Malumunuz, artık filmlerin gişelerde rekor hoplatmak için piyasaya sürüldükleri; aksiyon ve efektin birbirlerini kovaladığı, büyük yıldızların büyük bütçelerle büyük rolleri oynadıkları filmleri arkamızda bırakıyoruz…
Şimdi hâliyle, çok doğal olarak “Assassin’s Creed için Macbeth ne alaka?” diyeceksiniz. Neticede okuyan okumayan herkes Macbeth’in Shakespare’in en önemli oyunlarından biri olduğunu, İskoç ordusunda…
Dürüst olayım, bazı haberler kendi kendilerini yazıyorlar; bazılarını ise biraz zorlamak gerekiyor. Çok ilgilenmediğim ama yine de sizin bilmeniz gerektiğini düşündüğüm şeyleri az buçuk…
Tamam, kabul ediyoruz; geek camiasına hitap eden bir TV dizisi ya da film serisi yapmanın muhtemelen en keyifli yanı muğlak muğlak konuşup milletin delirmesini…
Biliyorsunuz, burada sık sık gişe haberleri yapıyoruz; zira, daha önce de söylemiştim, bunların istatistiğini tutmak, rakamları kapıştırmak çok spesifik bir geek kemiğimizi okşuyor. Ama…
Açık konuşayım, bu görüşü ilk defa dile getirmiyorum. Bundan yıllar önce, Grand Theft Auto IV ilk çıktığı zamanlar bir oyun dergisinde çalışıyordum. O zaman PS3’üm yoktu…
Yıllardır bu soru dolanıyor kafamda. Gerçekten. Wachowski kardeşlerle Tom Tykwer’ın, 2012 senesinde David Mitchell’a ait aynı adlı 2004 romanını uyarlamalarından beri aynı şeyi düşünüyorum. Bu film iyi…
Bakın, önceden bir şeyi netleştireyim. Hiçbir şekilde bir MMO’nun free-to-play olmasını başarısızlık olarak görmüyorum. Bir MMO oynaması ücretsiz hâle gelince “ahanda bak WoW’a dayanamadı…
Daha önce, sitemiz daha minnak boyutlarda iken Flappy Bird diye bir fenomenin patlayışına ve sonradan yapımcısının “Bu ne Allah kahretsin çıkıyorum ben” diyerek uzaklaşmasına…