İçeriğe geç
Muhitkâr ol
Dizi 7 dk okuma

THE BLACKLIST’i İzlemediğiniz Her Saniye İnsanlığa İhanet Ettiğinizi İspatlayan 7 Şey

Yiğitcan Erdoğan
THE BLACKLIST'i İzlemediğiniz Her Saniye İnsanlığa İhanet Ettiğinizi İspatlayan 7 Şey

Son güncelleme: 4 Ağustos 2026

✎ Geekyapar Editör

The Blacklist’e Hızlı Bakış

  • Konusu: Uzun süredir aranan suç dâhisi Raymond “Red” Reddington bir gün kendi isteğiyle FBI’a teslim olur ve tehlikeli suçluları yakalamalarına yardım etmeyi teklif eder; tek şartı, acemi profilci Elizabeth Keen ile çalışmaktır.
  • Format: 10 sezon · 218 bölüm (2013–2023) · ~43 dk
  • Tür / Yapım: Suç · gerilim · aksiyon dram · NBC
  • Yaratıcı: Jon Bokenkamp
  • Öne çıkanlar: James Spader, Megan Boone, Diego Klattenhoff, Harry Lennix, Hisham Tawfiq
  • Nerede izlenir: Netflix (Türkçe altyazılı ve dublajlı)

Ağustos 2026 itibarıyla güncel bilgidir.

— Geekyapar Editör · bu bölüm sonradan eklenmiştir

Burada aşağı yukarı iki senedir bir şeyler yazıyorum. Düzenli takipçimizseniz; benim hakkımda bazı şeyleri çıkartmışsınızdır artık. Bir şeylere kolay kolay heyecanlanacak bir adam değilim. Bir dizi, çizgi roman, oyun ya da filmin beni sandalyemden aşağı uçurup, balkona çıkıp adını haykırma isteği uyandırması çok sık yaşanan bir şey değil. Bir şeyi severim, överim, takdir ederim; ama içimde patlayan bir volkan oluşmaz en nihayetinde.

O yüzden, bana bu hisleri yaşatan The Blacklist‘e övgüler düzmek için biraz sabırsızsam, beni affedin. Müsaadenizle, şurada diziyi biraz çılgıncasına övüp, bu diziyi birkaç kişiye daha izletip amme hizmetimi yapma niyetindeyim. Zira gerçekten de şu dizinin mutlaka izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunu kanıtlayacak da yedi sebebim var. Onlar da şöyleler.

 

1. Bildiğimiz Haftalık Formüle, Zeki Yaklaşım

01 The Blacklist

Artık dizi izleyen herkesin malumu olan bir şeyin ilanını yapacağım. ABD’de karasal yayın yapan NBC, CBS, Fox gibi kanallar ekseriyetle haftalık, kablolu ya da dijital yayın yapan HBO, Showtime, Netflix gibi kanallar ise sezonluk hikayeler anlatırlar. Bunun sebebi, karasal yayın yapan kanalların alakasız zap yaparken uğrayan teyze ve amcaları kaybetmek istemeyişidir. The Blacklist de bu yüzden, strüktür itibariyle “haftanın kötüsü” şekline bürünüyor sıklıkla. Yalnız, bunu alıştığımız CSI usulüyle yapmıyor. Evet, her hafta bir kötü var ve onu alaşağı ediyoruz. Ama yazarlar bunun üzerine çok taze bir yaklaşım oturtuyorlar ve asla düzenli bir izleyici olarak kendinizi salak gibi hissetmiyorsunuz. Şöyle:

 

2. İnanılmaz Sürükleyici Bir Çatı Hikaye

THE BLACKLIST -- "Wujing" Episode 102 -- Pictured: (l-r) James Spader as Raymond "Red" Reddington, Megan Boone as Elizabeth Keen -- (Photo by: Will Hart/NBC)

Dizinin esas meselesi, ana karakter Raymond Reddington‘ın üst seviye suçluların aracısı olarak geçirdiği 20 sene içerisinde biriktirdiği bir kara liste. Her bölüm, bu kara listeden bir elemanı konu alıyor. Bu yukarıda bahsettiğimiz haftalık formülü tatmin ederken, Red’de neden böyle bir listenin bulunduğu, o listenin sonunda ne olacağı, Red’in neden o listeyi FBI ile birlikte temizlemeye karar verdiği ve neden daha ilk bölümden o esnada çok alakasız gözüken bir profilci için “Elizabeth Keen olmazsa bir laf etmem” diye bir tavır aldığı sizi uzun hikaye boyunca meşgul ediyor. Ki yani, demişken…

 

3. Tam Dozajında Gizem Örgüsü

THE BLACKLIST -- "The Freelancer" Episode 101 -- Pictured: -- (Photo by: Will Hart/NBC)

Lost sonrası dünyada dizilerin bölüm finallerini şoke edici -ve üst üste izleyenler için bir sonraki bölümü açmayı mecburi kılan- şekilde bitirmeleri artık olağan bir şey. Yalnız pek az dizi bunu gerçekten ucuza kaçmadan, Dallas usulü seyirci kandıran virajlardan kaçınarak yapabiliyor. The Blacklist bu elit gruba dahil. Aynı vakti zamanında Homeland’in ilk sezonlarının yaptığı gibi, The Blacklist de sizi bir sonraki bölüm için aşertme işlemini karakterlerin sadakatini ve motivasyonlarını açık etmeyerek başarıyla gerçekleştiriyor. Bunu şöyle düşünebilirsiniz: Eğer bölüm sonu “DANK” diye biten diziler, korku sinemasında jumpscare‘in karşılığı ise, The Blacklist’in yaptığı daha ziyade “böö” demeden sizi gererek korkutan usta işi filmlere benziyor.

✎ Geekyapar Editör

The Blacklist Nerede İzlenir?

Dizi Türkiye’de Netflix’te Türkçe altyazı ve dublaj seçenekleriyle bulunuyor; 10 sezon, toplam 218 bölüm ve ortalama 43 dakikalık bölümlerden oluşuyor. (Yayın hakları zamanla değişebilir; güncel durumu platformdan kontrol edin.)

— Geekyapar Editör · bu bölüm sonradan eklenmiştir
✎ Geekyapar Editör

Sıkça Sorulan Sorular

The Blacklist kaç sezon ve kaç bölüm?
10 sezon ve toplam 218 bölüm.
The Blacklist bitti mi, yeni sezon gelecek mi?
Dizi 13 Temmuz 2023’te 10. sezon finaliyle kesin olarak sona erdi; yeni sezon veya devam projesi yok.
Başrolde kim oynuyor?
Raymond “Red” Reddington rolüyle James Spader.
Türkiye’de nerede izlenir?
Netflix’te Türkçe altyazı ve dublaj seçenekleriyle.
— Geekyapar Editör · bu bölüm sonradan eklenmiştir

4. Sizi Hiç Bırakmayan Bir Tehdit Hissiyatı

04 The Blacklist

Tekrar o kilit ayrıma geleceğim ama; yine ortada bir karasal yayın – kablo yayın ayrımı var. Senede 23 bölüm yapan diziler, en temel ağlarda yayınlanan diziler ekseriyetle ortak katların en küçüğüne hitap etmek adına; karakterlerini öldürmekten çekinirler. The Blacklist, bu konu da bir Game of Thrones değil o yüzden. Fakat yine de, bir karasal yayın dizisi olmanın dezavantajlarını umursamadan o tehdit hissiyatını kurgulayabiliyor; zira karakterlerini -çok başarılı çekimlerle yansıtarak- inanılmaz hoyrat acılara sevk ediyor. Size her sahnede “acaba iyi olacak mı?” diye düşündürtecek kadar yeterli ateşi yakıyor dizi alttan alttan…

 

5. Etkileyici Süper-Kötüler

05 The Blacklist

Raymond daha ilk bölümden FBI’a “sizin elinizdeki en çok aranan suçlular listesi şaka gibi, esas kötüleri bilmiyorsunuz bile” diye postayı koyuyor, dizi de bu mühür cümlenin altını ilerleyen bölümlerde dolduruyor. Red ve FBI ekibinin karşısına çıkan karakterler hem bir yandan Dan Brown-vari bir şekilde “gizemli büyük dünya olaylarına” açıklama getiriyorlar (meğerse o meşhur suikastlerin tümünü o süper suikastçi yapmış mesela), hem de her biri James Bond filminin seçmelerinden fırlamış gibiler. Her bölüm yeni bir tanesiyle tanışmak, dev keyifli o yüzden.

 

6. Hiç Kimseyi Utandırmayan Oyunculuk

06 THe Blacklist

Dizinin kadrosunda yan karakterleri canlandıran isimler, öyle aman aman bir performans sergilemiyorlar. Megan Boone Elizabeth olarak yeterli kompleks duyguları yansıtabiliyor. Zaten dizi ekseriyetle onun omzunda yükseldiği için, diğerleri biraz gölgede kalıyorlar; ama onlar da o gölgede işlerini yaparken izleyeni utandırmıyorlar. Diego Klattenhoff, Parminder Nagra, Harry Lennix gibi isimler diğer dizi ve filmlerde oynadıkları karakterleri canlandırıyorlar aşağı yukarı; ama çok da gözünüze batmıyor. Zira bir tane yıldız var, onun parlaklığını izlemekten başka bir şeye mesai ayıramıyorsunuz…

 

7. James Spader

07 The Blacklist

Ben şu diziyi eğer Age of Ultron‘dan önce izlemiş olsaydım, bakın yemin ediyorum, o film elimden bu kadar kolay kurtulamazdı. Çok samimi konuşuyorum ya. Öyle makul makul “şurası iyi olmuş ama şurası ham kalmış” diye anlatmaz, “James Spader’a ‘küçük insana ne diyordu ya ehi ehi çocuk’ esprisi yaptıran Joss Whedon’ın gözüne tüküreyim” diye girerdim yazıya. Elbette Spader’ın önceki filmlerini izlemişliğim vardı. Ama aynı anda ne kadar karizmatik, korkutucu, büyüleyici, şaşırtıcı, sürükleyici ve sinsi olabildiğini The Blacklist’te gördükten sonra, ona layık görülen Ultron metni beni resmen çileden çıkardı.

Bakın, yanlışınız olmasın. Bu dizi James Spader‘ın dizisi. Atıyorum bir Game of Thrones, bir Lost, bir Agents of SHIELD değil. Hatta Kevin Spacey’nin yük sırtlanma işini zaman zaman Robin Wright ile paylaştığı bir House of Cards, Benedict Cumberbatch’in Martin Freeman ile paslaştığı bir Sherlock dahi değil. Nasıl House sadece ve sadece Hugh Laurie‘nin dizisiyse, bu da nasıl kadro baştan aşağıya değiştikten sonra bile dizinin çok yara almamasıyla ispatlandıysa; The Blacklist de öyle. Yarın “dizinin formatını değiştirdik, artık Red Tarabya’da bir maymunla çay ocağı işletecek” deseler zırnık bir şey değişmez dizide.

Ve bu çok iyi bir şey, zira Spader akla hayale sığmayacak kalitede bir performans sergiliyor. Bu, Hugh Laurie – House, Bryan Cranston – Breaking Bad, Claire Danes – Homeland gibi, doğru yer, doğru zaman, doğru aktör kombinasyonuyla daha da büyüleyici hâle gelen; metnin karakteri, karakterin aktörü, aktörün metni zenginleştirdiği enstantalerden biri. Ve gerçekten seyredilmeyi hak ediyor. Hiçbir şey için değilse bile, aç Spader’ın sesini dinleyerek hulyalara dal arkadaş, o bile bambaşka!

Yiğitcan Erdoğan

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Tüm yazıları (2655)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.