Sitenin adı Geekyapar ise eğer, yapan geek’e kıymet vermeyeceksek, ne önemi var? Biz biraz böyle düşünüyoruz, öyle hareket ediyoruz. Bu yüzden de Ayhan Aydoğan’ın hikayesini düşününce, pek coştuk, pek sevindik. Sevincimizi de paylaşalım istedik. Sizden bizden çok da farklı olmayan biri, güzel bir şeyler yapa yapa bir yerlere gelmiş neticede. Ayhan Aydoğan Amerika’daki Riot Games’in art ekibinin içinde Türkiye’den gidip de yer alan tek vatandaşımız. Kendisi bu kadar başarılı bir tasarımcı iken kendisi ile bir röportaj yapmak kaçınılmazdı. Hem okuldaş, hem de hayranı olduğum Ayhan’a bakın da neler sordum.

 

ayhan-aydogan-sprmn

Öncelikle şunu çok merak ediyorum. Mekatronik okuduktan sonra tam olarak ne noktada, ya ben bu işlere katlanamıyorum! Ben çizim yapmak oyun tasarlamak istiyorum dedin?

Sslında tam olarak katlanamıyordum demek tam doğru olmaz sanırım. Mekatroniği de çok severek okudum ama mühendislik benim için doğru tercih değildi ve hakikaten tutkum olan bir mesleği tercih edebileceğimin farkında değildim. Çizime olan ilgim küçüklüğümden beri vardı aslında  fakat ne yazık ki ülkemizde hayallerinin ve yeteneklerinin peşinden gidip farklı alanlara yönelmek isteyen pek çok insana olduğu gibi bana da verilen öğüt, “Sen bu istediklerini yine yap ama hobi olarak yap” 🙂 oldu. Tabi bunların hepsi iyi niyetle, ülkenin gerçekleri çerçevesinde verilen öğütlerdi. Ama insanı her zaman yetenekleri doğrultusunda yönlendiren öğütler de değildi. Dediğim gibi mekatroniği doğru sebeplerle seçmedim ama severek okudum. İlk senemden itibaren hocalarımla güzel ilişkiler kurma ve büyük projelerde çalışma fırsatı buldum.

Bir yandan güzel bir gelecek umuduyla Mekatronik’te kendimi geliştirmeye çalışırken bir yandan da Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nden dersler alıp ‘hobimi’ geliştirmeye çalışıyordum. Daha sonra çeşitli yerlere poster, logo ve web sitesi tasarımları yapmaya başladım. Sanata olan ilk profesyonel adımım bu oldu diyebilirim. Oyun geliştiricisi olacağım diye bir hedef koymak benim için kolay değildi. Ne yeterli vizyonum vardı ne de çevremde ulaşabileceğim bir örnek bulmak kolaydı. Sabancı’dan mezuniyet tarihim yaklaşırken bir startup oyun şirketinden UI artist olarak çalışmak üzere teklif aldım. Bu benim için bir karar anı oluşturdu diyebilirim. Kritik bir andı çünkü ya yıllardır çalıştığım kariyerimi bir anda geride bırakıp büyük bir risk alacaktım ya da benim için güvenli olan balonun içinde kalıp tutkularımı bastıracaktım. O an öyle bir yol ayrımındasınız ki vereceğiniz karar sonucunda birbirinden farklı iki hayat yaşayacaksınız. Yani sadece mesleğinizi değiştirmiyorsunuz, aynı zamanda nasıl bir insan olduğunuzu da değiştiriyorsunuz. Karar kritikti ama benim için neyi seçmem gerektiği çok açıktı. Her şeyi geride bırakıp bu büyük riski almayı tercih ettim.

 

Amerika’da bu konuda master yapmak seni ne oranda geliştirdi? Bağlantılar bulmanda yardımcı oldu mu?

Amerika’da master yapmanın iki büyük yardımı oldu; İlki Türkiye’deyken aslında sektörün yeni gelişmekte olması, sanatçıya değer verilmemesi ve bu işi düzgün öğrenebileceğiniz insanlara ulaşmanız çok zor olduğundan dolayı aslında bir kafesin içerisinde gibisiniz. Bu kafes daha çok kişinin ruhunu ve zihnini hapseden bir kafes -en azından ben böyle düşünüyorum – ve bu sizin yeteneklerinizi keşfedip gelişmenizi engelliyor. Dünya da pek çok başarılı online sanat kursları var aslında ve onlar sizi teknik olarak geliştirebilir ama Türkiye’de bu öğrendiklerinizi uygulamaya dökebileceğiniz bir yer bulmak zordu. Bir sanatçı olarak yeteneklerimi tam anlamıyla kullanmaya başladığım an bahsettiğim zihinsel hapishaneden kaçabildiğim andı ve bu da Amerika’da oldu. İkincisi ise Amerika oyun endüstrisinin en gelişmiş olduğu yerlerden biri ve insanlarla fiziksel olarak tanışmak, şirketlerin nasıl çalıştığını anlamak açısından ideal bir ortam sunuyordu. Ama şunu da söylemem lazım bu insanlarla iletişim kurmak için Amerika’da olmanıza gerek yok, oyun endüstrisinde ki insanlarla sosyal medya üzerinden iletişim kurmanız oldukça kolay. Genelde herkes çok yardım sever ve iletişime açık.

 

ayhan-aydogan-screenshot023

 

Joe Madureria gibi hem Marvel’da Uncanny X-Men, Avenging Spider-Man çok önemli işlerin çizeri, hem de Battle Chasers’ın yaratıcısı, bir de oyun geliştiricisi, tam bir üretim makinesi ile çalışmak nasıldı? O ekibe nasıl dahil oldun?

Battle Chasers benim ilk okuduğum çizgi romanlardandı ve Joe Mad bana en çok ilham vermiş ve bu işe başlamama sebep olmuş çizerlerden birisiydi. Masterımı yaparken o yaz için staj arıyordum ve Joe Mad’in Battle Chasers projesine geri döndüğünü ve çizgi romanı oyun olarak devam ettireceğini öğrendim. Bir fan boy olarak bu beni inanılmaz gaza getirdi. Hemen Airship Syndicate’ı araştırmaya başladım ve internette şöyle bir ilanlarını gördüm ‘We are looking for badass 3D artist’. Joe’ya anında aynı temada bir mail yazdım ve aradıkları badass artistin ben olabileceğimi söyledim :). Normalde bu kadar cesur bir şekilde başvurmam her hangi bir işe ama o an içimden o şekilde yazmak geldi ve işin güzel yanı bu yaklaşımım Joe’nun çok hoşuna gitmiş. Daha sonra işlerimi de beğendiler ve onlarla çalışmaya başladım. O sıralarda takım Kickstarter projesine hazırlanıyordu ve ekibimiz çok küçüktü ama bir o kadar da güçlüydü. Bu kadar kritik bir anda kahramanım olan insanları tanıyabileceğim ve onlarla çalışabileceğim bir projenin önemli bir parçası olmak benim için çok büyük bir deneyim oldu.

Battle Chasers ekibinde tam olarak ne yapıyordun?

Battle Chasers ekibinde bir çok farklı görevlerde çalışıyordum. Çünkü ekibimiz her ne kadar endüstride ki işinin ehli insanlar tarafından kurulmuş olsa da ekip küçüldükçe daha çok görev üstlenmek zorunda kalıyorsunuz. Bu sebeple takımdaki hemen herkesin birden fazla görevi vardı. Ben hem karakterler hem de environmentlar için modelleme ve kaplama yapıyordum. Bunun yanısıra ‘ world building’ dediğimiz oyun içinde ki  levelların ve dünyanın görsel tasarımları üzerinde çalışıyor ve ekibe zaman zaman da konseptler için de yardım ediyordum. Aslında ekibe kabul edilme sebeplerimden biri de bu özelliğimdi diyebilirim. Çünkü böyle takımlar genelde multi fonksiyonel insanları işe almayı tercih ediyorlar. İşin en güzel yanı ise bu kadar farklı görevler üzerinde çalışmak sizi hem çok hızlı geliştiriyor hem de oyun yapımı konusunda ki büyük resmi daha iyi kavramanıza yardımcı oluyor.

 

ayhan-aydogan-tristurnaround (1)

 

Riot Games’e nasıl geçtiğini de paylaşabilir misin bizlerle?

Riot’ a geçişim çok enteresan oldu. Özellikle ‘patron’ , ‘müdür’ kültürüyle diğer bir deyişle efendi, ağa, reis kültürü içerisinde büyüdüğümüzü düşünürsek teklif hiç beklemediğim bir şekilde geldi. Bir gün Joe benimle konuşmak istediğini söyledi ve yanına gittiğimde Riot’ın bana bir teklif vermek istediğini ve yakında benimle iletişime geçebileceklerini söyledi. Bunun benim için güzel bir kariyer fırsatı olduğunu, mutlaka değerlendirmem gerektiğini söyledi. Bu söylediklerini hemen idrak edemedim çünkü patronumun bana benim için daha iyi olacak bir iş teklifiyle gelmesi çok büyük bir sürprizdi. Üstelik ekibimiz küçük olduğundan ayrılmam onlara zarar verecek olmasına rağmen, Joe’nun yaklaşımı benim için en iyi neyin olacağıydı. Hikayenin diğer tarafında da Riot’ın önce Joe ile iletişime geçmesi de çok büyük bir jestti, Joe’ya duydukları büyük saygıyı gösteriyordu. Sanırım Battle Chaser ekibiyle ilgili diyebileceğim en güzel şey beni sadece yaptığım işte teknik olarak geliştirmediler aynı zamanda önümde çok iyi bir karakter örneği oluşturarak beni daha iyi bir insan yaptılar. Umarım bir gün onların bilgelik seviyesine ulaşabilirim.

 

Riot çok büyük bir marka ve League of Legends inanılmaz büyük bir oyun. Amerika’da ki art ekibinin içindeki tek Türk olarak neler yapıyorsun? Nelerin geliştirilmesine katkıda bulunuyorsun?

Ben şu an Maps and Modes takımındayım. Bizim takım olarak görevimiz League of Legends için yeni haritalar, oyun modları ve var olan haritalara yeni temalar yaparak oyuncuya keyifli anlar sunmak. Takımdaki ana görevim ise 3D karakter ve çevre modellemeleri yapmak ve bunları kaplamak. Bunların dışında takıma konsept yapma konusunda da destek veriyorum. Ekibimiz Leaugue of Legends’daki diğer ekiplerden biraz daha farklı bir yapıda. Yaptığımız projelerin çok hızlı bir şekilde prototipini yapıp çalışıp çalışmadığına emin olmamız gerekiyor ve yine aynı şekilde çok hızlı bir şekilde tamamlayıp yeni projelere geçmemiz gerekiyor. Aldığımız riskleri düzgün değerlendirmek ve proje içinde vereceğimiz savaşları doğru seçmek projenin başarısı açısından çok önemli. Ekibimiz çok güçlü bir ekip ve inanıyorum ki bu sayede oyunculara, güzel ve keyifli anlar yaşatmamız mümkün olacak.
ayhan-aydogan-yoda2

 

Burada bu işi yapmak isteyen önerilerin var mıdır?

Bu sektöre girecek arkadaşlara en büyük tavsiyem temellerini sağlam tutmaları. Anatomi, renk teorisi, perspektif, kompozisyon gibi konulara ağırlık vermeleri. Çoğu kişi direk programları öğrenmenin işin en önemli parçası olduğunu düşünüyor ama değil. Bu işi yaparken kullanacağınız bir programı öğrenmek en fazla bir iki ayınızı alır. Ama temel bilgileri öğrenmek yıllar sürüyor. Bir de tabi işin fedakarlık kısmı var. İyi bir artist olmak biraz iyi bir sporcu olmaya benziyor. Sürekli çalışma ve tekrar yapmak zorundasınız. Ben arkadaşlarımla dışarı çıkacağım, oyun oynayacağım, netflixte güzel bir dizi izleyeceğim ve hatta uyuyacağım zamanı bu işi öğrenmeye adadım ve hala adıyorum. Kolay bir yol değil, aksine oldukça acı dolu bir yol. Bu acıdan zevk almayı öğreniyorsunuz ama :D. Bir de insanlara sosyal medya üzerinden ulaşmaya çekinmeyin. Bu sektörün güzel yanı insanların genelde çok yardım sever olması.

 

Son olarak dünyanın en klişe sorusu ile geliyoruz. Türkiye’de oyun sektörünü nasıl görüyorsun? Orada bir süre çalıştıktan sonra geri dönme planların var mı? Yoksa kariyerine ABD’de mi devam etmek istiyorsun?

Türkiye’de oyun sektörü çok hızlı gelişiyor ve bu mutluluk verici. Ülkemizde çok yetenekli insanlar var fakat bu yeteneklerini kullanabilecekleri yerlerin sayısı henüz kısıtlı. Umarım yakın gelecekte güzel atılımlar görürüz. Benim şu an için Türkiye’ye dönme planım yok ama oradaki insanların sorularını cevaplamaya ya da oyun dünyasına girmek isteyenlere yapabileceğim tüm yardımları sunmaya hazırım.

Author

34 yaşıma geldim, hala pis bir metalci, fantastik ve bilim kurgu eserlerin hastasıyım. Hobilerimle yaşıyorum.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.