Bazen ezbere bildiğimiz bir hikâyeye getirilen farklı bir bakış açısı beni o kadar mutlu ediyor ki sanki yeni bir buluşa şahitlik ediyormuşum gibi heyecanlanıyorum. Gotik ve korku edebiyatının en kült eserlerinden biri olan Bram Stoker’ın Dracula’sının hikâyesini binlerce farklı kalemden okuduk, dinledik ve izledik. Fakat dün akşam yayınlanan Renfield filminin fragmanıyla kameralarımız odağını Dracula’dan, onun talihsiz ve bir o kadar da ilginç bir hikâyeye sahip uşağı Renfield’a çeviriyor ve ezbere bildiğimiz bir hikâyeye yeni bir bakış açısı getiriyor!

Aslına bakarsanız Renfield, benim çok sevdiğim bir tekniği kullanıyor ve bu da benim için filmi daha ilgi çekici kılıyor. Çok ünlü ve herkes tarafından tanınan bir karakterin yanındaki sıradan bir insana odaklanma üzerine kurulu bu teknik, her defasında beni içine çekmeyi başarıyor. Bahsettiğim bu ünlü karakterlere, onların dünyasında yaşayan diğer karakterlerin gözünden bakma fırsatı bulmamız çok değerli benim için. Örneğin dün akşam yayınlanan Renfield filminin fragmanı sayesinde Dracula’nın uşağı olmanın beraberinde ne gibi zorluklar getireceğini öğreniyor ve bundan büyük bir keyif alıyoruz.

Her ne kadar az önce Renfield’e “sıradan” bir insan muamelesi yapsak da fragmandan anladığımız kadarıyla Nicholas Hoult‘un canlandırdığı Renfield karakteri hiç de öyle sıradan olmayacak. Dracula’nın kendisine verdiği özel güçler sayesinde efendisi için avlanan Renfield, anladığım kadarıyla bu güçleri ilk kez insanları kurtarmak için kullandığında hayata bakış açısı değişecek. Sürekli olarak bir canavarı beslemek zorunda kalan Renfield, masum insanları bu canavara kurban etmek yerine farklı seçeneğinin olduğunu fark edecek ve böylece Dracula’ya karşı gelecek gibi gözüküyor. Ya da ben olayların böyle gideceğini varsayıyorum.

Renfield filminin Dracula’ya değil, Dracula’nın uşağına odaklanma fikrini çok beğendiğimi söylemiştim ama tabii ki Dracula’nın içerisinde bulunduğu bir filmde ondan bahsetmemek olmaz. Bin bir farklı rolde izlediğimiz Nicolas Cage’i bu sefer de Dracula rolünde görüyoruz ve ne yalan söyleyeyim biraz kafamız karışıyor. Açıkça söylemek gerekirse Nicolas Cage’in Dracula’sı, gerçekçi bir Dracula portresinden çok herkesin aklında ilk beliren bir Dracula karikatürüne benziyor. Sanırım bu seçim, filmin eğlenceli tonuna daha çok uyuyor.

Nisan ayının 14. gününde çıkacak Renfield filmi benim ilgimi çekmeyi başardı. Nicolas Cage’in karikatür Dracula’sı bir yana dursun Nicholas Hoult’un yansıttığı efendisine itaat etmekte isteksiz ve bir o kadar da çaresiz Renfield karakterini izlemeyi dört gözle bekliyorum. Sizin yorumlarınızı da çok merak ediyorum. Siz nasıl buldunuz fragmanı?

Yazar

Kalabalıkta sesini kaybetmemek için içerik üreten biri. Her ateşin iyi bir hikâyeye ihtiyacı olduğunu düşünür. Film, kitap, dizi, karikatür oyun ve müziğin her türlüsüne ilgisi vardır ama parası yoktur. Onu her yerde "Tavşan" diye çağırabilirsiniz.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.