Marvel Sinematik Evreni’nin geldiği içler acısı hâl ortada. Son 2 senede Loki dizisi ve Deadpool & Wolverine harici bir işin pek konuşulduğunu söyleyemeyiz. Hatta bu satırları son Captain America filmini izlemek için sinemaya gitmeye erinmiş biri olarak kaleme aldığımı belirtmeliyim. Fakat bugüne kadar çok Marvel içeriği tükettim, buna Disney+’ta yayınlanan ve ülkemizde pek de ilgi görmediğini düşündüğüm dizileri de dâhil. Yılın en çok heyecanlandıran Marvel yapımları listesinin zirvesine yerleştirdiğim Daredevil: Born Again yaklaşırken bütün bu içerikleri tekrar bir gözden geçirdim de, aslında MCU’nun sokak kahramanları evreni kendi içinde bayağı başarılı ya!
Marvel’ın sokak seviyesi diye tabir edilen kahramanlarını Netflix dizileri ile tanımıştık. Sonra Disney+ gelip tüm güçler Marvel Studios’un eline geçince o kahramanlardan ses çıkmamıştı. Charlie Cox’un Matt Murdock olarak, Vincent D’onofrio’nun da Kingpin olarak döneceği söylense de Netflix dizilerinin canon kabul edilip edilmeyeceği belli değildi. Murdock’u Spider-Man: No Way Home’da Peter’ın avukatı olarak, Kingpin’i de Hawkeye dizisinde “her şeyin arkasındaki adam” olarak gördük. Fakat Netflix dizilerinin resmi olarak MCU’ya dahiliyeti için Hawkeye’ın üzerinden 2 sene geçmesi gerekti.

Şimdi de Echo’nun 1 sene sonrasında, Netflix’teki tüm eski kadroyu toplayan bir Daredevil dizisini, Daredevil: Born Again’i izleyeceğiz. Yani anlaşılan o ki Marvel buraya kolay gelmedi. Tahminimce tüm ekibi toplamak veya yeni serileri Netflix dizilerinin üzerine inşa edip etmemek gibi kreatif kararları sonuca erdirmek derken sokak kahramanlarının canon olması işini geciktirdiler iyice. Sonuç nasıl olacak bilmiyorum ama, gidiş yolundan puan vermek istiyorum Marvel’a; çünkü filmler iyice birbirinden koparken bu sokak kahramanları evreni en azından belli bir ilişki kurarak ilerliyor!
Matt Murdock, Peter Parker’ın avukatı olabiliyor, çünkü New York’talar. Hawkeye, Kingpin’e karşı mücadele verebiliyor, çünkü yine New York’talar. Hawkeye da mesela sokak kahramanı seviyesine çok yakışıyor, evet kendisi bir Avenger ama süper gücü olmayan ve ailesiyle basit bir hayat sürmeye çalışan bir Avenger. Dolayısıyla onu New York’ta Kingpin’e karşı görmek veya Yelena Belova’yla dövüştüğünü izlemek abes kaçmıyor. Echo dizisinde Daredevil ile Echo’nun kapışması da mantığa oturuyor, çünkü biri New York’un yeraltı dünyasında, öteki de o dünyayı yok etmeye çalışıyor.

Yani bunlarda şaşıracak ne var diyebilirsiniz arkadaşlar, ama işte bu saydığım karakterlerin birbiriyle belli noktalarda temas etmesi MCU’yu MCU yapan o özlediğimiz “it’s all connected” hissini çağrıştırıyor bana. MCU’nun büyük resmine baktığımda Doctor Strange nerede, Thor şimdi ne yapıyor bilmiyorum, Shang Chi neydi hatırlamaya çalışıyorum ama gri atmosferli, süper kahramanlardan ziyade süper güçsüz askerlere odaklanan ve çoğu New York’ta geçen yapımlara baktığımda ise daha oturaklı bir yapı görüyorum. Hani kafamda oturmayacak tek şey New York’un bu kadar kaosu nasıl halledebileceği oluyor, bunu da Thunderbolts filminde şehre Sentry saldırmasaydı asla takmazdım.
Demek istediğimi anlatabildim mi bilmiyorum ama, zihnimde iki MCU var gibi hissediyorum. Birinde Avengers filminde bir araya gelecek o devasa evren var; diğerindeyse bunun alt kolu olan ve She-Hulk, Black Widow, Falcon and the Winter Soldier, Echo gibi daha “ayağı yere basan” yapımlardaki kahramanların oluşturduğu (birazcık Spider-Man’in de yandan göz kırptığı) bir evren var. Ve şu anda “eski MCU” hissiyatını sadece bu alt evrenden alıyorum. Daredevil’a ufak bir cameo ile hoş geldin diyorum, Netflix’te 3 sezon izlediğimiz Kingpin’in bir de manevi kızı ile ilişkilerini izliyorum, Falcon’la Winter Soldier’ın yolları neden ayrıldı diye düşünüyorum. Hawkeye’da da Echo’da da yer alan Kingpin’in “sokağın Kingpin’i” olacağını görebiliyorum. Black Widow’daki Red Guardian, Falcon and the Winter Soldier’daki U.S. Agent ve en son Hawkeye’da gördüğümüz Yelena Belova aynı ekipte buluşacak olduğunda şaşırmıyor, kimin nereden geldiğini çok iyi hatırlayabiliyorum.

Ancak aynısı MCU’nun kalanı için geçerli değil. Avengers: Doomsday filmi geldiğinde kimi nereden toparlayabileceklerini tahayyül edemiyorum; Shang-Chi, Eternals ve Doctor Strange 2 gibi after-credits‘leri ile kendi devam filmlerine göz kırpan filmlerin hemen ardından gelen bir Avengers’ta bu kaos nasıl derlenip toparlanabilecek gözüme kestiremiyorum. Zaten Russo Biraderlerin önündeki en büyük problemlerden biri de bu. Durum böyleyken Marvel’ın acil çıkış düğmesine basıp bu kargaşayı toparlaması için onları çağırdığını anlayabiliyoruz.
Marvel’ın hâline içler acısı deme sebebim bu. Yalan yok, Robert Downey Jr. dönüyor diye heyecanlıyım ama MCU öyle bir noktaya geldi ki sadece geçmişten medet umuyor. Bu yüzden bazıları RDJ’nin dönüşüne heyecanlanmak yerine acınası buluyor. Hak vermemek elde değil diyerek şuraya bağlıyorum; bence Hawkeye da Falcon and the Winter Soldier de gayet okey dizilerdi ya. Tüm curcuna arasında Hawkeye devam etse, ana filmlerin yanında spin-off bir çizgi roman okuyormuşuz hissini taşısak çok güzel olurdu valla. Yok Secret Invasion yapalım, yok Agatha yapalım derken Loki dışında devam sezonunu getirmedi hiçbir dizinin Marvel. Filmlere de aynı muameleyi yapınca iyice koptuk gittik yani.
Evet, Marvel olumlamak adına yola çıktığım bu yazı yine serzenişle sonuçlanmıştır sevgili geekler. Valla yapacak bir şey yok, sinema dünyası potansiyeli olup ardından ağıtlar yaktığımız çok fazla işe sahip. Marvel da Infinity Saga sonrası kendi potansiyelini yeterince iyi değerlendiremedi, keşke sokak seviyesi kahramanlarını da daha çok değerlendirebilseydi!
1 Comment
abi son serzenişle o kadar haklısın ki çok fazla yeni proje yapıp onlar devam film ve sezon yapmakta zorlandı. ama daredevil ile birlikte daha fazla devam sezon yapmaya başlayacaklar yeni dizisi sayısı azaltılıp her sene mevcut dizilerin devam sezon yapmaya başlayacaklar.