Okült meraklıları buralarda mı? Yazı serimizin son yazısına ulaştık da, o bakımdan rahatsız ediyorum. Üç koca yazı boyunca okült konuşup, büyüyle ilgili bir şeyler yazmamak olur muydu? Zinhar olmazdı. Aman diyeyim, sonra başımıza ne işler gelirdi? Elemtere fiş, kem gözlere şiş.

Efendim, okumaya başladığınız bu yazıda, önce büyünün ve büyünün kapsamının ne olduğunu biraz açıklayıp, sonra da Anadolu merkezli olarak, çevremizde görebileceğimiz ne gibi büyülerin yapıldığından bahsedeceğiz. “Büyü mü neymiş? Biliyoruz biz bunları, otuz dokuz kere Harry Potter; elli yedi kere de Sihirli Annem izledik!” diyenleriniz varsa da, biraz hayal kırıklığına uğratacağız: O büyü, bu büyü değil!

Büyü, temel olarak doğaüstü güçlerle ilişki kurma yoluyla, doğanın ve doğaüstü varlıkların etki altına alınabileceği inancından kaynaklanan bir okült alanı. Zaman, zemin, inanç ve kültüre göre pek çok formda karşımıza çıkabiliyor. Eminim ki konu hakkında pek çok dizi, film izleyen veya fantastik eser tüketen bizler için tanıdık formlar bunlar. Kelimeler, lanetler, hareketler, ritüeller, muskalar, iksirler, cadılar, süpürgeler (Anadolu’da daha çok küpler), kara kediler vb. Hepsi az veya çok büyünün içinde. Ancak masalların ve fantastik edebiyatın dışında bunlar, gerçek hayat uygulamalarında bizlerin izlediğinden veya hayalinde canlandırdığından daha farklı şekilde kullanılıyorlar.

iki cadı

Büyü Nasıl Yapılır?

Büyüsel uygulamalar, temelde iki ilke üzerine kuruluyor. Büyünün amacı, kapsamı, malzemesi değişse de; uygulama bu iki ilkeye uygun şekilde gerçekleşiyor. Bu iki ilkeden sonra, dünya üzerinde hâlihazırda bilinen tüm büyüleri birkaç ana başlıkta toparlamak da mümkün oluyor.

İlk ilkemiz: Benzer, benzeri doğurur. “Üzüm üzüme baka baka kararır”, “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim” gibi sözlerin arkasındaki düşünce de buradan geliyor. Nesne veya varlıkların arasında gözle görülmeyen bir bağ olduğu düşünülüyor. Bir şeyin yeterince benzerini yaparsak, nesneler arasındaki gizli bağ dolayısıyla, aslını da etkileyebiliriz. Ayrıca, yine bu bağ sayesinde eğer belirli bir nesne veya varlık, büyü kuvvetine sahipse; onunla temasa geçen diğer nesne ve varlıklar da onun gücünden yararlanabilirler. Bu ilkeden yola çıkılarak yapılan büyülere genel olarak Sempatik Büyü veya Taklit Büyüsü deniyor. Üzerine iğne batırılan insan şeklindeki VooDoo Bebekleri, bir kimsenin resmini yakmak vb. pek çok uygulama, taklit büyüsüne dayanıyor.

İkinci ilkemiz: Parça, bütüne aittir. Bir zaman, bir şekilde birbiriyle bağlı olan iki nesne veya varlığın arasındaki fiziksel bağ kopsa bile, bağlantıları devam eder. Bu düşünceyle, eğer parçayı ele geçirebilirsek, bütünü de etkileyebiliriz. Bu türden büyülere de Temas Büyüsü deniyor. Büyü yaparken resimler, çizimler, figürler, kıyafetler, saçlar, kirpikler, tırnaklar ve bilumum vücut sıvıları, bu ilke sebebiyle elde edilmeye çalışılıyor.

İlkeler size tanıdık geldi mi bilmiyorum ama çoğunluk kanaatine göre bilimden uzak, temelsiz, hayal ürünü veya safsata gibi algılanan Büyü, tıpkı pek çok diğer okült uygulama gibi, aslında direkt olarak doğa ve fizik yasalarından hareketle oluşuyor.

voodoo dolls

Büyünü, Amacına Göre Seç!

İster taklit büyüsü olsun, ister temas büyüsü; yapılan büyülerin iki temel amacı var. Büyü ya iyi amaçla yapılır, ya kötü amaçla. Konsepte zaten aşinayız; Ak Büyü ve Kara Büyü. Şimdi tabii, “Benim için iyi bir şey, başkası için kötü olabilir” gibi çıkarımlara girebiliriz. O yüzden iyi büyü veya kötü büyü dediğimizde, sonucundan bağımsız olarak niyeti esas aldığımızı belirtelim.

Ak Büyü veya Pozitif Büyü, iyilik, önleme ve korunma amaçlı yapılıyor. Hastalıkların tedavi edilmesi, uğursuzluğun giderilmesi, nazarın veya kötü büyülerin bozulması için yapılan büyüler bu gruba giriyor. Kurşun döktürmek, evde adaçayı yakmak, hamile kadınlara kırmızı giydirmek, yeni doğum yapmış kadınlara lohusa şerbeti içirmek, yağmur duası etmek, mutfağın girişine bereket duası asmak vb. güncel hayatımızda şahit olduğumuz pek çok uygulama birer Ak Büyü örneği. Yapılan lohusa şerbeti, kadının midesini bozabilir ama bu durum büyünün amacını değiştirmez.

Kara Büyü ise adı batsın, kötülük yapmak ve zarar vermek amacıyla yapılıyor. Verilmek istenen zararın boyutu “Sürdüğü oje tırnağından sökülsün” ile “Kendi dışkısında boğularak can versin” arasında değişebildiği için, uygulamaların malzemesi ve şiddeti de aynı ölçüde çeşitli. Ak büyücülerin aksine, kara büyüyle uğraşan insanlar meşru olsun, olmasın her türlü yola başvuruyorlar. Bu yolların içinde kutsal sayılan dini metinlerin tersten yazılması, haçların ters çevirtilmesi, şeytanlara ruhların satılması, ölülerle ve ruhlarla konuşulması, bilinen tüm etik-ahlak değerlerinin hiçe sayılması, doğa yasalarına karşı çıkılması filan da var. Aynı şekilde kara büyünün sonucunda bir kesim insanın güzelliklere erişmesi gibi şeyler söz konusu olursa, bu yapılanın kara büyü olduğu gerçeğini değiştirmez. Amaç, zarar vermek. En fazla büyü tutmadı veya büyü tersine tuttu dersin.

lohusa şerbeti - nazar boncuğu

Çapını Belli Et!

Yapılan büyülerin hepsinin, elbette ki bir kapsamı, bir menzili var. Bazıları daha kısa vadede sonuç veriyor, bazıları uzun vadeli planları içeriyor. Bazıları direkt sonuca odaklı, bazıları ise olayların gelişimini belirli bir çizgiye oturtmaya çalışıyor. Bunları da Aktif Büyü ve Pasif Büyü olarak ayırıyoruz.

Aktif Büyü, saldırı ve fethetme üzerine yapılıyor. Pasif Büyü ise savunma ve defetme üzerine şekilleniyor. Çift kale maç yapsalar, aktif büyücüler forvet oynardı; pasif büyücüler ise defansa adam çağırır, kale önünde pozisyon alırlardı. En iyi pasif büyücüler de kaleci olurdu herhalde.

Nasıl ki forvet, kaleciyi aldatmaya veya yanlış tarafı kollatmaya çalışır; aynı onun gibi aktif büyüler de bir nevi aldatma ve yönlendirme misyonuna sahip. Sağ gösterip, soldan vurmak yerine, birtakım tılsımlı sözler kullanıyorlar sadece. Tekerlemeler, beddualar vb. tılsımlı sözler bunlar. Pasif büyüler ise bu aldatmacayı yemeyip, zararlı nesneyi – ki sanıyorum ki örneğimizde bu nesne top oluyor- uzak tutmaya çalışıyorlar. Pasif büyülerin kullandığı donanım da genel olarak şunlar: muska, tılsım, nazar boncuğu, iğne vb.

Bir sonraki başlığa geçmeden önce şurasını iyice belirtelim, başlıklar altındaki uygulamalar birbirinden bağımsız değiller. Bir temas büyüsünü, iyi amaçlarla da, kötü amaçlarla da yapabiliriz. Veya bir aktif büyüyü, temsiller aracılığıyla gerçekleştirebiliriz. İlkeler ve malzemeler ortak, ameller niyetlere göre diyelim.

muska - cevşen - tılsım

Alışveriş Listesi

Biraz da malzemeler ve aracılardan bahsedelim, neler lazımmış büyü yapmak için? Malzememiz tabii ki gerçek hayattan olacak. Gerçek hayat diye ısrarla vurguluyorum çünkü eşyanın tabiatı münasebetiyle, insanlar fantastik ürünlerdeki gibi sihirli değnekler, telepatik güçler veya ejder nefesiyle Fus – Ro – Dah!’lar kullanmıyorlar.

Bu araç ve malzemeler elbette kültürden kültüre göre değişiyor ama az çok benzer özellikler gösterdikleri için, biz kendi çevremizden verdiğimiz örnekleri, eş değerlikleri oranında genelleyebiliriz.

Muska ve tılsımlar, hemen tercih edilebilir. Zira bunlar en revaçta kullanılan büyü araçları. İlk bakışta sıradan nesneler gibi görünüyorlar. Ancak, içlerinde hastalıkları, uğursuzlukları, nazarı veya genel olarak kötülükleri engelleyen birtakım güçler olduğuna inanıldığı zaman yahut belirli güçlere sahip olsunlar diye büyülendikleri zaman iş değişiyor. Bu nesneler, çoğunlukla yaşanılan yerde veya zararlardan korunmak istenen şeyin üzerinde devamlı olarak bulunuyorlar. Taşımak ve gizlemek söz konusu olduğu için, genellikle küçük nesnelerin tılsımlandığını söyleyebiliriz. Aynı zamanda üzerinde gizemli şekiller veya harfler bulunan nesnelere de tılsım denilebiliyor. Özellikle video oyunlarında biz bunları rün olarak görüyoruz.

Muska ve tılsımlar dışında, yine üzerimizde taşıyabileceğimiz bir başka büyü nesnesi de Uğurluk. Bunlar çoğunlukla ya rastlantısal olarak üzerinde taşıyan bir kişinin işleri güzel gittiği için büyülü olduğuna inanılan; ya da çok eskiden beri hayırlı bulunan nesneler. Duruma göre nazar boncukları, cüzdanda para akışı devam etsin diye taşınan kabuklu yemişler ya da yeni yıla girerken giyilen kırmızı donlar, uğurluk işlevi taşıyabiliyor.

runes

İsimler de çok önemli bir büyü gereci. Okült serimizin önceki yazılarında da isimlerin büyü ve genel olarak okült uygulamaları arasında önemli bir yeri olduğuna değinmiştik zaten. İsimler, insan ve nesnelerin var oluşlarının büyük bir parçası oldukları için, parçaya uygulanan kuvvetin bütünü etkileyeceği ilkesi burada da devreye giriyor. Hâliyle insanlar, isimler üzerinden nesne ve varlıklara müdahil olabilecekleri gibi; kuvveti kendinden meşhur isimlerin kullanılmasıyla da başka nesne ve varlıklara güçlerin aktarılabileceğine inanmışlar. İslâm dairesinde Allah’ın 99 isminin bazı nesnelere okunması veya insanların çocuklarına Kur’ân-ı Kerîm’de geçen isimleri vermek için uğraşmaları bu duruma güzel bir örnek. Tabii, bu çabanın sonucunda çocuğunuza Aleyna ismini verip, “Üzerine, gel buraya kızım!” diyor olma riskiniz de var.

İsimlerden sonra ve çoğunlukla isimlerle de birlikte olarak Sayılar, büyülere aracılık yapıyorlar. Hemen her büyü uygulamasında sayıların yer aldığını söyleyebiliriz.  Üç kere bir şey söylemek, bir yerin altından yedi kere geçmek, dokuz evden iplik toplamak, kırk malzemeden bir yemek yapmak, kırk bir kere maşallah demek vb. Bu sayılar da çoğunlukla rastgele değil bu arada, söylemeden geçmeyelim. Hemen her kültürde ve inanç sisteminde özellikle 3, 7, 9, 13, 40 rakamları özel bir öneme sahip oluyor.

İsimler ve sayılar birlikte kullanılıyor demişken, aşağıdaki resimde yer alanların ismini üç kere söylerseniz kötü şeyler oluyormuş, uyarması benden.

Maria_Tudor1-tile

Renkler de aynı şekilde büyülerde kullanılan yahut büyülerin uygulanması esnasında önem kazanan aracılar. Renkler, çoğunlukla temsil ettikleri değerler nedeniyle kullanılıyor. Beyaz, iyiliği ve saflığı temsil ediyor, yeşil hemen her yerde canlılığı ve tazeliği anlatıyor. Sarı, Güneş’i, yol gösteren ışığı ve sıcaklığı simgeler. Siyah ise malum, ölüm, üzüntü gibi kavramlar ve daha kötücül, uğursuz varlıklarla ilişkilendiriliyor. Böylelikle hangi amaçla büyü yapılacaksa, malzemeler de amacın temsiline uygun olan renge göre temin ediliyor.

Din ve inanç sistemleriyle bağlantılı olarak bunlar dışında ayrıca kutsal kitaplar ya da cinler, melekler gibi varlıklar da büyü uygulamalarında kullanılabiliyor. Kutsal kitapların içerisindeki bazı sözler, tılsımlara dönüştürülebiliyor. Cinler, melekler gibi farklı bir boyutun varlıklarından bilgi veya yardım talep edilebiliyor. Eski zamanlardan beri büyü yapan insanların özellikle bu tür varlıkları görüp, onlarla konuşabildiklerine inanılıyor; bildiklerini onlardan öğrendikleri ve aralarında yakın bir ilişki bulunduğu düşünülüyor.

Kaynasın Kazanlar!

Baştan anlaşalım; bugün için konuşursak bizde öyle kurbağa bacaklarıdır, ay ışığında alınmış bakire kanlarıdır yok. İnsan ırkını yok edelim, konuşan kertenkelelerden ordu kurup dünyayı ele geçirelim, Şeytan’ın çocuğuna hamile kalıp cehennemi getirelim gibi isteklerle de yola çıkılmıyor. İstisnalar kaideyi bozmamak üzere, bizde daha çok günü geçirmeye yönelik, amaç odaklı ve küçük merkezli uygulamalar var.

İyi büyüler içinde evliliği gerçekleştirmek, kısırlığı gidermek, doğumu kolaylaştırmak, hastalık ve sakatlıkları iyileştirmek, ekinlerin yetişmesini sağlamak vb. uygulamalar büyük yer kaplıyor. Kötü büyüler içinde ise sevenleri ayırmak, bir başkasını kendine âşık etmek, eve geç gelen kocayı sakatlamak, kaynanayı daha erken öbür dünyaya yollamaya çalışmak, kadın çok konuşmasın diye sesini kıstırmak, kendinden çok kazanmasın diye komşu esnafın işlerini kesmek gibi şeyler var. Daha geniş çapta ise vatan savunması ve devletin bekası için dua zincirleri oluşturmak gibi sebeplerle kolektif uygulamalara girişilmesi görülebilir.

at nalı - nazarlık

Bütün bunlar, farklı araç ve vesilelerle gerçekleştiriliyor. Ancak dikkat ettiyseniz, hepsi de toplumun belirli hassasiyetlerinin olduğu kavram ve kurumlar üzerine gelişiyor. Evlilik, çocuk, geçim ve vatanın korunması. Tipik bir Anadolu insanı hassasiyeti çalışması yapsak, elimizdeki veriler bir eksik bir fazla bunlar olur. Geriye bir din kurumu kalıyor, onu da şöyle bağlıyoruz; görünen en yaygın inanç İslâm olduğu için, bu büyüsel uygulamalar – tabii araya hurafeler ve İslâm öncesi unsurlar da girmekle birlikte – İslâm dininin çeşitli unsurları aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Türbeler, evliyalar, şeyhler; ayetler, hadisler vb. pek çok şey, büyü uygulamalarına aracı veya gerçekleştirici olarak katılıyorlar.

Buradan bizde hayal gücü eksikliği veya daha az kötücül düşünce olduğu sonucu çıkar mı? Öyle büyü uygulamaları var ki, şu cümleyi yazdığıma bile bin pişman olurum. Bireysel sebeplerden ötürü, bunları örnek göstermeyi uygun bulmuyorum. Ama bir tanesi için mesela Hasan Ali Topbaş’ın Gölgesizler romanını tavsiye edebilirim. Filmine de bakabilirsiniz gerçi.

Kamu Spotu

Bakınız, insanlar, eğer cidden ruh hastası değillerse, dünyaya hükmetmek veya algılanan gerçekliğin boyutları değiştirmek gibi anormal ve devasa hırslar nedeniyle büyüye yönelmiyorlar. Çoğunlukla çaresiz kaldıkları zamanlarda, bir çare yolu olarak bu işe başvuruyorlar. Bunun nedenini, bizden önce daha pek çok ehil kişinin yaptığı gibi sorgulayabiliriz. Alacağımız cevap da muhtemelen tıpkı onların buldukları cevaplara benzer.

Din ve inancı ayrı bir yere çekerek, özellikle büyü ve okült gibi bilim dışı uğraşların popüler olup, bunlardan ciddi manada fayda beklenildiği zamanlara bakıldığında cevaplar da netleşir. Derdine somut ve uzun veya kısa vadede net bir çözüm getirebilen kişi, zaten sonucunu gözleriyle göremeyeceği veya neden gerçekleştiğinden tamamen emin olamayacağı yöntemlere başvurmuyor. Daha da bariz söyleyelim, bir sera kurabilecek bilgi, birikim ve malzemeye sahip olan insan, zaten yağmur yağsın diye eline kırmızı bir tavuk alıp, beş dizelik bir büyü metni söyleyerek, bir tepenin etrafından yedi kere geçmeye çalışmıyor. Kuruyor serasını; domatesini, biberini yetiştiriyor.

Ama imkânın yoksa, gücün yetmiyorsa veya anlayamıyorsan, iş değişiyor. Amansız bir hastalığın pençesine düşmüş bir çocuğun varsa, doktorlar sonu ölüm diyorsa, anneannenin kaynattığı merhem işe yaramadıysa, kilise/havra/camiye gittin ama hâlâ çözüm bulamıyorsan ve birileri gelip sana, üzerinde beyaz keçi yününden dikilmiş bir muska varken karşıdaki kaldırımın etrafında yedi kere daire çizersen çocuğunun iyileşebileceğini söylüyorsa, yaparsın. Belki istemezsin, belki inanmazsın ama denersin. Sen bunu yaptıktan sonra çocuğun yüzü azıcık pembeleşirse de, bal gibi büyüye inanmaya başlarsın.

ışık - ağaç - güneş - toprak

Her zaman, herkes için böyle olmak zorunda değil. Bazen insanlar sırf eskiden beri böyle yapıla geldiği için veya sadece işsizlikten, kolaycılıktan ötürü de bu tarz şeyler yapıp, inanabilirler. Ama etrafımızda çokça gördüğümüz bu uygulamaları ve inançları değerlendirirken, bunların neden yapılıyor olabileceklerini de göz önünde bulundurursak, daha açık fikirli olabiliriz diye düşünüyorum. Üzerine bir de din ve inanışları ekleyip, bu uygulamaların belirli değer ve durumlarla kurduğu bağları da ortaya çıkartırsak, aslında yapılan büyüler bize çok önemli bilgiler verebiliyor.

Kamu spotunu da geçtiysek, yazımızı bitirmenin ve okült serisine son vermenin vakti gelmiş demektir. Kendi adıma konuşursam, seri boyunca, okült hakkında düşünürken ve yazarken çok eğlendim. Şimdi giderayak yalan olmasın, resim ararken ve seçerken hiç eğlenmedim, korkunçlu şeyler çıkıyordu hep ama olsun. Umarım sizler de okurken aynı şekilde düşünmüşsünüzdür. Bir başka yazı serisinde görüşmek ümidiyle sözlerimi tamamlıyorum.

Al takke, ver külah / Benden bu kadar, yallah!

Yazar

Üç kedi anası, doktora öğrencisi, ismiyle müsemma, çoğunlukla zararsız. İyi tavsiye verir, geç olana dek ciddiye alınmaz. Her geçen gün bitkinliğine biraz daha şaşırarak "daha deniz daha müren" arıyor. Sosyal medya için: dogan.mdd

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.