Jordan Peele film dünyasında ismini kendi köşesine kalıcı bir şekilde kazımakta olan bir yönetmen. İlk iki filmi Get Out ve Us’ı izledikten sonra üçüncü filmi Nope’u merakla bekliyorduk ve zaman gelip çattığında Jordan bizi hayal kırıklığına uğratmadı. Altı harfi geçmeyen isimler konusunda kararlı olan yönetmenin üçüncü filmi ilk yapımlarına çok benziyor. Babalarının çiftliklerinde bir UFO vakası, affedersiniz UAP vakası yaşayan iki kardeşin başından geçenleri anlatıyor. Bu iki kardeşin hikayesine zamanla başka karakterler de ekleniyor ve uçan dairenin peşinde hep birlikte koşturuyorlar. Tüm bu koşuşturma yeri geliyor insana dehşet veriyor, yeri geliyor bir macera havası yaratıyor, yeri geliyor ve “Ben nasıl bir şeyin içindeyim şu an?” diye düşünürken buluyorsunuz kendinizi.

Filme giderken uzun zamandır sinemada bir korku filmi izlemediğim için oldukça heyecanlıydım, tabii filmin bütünüyle bir korku filmi olmadığını da biliyordum. Öyle olmamasına rağmen hassas bir bünyeye sahip insanların izlerken çok zorluk yaşayabileceği sahneler mevcut. Yine aynı sahneleri izleyicinin üzerinde yarattığı gerilim ve dehşet nedeniyle övmek de istiyorum. Bu kesitlerin bir kısmının verdiği etki bariz bir vahşilik veya zorbalıkla ilişkilendirilebilirken bir kısmı da zekice düşünülmüş ve incelikle dokunmuş. Film boyunca genelde alışık olduğumuz korku unsurları ön planda tutulurken arka planda ise çok özgün ve farklı korku materyalleri bir araya getiriliyor, daha sonra önünüze sunmak üzere pişiriliyor.

Nope’u izlerken başka bir filmi sık sık anma ihtimaliniz de çok yüksek. Bir çiftlikte kendi başlarına kalan bir ailenin bir yandan kendi kişisel yaşamları, sorunları ile uğraşırken bir yandan da topraklarına dadanan dünya dışı varlıklarla karşı karşıya kalmaları biraz tanıdık gelebilir çünkü Signs’ın konusu da tam olarak buydu. Tabii bu benzerlik kafalarda çok somut çağrışımlar var etse de Nope kendi hikayesini, kendi karakterlerini çok iyi bir şekilde anlatıyor. Başka bir hikâyenin üzerine inşa edilmiş bir kurgu olmaktan çok o filmden esinlenilen yepyeni bir eser olmuş. Uzaylı tehlikesinin niteliği ve her bir karakterin içinden geçtiği şartlar ustaca işlenmiş ve bizlere en iyi şekilde sunulmuş.

Hikâye kendisini korku veya gerilim gibi tek bir tür ile sınırlamıyor, yönetmen kurguyu birçok farklı türün ve arka planın içinden yüzdürüyor. Yer yer insanı dehşete düşüren sahnelerin arasında bunların yarattığı gizemleri çözmeye çalışan kardeşler, bunu Western dokunuşlarının buram buram koktuğu bir macera filminin havasında yapıyorlar. Film bu noktada hem eski şaheserlere göz kırparken hem de pek çok farklı türün deneysel bir sentezi oluyor. İki saatlik gösterimin büyük çoğunluğunda bu sentez çok iyi bir nitelik ortaya koyarken bazı yerlerde tuhaf karışımlar meydana getiriyor. Böyle yerlerde damakta hiç alışık olmadığımız egzotik ama tuhaf bir iz bırakıyor.

Tuhaflıklardan bahsetmişken Jorden Peele yönetmen kimliğinin ilginç kısımlarını da üçüncü filmiyle mühürlüyor. Dahice verdiği tüm kararların arasında nasıl oluyor da birden tuhaf seçimler yapabiliyor anlamıyorum ama bizlere çok da yabancı gelen bir durum değil bu. Night Syamalan veya Hideo Kojima gibi ustaların işlerinden de tanıdığımız bu tuhaf karar mekanizması her ne kadar filmin yarattığı deneyimin bazı yerlerini bizim için garipleştirse de kurgunun geri kalanındaki üstün işçilik de muhtemelen aynı mekanizmanın yarattığı bir durum. Belki de farklı türlerin sentezi olması durumunun sebep olduğu bu tuhaflıklar her şeye rağmen filmden aldığınız keyfi hiçbir şekilde kaçırmayacak ama filmden çıkıp aynaya baktığınızda karşınızda pek ilginç bir yüz ifadesi göreceksiniz. Tuhaflıklarıyla ve de güzellikleriyle Jordan Peele’ın Get Out ve Us’taki dokunuşlarını Nope’ta da seçebileceksiniz.

Filmin ritmi ise neredeyse mükemmel bir şekilde dizilmiş. İki saat boyunca hikâye sizin dikkatinizi eline alacak ve finale kadar sürükleyecek. Kurulan duygusal gerilim buna rağmen finalden çok daha erken bir noktada zirve yapıyor ve uzunca bir süre zirveler arasında atlayıp duruyorsunuz. Yüksek bir heyecan seviyesi bir süre boyunca insanı taşısa da bu deneyim oldukça yorucu olabiliyor. Yine özellikle final kısımlarında film türler arası atlamaları çok sık yapıyor, tasarımlar ise çok radikal bir şekilde değişiyor. Bu durum bütün yapıya bir yandan bir tazelik katarken bir yandan da tematik uyuşmazlıklar yaratabiliyor.

Macera, korku, gizem, gerilim türlerinin herhangi birini seviyorsanız bu film size göre. Klişelerden kaçma konusunda zoraki yapaylıklara gitmiyor ama aynı zamanda bu klişeleri de çok özgün bir şekilde zorluyor. Kesinlikle deneyimlenmesi gereken bir yapım. İzledikten sonraki düşüncelerinizi de çok merak ediyorum, hatta aynadaki yüz ifadenizin bir resmini de çekebilirseniz…

Yazar

Filmlerde, oyunlarda, kitaplarda olsun güzel bir hikayeyi çok sever.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.