Superman ile ilgili duyacağınız ilk şey, “Çok iyi” olacaktır muhtemelen. Buradaki “iyi” kelimesi de “süper, harika, müthiş” anlamında değildir. Kötü denmek isteniyordur aslında. Superman fazla iyi niyetlidir, fazla iyi kalplidir, ahlaki pusulası fazla düzgündür. Fazla da güçlüdür aynı zamanda. “Bu yüzden” diye emreder düz ve hayal gücü kıt adam, “onunla ilgili ilginç bir hikaye yazılamaz“. Çok da buyurgan ve eminlerdir bu çıkarımlarında. Ve hasbelkader bir gün bir stüdyo bunlara sinema evreninin anahtarını verecek kadar şapşal olursa da, tutup “kurtarma oğlum o çocukları” diyen bir babayla “amaan, oğlum, iyilik borcun mu var sal gitsin insanlık neymiş” diyen bir annenin, daha ikinci filmden “Lanetler gelsin, bırakacağım ben bu işi, zaten ne bok var insanlıktabu süperlik falan da babamın rüyasıydı zaten” diyen bir oğlu olarak yazarlar Superman’i.

Halbuki ilginç olan Superman’dir. İyilikle kötülük arasında gidip gelen, gri alanda duran hikayeler yazmak kolaydır. Kolaydır, çünkü iki milyar tane şablon vardır önünüzde zaten. Bu bu arada, tarihin en iyi yazılmış süper kahramanı Batman için de geçerlidir. İçinde çekişmeler yaşayan, takıntılı, kusurlu, karanlık karakterler kaleme kolay gelirler. Çünkü sıradan yazarlar, bildiklerini yazabilirler ancak; ve kendileri süper kahraman olmadıkları için, yaşadıkları iç çekişmelerden türeterek karakterizasyon yapmak daha kolay gelir.

Zor olan, Superman yazmaktır. Ve zor olduğu için de, başka hiçbir kahramanda bulunmayan özellikleri çıkar ortaya; onu kazmayı bilen usta madenciler duruyorsa işin başında. Marvel’da bunun ikamesi Cap olarak görülür genelde, ancak Marvel her zaman kaliteli yazar çekebilme konusunda DC’nin gerisinde olduğu için, Steve Rogers’dan çok da fazla cevher dökülmemiştir sayfalarda. Ama Superman? Gelmiş geçmiş en iyi çizgi roman yazarları, gelmiş geçmiş en iyi hikayeleri aynı prensip üzerinden dokuyup çıkartmışlardır: Superman, iyi yazıldı mı, tüm diğer karakterlerden çok daha ilgi çekici, büyüleyici ve en önemlisi, ilham vericidir. Bunu herkes göremez. Herkes ortaya çıkartamaz. Ama çıkartabilenler, çok elit bir grubun içerisindedirler çizgi roman yazarları arasında.

İftiharla söylüyorum ki, Max Landis de artık o elit grubun içerisinde.

GalleryComics_1920x1080_20151111_SM_AMALIEN_1_56215152ca16f6.11165523

Landis’i iki şeyden tanıyor olabilirsiniz, birincisi Chronicle filminin yazarı olarak; ikincisi de Death and Return of Superman isimli vlog / makale / skeç karışımı garip kısa filminden. Landis, bu iki işiyle internette bir süredir belli zümrelerde adından söz ettiriyordu zaten. Ama tüm samimiyetimle söylüyorum, American Alien‘ın bitimiyle beraber; özellikle de önümüzdeki aylarda sayılar bir albümde toplanıp basılırsa, bu edilen sözlerin birkaç yüz kat artması gerekiyor. 

Çünkü Landis çok zor olan bir şeyi başarmış. Sadece buradan Superman’i Superman olarak anlayıp, hikayeleştirebilme maharetinden söz etmiyorum. Bu zordur, ama bunu dışarıdan bir gözle algıladıktan sonra bir şekil tekrar edebilirsiniz. Hayır, Landis’in başardığı şey, bunun çok daha ötesinde. Amerikalı yazar, Superman’i Superman yapan temel ögelerin her birini ustalıkla tespit ediyor, parçalarına ayırıyor, her şeyi masaya seriyor ve tekrar inşa ediyor. Fakat bunları yaparken, aynı anda orijinal bir şeyler de söylemeyi başarıyor.

Bana en acayip gelen şey bu. Örneğin muhteşem Birthright‘ta Superman mitosunu en dibinden alıp, yukarıya doğru çıkarak anlatıyordu… Ama onun söylediği şeyler, pek çok farklı yerde dile getirilmişti zaten. Yaptığı şey, Superman’in orijin hikayesini; Superman’in 70 yıllık tarihine sonradan eklenen her şeyi de kullanarak, temiz ve pürüzsüz bir şekilde anlatmaktı. Biz onu bu yüzden çok sevdik zaten. Ama yok, American Alien bundan fazlasını yapıyor.

GalleryComics_1920x1080_20160113_SMAA_Cv3_56901b1e7b87f5.55323769

Sıfırdan başlama yine var. Birthright ile pek çok nota paylaşıyor aslında. Yedi sayılık serinin her bir sayısı, Clark’ın hayatında başka bir döneme tekabül ediyor. Çocukluk, ergenlik, gençlik, yetişkinlik… Bu noktada anlattığı hikaye, spoiler vermeyeceğiz ama, pek çok noktada Superman’in bilindik orijin hikayesinden de farklı. Farklı olduğu her nokta, acayip keyifli. Hatta o kadar ki, keşke DC Rebirth evreninde Landis’in anlattığı versiyonları kabul alsa diye düşünürken buldum kendimi… Ama keyiften de öte, farklılaşan her şey başka bir boyut katıyor Clark’ın karakterine. Küçük mitos açıklamaları –Superman niye aile logosunu göğsüne takıyor, neden pelerin giyiyor, neden gazeteci– inanılmaz keyifli olmanın yanı sıra, hikayeyi de genişletiyorlar.

Ve Landis anlıyor. Çok iyi anlıyor hem de. Ömrü boyunca Superman hakkında düşünmüş biri kadar fazla anlıyor. Anlarken, hiçbir noktada “İyiyim, çünkü iyiyim” afrası kesmiyor size. Hatta yer yer, “İyiyim, çünkü iyi aile çocuğuyum”‘un önüne dahi geçiyor. Bir insan mı peki Clark? Dibine kadar. Kendinden şüphe ediyor, yeteneklerini kullanışından şüphe ediyor, sorumluluklarından şüphe ediyor. Hatalar yapıyor, rezil oluyor, hatta bir noktada, Lex bunu baya küçük düşürüyor. Ama depresyon sakalı bırakmıyor. Ama kendisini suçlayan insanlara kızmıyor. Ama gidip “Buralarda kanun üstü bir tek ben olurum, gözüm görmesin seni” diye yetimin arabasını kırmıyor. Ama süperliği bırakıp, kutuplarda babasıyla komün yapmıyor. Savaşıyor Superman. Mücadele ediyor. Düşe kalka, kanaya kanaya, yanlış ve hata ede ede devam ediyor. En önemlisi de, dostlarının yardımıyla devam ediyor. İnsanların yardımıyla.

kcv0uvybfcjnmfhuzdql

Gerçekten muhteşem bir çizgi roman American Alien. Az buçuk “DC’ciyim” diyen herkese tavsiye ederim, bu tabirin son zamanlarda vapur tostu kadar tatsız bir şeye dönüştüğünü düşünsem de. O zümre haricinde, sözüm gözü olan, okuyabilen herkesedir. American Alien okuyun. Hayatınızda okuduğunuz ilk çizgi roman olsa dahi okuyun. Yaşı tutmayan arkadaşlar ise, özellikle okusun; çünkü DC Comics buna benziyordu eskiden, DC’nin DC olduğu günlerde…

Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.