Çocukluk kahramanımızın beyaz perdedeki 11. macerası olan Spider-Man: Brand New Day vadettiklerini yapabildi mi, gelin birlikte bakalım.

Beklentiler Karşılandı Mı?

Çok değil, 1 hafta önce Spider-Man: Brand New Day’den beklediğim 3 şeyi, beni korkutan bir handikapla birlikte, şu yazıda belirtmiştim. Bu filmde çizgi roman temellerine sadık kalınmış bir Peter Parker, Avengers: Doomsday’e göz kırpan bir sahne ve beklentileri karşılayan bir Sadie Sink reveal‘ına ihtiyacım vardı. Film, Doomsday’e göz kırpmak dışındakileri tiklemiş gibi dursa da durumun tam olarak öyle olmadığını düşünüyorum.

Peter’ın tek başına zorlu süreçlerden geçtiğini, yaşadıklarının duygusal yükünü kaldırmaya çalıştığını gördük. Burada Tom Holland’ı da bir kuple övmek gerekli, çocuksu yanları öne çıkan akrobat bir Spidey’den duygusal sahneleri de çok iyi oynayabilen bir oyuncuya dönüştü -ki bunda Hollywood’daki son 10 yıllık yolculuğunun payı büyük. Ancak yine de Peter’ın o evin kirasını nasıl ödediğini veya o ekipmanlara ve teknolojiye nasıl sahip olduğunu öğrenemiyoruz. Ben harçlığını Daily Bugle’dan çıkaran bir karakter arıyorum ama MCU filmleri bana onu vermiyor.

Gerçek Spider-Man’i verdiler ama. Spider-Man’in şehirde süzülüşü, attığı her ağ, her aksiyon sahnesi çok tanıdık hissettirdi. Şehrin atmosferi de çok güzeldi. MCU’nun ilk 3 Spider-Man filminde yakalayamadığı bir ton yakalamışlar. Bunda Spider-Man oyunlarından faydalanmalarının etkisi büyük, bunu da açıkça belirtmişlerdi zaten.

Sadie Sink Gizemi

spider-man: brand new day incelemesi

Sadie Sink hakkında çok fazla spekülasyon vardı, ama Jean Grey olduğuna da herkes emin gibiydi. Tüm bunlar içerisinde ben aslında onun Jean Grey çıkmasını istemedim. Gördüğüm Jean Grey’den memnun muyum, evet; Sadie Sink role yakışmış mı, evet; Tom Holland casting‘i gibi genç bir oyuncu seçilmesi Jean Grey’i MCU’da yıllarca göreceğimizi ve zaman geçtikçe öneminin artacağını gösteriyor mu, evet; ama yine de tüm bunlar Sadie’nin kimi oynadığının bu kadar saklanmasını açıklamıyor bence.

Yani bu filmin sürpriz cameo‘su havuz-ofisinden çıkmayan Yelena mı olmalıydı gerçekten? (New Avengers’ın kendi ofisi yok muydu bu arada?) Hani Punisher veya Hulk’ı gizleseydiniz de Jean Grey’i açık etseniz ne değişecekti? Punisher ve Hulk gibi bilindik isimler kitleleri sinema salonlarına çekiyordur eyvallah ama izleyeceğimiz şeyin çerçevesini de çok sınırlamıyor mu? Yani sevgili Marvel, Avengers: Infinity War’daki o şaşkınlığımızın tadı hâlâ damağımızda ve biz o salonlara benzer bi’ hissi yaşamanın umuduyla gidiyoruz. Sense bize kimi oynadığı çoktan sızmış olan karakterin reveal‘ını filmin 2. yarısına saklamak gibi kendince “minik sürprizler” hazırlıyorsun.

Tam bu noktada beklentiler listem üzerinden konuştuğumu hatırlatmak isterim. Yoksa filmde Jean Grey’in kullanımı çok efektifti. Spider-Man’in kimliğini öğrenebilecek güçte bir karakter olması, MJ ile çatıda yaşanan o plot twist, Scorpion ve Hulk’ın aksiyona dahil olmasındaki etkisi vesaire derken senaryodaki yeri oturaklı ve sağlamdı. Ama kimliğinin gizlenmesinin basın toplantılarında Sadie Sink’i darlayacak sorular haricinde negatif ne etkisi olabilirdi, şu haliyle pozitif ne etkisi olmuş olabilir, işte onu bilemiyorum. Hele ki bir sonraki başlıktaki başarısızlığı düşündüğümüzde.

MCU’nun Devamına Etkisi

spider-man: brand new day incelemesi

Şimdi burada iki ucu kirli bir değneği konuşacağız. Çünkü aslında bu neden MCU’da gerçek bir Peter Parker göremediğimizi de açıklıyor, neden iyi bir Spider-Man filmi izlesek de tatmin olmayacak kadar ikiyüzlü olduğumuzu (en azından benim) açıklıyor. Çünkü esasında filmden çıktığımda 10 üzerinden 8 verecek kadar yüksektim, aksiyondan ve spidey-swing‘den tatmin olmuş durumdaydım. Ve fakat önceki MCU Spider-Man filmleri gibi, bence Spider-Man: Brand New Day’in de artısı kadar eksisi mevcut.

Arkadaşlar Spider-Man: Homecoming, her ne kadar akılda kalıcı olmasa da, oldukça oturaklı bir başlangıç filmi. Sonrasında Far From Home geliyor; bence iyi bir senaryoya, MCU tarihinde yer etmesi gereken kalitede bir villian‘a ve Avrupa’da ülke ülke gezdirerek şöyle bir gönlümüzü açan bir atmosfere sahipti. Birçoklarından daha çok sevdiğim Far From Home’un hatası ise MCU evrenine burnunu sokmasıydı. Skrull’ların aramızda gezdiğini gösterdi ve Secret Invasion’ın ateşini yaktı Far From Home. Oysaki finalde Spidey’nin kimliğini açık edip sadece No Way Home’a bağlansaydı kendi yağında kavrulup gitmiş olacaktı.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi No Way Home daha da büyük işlere kalkıştı. MCU filmografisinde Doctor Strange in the Multiverse of Madness isminde bir film yokmuşçasına kitlelere multiverse konseptini tanıttı. Evet normalde Doctor Strange filmi daha önce yayınlanacakmış ama olmamış, biliyoruz; evet aslında Doctor Strange’den ziyade daha çok ilgi çekecek olan Spider-Man filminde multiverse’ün açıklanması daha mantıklı, katılıyorum. Ama işte günün sonunda bu durum, hele ki MCU Multiverse Saga’da dikiş tutturamadığında, Spider-Man: Brand New Day’e büyük bir sorumluluk yüklüyor.

Büyük Popülarite Büyük Sorumluluk Getirir

spider-man: brand new day incelemesi

Biz Spider-Man: No Way Home filminde Ned Leeds’in bir yüzükle farklı evrenlere portal açtığını gördük sevgili geekler. Şimdi bu sahnenin üzerine Spider-Man: Brand New Day’de başka evrenlerin varlığından bahsedilmediğinde ve Doctor Strange’in D’si anılmadığında eleştirmemiz normal değil mi? Peter’ın ufak bir “Peter-2 bileklerinden ağ atabiliyordu” şakası dışında bir şey görmedik. Yahu biz Venom’ın Earth-616’ya geldiği 2 tane after-credits izledik, Peter’ın film boyunca siyahlaşan gözleri buna bile bağlanmadı!

Beklentimi yüksek tutuyor gibi gözükebilirim ama bu beklentiyi oluşturan da önceki filmlerin ta kendisi. Sen Ned’e portal açtırıp çoklu evrenleri gösteriyorsan ben de Wanda-Pietro Maximoff’tan beri gördüğümüz ilk X-Men karakterine sahip filmde ya multiverse’ün ya da en azından “mutant” kelimesinin anılmasını beklerim arkadaş! Bakın Spider-Man, Jean Grey ve portal açabilen bir karakter aynı filmde. Bu popülarite filmin sırtına bu sorumluluğu yüklemesin de ne yapsın!

Bu sorumluluktan kaçıldığı için korktuğum şey başımıza gelmemiş oldu bu arada. Spider-Man: Brand New Day hikayeyi büyütmek istemedi, Jean’i New York’ta Damage Control’ün peşinde tuttu ve böyle olunca işin içine Punisher, Bruce Banner/Hulk ve The Hand bile girse hikaye dağılmamış oldu. Biraz önce iki ucu kirli değnek dememin sebebi oydu; senaryo MCU’nun devamına dair kritik şeyler aktarmadığı için yoğunluktan arınıp sokak seviyesinde kalmış ve oturaklı olmuş, ama bu durumda da Jean Grey isminin hype‘ını yaratamamış.

Jean Grey hype‘ı demişken, kendisini izlerken birazcık “ben bu filmi izlemiştim” olmadınız mı? İnsan beyniyle oynayabilen kızıl bir mutant, ölen yakınının adaletini arıyor, güçlerinin sınırlarını yeni yeni keşfediyor ve bunu yaparken belli bir çaptaki insan kitlesini etkiliyor. Wanda, is that you?

Artısı Kadar Eksisi

spider-man: brand new day incelemesi

Filmin artısı kadar eksisi var demiştik, eksileri konuştuk, şimdi gelin birazcık Spider-Man: Brand New Day övelim. Arkadaşlar az önce de belirttiğim gibi film korktuğumuz yoğunluğun içinde boğulmuyor, tık tık tık ilerleyen tutarlı bir senaryosu var ve filme eklenen her element oldukça dozunda kullanılmış. Punisher’i henüz filmin başında tank kovalarken görüyoruz, ağır silahlar kullanan birine uygun bir aksiyon. Yine de Peter onun silahlarını etkisiz hale getirmeyi başarıyor tabii. O silahlar daha sonrasında Hulk için ortaya çıkıyor. Yani Spider-Man filminde eğreti kalabilecek uzun namlulu silahlar doğru yerlerde ortaya çıkarak seyirciyi rahatsız etmiyor. Frank’le Peter’ın ilişkisi ve tartışmaları da beni hiç rahatsız etmedi, aksine bolca güldürdü ve Frank’in filmin tonuna uygun bu versiyonunu çok sevdim.

Hulk da benzer şekilde. Bruce-Peter diyalogu çok güzeldi, bilim nerd‘ü Peter’ı görmüş olduk, Bruce’un onu yapacağı inhibitör hakkında uyarması yerinde bir dokunuştu. Damage Control tesisindeki dövüş de oldukça tatmin ediciydi. Yine de insan sormadan edemiyor, Jean Grey ne oldu da Peter’ın beynine giremedi ama deneyimli Avenger’ımız Bruce’unkine girebildi?

İşte artılardan bahsedelim derken yine plot hole‘ları ayyuka çıkaran sorgulamalar yapmaya başladık. Mesela ne oldu da MJ’in manitası filmin başında görünüp sonra ortadan kayboldu? Damage Control Jean’in o 10 metrelik sınırı aşabileceğini gerçekten düşünemedi mi? Son olarak Punisher: One Last Kill’de sayısız müebbet yiyebilecek kadar suç işleyen Frank nasıl rahatça hastane koridorlarında gezebildi?

spider-man: brand new day incelemesi

Ama işte bu soruları bir kenara bıraktığımızda aksiyonu ve eğlencesi aşırı tatmin eden, bir de bunları duygusal yüküyle dengeleyen bir film var karşımızda. Spider-Man: Brand New Day uzun zamandır görmediğimiz o yalnız Peter Parker’ı gösteriyor bize. Bir yandan vücudundaki örümcek genlerinin mutasyonuyla mücadele eden (mutasyon kelimesini duyduğumuz tek nokta), bir yandan şehrine yardım etmek isteyen ve tüm bunları arkadaşları ve ailesi yanında olmadan yapmaya çalışan bir Peter izledik. Hal böyle olunca, arkada bıraktığımız üç solo Spider-Man filminin de etkisiyle, MJ ve Ned’le olan sahneleri ne kadar klişe olursa olsun etkileyici olmayı başarıyor bence.

Dediğim gibi, filme şöyle bir dönüp baktığımda izlediğim şeyden memnunum. Hulk, Punisher, hatta The Hand’in bile yan karakter olarak kullanımları çok iyi, Peter’ın MJ ve Ned’le olan ilişkisinin minik adımlarla ilerlemesini sevdim, Jean Grey filmin merkezine oldukça sağlam şekilde yerleştirilmiş ve filmde buram buram çocukluğumuzdaki Spider-Man’in kokusu var. Sadece işte MCU’nun yükselttiği çıta, hele ki Avengers: Doomsday gibi kritik bir eşiğe gidiyorken, kendi içinde olup biten görece filler bir bölüm izlememize fırsat vermiyor.

Spider-Man: Brand New Day’i MCU’nun son dönemde Shang-Chi ve Thunderbolts gibi içine kapanık ama daha oturaklı işleri arasına, hatta onların tepesine rahatça ekleyebiliriz. Spider-Man’in orijinine sadakatleri de göz kamaştırıcıydı. Ancak işte Peter Yelena’dan yardım istemeye giderken Doctor Strange’in onu artık tanımaması veya şu anda Dünya’da olmamasıyla ilgili bir iki kelam etseydi ya da yaptığı inhibitör X-geni taşıyan bir mutanta işlemiyor olsaydı falan iyi bir süper kahraman mertebesinden efsane bir MCU filmine yükselebilirdi, olmadı. Artık önümüzdeki maçlara bakacağız sevgili geekler.

Author

Genellikle popüler kültür evrenlerinde yaşıyorum çünkü Thanos'un da dediği gibi "Reality is often disappointing." İnternetin geri kalanında @farklievrenn

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.