Episodik dizilerin laneti de bu işte. Birkaç bölüm her şey tıkırında giderken karşımıza öyle bir bölüm çıkabiliyor ki, ne heves kalıyor ne heyecan. Ne yazık ki Doctor Who’nun 10. sezon dördüncü bölümü Knock, Knock da o tat kaçırıcı bölümlerden biri. Hatta dizinin son sezonlarda sık karşılaştığımız tat kaçırıcı bölümlerine haksızlık etmemek adına bu bölümün agresif biçimde kötü olduğunu söyleyebiliriz.

"Herkes beynini geride bıraktıysa bölüme başlayabiliriz!"
“Herkes beynini geride bıraktıysa bölüme başlayabiliriz!”

En absürd olanıyla başlayalım: Britanyalı olmakla gurur duyan, ülkesine aşık, kültürünü hissettirmek için elinden geleni ardına koymayan koca dizi, neden kendi genç neslini düpedüz salak yerine koymuş bu bölüm, merak konusu. Bir grup Britanyalı genç -ki aralarında Doctor’a yoldaşlık etme şerefine nail olmuş biri de var- 90 metrekare ev fiyatına bir şato kiralamak isteyen garip bir amcanın teklifine balıklama atlıyorlar, sonra eve giriyorlar ki evin her yanından garip sesler duyuluyor ama kedidir kedi diyorlar. Gençlik heyecanı mı? Peki. Bu heyecanın ardından esrarengiz evin içinde gençlerden biri saatlerce ortadan kayboluyor ve arkadaşları onu epey seviyor olacak ki “Depresiftir o, sallayın biz yeni evimizi onsuz kutlayalım.” diyorlar, üstüne de bir başka gencin odasından bir insandan çıkması mümkün olmayan sesler duyuluyor ve o gence aşık olan diğer genç “Ne kadar şakacı ya ühelehe!” diyip başka bir şüpheye kapılmıyor. Bunlar gerçekleşirken onları evden çıkarmak için uğraşan bir profesör nam-ı diğer Doctor da var ha!

Aynı gençlerin bölüm boyu koşarak atladıkları korku filmi klişelerinin keteliğinden bahsedip daha fazla sinirlenmeden bir öteki keteliğe geçelim. Bu bölüme konu olan hikaye de baştan sona sıkıcıydı maaalesef. Tahmin edilebilirliği bir yana ürkünç olmaya çalışıp olamamış, eğlenceli olmanın zaten yanına yaklaşmaya uğraşmamış hikaye hiçbir yönüyle tatmin edici değildi. 90 yıldır yaşayan 20 küsur yaşındaki bir kızın babasının 70 yaşında olamayacağı sanki zor bir matematik denklemiymiş gibi çözüldü finalde, zekamızla dalga geçildi. Aslında bir Zaman Lordu’nun insan ömrünü kavrayamaması ırkın karakter özelliklerine hiç de ters değil, kabul. Doctor da bu karmaşaya düşünce başta gülümsesem de sonra bu adamın yüz yıldır insan ırkıyla seyahat ettiğini ve artık insan anatomisini ezbere bilmesi gerektiğini hatırlamak finalin keteliğine ketelik kattı.

Ne kadar da Hitchcock bir kare!

Bölümde övülmesi gereken iki şey ise iki ayrı eski toprak. Capaldi’nin oyunculuğunu zaten rutin olarak övüyor, insanlık görevimizi yerine getiriyoruz. Bu bölümde de Peter Capaldi, emekliliğini kabul etmeyen memur duruşuna yaşlılığını kabul etmeyen dedeyi çok başarılı, Berna’nın deyimiyle ponçik ve biraz da yürek burkacak biçimde yansıtabildi. Bill’in onu itinayla evden kovaladığı sahnelerde Doctor’a “Hacı dedemm” diye sarılıp ellerinden öpesim geldi. İkinci eski topraktan kastım da David Suchet‘in oynadığı Landlord elbette. Nasıl Matt Smith zamanında o genç yaşında emektar bir yaşlıyı oynayabildiyse, 71 yaşındaki Suchet de 10 yaşındaki bir çocuğu o kadar başarılı oynamış. Performansını izlerken kendisinin bu bölümde harcanmış olmasına ayrı bir moralim bozuldu. Zira Suchet bizim için çok tanıdık bir sima olmasa da İngiliz televizyonlarında Agatha Christie’nin Poirot’u olarak prestijli bir yere sahip.

Son olarak her bölümün sonunda hakkında biraz daha şey öğrendiğimiz kutudan bahsedelim. Kendi teorimi çürütüyor olsam da bu bölümün sonundan sonra içeridekinin The Master olduğu neredeyse kesinleşti. Eğer baştan yepyeni bir hikaye anlatmayacaklarsa Doctor’un hem piyano hediye edecek kadar sempati duyduğu hem de hapsedecek kadar çekindiği tek isim Master. Yine de daha önce dediğim gibi, önceki jenerasyonu göreceğimiz bir Master hikayesinin içimize sinmesi için fan serviceden fazlasını görmemiz gerekecek. Bir de Nardole’ün şüpheli ve bıkkın davranışları kendini iyien iyiye göstermeye başladı. Bakalım dizinin komedi eklentisi bir ihanet öğesine dönüşecek mi? Sonraki bölüm Oxygen’in başrolünde Nardole’ü de göreceğiz, belki hakkında daha fazla şey öğreniriz.

 

Yazar

Lord olmak için yola çıkan gariban geek kendini bir anda yazar olarak buldu. Geek kültürüyle küçük şakalaşmalarını, sinemayla flörtlerini yazıya dökmek için burada. Muhitte Geek_Lord olarak bulabilirsiniz.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.