Kasım Ayı İçerisinde Yapılmış 6 Merak Uyandırıcı Arkeolojik Keşif
Geçen ayki yazıyı yazarken de şaşırmıştım, müsaadenizle bir daha şaşırmak istiyorum: Büyük bir cehalet içerisinde arkeolojinin ölü bir bilim falan olduğunu sanıyormuşum ben. Yani üzerine düşündüğümden değil ama sanki kafamın bir yerinde kazıp çıkarılabilecek her şeyin müzelerde yerini aldığını falan kabullenmişim sorgulamadan. Halbuki dünyanın dört bir köşesinde neredeyse her gün yeni mezarlar, batık gemiler, ilginç ritüellere ait merak uyandırıcı izler ve hatta tümüyle kaybolmuş yerleşkeler bulunuyormuş.
İşte bunlardan içinde bulunduğumuz Kasım ayı sırasında çıkartılmış en merak uyandırıcı 6’sı huzurlarınızda. Geçen ayki gibi bu ayda, Discovery Channel başta olmak üzere benzer yayınların haberlerinden derlenmiştir. Buyurunuz!
İpek Yolu Üzerinde 1700 Senelik Bir Mezarlık Bulundu

Bu habere dair ilk tepkiniz “1700 sene önce ne ipeği, ne yolu?” ise hemen ilk önce onunla ilgilenelim: Antik dönemde de Batı (meali: Roma) Doğu ile (meali: Çin) ticaret yapmaktaydı. Birkaç yıl süren bir kazının sonucunda bu ticaret rotası üzerinde, günümüz Çin’inin Kucha şehrinin yakınlarında bir mezarlık bulundu. Araştırmacılar mezarlığın tekrar tekrar kullanıldığını düşünüyorlar, fakat bulunan kemiklerin kime ait olduğunu kestiremiyorlar. Tahminlere göre mezarlıkta en az 10 kişi gömülü. Kucha (eski adıyla Qiuci) çok önemli bir geçiş noktası olduğundan, belki de yolda ölenlerin gömüldüğü bir yerdir bu mezarlık, kim bilir?
Ege Denizinde Sular Altında Kalmış Antik Bir Yerleşke Keşfedildi

Daha doğrusu şöyle diyelim, keşfedilen şeyin antik bir yerleşke olduğu fark edildi. Yunanistan’da faaliyet gösteren Ulusal Helenik Araştırma Vakfı, Ege Denizi’ndeki Delos adasının açıklarında eskiden bulunmuş olan su altı kalıntılarının tahmin edildiği gibi batmış bir liman değil, komple bir yerleşim bölgesi olduğunu açıkladı. Bu açıklamaya sebep olan şey ise önceki bulguların yanında sur, çömlekçi ve atölye binalarının bulunmuş olması. Yani tam anlamıyla bir su altı Pompeii’siyle karşı karşıyayız.
12.000 Yıllık Bir Çocuk Mezarı, Buz Çağı Cenazelerine Işık Tuttu

Bu mezara aslında yaklaşık 4 sene önce ulaşılmıştı, fakat kazılara geçen sene tekrardan başlanınca, ortaya çok ilginç bazı gerçekler çıktı. Alaska’da yapılan araştırma sırasında arkeologlar ilk bulunan çocuk iskeletinin altında bir tane daha olduğunu fark etti. Kız oldukları anlaşılan çocukların, neden beraber gömüldükleri bilinmiyor; zira bunun dünya üzerinde bir örneği daha yok. Araştırmacılar iskeletlerin ikiz kardeşlere ait olduğunu düşünüyorlar, fakat bu alttaki çocuğun özenle ve yanında özel eşyalarla gömülmüş olmasına rağmen üsttekinin çok daha az dikkat gösterilerek ve çok daha az eşyayla gömülmüş olmasını açıklamıyor. Şimdilik bilim adamları DNA testinin sonuçlarını bekliyorlar.
170 Yıldır Kayıp Keşif Gemisine Ait İlk İz Bulundu

19. yüzyılın ortalarında İngiliz John Franklin tarafından yönetilen HMS Erebus gemisine dair bugüne kadar hiçbir iz bulunamamıştı. Kanada’nın kuzeyindeki Arktik toprakları keşfetmek için yola çıkan Erebus’un keşif gezisi faciayla sonuçlanmış, onu araştırmak için gönderilen gemiler Erebus mürettebatının hastalık, zehirlenme ve soğuğa bağlı hastalıklardan birer birer öldüğünü arkada bırakılan bazı mezarlardan öğrenmişti. Fakat Erebus’un kendisi bir türlü bulunamamıştı: Bugüne kadar. 2008’den beri gemiyi (ve ekürisi HMS Terror’u) araştıran Parks Canada, en sonunda gemiye dair ilk izi buldu: Bronz bir çan. Parks Canada bundan güç alarak, şimdi geminin kalanını bulmaya çalışacak.
Meşhur İngiliz Malikanesinde Şeytan ve Cadı Korumaları Keşfedildi

Canterbury başpiskoposları tarafından 8. Henry’ye hediye edilen ve Virginia Woolf’un Orlando romanına konu olan meşhur malikanede çok ilginç bazı izler fark edildi. Eve ait hiçbir dökümanda bahsi geçmeyen, 400 yıldır hiç kimsenin bulamadığı izler, Londra Arkeoloji Müzesi eve renovasyon yapmak için kolları sıvayınca keşfedildi. Dendrokronoloji kullanılarak izlerin yaklaşık olarak 1606 yılında kazındığı öğrenildi. Peki bu izler neyin izleriydi? Sembollerden anlaşıldığı kadarıyla James I döneminde toplumu katolikliğe karşı kışkırtmak ve genel olarak propaganda yapmak için abartılan cadı ve iblis “tehlikesine” karşı evin sahipleri ritüelistik bir koruma yapmak istemiş. Büyük ihtimalle de bunu dile getirmenin korumayı nötralize edeceğinden korkmuşlar. E başarmışlar, 400 sene kimse bulamamış bunları düşünsenize?
Yedi Yasadışı Arkeolog 3500 Yıllık Tapınağı Ortaya Çıkardı

Aslında bu Ekim ayında oldu, fakat geçen yazıda yer vermediğimiz için bu sefer de atlamak olmazdı. Meşhur Giza’da, bir evin altında kazı yapan yedi yasadışı arkeolog (arkeolog diyoruz, ama ne olduklarına tam hakim değiliz) muhteşem bir buluntuya imza attı. Mısır’ın konuyla ilgilibakanı Memduh El-Damaty’nin açıklamasına göre kireç taşından yapılma, hiyerogliflerle kaplı devasa bloklar ortaya çıkartıldı. Bu blokların firavun 3. Tuthmose döneminden kalma oldukları zannediliyor. Yani bu yedi kafadar, kendi başlarıan 3500 yıllık bir tapınağı ortaya çıkardılar! Mısırlı yetkililer şimdi alanı arkeolojik bir kazı bölgesi olarak ilan ettiler ve meseleyle bizzat ilgileniyorlar. Yedi amatör arkeolog ise tutuklandı, haklarında soruşturma başlatılacak.
Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.
Tüm yazıları (2655)
Yedi kafadara üzüldüm sen o kadar önemli bir şeyi bul devlete ver seni tutuklasınlar amatör arkeologluk ruhum söndü .s