2014’ün Unutulmazları: 2014’te Beddualarımıza Pelesenk Olmuş 8 Unutulmaz Kötü Adam
Geekyapar olarak dönüp bir 2014’ü şöyle süzelim, tepeden tırnağa 2014’ü derinlemesine bir deşelim dedik. En iyi diziler, çizgi romanlar, filmler, oyunlar ve şarkılar zaten cepte. Onları balya balya listeledik. Biraz da derinlere bakalım. Neticede parçalarına ayrışıtırıp, tümdengelimle eser analizi yapmayacaksak geekliğimiz neye yarar, değil mi? Biz de öyle düşündük, oturduk, senenin unutulmazlarını sıralamaya başladık.
Şimdiden söyleyelim, bunlar dünyaya hüküm dağından indirdiğimiz değişmez, eklenti yapılamaz ve bozulamaz listeler değiller. Biz burada listelediklerimizin unutulmaz olduğunu yüzde yüz iddia ediyoruz, ama senenin kategorilerinde yegane unutulmaz örnekleri olduğunu iddia etmiyoruz. Hatta bilakis, sizin eklemek istedikleriniz varsa yorumlarda görmeye açız!
İlk olarak işe kötü adamlardan başlıyoruz. Hangi kötü karakterler bize kan kusturdu? Bu sene hangi kötü adamların isimlerini sıraladık uyumadan önce? Biz bu 8’inin gerçekten bu sene kendinden nefret ettirme, kendini unutturmama ya da sapkın bir şekilde kendine hayran bırakma konusunda usta olduğunu düşünüyoruz. Sizinkiler neler? Yorumları patlatın!
Hazırsak başlayalım. Sıralama rastgeledir ve yazı spoiler içerebilir. Dikkatli olun! Buyurun!
William Carver – The Walking Dead: Season Two

Karanlık dünyalar kendi canavarlarını yaratırlar. The Walking Dead’in dünyası da farklı değil. Gerek çizgi romanda, gerek dizide, gerekse oyunda; her zaman o zombilerin arasında zombilerden daha korkunç olan birileri yaşamaktadır. Telltale’in başyapıtında geçen sezon da canlı kötü adamlar vardı. Ama Carver’dan sonra kendilerini anımsamak çok zor. Sahneye biraz muğlak bir şekilde girip, nefretimizi yavaş yavaş arttırdı Carver. Finali ise The Walking Dead oyunlarının belki de en can alıcı sahnelerinden biriydi.
The Mountain – Game of Thrones

The Mountain’ı tanıyoruz. The Mountain’ın ne menem bir yaratık olduğunu biliyoruz. 2014’ten önce de biliyorduk. Ama bu sene Mountain’ın bize yaptığı, geçmişteki tüm günahlarından ayrı bir seviyedeydi. The Mountain kalbimizi kırdı bu sene. Red Wedding’den sonra bir daha böyle üzülemeyiz sanıyorduk ama meğerse kalbimizde bir kırılmamış yer daha varmış; o da avludaki o düelloyla milyonlarca minik parçaya ayrıldı. Game of Thrones hayranları için yatmadan önce söylenecek isimler listesinden üç kişi çıktı, bir kişi girdi bu sene…
Mister Babadook – Babadook

Bu artık kanun olagelmiş bir şey: Her sene en az bir korku filmi düşük bütçesi ve mütevazı kadrosuna rağmen ciddi bir sükse yapıp, yılın sürprizlerinden olmak zorunda. 2012’de Sinister, 2013’te The Conjuring ve 2014’te de Babadook. Filmi izlemediyseniz, hatta ne olduğuna dair bir fikriniz yoksa dahi muhtemelen hakkında konuşan bir arkadaşınızı duymuş; Facebook’ta bağıra bağıra filmden bahseden birini görmüşsünüzdür. Bunun sebebi, Babadook’un kötü adamı, korku nesnesinin unutulmazlığıydı. Mister Babadook bizce korku efsaneleri arasındaki yerini şimdiden aldı.
Koba – Dawn of the Planet of the Apes

Denk gelmedi, bu filmden 2014’ün en iyi filmleri arasında bahsedemedik diye o kadar üzgünüm ki, anlatamam sevgili geekyaparlar. Dawn of the Planet of the Apes, şüphesiz senenin en eğlenceli, etkileyici filmlerinden biriydi. Bunda Andy Serkis’in canlandırdığı Caesar kadar, Toby Kebbell’ın canlandırdığı Koba’nın da payı vardı elbette. Film ona biraz daha vakit ayırabilirdi, karakterini biraz daha şekillendirebilirdi ama; bu haliyle de gerçekten nefret etmesi keyifli bir kötü adamdı Koba.
İkinci sayfaya geçerken dikkat, ikinci sayfanın son maddesinde Gone Girl ile ilgili bir spoiler var. Kitabı okumadıysanız ya da filmi izlemediyseniz son maddeden önce kaçın kurtarın kendinizi!
Penguin – Gotham

Gotham’ın çıkış noktası çok net, çok belli. Gotham Batman dışında o şehirdeki her şeyin orijin hikayesi olacak. Varsın olsun, izleriz dedik bunu anlayınca. Neticede dizinin başında Rome’u yapmış adam vardı ve mesele, Batman çok içinde olmasa da, yine Gotham’dı. Biz bu güvenle başladık, Bruno Heller’da güvenimizin boşa olmadığını bize Penguin ile gösterdi. Robin Lord Taylor’un muhteşem performansıyla perçinlendi, aklımızda yer etti. Uzun süre de unutmayacağımız kesin!
Fadeaway – Saga

Ah be Saga… Senden daha çok bahsedemedik 2014’te. Affet bizi. Ama meraklanma, acıdığımızdan falan koymuyoruz seni listeye. Gayet geçerli bir sebebimiz var. Brian K. Vaughan’ın başyapıtı Saga’nın bu sene çok garip bir kötü adamı vardı. Çoğu zaman o garip garip dünyalarda, garip garip karakterlerle bize çok yakın bir hikaye anlatır Vaughan. Bu sefer de öyle yaptı. Alana’nın Fadeaway adlı uyuşturucu ile olan münasebetiydi ana mevzu ve bu hikayenin “villain’ı” oydu. Tabii bir yandan buna Marko’nun Ginny ile olan yakınlaşmasını da katmak gerek… Çok da nefret ettik hakikaten onlardan. Sevdiği insanların bu tip şeylere bulaşıp yavaş yavaş kopmasını izleyen herkesin ettiği gibi…
Bloody Mary – The Wolf Among Us

Şimdiden söyleyelim, Telltale inceden inceden bu listeleri domine edecek. Sağda solda göreceksiniz yani, hazırlayın kendinizi. E ama ne yapacaktık? Mesela Bloody Mary’yi almasa mıydık? Bigby’nin hayatını cehenneme çeviren Crooked Man’in emirleri olmuş olabilir, ama bizzat kendisiyle tanışana kadar ona nefretimizi bileyen şey Bloody Mary’nin tahmin edilemez, tüyler ürpertici deliliğiydi. Başa çıkması zor bir kadındı Bloody Mary ve hakikaten bizi biraz korkuttu.
DİKKAT!!! Aşağıda Sert Spoiler Var, Gone Girl İzlemeyen Gitmesin Oralara, Ama Gone Girl İzleyin!
.
.
.
.
.
.
.
Amy Dunne – Gone Girl

E yani. David Fincher’a şapka çıkartmak lazım. Şu çağda bizim gibi kaşarlanmış geek’leri üç kere ters köşe yapmayı başarmak meşakkatli bir iş. E siz böyle bir şeyin altından kalkınca, ciddi anlamda etkileyici bir “kötü” karakter de yaratmayı başarabiliyorsunuz. Kötü kelimesini tırnak içine alıyorum ama yanlış anlamayın, kötüydü Amy Dunne. Hatta bet benz attıran, kan dolaşımını hızlandıran bir derecede kötüydü. Buraya kadar geldiyseniz artık günahı olmaz diye rahat rahat söylüyorum; bıçağı çıkartıp Neil Patrick Harris’in karakterine yaptığı, belki de 2014’ün en etkileyici sinema anlarından biriydi…
Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.
Tüm yazıları (2655)Bunlar da ilgini çekebilir
3 yorum
-
-
Hmm… Öncelikle Koba’yı listeye almak on numara bir hareket olmuş. Belki de fazla yüzeysel bir filmin (kötü bir film değil ama ilk filmle yaratılan beklentiyi tam karşılayamıyordu bence) en derin karakteriydi. Akılda kalması gereken bir roldü.
Mountain’ın ise dizide yeterince kötü olmadığını düşünüyorum. Kitaptayken sürekli Hound’la yaşadıkları, savaş sırasında ordusuyla yaptıkları falan daha kapsamlı anlatıldığı için orada daha kötü birşey bekliyor ve sonuçta buluyorduk. GoT’un asıl kötü adamının (yine yeterince detaylı sunulmadığını düşünsem de) Ramsay olduğuna inanıyorum.
Penguin’e yüzde yüz katılıyorum. Dizinin klişeden sıyrılmış ve hikayesi (Cat’le birlikte) en fazla merak uyandıran karakter. Klasik kötü adamlardan sıkılanlar için birebir.
Arrow’da Ras Al Ghul’un, X-Men DotFP’de Magneto’nun, House of Cards’ta Frank Underwood’un, Lego Movie’de The Man Upstairs’in ve Captain America WS’da Hydra’nın da bahsedilmesi gereken (yazar “Honourable Mention”ı çevirdi) performanslar olduğunu düşünüyorum.
-
Amy Dunne = faşa
Spoiler alarmını baştan vereyim de okumaya devam etmeyin Gone Girl de o Neil Patrick Harris’in ölüm sahnesi çok vurucuydu, her ne kadar gözü kara, zalim, manyak bi karı da olsa ben öyle bi boğaz kesme kesinlikle beklemiyodum.. O sahneyle kana doydum resmen 😀 Zaten film mükemmeldi seri olur mu sanmam ama bi gone boy çekilse de Ben Afleck şu karıdan bi öcünü alsa 😀