İçeriğe geç
Oyun 8 dk okuma

Gelmiş Geçmiş En İyi 10 J-RYO

Mert Günhan
Gelmiş Geçmiş En İyi 10 J-RYO

Yazarlık hayatıma, 14 yaşındayken Trgamer’da Shin Megami Tensei: Digital Devil Saga incelemesi yazarak başlamış birisi olarak, envai çeşit JRPG’nin hayatımda çok önemli bir yeri olduğunu inkar edemem.

Her ne kadar rol yapma oyunlarına gönül vermiş ve ömrü zarlarla geçmiş birisi olsam da, konsol rol yapma oyunlarında her zaman beni etkileyen bir şeyler olmuştu.

Japon halkı, hikaye anlatımı konusunda başarılı bir halk. Bu insanların kültürlerinde yer alan hikayeler, insan ilişkilerinin, sevginin, bağların ve arkadaşlığın yaşamın üzerindeki etkisi ile ilgilidir. Bunları dolaylı yollardan anlatırlar, anlatım teknikleri farklıdır, güncel ve gelenekseli birleştirir, bunu yaparken de insanın gözlerinden yaşlar getirmeyi başarırlar.

Bu sebeple JRPG külliyatına baktığımız zaman işlenen temaların genellikle yukarıda bahsettiğim elementler üzerinden geliştiğini söylemek çok yanlış olmaz.

Bu muhteşem listede ise sizler için seçtiğimiz gelmiş geçmiş en iyi 10 JRPG’yi bulacaksınız, eğer bu oyunları oynamadıysanız “Ben JRPG oynuyorum” dememenizi ve bir an önce bu oyunlara göz atmanızı tavsiye ediyoruz, şiddetle.

Kriterlerimiz her zamanki gibi, yazıdan önce bold ve listelenmiş vaziyette, şu şekildeler.

  • Her seriden sadece bir oyun alıyoruz.
  • Japon Rol Yapma Oyunları, ya da J-RYO’lar, aynı Batılı RYO’lar gibi XP bazlı bir level sistemine sahiplerdir, fakat türü diğerlerinden ayrıştıran en önemli şey savaş sırasında sıra tabanlı işleyen farklı bir ekrana geçilmesidir. Taktiksel RYO’larda da bu böyle olur, fakat J-RYO’larda çoğunlukla karakterlerin yerlerini belirleyemez, savaş ekranında hareket ettiremezsiniz.
  • Ve her zamanki gibi, tarihi önemlerinden çok, safi kalitelerini ele aldık, eğer aynı seride bir oyun ilk oyunun tüm hatalarını düzeltmişse, sadece ilkinin ehemmiyeti fazla diye o oyunu listeye almamazlık etmedik.

Bu serideki diğer listelerimiz ise şu şekildeydi:

 

10. Earthbound

Earthbound

Shigesato Itoi tarafından yazılan Earthbound, Super Nintendo sistemine çıkan en değişik yapımlardan birisi olabilir. Asıl adı Mother 2 olan oyun, aslında Japonya’da çıkan Mother serisinin 2.oyunu fakat Amerikanya dünyasına EarthBound adı ile 1995 yılında geldi. Ness isimli bir çocuğun arkadaşlarıyla birlikte Giygas isimli şeytani bir varlığı durdurmaya çalışırken başlarından geçenleri konu alan oyun, özellikle sonu ile milyonlarca küçük yaşta oyuncunun kafasını uçurmuştur. Ayrıca tabii ki “You cannot grasp the true from of Giygas’ attack!”

 

9. Radiata Stories

Radiata Stories

PlayStation 2, şüphesiz JRPG’lerin altın beşiğiydi. Radiata Stories ise bu beşiğe çıkmış en tatlı hikayelerden birisini sunuyordu. Noriyuki Iwadare tarafından bestelenen müzikleri, insanın içini ısıtan hikayesi ve karakterleriyle Japonya’da epey sevilen bir oyundu. Yapısı itibariyle Amerikanya’da pek tutmadı fakat o dönem çıkan en güzel açık dünya oynanışına sahip RPG’lerden idi. Oyunda üç adet ana karakteriniz vardı ve bu karakterlerin her birinin hikayesi birbirinden güzeldi.  O dönem çıkan “partinize katabileceğiniz GENİŞ karakter kataloğu” trendine uyan Radiata Stories’de partinize katabileceğiniz 176 adet NPC mevcuttu ve hikayenin gidişatına göre bu karakterlerden bir kısmını kaybedebiliyordunuz, Radiata Stories gerçekten güzel fikirlerle dolu, küçük bir DVD içinde kocaman bir dünya sunuyordu.

 

8. Vagrant Story

Vagrant Story

Çıkışından 10 yıl geçmesine rağmen Ashley Riot’u unutmak mümkün değil. Kurgusal Valendia’da geçen Vagrant Story, ,dönemine göre çok değişik bir rol yapma oyunuydu. PlayStation’ın konsol yapısını doğru düzgün kullanabilen nadir JRPG’lerden olan Vagrant Story, özellikle bizleri karakterleri ve karakter tasarımları ile kendisine aşık etmişti. Oyunun yapım hikayesi de epey ilginçti aslında, Final Fantasy Tactics’i yapan ekip tarafından çıkartılan bir başka Square oyunu olan Vagrant Story, daha sonra devam etmese bile gerçekten çok tatlı bir deneyimdi.

 

7. Shadow Hearts: Covenant

Shadow Hearts Covenant

Shadow Hearts: Covenant, kaçırdığınız, gelmiş geçmiş en hakkı yenen JRPG’lerden biri olabilir. 1.Dünya Savaşı döneminde Avrupa’da geçen oyun (Nautilus’un bütün oyunları Avrupa’da geçiyor hemen hemen) Karin Koenig isimli bir Alman subayı ve ilk oyundan tanıdığımız, iblise dönüşebilen Yuri Volte Hyuga’nın hikayesini anlatıyordu. Covenant, ilk Shadow Hearts’ta yer alan her şeyi daha da ileri götürüyordu, Judgment Ring sistemi yenilenmişti, Crest Magic sistemi eklenmişti, oyunun savaş sistemi komple elden geçip zaten iyiyken, mükemmelleştirilmişti. Avrupa’da başlayan hikaye, dünyanın çeşitli yerlerinde geçiyor ve pek çok tarihsel öğenin kurgulanmış halini içeriyordu. Hikaye garip olmasına ve pek çok bilim kurgu, okült, orta çağ öğesini içeriyor olmasına rağmen çok akıllıca kurgulandığından bir dakika bile kendisinden soğutmamayı başarıyordu.

 

6. Suikoden IV

Suikoden IV

Her ne kadar serinin hayranları buraya Suikoden IV yazmama kızacak olsa bile, şunu kabul edelim, Suikoden II iyi bir oyun olmasına rağmen asla Suikoden IV’ün karakterleri kadar renkli kişiliklere sahip değildi. Razril’de şövalye olmaya çalışan bir gencin hikayesini anlatan Suikoden, özellikle yan karakterlerinin gelişimiyle gönlümüzde taht kurmayı başarmıştı. Tabii ki yan karakterlerden bahsederken Snowe Vingerhut’tan bahsediyorum. Oyunun başında arkadaşımız olan Snowe’un, hikaye boyunca yaşadığı değişim, gerçekten de o zamanlar rol yapma oyunlarında çok fazla kullanılmayan bir elementti. Ayrıca her Suikoden oyununda olduğu gibi 100’ün üzerinde karakteri partinize katabiliyordunuz ve hepsinin ayrı bir hikayesi vardı.

5. Kingdom Hearts 2

Kingdom Hearts II

Kingdom Hearts’ın bu listede olması aslında size ilginç gelebilir fakat kim ne derse desin, Kingdom Hearts serisi her yanıyla taş gibi JRPG öğelerinin hepsini çatır çatır kullanıyor. Fakat seri içinden seçmem gerekirse bu kesinlikle Kingdom Hearts 2 olurdu. Rol yapma oyunları arasında gerçekten hikayesel olarak çok farklı elementlere sahip KH2, özellikle Disney’in karakterleri ve dünyaları ile, Batı’nın “iyi yönlerini” alıp bunu kendisine şahane bir şekilde entegre etmiş bir yapım. Kingdom Hearts 2, ilk oyun ile ilgili her şeyi alıp geliştirip, çok daha geniş bir tabakta sunarak, gerçekten farkını ortaya koyan bir oyundu.

 

4. Shin Megami Tensei: Nocturne

Shin Megami Tensei Nocturne

Atlus’un incisi Shin Megami Tensei serisi, anlatılmaz yaşanır bir seri. Her ne kadar ilk iki oyun da gayet muhteşem olsa da, serinin 3. Oyunu Nocturne, gerçekten bi başyapıt. Dünyanın yok olup “ara bir evreye” girmesi ile kendisini bu garip varoluşta iblis olarak bulan bir gencin başından geçenleri anlatan Nocturne, hikayesi ile aklınızı alıyordu. Uğursuz dünyası, karanlık atmosferi, savaş sistemi, oyunda karşılaştığınız iblisleri partinize katabilme özelliği ve açık dünya oynanışı ile sizi kendisine bağlayan yapım, aynı zamanda her mitolojiden her varlık ile ilgili bilginin-hikayenin bulunduğu “ansiklopedisi” ile insanı büyülüyordu.

 

3. Breath of Fire: Dragon Quarter

Breath of Fire Dragon Quarter

Japonya’da çok sevilen Breath of Fire serisinin 5.oyunu olan Dragon Quarter, ilk çıktığında her ne kadar serinin hayranlarını ikiye bölse de, oyunun serinin genel yapısından beklenmedik bir farklılığa sahip olduğunu söyleyebiliriz. PlayStation 2’ye çıkan Dragon Quarter, bambaşka savaş sistemi, güçlü hikayesi ve tartışmalı SOL (Scenario Overlay System) sistemi ile çok konuşulmuştu. Genel olarak hikayenin keşfedilmemiş noktalarını keşfetmeniz ve oyunun zorluk seviyesi ile başa çıkabilmeniz için tasarlanan SOL sistemi, daha sonra Dead Rising’de de kullanıldı. Breath of Fire: Dragon Quarter, kullandığı radikal tasarım öğelerinden dolayı gerçekten eşi benzeri bulunmaz bir oyundu.

 

2. Persona 4

Persona 4

Tamam listede aynı seriden iki oyun olmayacak demiş olabilirim fakat Persona serisi ve Shin Megami Tensei serileri birbirinden çok farklı yapımlar, oynayanlar zaten bunu bilirler. Persona serisinin her oyunu çok güzel, her oyunu çok “olmuş” ve her oyunu bambaşka. Fakat içlerinden biri var ki, sırf karakterleri ile bile diğerlerinden ayrılıyor. Persona 4, Persona 3’ün iç karartıcı finalinden ve atmosferinden sonra gerçekten İLAÇ gibi gelmişti. Birbirinden güzel ve gerçek karakterleri, hepsinin hayatla ilgili görüşleri, sorunları ve sıkıntıları, oyunun hikayesinin omurgasını oluşturuyordu. Genel olarak Persona serisinin bel kemiği olan “insanların diğer yüzleri” temasını muazzam şekilde işleyen Persona 4’ü hala oynamadıysanız, kalkın, bir PlayStation 2 edinin ve hemen DVD’sini ebay’den sipariş edin, pişman olursanız, size paranızı şahsen geri vereceğim.

 

1. Final Fantasy X

Final Fantasy X

Yani ne bekliyordunuz ki? Final Fantasy X, çıkışından 14 yıl sonra hala bir numara, hala gelmiş geçmiş en iyi JRPG ve hala Tidus’un Yuna’ya olan aşkı kadar güçlüsünü hiçbir video oyununda görmedik. Final Fantasy X, Japon kültürünün en pür noktalarını alıp, muhteşem bir şekilde rafine edilerek ortaya çıkartılmış, insan olarak sizi en güçlü yerlerinizden yakalayan ve sizinle ilgili çoğu şeyi düzelten, sizi daha iyi birisi yapan bir oyun. Çıkışından 14 yıl sonra Final Fantasy X, gelmiş geçmiş en iyi oyunlardan biri olmasının yanında, gelmiş geçmiş en iyi JPRG olarak buraya bileğinin hakkıyla geliyor. Ayrıca oyun yakınlarda HD olarak yeniden piyasaya sürüldü, daha ne olsun?

 

Mert Günhan

14 Yaşından beri oyunlarla ilgili yazıyor, Trgamer, Oyungezer, Merlin'in Kazanı ve daha pek çok platformda yazdı. Arada dizi yazar, şu anda bir kitap yazıyor, insanlık onurunun depresif müziği yeneceği günü bekliyor.

Tüm yazıları (107)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.