Donald Trump Amerikan başkanı. Amerikan kültürünü az çok takip eden insanlar için, bu bir yandan hem çok acayip, bir yandan da çok acayip bir şekilde mantıklı. Bir yandan, Amerika gibi kamusal alanda politik doğruculuğa hep çok önem vermiş ve politikasını hep belli başlı sözel kurallar etrafında inşa etmiş bir ülkenin saatte yirmi gaf yapan bir adamı seçmiş olması acayip. Ama öte yandan, şöhrete verdiği ehemmiyet çok fazla olan ve daha önceden zaten bir B-filmi aktörünü başkan seçmiş olan bir ülkenin, Trump seçmesi de çok uçuk değil.

Trump da bu şöhret rayından devam edecek gibi gözüküyor. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde danışmanlar listesine PayPal’in yaratıcısı, SpaceX ve Tesla gibi yatırımlarıyla dünya kurtuluşunun bir numaralı umudu Elon Musk’ın eklendiği duyurulmuştu. Bugün de kulisler yeni bir duyumla sarsıldı: Donald Trump bürokrasi kademesinde bir mevki için Sylvester Stallone’a teklif götürdü. Gerçekten. Stallone’un da bu teklifi düşündüğü söyleniyor.

12 Stallone Creed

Nedir peki mevki? Amerika’da National Endowment for the Arts diye bir kurum var. Bu direkt olarak Başkan’a ve Meclis’e bağlı olarak çalışan, 1965 yılında kurulmuş bir kurum. Sanatsal olarak belirli bir seviyedeki projelere bütçe ve destek sağlıyor. Geçmiş başkanları arasında hep farklı sanat dallarından isimler var, şair var, tiyatro yapımcısı var, folklorist var, yazar var. Aktör olarak bu görevi ifa eden en ünlü isim ise Jane Alexander. Dört kez Oscar, sekiz kez Emmy, yedi kez Tony ödülüne aday gösterilen Alexander aynı zamanda bu mevkide görev yapmış herhalde en yüksek profilli aktris.

Ancak tabii ki Stallone işi kabul ederse, bu titr direkt olarak ona geçecek. Peki etmeyi düşünüyor mu? Haberlere göre evet. Amerikalı aktör daha önce Cumhuriyetçi partiye oy vermiş, ancak Trump – Clinton yarışında çekimser kaldığını açıklamıştı. Trump’a karşı sempatik bir beyanı da vardı. Stallone, o dönemki başkan adayını “Trump’ı seviyorum. Tam bir Dickens karakteri. Arnold gibi, Babe Ruth gibi, o da hayatın kendisinden büyük karakterlerden biri. Bu tabii bir ülke yönetirken nasıl tezahür eder bilemiyorum.” diye tanımlamıştı. Yani kabul etmesi imkansız mı? Hayır. Biz kabul ederse dışımızdan yüksek sesle “vay ulan…” diye şaşırır mıyız? Elbette. Siz?

Author

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.