Film yapmak zor iş. Elbette dünya üzerinde “Abi madencilik mi, yönetmenlik mi?” diye anket yapsanız madencilik diyecek beş kişiyi art arda göremezsiniz; elbette her şey yolunda gitti mi mükafatlarıyla yarışabilecek çok çok az meslek var dünyada. Ama genel hatlarıyla, film yapmak zor. Çünkü her şeyin yolunda gitme ihtimali çok düşük. En küçük prodüksiyonda 10-15, en büyüğünde yüzlerce kişiyi koordine etme meselesi bile, en basitinden, büyük dert. Nerede kalmış bir de o koordinasyonun sonucu olarak ilk gün yazarken kafanızda oluşan filmi çıkarttırabilmek.

İşte District 9’ın yönetmeni Neill Blomkamp geçen gün Den of Geek’e verdiği bizim de Slashfilm üzerinden tanışık olduğumuz röportajında bundan bahsetmiş. İlk filmiyle fırtınalar kopartan, Elysium ile “meh?” şekli bir tepkiyle karşılaşan Blomkamp, beğenilmeyen ve gişe yapmayan üçüncü filmi Chappie için şöyle demiş:

Writer and director Neill Blomkamp arrives at the world premiere of "Elysium" at the Regency Village Theater on Wednesday, Aug. 7, 2013 in Los Angeles. (Photo by Matt Sayles/Invision/AP)

Chappie benim için akıl almaz derecede acı vericiydi. Çok zordu, çok farklı seviyelerde zordu. Ama Chappie’deki esas mesele, o film benim kafamdaki hâline inanılmaz yakındı. Filmin çıktığı son ana kadar her şeyimi verdiğimi hissediyordum, kafamdaki filmi yapmak için elimden gelenin en fazlasını yapmıştım, başardığımı sanıyordum. […] Ama işlemedi, ve ben bundan dolayı hâlâ üzgünüm. Keşke işleseydi, ama işlemedi işte, tutmadı. Ben hâlâ filmi seviyorum. Ne denir daha fazla bilmiyorum, seyirci benim gitmeye çalıştığım yerleri almadı. İşlemedi işte.”

Ya kıyamam Neill! Bu naif açıklamaya bakar mısınız? Daha da samimi bir ikinci paragraf var üstelik. Bakınız:

Chappie nerededir, nerede oturur saatlerce konuşabiliriz. Ama benim kariyerimi kesinlikle birden fazla noktadan sarstı sanırım. Ancak bunların hepsi, benim sanatçı olarak kendimi konumlandırdığım yere kıyasla ikinci sırada. Yani Elysium’da böyle hissetmemiştim. Elysium bence çok iyi değildi. Fark bu. Chappie’de doğruyu bulduğumu hissetmiştim, ama seyirci size sırtını dönünce, o başka oluyormuş.

Blomkamp’ın üzüntüsünü anlamamak mümkün değil. Özellikle de röportajın devamında Chappie’nin anlaşılmayan temalarından söz ettikçe hak verir gibi bile oluyorsunuz. Blomkamp bunları bir tevazu ve olgunluk ile “Ben seyirciye izah edemedim” diye anlatıyor ama, bir yandan 2001 gibi, Blade Runner gibi örnekleri de hatırlamasında bir fayda var. Bazen bazı şeyler, mevcut bilinç seviyesiyle anlaşılmaya münasip değildir. Zamanında takdir görememek de denir bunlara. Belki Chappie de öyledir. Bakalım, birkaç sene geçsin üzerinden, tekrar değerlendirilelim Neill. Sıkma sen tatlı canını!

Yazar

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.