Gerek sosyal medyada gerekse internetin çeşitli köşelerinde her gün binlerce insanla yan yana geliyoruz. Gizlendikleri ekranın arkasında kendilerine adeta görünmez bir kalkanın arkasında hisseden bu sayısız insan zaman zaman ardını düşünmeden, etkilerini anlayamadan karşısındaki kişi veya kişilere ağır ithamlarda bulunabiliyor. Bu ithamlar en genel anlamda hakaret, tehdit, kişilerin huzur ve sükununu bozmak gibi birçok farklı suçun kapsamına girebiliyor. Fakat bu yazıda ele almak istediğim öyle bir eylem var ki biraz önce saydığım suçlara oranla, suç kastı daha yüksek bir şekilde işleniyor. Çoğunlukla anlık öfkeyle yahut yaşça genç olmanın cehaleti ile işlenmekten çok daha uzak, çok daha üzücü bir suç. Bu suç, Türk Ceza Kanunu’nun 105. Maddesinde ele alınıyor ve kanun şu başlığı atmış: Cinsel Taciz.

Bir kimsenin cinsel varlığını hedef alarak o kişiyi rahatsız etmek, cinsel taciz suçunu oluşturur. Günlük konuşma dilinden farklı olarak fiziksel temas ve sair yolla yapılan hareket, hukukta cinsel saldırı olarak nitelendirilir fakat biz burada o eylemi incelemiyoruz. Tekrar edelim; saldırı değil, taciz suçunu ele alıyoruz. Yaş, milliyet, ırk, cinsiyet, cinsel yönelim ayırt etmeden kişi olan, birey olan her dünya vatandaşı bu suçun mağduru olabilir, diğer bir deyişle bu suçtan zarar görebilir. Bir dipnot olarak vatandaşlığınız nerede olursa olsun, Türkiye’de işlenmiş bir cinsel taciz suçunda Türk mahkemelerinin ve Türk hukukunun yetkili olduğunu da belirtmek isterim. Peki, böyle bir durumla karşılaştığımızda ne yapmamız gerekiyor? Dijital dünyada tacize uğradığınızda dikkat etmeniz gereken bazı noktaları sıraladım.

Hayır Demek

Tamamen hukuki açıdan, genel ve temel bir hatırlatmayla başlamak istiyorum. Olayın oluş şekli esnasında yapılan davranıştan rahatsız olduğunuzu açıkça belirtmek ve tekrarlanmamasını kesin bir dille istemiş olmak artık olayın suç vasfı taşımasına yardımcı olur. Örneğin Yargıtay’ın 5. Ceza Dairesinin bir kararında cinsel taciz suçunu oluşturan davranış, sanığın mağdureye “Bursa’ya geldiğin zaman seninle buluşmak istiyorum, beni bu kart ile bulursun” diyerek kartvizitini vermesidir (08.06.2004 tarihli 2003/5889 E. ve 2004/4691 K.). Bu olayda da olduğu gibi karşısındakinin rahatsız olduğunu bildiği hâlde eyleme devam eden kişi, artık suçun faili niteliği taşımaya hazırdır. Bunun yanında elbette doğrudan ağır sözler sarf eden, çeşitli fotoğraflar gönderen kişiler için hayır demeye ihtiyaç yoktur.

Kanıtlar Toplamak

Size karşı yapılan saldırı her ne şekilde olursa olsun bunu ispat edebiliyor olmak en önemli unsurdur. Yapılan fiil herkese açık, genel bir ortamda yapılıyorsa her türlü kayıt, delil niteliği taşıyacaktır. Örneğin birden çok kişinin bulunduğu sesli odada yine sesli olarak yapılan cinsel taciz eyleminde, odadaki diğer şahitler ispatınızın en önemli unsurudur veya yazılı olarak gönderilen mesajların ekran görüntülerinin alınması en kolay, en bilindik yöntemdir.    

Bunun yanı sıra aranızdaki özel mesajlaşma alanında, sesli arama yahut görüntülü konuşma esnasında yapılan taciz durumlarında, yalnızca konuyu yargıya taşıdığınızda ispat edebilmek amacı taşıyarak delil toplamanızda bir mahsur yoktur. Özel konuşmaların ekran görüntülerini alabilir, söylenen sözleri veya yapılan davranışları, başka ispat yöntemi olmadığını düşündüğünüzde size şahitlik edebilecek birilerinin duymasını, görmesini sağlayabilir yahut en son çarelerden birisi olarak görüşmenin kaydını alabilirsiniz. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesi “…Sanığın, şikayetçinin kendisine cinsel tacizde bulunduğuna ve kendisinin de bu eylemlerin mağduru olduğuna ilişkin iddiasını ispatlama ve kaybolma olasılığı bulunan delilin muhafazasını sağlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı kabul edilemeyeceğinden, hakkında CMK’nın 223/2-a maddesi gereğince beraat kararı verilmelidir” diyerek, başka bir kanıta ulaşamayan kişinin ses ve görüntü kaydı alabileceğini söylemektedir (2014/26252 K.). Bunun dışında noterlerde e-tespit sistemi uygulamaya girmiş olmakla yazışmaların noter huzurunda tespit edilmesini sağlamak da mümkün.

Burada dikkat etmeniz gereken konu, mağdurlar açısından ne kadar rahatsız edici gelse de özel hayatın gizliliğini ihlal etmemek için, kişiler arasındaki konuşma kayıtlarının süreç boyunca yargı birimleri dışarısında doğrudan sergilenmemesi, bilgilendirme amacı taşısa dahi karşınızdaki kişinin isim ve resim gibi kim olduğunu gösterecek alanların mutlaka kapatılarak diğer kişilere durumun aktarılmasıdır. Unutmayın, suçluluğu ispatlanana kadar herkes masumdur ve bu gibi ilkeleri başkaları için uygulayamazsak, uygulanma sırası kendimize geldiğinde iş işten geçmiş olabilir. Fakat elbette kamuoyunu bilgilendirmek adına bir kişinin sizi taciz ettiği su götürmez bir gerçek ise bunu sosyal medya gibi mecralardan detay göstermeden ve özel konuşmalarınızı ifşalamadan; suçluluğu kanıtlanana kadar tacizci gibi sözlerin dahi hakaret olacağını bilerek ve İftira suçunun sınırlarını da dikkate alarak paylaşabilirsiniz.

Şikayetçi Olmak

Ceza hukukumuzda suç sayılan fiillere karşı soruşturma, kovuşturma yapmak konusunda iki çeşit usul görülmektedir. Bunlar şikâyete tâbi olan ve olmayan suçlar olarak adlandırılır. Şikâyete tâbi olmayan bir suçtan örneğin hırsızlık suçundan, savcılık kendiliğinden haberdar olsa ve sizin şikâyetiniz olmasa dahi kamu davası olarak soruşturma ve kovuşturma devam eder. Yani devletin savcısı, kamu adına, devletin verdiği yetkiyle şikayetçi olur ve süreç devam eder.

Oysa, Cinsel saldırı suçu (TCK md. 102/1, 102/2-ikinci cümle), Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu (TCK md. 104/1), Cinsel Taciz suçu (md. 105/1), Hakaret suçu (md.125/1,2,3) veya tehdit suçu (md. 106/1 – ikinci cümle) gibi suçlar şikâyete bağlıdır. Bu suçlardan birinden mağdur olan kimse, savcılık veya kolluk kuvvetlerine giderek suçtan mağdur olduğunu ve şikayetçi olduğunu bildirmek zorundadır. Toplumumuzdaki yanlış algılardan birisi de cinsel taciz suçunda mağdurun şikâyeti olmadan devletin re’sen hareket edebileceği algısıdır fakat kanunlarımıza göre bu mümkün değildir. Bu nedenle dijital yolla bir tacizle karşılaştığınızda topladığınız kanıtlarla beraber ifade vererek şikayetçi olduğunuzu açık bir cümle ile belirtmeniz gerekiyor.

Erişim Engeli Talep Etmek

Yapılan suç özel mesaj yoluyla değil de bir sosyal medya hesabı, bir video içeriği hatta bir haber yazısı gibi çeşitli yol ve yöntemlerden yapılmışsa burada o içeriğe, hesaba, url’ye vs. erişim engeli talep etmemiz mümkün olabiliyor. Savcılardan talep ettiğimiz bu erişim engeli, doğrudan içeriğin adresini belirterek Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) istendiği için, aracı platformun bu konudaki iş birliğine de gerek kalmıyor. Her ne kadar twitter gibi platformlar bu konularda hukuki uygulama süreçlerini bilgilendirici bir şekilde takip ediyor olsa da her platform yahut her site aynı kolaylığı sağlamadığından, erişim engelinin BTK üzerinden istenebilmesi oldukça güzel.

Öte yandan internete erişim hakkı hepimizin haberleşme hürriyetinin bir parçası. Bu noktada savcının ikna olması gereken konu kişiyi bu hürriyetinden mahrum bırakmadan yalnızca suç süjesi üzerinden erişim engeli istediğinizdir. Bu konuda deneyimli ve iyi niyetli savcılar sizi anlayışla karşılarken özellikle bilişim savcısı olmayan yerlerde derdinizi anlatmak epey zor olabilir. Yine twitter üzerinden örnek verelim. Eğer bir twitter kullanıcısı sizeözel mesaj yoluyla cinsel tacizde bulunursa bu şahsın hesabına komple erişim engeli istemek orantısız olacaktır. Böyle bir talebi savcının kabul etmesi pek mümkün değildir. Öte yandan hesabında attığı bir tweet ile size karşı suç işleyen kullanıcının söz konusu tweetlerinin ekran görüntüleri ve url adresi ile talep edilecek bir erişim engeli sağlanabilecektir.

Yargılama Süresince Tutukluluk Hâli

Tutuklu yargılanma yahut ceza yargılamasında tutukluluk hâli, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. ve devamı maddelerinde ele alınan bir koruma tedbiridir. Yani her şeyden önce bir tedbirdir; ceza veya sonuç değil, bir önlemdir. Diğer yandan amacı, korumaktır. Kimi korumaktır? Dosyayı, delilleri, yargılamayı ve sonuç olarak toplumu korumaktadır. Bu konuda kanun üç farklı nedenden birinin varlığı hâlinde tutuklamaya hükmedilerek, yargılama süresince şüphelinin tutuklu kalmasına hükmedebilir.

Bunlardan birincisi şüphelinin kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesi durumudur. Elbette çeşitli suçlardan yargılanma aşamasında olan biri sosyal veya ekonomik durumu yahut yaşam biçimi gibi çeşitli nedenlerden kaçma şüphesi uyandırabilir ancak yalnız bu nedenden tutuklama kararının oluşturulması için kanun ayrıca “somut olgu” bulunması gerektiğini belirtmiştir.

İkinci tutukluluk sebebi, şüphelinin veya sanığın davranışlarının delilleri yok etme yahut tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı kurmasını engellemektir. Bir noktada dosyadaki tüm delillerin sağlıklı bir şekilde toplanmasını sağlamaktır.

Kanunda sayılan üçüncü ve son tutukluluk sebebi orada bir liste hâlinde verilen kasten öldürme, soykırım, cinsel saldırı, işkence gibi bir dizi suçtan yargılanma durumudur. Şüpheli, bu suçlardan birinden yargılandığında tutukluluk hâli kanunun emredici hükmüdür.

Öte yandan cinsel taciz suçu, bu listede sayılmamaktadır. Dosya kapsamında tüm delillerin rahatça toplanabildiği ve sanığın kaçma şüphesinin olmadığı, örneğin sabit bir işinin olduğu veya maddi durum olarak kaçmaya elverişli olmadığı durumda, şahsın tutuklu yargılanmasının bir önemi yoktur. Kişinin yine dosya kapsamında birilerine baskı kurması gibi bir şüphe kuvvetli biçimde ortaya çıkmamışsa, gelip ifadesini verip paşa paşa yargılanacak gibi bir kanaat mahkemece oluşursa tutukluluk hâli uygulanmaz. Nitekim tutukluluk istisnadır, örneğin adli kontrol ile bilinen anlamda ben kaçmadım demek için düzenli imza verilmesi veya elektronik kelepçe ile denetim altına alınabilen bir bireyi tutuklu yargılamak, insan haklarına aykırıdır.

Bu yazıda kaleme aldığımız Cinsel taciz suçu, asliye ceza mahkemesinin görev alanına girdiği için, bu suç bakımından tutukluluk süresi, soruşturma aşamasında altı ayı geçemez. Soruşturma süreci bitip, hazırlanan iddianame ile birlikte dosya mahkemeye taşındığında ise tutukluluk süresi en fazla bir yıl olup bu süre, zorunluluk hâllerinde 6 ay uzatılabilir.

Özetle, tutukluluk hâli her suçlanan kişinin hakkında verilememesi için oldukça sınırlandırılmış özel ve istisnai bir yargılama durumudur. Cinsel taciz suçunda şikâyet sırasında sanığın tutuklu yargılanmasını istemek, şikayetçi/mağdur olarak hakkınız olsa da yukarıdaki koşulların varlığı hâlinde dahi ancak belirtilen sınırlar kadar kişi tutuklu kalabilir. Bu konudaki başka tartışmalar ve istisnalar başka bir yazının konusu ancak şüpheli tutuksuz yargılanırsa bunu bir ödül, tutuklu yargılanırsa da peşin peşin ceza almış olarak görmeyin. Yine de siz, zarar göreceğinizden endişeleniyor iseniz ve bunu belgeleriyle sulh ceza hakimine anlatabilirseniz şahıs, tutuklu yargılanacaktır.

Uygulamada ise bazen sulh ceza hakiminin cinsel taciz suçunda, hakaret ve tehdit unsurları olsa dahi, tutuksuz yargılanmaya hükmedebildiğine maalesef şahit oluyoruz. Bu karara 7 gün içerisinde itiraz etmek mümkünken sosyal medyada bu konuda kamuoyu oluşturmanın da yardımcı olduğuna dair örnekler mevcut.

Yargılama Sürecinin Neticelenmesi ve Tazminat

Başınıza gelen vahim olaydan sonra şikayetçi olmanız, ifadenizin savcıya intikal etmesi,  delillerin toplanması, diğer tarafların ve tanıkların ifadelerinin alınması, sulh ceza mahkemesince tutukluluk hâline veya tutuksuz yargılanmaya karar verilmesi, ele geçen tüm delillerin değerlendirilmesi, iddianamenin hazırlanması ve mahkemeye sevk edilmesi doğalında yeterince uzun bir süreç iken, cinsel suçların uzlaştırma yahut başkaca alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna bağlı olmaması, ülkemizdeki yoğun iş yükü ve buna bağlı olarak ortaya çıkan diğer olumsuzluklar da yalnızca ilk duruşmaya kadar bile tahmin edilemez bir sürenin geçmesine neden oluyor.

Öyle ya da böyle, bir süre sonra yargılama süreciniz tamamlanacaktır ve failin suçluluğu kesinleştiği vakit, öncelikle bu durumdan kamuoyunu bilgilendirme hakkınız ortaya çıkar. Yani ceza kesinleştikten sonra şahsın kişilik hakları zedelenmeden tacizde bulunduğunu ve mahkemenin bunu cezaya bağladığını belirtebilirsiniz.

Bir diğer durum ise yaşadığınız taciz olayından ötürü manevi zararınızın ortaya çıkması. Ceza mahkemesi kararını elinize alıp, asliye hukuk mahkemelerine giderek ortaya çıkan manevi zararınız karşılığında makul bir tazminat talep edebilirsiniz.

Mutlaka Bir Avukata Danışın

Adalet aramak, eski bir ormanda yolunuzu bulmaya çalışmak gibidir. Tabelaları okumak, işaretleri anlamlandırmak, gideceğiniz yeri ve bir yerden geçeceğiniz zamanı anlamak, bu yollarda daha önce vakit geçirmediyseniz oldukça zordur. Avukatlar ise ideal biçiminde ömrü bu ormanlarda geçmiş ve kendilerini sizlere rehberlik etmeye adamış insanlardır.

Başta bilgilendirme yapmak olmak üzere; hukuki süreçleri değerlendirmek, dilekçeler yazmak, yapılacak işi ve yöntemi seçmek, evrakları anlamak, kanıtlar sunmak, dosyayı ve belgeleri takip etmek gibi nice zorlu işlem, biz avukatların vatandaşa yardımcı olabileceği kıymetli konulardır. Üstelik size yardımcı olurken bir hata yaparsak, bunu sorumluluğunu da üstlenmekteyiz. Adliye bahçelerindeki dilekçecilerin aksine biz, bizden yardım isteyen her vatandaşın duruşmada, adliyede, dilekçe yazılması gerektiğinde, karar evrakı yorumlanırken, kısaca her an yanındayız. Bu sebeple ne olursa olsun adli bir sürecinizde mutlaka bir avukatla yönetin zira “avukata para kaptırmayalım iki satır dilekçe yazılacak hallederiz” düşüncesiyle hareket eden birçok vatandaşımızın hak kayıplarına uğradığını her geçen gün daha fazla görüyoruz.

Yargının üç kurucu unsurlarından biri olan avukatlar, hakkınızı olabilecek en iyi şekilde aramanızı ve basit yanlışlıklar neticesinde kayıp yaşamamanız için ellerinden geleni yapacaklardır. Mahkemede sizi en iyi şekilde temsil ederek çoğu zaman adliyeye dahi gitmemenizi sağlayacak fakat dosyanızdaki gelişmeleri de en iyi şekilde takip etmenize yardımcı olacaktır. Bu yüzden madde başlığında da yazdığım gibi mutlaka bir avukata danışarak hareket edin.

Yazan: Av. Ömer Barış Mıhçı

Yazar

Dünyanın en ihtiyacı olduğu anda ortaya çıkarak çeşitli konularda fikirlerini belirten yazarlar. Bir konuk yazar asla geç yazmaz, erken de yazmaz. Onlar, tam yazmaları gereken zamanda yazarlar.

1 Yorum

Leave a Reply to Yusuf Cancel reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.