GAME OF THRONES’un 6. Sezonunun En Şoke Edici, En Vurucu, En Böğür Parçalayıcı 10 Ölümü!
Son güncelleme: 2 Temmuz 2016
Ne bölümdü be! Bütün bir sezonun kirini pasını resmen üzerimizden aldı, sezon başlamadan önce yapımcıların neden “Bu sezon en iyisi olacak” dediğini anlamamıza vesile oldu. Başından sonuna kadar, Gizmodo’nun attığı muhteşem “Game of Thrones’da az evvel kelimenin tam anlamıyla her şey oldu” başlığının hakkını verecek bir finaldi. Asırlardır süregelen “Game of Thrones’un en iyi bölümü, 9. bölümlerden çıkar” algısını da paramparça etti.
Ama elbette tüm sezon bu finalden ibaret değildi. Acımız tazeyken, geriye dönüp Game of Thrones’da bu sezon en şok edici, en vurucu, en böğür parçalayıcı 10 ölümü sıralayalım dedik. Yalnız dikkat, belirtelim, sıralamayı şok değeri üzerinden yaptık. Yani bize en tokat gibi gelen ölümler, tokatın sertliğine göre listelendiler şu an! Buyurun efendim, sıcak sıcak, acı acı!
Ha bir de, söylemeye gerek yok ama… SPOILER!
10. Osha
Osha’yı severdik. Tüm Wildling’lere karşı kanımızın kaynamasına sebep olan bir samimiyeti vardı kızcağızın. Harbi bir insandı. Ancak ne yalan söyleyelim, dördüncü sezon civarında Bran’i ardında taşırken ölse daha çok üzülürdük muhtemelen. Araya yıllar ve yollar girdikten sonra, bir bölüm görüp ötekisinde elveda etmek çok da şoke edici gelmedi. Eski zamanların yüzü suyu hürmetine ekledik.
9. Rickon Stark
Ah be oğlum Rickon be, ah be yavrum be! Ah be garibanım, saf çocuğum benim! Zaten tüm dizide yorgan döşek iki repliğin falan vardı, seni gördüğümüzde unutuyorduk, en akılda kalıcı sahnen Shaggydog ile çayırda oynayışındı; o da daha önemli sahnelerin arka planındaydı. Zig zag yapaydın be oğlum be, az buçuk sağa sola kıraydın ya! Yazık oldu Stark efendiye…
8. Roose Bolton
Roose Bolton hak ettiği nefreti göremedi sanki, değil mi? “Lannisters send their regards” sahnesinin baş aktörü olmasına rağmen, öyle bir Joffrey kadar, bir Olly kadar, hatta Jeor Mormont’u öldüren o it Night’s Watch üyesi kadar bile nefretimizin ortak odağı olamadı. Belki Michael McElhatton‘un sütlü çikolata kıvamındaki ses tonuydu bunun sebebi. Her neyse, yine de ölünce bir sevindik. Ölümü manidar olunca da, ekstra arttı bir sevincimiz…
7. Walder Frey
Lannisters send their regards demişken… Dört sezondur bunu bekliyorduk be! Dört sezon, dile kolay. Yüzde doksan bulunduğu yapımın it karakterini oynayan, oynamadığında da acayip it gibi gözükmesinin hikayede bir şaşırtmaca olarak kullanıldığı David Bradley sağ olsun, baya nefret etmiştik Walder Frey’den. Ama ölümünün öyle hafif olmaması gerekiyordu. Arya sağ olsun, en pisinden öldü adam! Helal olsun Arya, parti kur arkandayız!
6. Shaggydog & Summer
Bu ikili, sezonun farklı yerlerinde öldüler. Biz de onları buraya beraber dahil edelim dedik. Shaggydog dünyanın en şaşaasız ölümüyle gitti, kendisini bile göremedik, kafasıyla tanıştık sadece. Summer ise Bran’in zıpçıktılığı yüzünden, kendini feda etmek pahasına İlk İnsanlar’ın rahmetine kavuştu. İki kurdu da çok severdik. Tüm kurtları çok seviyoruz zaten. Artık ölmesin lan kurt falan, gerçekten yüreğimiz kaldırmıyor.
5. Ramsay Bolton
Westeros’un en dengesiz piçini öldürmek için Game of Thrones yazarlarının büyük bir sorumluluğu vardı. Ramsay ölecekti, bunu biliyorduk bir kere! Çünkü bu kadar dengesiz bir karışım, kabına sığmazdı, patlayacaktı. Ama o patlama böyle mantar bulutları yaratmalıydı, atom bombası etkisi yapmalıydı. Maşallah kendi köpeklerine yedirerek, bu çıtanın altından alınlarının akıyla kalktılar. İyi öldü Ramsay, son gördüğü kişinin de Sansa olması ayrı bir hoştu.
4. Walda Frey
İlk etapta “kim lan bu?” diyebilirsiniz, bahsettiğimiz karakterin Roose’un Frey’lerden alıp mercimeğini fırınına koyduğu naif kızcağız olduğu aklınıza biraz geç gelirse kızmayız. Ancak dedik ya, şoke edicilik bakımından sıralıyoruz ölümleri diye? Yeni doğum yapmış bir kadını, kucağında bebeğiyle köpeklerine yediren Ramsay, bir anda pezevenkliğin yeni doruklarına ulaştı. Vurucu bir andı, aklımızda da yer edecek kare kare.
3. Hodor
Hodor. Hodor hodor hodor. Hodor hodor, hodor hodor hodor. Hodor; hodor hodor hodor hodor hodor, hodor hodor. Hodor hodor. Hodor hodor hodor! Hodor hodor… Hodor, hodor hodor hodor hodor hodor hodor. Hodor “Hodor hodor hodor” hodor? Hodor hodor hodor. Hodor hodor hodor, hodor hodor hodor! Hodor hodor hodor hodor, hodor hodor hodor. Hodor hodor hodor hodor! Hodor!
2. Margaery Tyrell & High Sparrow
Bu… Bu zaten, dizi tarihinin en acımasız sahnelerinden biri olarak geçecek kayıtlara. Tamam, yerinin sadece bir önceki bölümden yapılmış olması –Tyrion’un “biz wildfire’ları şurada saklarız, bildin mi” anektoduna çok dank girişiyle birlikte– biraz hafif siklet bir hareketti. Ancak yani, o ne be? O nasıl bir müzik beslemesi? O nasıl bir acımasızlık? Cersei n’aptın sen? Hani Margaery ve High Sparrow’u yazdık oraya, ama Loras da gitti, Kevan da gitti, bütün dinci örgüt gitti neredeyse. N’oldu ya öyle?
1. Tommen Baratheon
Ama işte, en vurucusu buydu. Game of Thrones’un altıncı sezonunu sık sık eleştirdik çok tahmin edilebilir olmakla. Hollywood’un kokuşmuş drama kurallarına fazla biat etmesi bir problemdi. Belli ki Martin, Benioff & Weiss ikilisine yol haritasını çizmiş, ama yolu zerafetle aşmanın püf noktalarını paylaşmamıştı. Benioff da X-Men: Origins Wolverine’i yazan adamdı sonuçta, Martin dayanağı olmayınca gidişatı ekseriyetle bildiği klişe dramatik yöntemlerle çizdi. Ama Game of Thrones öyle bir dizi değildi, Game of Thrones’un büyüsü bütün hikayenin çok kararlı bir biçimde drama kurallarına zig zag çizerek dokunmayışıydı.
Game of Thrones Tommen’in ölümü gibi bir hikaye işte. Martin öyle yazdı, ve dizi de öyle olmalı. Hiç beklenmedik bir anda, drama kuralları bunu dikte etmezken, alıştığımız hikaye anlatım teknikleri tersine işaret ederken; aynı anda en gerçekçi, en insani ve en çarpıcı olana dönebilmek Game of Thrones’un kalıbı. Ve o kalıbını Tommen pencereden kendini atınca masaya vurdu dizi. Kusursuz işlenmiş bir sahnenin, nefes kesici derecede vurucu finaliydi. Game of Thrones, o sahneyle erimekte olan kalbini şöyle bir tuttu, aldı, cümlemizin ortasına attı. Biz de bu saatten sonra unutursak bizim kalbimiz kurusun!
PS: Onlar da unutturmasın ama be!
Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.
Tüm yazıları (2655)









Yorum Yap