Oscar’larla beraber “ödül sezonu” dediğimiz nane en sonunda bitti. Eğer ismi geçen filmleri ödüllere hazırlık olarak izlediyseniz, hangi filmin ne menem olduğuna dair bir fikriniz vardı, fakat benim gibi meseleye eksik yaklaştıysanız, muhtemelen Oscar’ları izlerken arada çıkan kliplerden bazı filmleri gözünüze kestirip, peşine düşme kararı aldınız. Belki bir replik, belki görsel kaliteydi sizi çeken. The Wolf of Wall Street‘te benim için bu çekimi yaratan, Leonardo DiCaprio’nun “This is my home!” konuşmasıydı.

O konuşmadan sonra ne bekliyordum bilmiyorum, ama karşımda seyrederken kendimi en kirli hissettiğim filmlerden biri çıktı.

The-Wolf-of-Wall-Street-Trailer7a

Wolf of Wall Street, belki yazarı Jordan Belfort yazdığında sadece çok fazla para kazanan insanların ne denli yoz olduğuna dair bir eserdi. Scorsese’nin elinde, 2008 krizinin sonrasında daha net bir odak noktasına sahip olmuş. Film tamamen Matthew McConaughey‘in başta yaptığı konuşma üzerine kurulu bir argümanı destekliyor. Finans sektörü, yani 2008 senesinde patlayan ve tüm dünyayı da beraberinde patlatan o endüstri gerçek olmayan bir şey üzerinden, gerçek umutların ve gerçek aç gözlülüğün, bazı insanların cebinde gerçek paralara dönmesinden ibaret.

The Wolf of Wall Street bunu sadece burada bırakmıyor. Bu “peri tozu” bazlı sektöre girenlerin kökenlerini de inceliyor. Bir nevi Scorsese‘nin derdi, “para yozlaştırır” mitini karşısına almak. Scorsese paranın yozlaştırdığını düşünüyorsa da filmini bunun üzerine kurmuyor. Onun gösterdiği şey, yoz olan insanların paraya daha kolay ulaşabildikleri gerçeği. Bunu baştan itibaren Belfort’un milyoner olma tutkusuyla çizmeye başlıyor ve Donnie‘den Brad‘e, Naomi‘ye kadar tüm karakterlerin tepe paraya ulaşmadan önce bir veya öteki şekilde yoz karakterlerinin ipuçlarıyla gelmeleri resmi tamamlanıyor. Yozlaşmamış karakterler olarak tasvir ettiği herkes, para düzleminde “kaybeden” oluyorlar en nihayetinde. Teresa‘yı kocası terk ediyor, Max evinde oturup çekirdek çitleyerek küçük televizyonunda dizi izliyor ve Denham evine metroyla dönüyor. Her şeyi yapmaya hazır olan kazanıyor, “düz oklar” ise kaybediyor.

15-outrageous-scenes-in-martin-scorseses-wolf-of-wall-street-we-cant-wait-to-see

Scorsese bu yozluk mefhumunu net ve açık bir şekilde vermeyi başarmış. Ofis içerisinde açıktan dönen seks partileri, uyuşturucuya sağlıksız bir bağımlılık, iyi insanların sırtından kazanılan paralar, hırsızlık; her biri The Wolf of Wall Street‘in argümanını destekliyor. İşin garibi, kendinizi aynen Stratton çalışanlarının olduğu gibi Belfort’a hayran olmuş bir şekilde buluyorsunuz. DiCaprio’nun sıklıkla dördüncü duvarı kırması, karakteri tüm yozluğundan ayrıştırıp, size yaklaştırıyor. Bu yüzden düşüşünü gördüğünüzde daha da karmaşık hislerle kapatıyorsunuz filmi. Bir yanınız tüm o leş yaşantının sonucunun bu olması gerektiğini bir noktada biliyor, ama bir yanınız mutlu son istiyor Belfort için. Hiç hak etmediğini bildiğiniz bir paye biçtirtip, sonra da orayı kapatıp gidiyor film.

İnanın bana, eğer yedi ölümcül günahın filmi çekilse, The Wolf of Wall Street kadar iyisi yapılamazdı. Şehvet, Oburluk, Kibir, Öfke, Kıskançlık… Belfort bu dürtülerin her birine yeniliyor üç saat boyunca. İşte Scorsese de son noktayı burada koyuyor. Denham‘ın metroda giderken gözüktüğü son sahnede, seyirciye bir seçim şansı bırakıyor. Bu dünyada şu dürtülere yenilmeyecek bir insan var mı? Daha da önemlisi, o dürtülere yenilmeden kazanabilmek mümkün mü? En azından, o dürtülere kendini koyvererek elde ettiğin şeye kazanmak denilebilir mi?

the-wolf-of-wall-street-office-party

The Wolf of Wall Street’in paranın insanları yozlaştırmadığı, halihazırda yoz adamların paraya ulaştığı fikri dışında net savunduğu bir şey yok. Çıkarmayı siz yapıyorsunuz. Denham’ın o son sahnesi bilerek muğlak bir tonda çekilmiş ve sebebi de bu. Denham pişman mı? O metroya bakarken “Ulan bir benim hayatıma bak, bir de onların?” mı diyor? Yoksa Denham’ın bakışı daha mağrur bir bakış mı? “Evet, bu hayat daha güzel” diyen türden? Size kalmış. Scorsese’nin altın dokunuşlarıyla geçen üç saat sonucunda, eminim sizin de bir fikriniz olacak.

Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.