Kitap incelemesinden önce, bu incelemeye zemin oluşturan distopya kavramından kısaca bahsetmek istiyorum. Distopya; yazarın/senaristin genellikle gelecek olsa da geçmişin alternatifi veya hayal ürünü bir mekan zamanda toplumun ve devletin olabilecek en kötü şekle gelmesini işler. Eski dönem distopyalarda bu; yozlaşmış devlet, kanunsuzlaşmış sokak olarak sık sık karşımıza çıkar.(Otomatik Portakal, Metropolis, Fahrenheit 451…) Yeni dönem eserlerinde ise gündemi de sürekli meşgul eden teknoloji şeytanileştirilir ve/ya tekil otorite baskısı vardır. (Açlık Oyunları, 12 Maymun, Matrix, V for Vendetta… Bunların atası 1984’tür.) Bunlar popüler distopyalar olmakla birlikte distopya kavramı tabii ki özneldir. Kiminin distopyasında aşk irrasyonelken, benim distopyamda ise basit bir biçimde sinemanın yasaklanması olabilir. Şimdi inceleyeceğimiz kitaba; Franz Kafka’nın Dava’sına gelebiliriz.

dava22
Distopyalarda protagonist ve antagonist karakter veya yapılar tüm eserin en önemli iki etmenidir. Başka bir distopya inceleyecek olsak antagonist yapının tanımlamasını ilk sıraya almamız gerekirdi. Ancak Dava romanında ilk önce protaganı tanımamız gerekli. Bunun sebebini karakterin basitliğinde bulmak zor olmayacak. Eleştirmen havasında protaganist dediğimiz karakter, hemen hemen her romanda olan eksen karakter anlamına gelir. Protaganistler bir mücadele içindedir. Zıt güçle çatışır ve bu karakter sempati kurmamız gereken iyi taraf olarak lanse edilir. Kitapdaki protaganımızın ismi Joseph K. İsim için tahmin yürütemiyor olsam da K.’nın açılımı kitapda hiç verilmez. Ancak Franz K.’nın K.’sı olduğu yanlış bir tahmin olmaz. Aynı isimli bir karakteri Franz K.’nın Şato adlı eserinde de bu romandakine yakın ancak daha sert bir çizgide görebilirsiniz.

cizgi-roman-klasikleri-dava-ile-devam-ediyor,8A1sgw2ZHUqNIKOGwqlzpw
Joseph K. sıradan, kendini işine ve değiştirmeye hiç niyetli olmadığı basit hayat standartlarına adamış biridir. Banka şefidir; işinde gayet başarılıdır ve personel tarafından sevilir. Türkiye’de benzerine zor rastlanacak pansiyon evlerden birinde kalmaktadır. Kirasını düzenli ödeyen, ev sahibiyle saygı içeren yakınlığı olan bir karakterdir. Halk arasında 657’li diye adlandırdığımız memur tipine çok uyar. Ama bir protaganistten beklenmesi gerekecek kadar zekidir. İşte böyle halk arasında zorlanmadan yer edebilecek, ofisindeki sinekten başka bir şeye zararı olmayacak bu adam, kitabın başlangıcında tutuklanır.

Bu andan itibaren son derece renksiz karakterimizde ufak renk lekeleri görmeye başlıyoruz. Rütbesini ve tutuklama sebebini açıklamayan iki görevliye -bu görevliler açıkça en alt rütbe olduklarını belirtir ve en alt rütbe olmalarına rağmen ana karakterimizin kahvaltısını yemekten, ondan rüşvet almaya çalışmaktan geri durmamışlardır- karşı kışkırtma seviyesinden uzak bir inat, ikili konuşmalarda otorite kurma çabası ve son derece güvendiği sisteme karşı çok çok küçük şüphecilik baş gösteriyor Joseph K.’da. Kitapta sık sık gerek Bay K.’nın konuşma şeklini yönlendirme çabasından gerek yazarın ilahi bakış açısındaki fiziki şartlardan, fiziki ve sözel üstünlük kurma çabası görülmektedir. K. hiçbir şeyi bilmese bile dünyanın bu üstünlükle çalıştığını bilir.

201507031516_franz-kafka-sozleri-1
Kitabın olay örgüsüne çok girmeden anlatmak istediğimden, K.’nın tutukluluk şeklinin sadece mahkemeye zamanında gelme ve mahkeme yetki sınırlarını aşan eyaletlere gitmeme kurallarından ibaret olduğunu, Joseph K.’nın bu basit kurallara hayatı boyunca uyduğu diğer kurallar gibi uyduğunu, mahkeme günü ona basit bir telefon görüşmesiyle belirtilene kadar K.’nın davayı sürekli düşündüğünü ancak kendinin bir suç işlemediğinden emin olduğunu ve durumun bir iftira ya da karışıklıktan ibaret olduğunu düşündüğünden çok kaygılanmadığını hızlıca söyleyip geçebilirim.

Mahkeme günü geldiğinde bizim de antagonist yapıyı yavaştan görme zamanımız gelmiş demektir. Mahkeme bir yoksul mahallesinde bulunan en büyük binanın diğer dairelerden fark göstermeyen bir dairesindedir. Kalabalık, sıkışık, dağınık ama kendi içinde rütbe düzenine sahip mahkeme, K.’ya son derece özensiz gelmiştir. Kendini mahkemeyi kolayca alt edebileceğine inandırmıştır. Mahkemeyle aynı özellikleri paylaşan hakimi de Bay K.’nın en göze batan özelliği; konuşma esnasında baskın gelebilme özelliğiyle alt etmiştir. Hakime dilbazlık yaparken ve düzenini çözdüğü mahkeme üyelerini kendi tarafına çektiğine inanmak üzereyken bunun göründüğünden daha işgüzar bir sistem olduğunu ancak fark etmiştir Joseph K. mahkemeden bildiğimiz özelliklerinin yanına sinir, küçümsenmeyi kabullenememe ve hırs eşliğinden ayrılan karakter romanın devamında; mahkeme salonunu temizleyen kadından, aile dostu işe yaramaz bir avukata kadar çokça kişiden davası için yardım ister. Ama kimse bir çözüm üretmeyi geçin, küçük bir yarar bile sağlayamamıştır.

2011+yeni+basın+hurriyeti
Bir kişi hariç. K.’ya neden ve nasıl ulaştığını bilmediğimiz bir rahip. Bu rahip kürsüye geçip katedralde tek başına oturan K.’ya bir hikaye anlatacaktır. Bu hikaye romanın konsantre hali gibi olduğundan ve karakterimizin farkındalık haline gelmesini sağladığından, hikayeyi hatırladığım kadarıyla buraya aktaracağım:

Hikaye, mahkemeye girmek için çok uzun bir yoldan gelen taşralı adam ile karşısına çıkan ve ona yol vermeyen kapıcı arasında mahkemenin kapısının önünde geçmektedir. İçeri girip giremeyeceğini soran taşralı adama kapıcı, “İstersen beni geçip girmeyi deneyebilirisin”, der. Ardından da ilk kapıdan sonra birçok kapının olduğunu ve her kapıda kendisinden çok daha güçlü kapıcıların olduğunu belirtir. İçeri izinsiz girmeye teşebbüs etmeyen taşralı adam, içeri alınması için her yolu dener ve içeri alınacağı günü kapıcının verdiği tabureye oturarak beklemeye başlar.Taşralı adam gittikçe yaşlanır. İçeri girebilmek için, her türlü yolu denemiştir. Rüşvet bile vermiştir. En sonunda ölmeden önce kapıcıya, bunca yıldır mahkemeye kendisinden başka girmek isteyenin neden olmadığını sorar. Ve kapıcı başkasının giremeyeceğini, çünkü bu girişin sadece onun için olduğunu söyler. Bu sözler aslında mahkemenin sadece taşralı adamın bakışlarında var olduğunu göstermektedir.

Hikayenin sonucunda ümidi kırılan yine de tam olarak vazgeçmeyen Joseph K. günler sonra aynı kitabın ilk sayfalarında tutukluluğunu öğrendiği şekilde iki görevli tarafından bir yere götürülür. Bay K. idam edileceğini anlamıştır. Onun ölümü sisteme bir fayda sağlamayacak, toplumda hiçbir değişiklik yaratmayacaktır. Mücadelesi boşuna olmuştur. Yine de yazar, K. görevliler tarafından kalbinden bıçaklanmadan önce bir pencereden ona son gücüyle uzanmayaçalışan bir el silüetini karaktere lütfetmiştir. Bu lütuf tabii sadece karaktere değil biz okurlaradır aynı zamanda. Her şeye rağmen bir ümit olduğu fikri Franz Kafka daha da karamsar romanlar yazmadan önce bu romanına sıkıştırılmıştır.
KAFKAS_PROZESS
Protagonist karakterimizin sonunu öğrendğimize göre, antagon yapıya kişisellikten daha uzak bir son bakış yapabiliriz. Antagonist; protoganistin zıtlık yaşadığı kişi, bu durumda sistemdir yani mahkemedir. Psikolojik çözümleme yöntemi açısından romana baktığımızda süper egonun yani mahkemenin kişi üzerindeki hakimiyetini ve kişinin yine onun dilini bilmediğini ve bu nedenle iletişim kuramadığını görürüz. Ancak bu romanda antagonist, Freud’un bakış açısı ile nevrotik tavırlar sergilemektedir. Çünkü, toplumsal hayatta var olabilmek için bastırılan cinsel isteklere karşı yeterince güçlü değildir. Mahkeme, cinselliğin ve keyfiliğin ön plana çıktığı bir yapı sergilemektedir. Önlerinde yasa yerine pornografik kitaplar olan hakimler, duruşma salonunda sevişenler ve bu nedenle K.’nın savunmasını engelleyen çiftler bunu kanıtlar niteliktedir.

Hukuki ve siyasi bir çözümlemedeyse iktidara karşı koymanın, onu meşrulaştırmaya yarayan, zaten iktidarın bir parçası olan hukuk aracılığı ile sağlanamayacağına yönelik bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Josef K. bir hukuk devletinde yaşadığını vurgular ve suçunu kabul etmez ve suçsuzluğunu mahkemeye çıkarak, avukat tutarak ispatlayabileceğini düşünür. Ancak karşısında öyle bir sistem vardır ki, romanın sonunda kendi kendisine sorduğu gibi “ne yargıcın ne de yüksek mahkemenin nerede olduğunu” bile öğrenemez. Tuttuğu avukat ise, bir dilekçe bile yazamayacak durumdadır. Josef K. hukuki yolları kullanarak kendini kurtaramamıştır. Toplum ise sosyolojik bir çözümleme yapamayacak kadar farkındalık dışıdır.

fft1_mf14931
Her şeyin sonunda Dava çok tanıdık bir hikayedir. Günümüzde ülke içinde yüzlerce Joseph K. kalbinden bıçaklanmaktadır. Bizse bu sistemde romandaki, Bay K.’ya selam veren çamaşırcıdan daha farklı değiliz. Kalbinden bıçaklanan kurbanlar arasına girmeden bir çözüm yolu bulması gereken bizler Kafka’nın tüm uyarısına rağmen hiçbir şey yapmadan sıramızı bekliyoruz. Öyle değil mi?

Yazar

Lord olmak için yola çıkan gariban geek kendini bir anda yazar olarak buldu. Geek kültürüyle küçük şakalaşmalarını, sinemayla flörtlerini yazıya dökmek için burada. Muhitte Geek_Lord olarak bulabilirsiniz.

4 Yorum

  1. Okudum ve anlamadım bir çok yerini. Sembolleri kavrayamadigimi düşündüm. İncelemeniz taşların yerine oturmasını sağladı. Teşekkür ederim

  2. resmen nokta atışları yapılmış okurken hiç farkına varamadığım anlam veremediğim ayrıntıları bir bir yerine oturttum yazınızdan sonra, yorumunuz oldukça faydalıydı 🙂

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.