin havada uçuştuğu, fiziksel ve kimyasal her türlü olayı ele alan bu programda bir bilim insanı olmamak ne kadar önemli acaba? Bize kalırsa HİÇ.
Çünkü Efsane Avcıları sayesinde gördüğümüz onca patlama, onca çarpışma, onca deney bizi öylesine eğlendiriyor ki, insan gerisini düşünmüyor bile. Neil deGrasse Tyson gibi bu alanda kendilerini ispatlamasalar da bizlere belgeselleri sevdirme konusunda kanıtladılar aslında. İnsanlar tarafından bilinen doğru ya da gerçek her türlü efsaneyi ele alan bu programda bol bol patlama, yıkım, şiddet ve cansız manken vahşeti görebilirsiniz, bizden uyarması. Zira böyle şeylere meraklıysanız, üstüne insanların uydurduğu efsaneleri merak ediyorsanız, bir de deneysel eğlencenin dibine vurarak zamanınızı geçirmek istiyorsanız Mythbusters tam size göre! Sunucularının da bir o kadar tatlı ve eğlenceli olduğu gerçeğini de göz önünde bulundurun bu arada. Biz kimler tanıyoruz, sırf Adam ve Jamie’nin şakacıktan atışmalarını görebilmek için bu programı izleyenleri… Sürekli gülen bir Adam Savage ve asık fok balığımsı suratına rağmen minnoş minnoş programına devam eden Jamie Hyneman için izlemeye değer bizce, ya sizce? Yalnız dikkat, bu seri çok eğlenceli, bağımlılık yapar, sonra uyarmadı demeyin de.
SciFi Science (Bilim Kurgudaki Bilim) – Discovery Science

Bilim kurgu şüphesiz ki çoğu geek için vazgeçilmez bir şey. Filmleri, dizileri ve daha birçok unsuruyla bize inanılmaz dünyaları aralayan bilim kurgunun ardındaki bilim kısmını hiç merak ettiniz mi? En az bizler kadar bilim kurguya hasta olan bir bilim insanı olan Michio Kaku (diğer adıyla ponçik dedeloş) işte SciFi Science denen bu seride bizlere inanılmaz kurgusal bilimi açıklıyor. Hangimiz merak etmedik ki Star Wars’ın arkasındaki bilimi? Ya da Star Trek için düşünülen bilimsel olayları? Mesela uzay gemilerinin aslında izlediğimiz gibi manevralar yaparak uzayda yol alamayacağını ve de attıkları lazerlerin aslında hiç de ses çıkarmayacağını kaçımız biliyorduk ki? Muhtemelen hepimiz bu ihtimallerin güzelliğiyle büyülendiğimiz için bilimin söylediği gerçeği pek de umursamadık. Ama acımasızlığı kadar harikalığıyla da bizlere sunulan bilim bu tür her şeyi açıklıyor işte.
Her bölüm incelediği bir konuyu kanıtlamaya çalışan Michio Kaku, elde ettiği bilgileri bir sunum haline getirerek belli bir mekanda topladığı bilim kurgu hayranlarına anlatıyor ve onların tepkilerini, fikirlerini, görüşlerini öğreniyor. Böylece bilim ile bilim kurgunun birleşerek ortak bir noktadan ilerleyebileceğini bizlere gösteren Michio Kaku, her seferinde de ilginizi çekebilecek güzel konuları ele almayı ihmal etmiyor. Çalışmalarını basit bir dile indirgeyerek izleyicilere aktaran Kaku, aslında bilimin de bilim kurgu kadar eğlenceli olabileceğini kanıtlıyor bir bakıma. Bilim kurgunun mutfağını öğrenmek isteyenler için vazgeçilmez bir belgesel serisi SciFi Science, şiddetle öneririz!
Through The Wormhole (Solucan Deliği) – Discovery Science

“İnanç konusundaki soru aslında gerçekte neye inandığınızdır, biz bilimde ortaya bir teori atarız ve aksi ispatlanana kadar onun doğru olduğuna inanırız.” diyen bir insanın belgesel serisi sunduğunu hayal edin, sesi inanılmaz derecede iyi ve aynı zamanda da çok tanındık biri. Yaşına rağmen yaptığı işler takdire şayan olan Morgan Freeman, bu belgesel serimizin biricik sunucusu olmaktan da ötede bir konumda. Oynadığı “Tanrı” rolünden sonra internet aleminde hayal edilen yaratıcı konumuna gelen Freeman, bu belgeselde evrene dair birçok soruyu cevaplandıran ses aslında. Görsel ve işitsel ziyafetin bu belgeselde de olduğunu söylemeden geçmeyelim, zira avuçları arasında koca galaksileri efektler yardımıyla taşıyan Morgan Freeman’ın yanında bir de müziklerini düzenleyen Hans Zimmer var. Yeterince güzel gözüküyor değil mi?
Kara deliklerin bilinmezliği kadar ender ve heyecan uyandırıcı konuları ele alan bu seriyi diğer evren belgesel dizilerinden ayıran ne mi var peki? Hemen söyleyelim, inanılmaz bir sunucu ve en az diğerleri kadar bilimsel kanıtlar var. “E bunları diğerleri için de söyledin Geekyapar kardeş!” demeyin hemen, biraz izleyin ve kararı kendiniz verin. Zira her evren belgeseli serisi kadar iyi, hatta belki de bu onlardan biraz daha iyi, olan Through The Wormhole emin olun sizi pişman etmeyecek. Hem tanıdık bir yüz size anlatıyor her şeyi, yabancılık da çekmezsiniz. Belki büyük patlamalar, yanan mankenler ya da kazandığı önemli ödülleri pek yok ama bize inanın, eğer evren hakkında bilgilerinize kat çıkmaz istiyorsanız, bu seri sizi yarı yolda bırakmayacak.
Bu birbirinden çiçek gibi on belgesel sonrası fikriniz ne derece değişti, vallahi merak ediyoruz. Belki daha önceden de belgesel izlerdiniz, daha da sever oldunuz; belki hiç izlememiştiniz ama birkaçı dikkatinizi çekti ya da hiçbirini beğenmediniz ve “ben film ve dizi geekliğime devam ederim arkadaş, belgesel de neymiş” dediniz ve hiçbirine şans bile tanımadınız… Onu bilemeyiz fakat bildiğimiz bir şey varsa, bu programlar sizi pişman etmeyecek ey cemaat-i geek! Belgesel de ruhun ilacıdır, doktorunuzdan ısrarla isteyiniz!
Geveze, aşırı heyecanlı, domates surat. Ailenizin mülayim, cep tipi ponçiği. Profesyonel inek. Özel gücü ise role play yazmak. @poncikbruiser
Tüm yazıları (523)
Yorum Yap