İthaki Yayınları’yla olan ortaklığımızdan ne kadar memnun olduğumuzu daha önceden birçok kez dile getirmiştik hatırlayacak olursanız. Bu sayede de birçok kitabı yorumlayıp sizlerle paylaşma şansı elde ettik, sağ olsunlar. Bunlardan biri olan Teftiş’in ilk bölümünü geçtiğimiz haftalarda şu yazımızda sizinle paylaşmış ve ön okuma ile içeriğine dair bilgi edinmenize yardımcı olmuştuk üstelik. Şimdi bu incelemeyi yazdığımız an itibari ile kitabımız da çoktan çıkmış olduğundan dolayı artık spoilerlı yorumlara geçebiliriz diye düşünüyoruz. Ancak uyaralım, kitabı bitirmediyseniz acilen en yakın kitapçıdan bir tane edinmeli ve en kısa sürede okumalısınız. Sonra vay efendim öyle oldu böyle oldu denmesin.

Bir özet geçmek istersek Teftiş, bugüne kadar birçok filozofun üzerinde düşündüğü bir konuyu ele alıyor. Yirmi altı oğlan ve yirmi altı kız çocuğunun dış dünyadan ve karşı cinsten bihaber, sadece eğitilmek, gelişmek ve bunun sonucunda üretmek amaçlı hayatlarını yaşamaları üzerine kurulu “Ebeveyn” isimli bir deney var. Yöneltilen sorunun kendisi ise merak uyandırıcı: İnsanlar dış dünyanın dikkat dağıtıcı unsurlarından arındıklarında ne kadar gelişebilirler?

Bir kere şunu sormak lazım: Dış dünyanın dikkat dağıtıcı unsurları neler? Bu soruya verebileceğimiz en yüzeysel cevap oyunlar, oyuncaklar, kitaplar, diziler ve filmler olacaktır herhalde. Ha, ek olarak sosyal hayatı da bunların arasına dahil edebiliriz sanırım. Ebeveyn deneyinin kurucuları Richard ve Marilyn, nam-ı diyar B.A.B.A ve A.N.N.E bunları dikkat dağıtıcı unsur olarak saymıyor. Onlara göre doğru oyunlar ve kitaplar yaratıcılığı beslerken doğru kişilerle kurulmuş  sosyal hayat ise dayanışmaya arka çıkar. 

55803597_153477522355155_6694986939285289530_n

Richard ve Marilyn, dış dünya ile etkileşime geçmeden denekleri olan çocukların yaratıcılığını arttırmak için ellerinden geleni yapmaktalar, ki buna kendi oyunlarını yaratmak ve kitap yazması için yazar işe almak da dahil. Çocukların zihinlerini manipüle ederek bir nevi yaratıcılıklarına yön veriyorlar anlayacağınız üzere.

Ek olarak, Malerman, kitapların ve oyunların çocuklar üzerindeki etkisini çok güzel yorumlamış. Oğlanlar, oynadıkları Filika adlı oyunun aslında bir yalan makinesi olduğunu, onların yalan söyleme alışkanlıklarını körelttiklerinin farkında değiller. Onlar sadece eğlenceli bir oyun oynadıklarını düşünüyorlar. Malerman’ın yarattığı bu dünyada oyunların gerçek amacını ise yalnızca F kavrayabilmiş: “Oyunlar, apaçık birer sistem denetimi aracı.”

Peki, başka hangi unsurlar insanların dikkat dağıtır? Richard ve Marilyn’e göre cevap uzaklarda değil. Bu sorunun tek bir cevabı var, o da cinsellik. Kadınlar ve erkekler, kızlar ve oğlanlar… Bu çiftin teorisine göre kadınlar ve erkekler birbirlerini etkilemekten vazgeçip bilim, sanat ve üretkenliğe odaklandıklarında olağanüstü başarı gösterebilirler. Deneylerinin ilk on senesinde aldıkları sonuçlar ise başarılı: Denekleri olan çocuklar, “gerçek hayattaki” çocuklardan daha erken gelişiyorlar ve her anlamda daha başarılı oluyorlar. Mühendislikten felsefeye, matematikten fiziğe her alanda, sadece on üç yaşlarında olmalarına rağmen üniversite öğrencileri ile aynı seviyedeler. Her ne kadar Richard ve Marilyn, çocukların başarılarına odaklansalar da deneyin çıktısı sadece bu değil. Peki ne mi? Hemen açıklıyorum:

Cinsellik Dikkat Dağıtır Mı?

gender-issues

Kitabın üstünde durduğu temel konu, cinselliğin dikkat dağıtıcı bir unsur olması. Gerek kendi tecrübelerimizden, gerekse de gerçek hayatta yapılan bilimsel araştırmalara bakarsak, buna doğru bir önerme diyebiliriz. Bu önermeyi kanıtlamak için yapılacak en doğru ve en uç örnek ise gerçekten Ebeveyn gibi bir deney yapmak.

Richard ve Marilyn’i istemsizce de olsa Thanos’a benzetiyorum. Amaçlarının kabul edilebilir, hatta insanlık yararına olduğunu düşünüyorum. Sonuçta Ebeveyn deneylerinde kullanılan çocukların hepsi yaşıtlarına göre zihinsel gelişim açısından ilerideler. Vakti zamanınnda hiçbirinin gerçek ailesi, onlara bakacak durumda değillerdi; yani bir yandan hayatları kurtulmuş bile diyebiliriz bu çocuklar için. Ancak amaçlarını gerçekleştirmek için başka insanların canlarıyla bedel ödenmesi, Thanos’u haksız kıldığı gibi, Richard ve Marilyn’i de haksız kılıyor. Özellikle de bu insanlar sadece birer çocuksa.

Ebeveyn deneyinin en büyük çıktısını yorumlamak zor. Alfabe Oğlan’larından J ve Harf Kızlarından K’nin hikayesine baktığımızda aslında görüyoruz ki Richard ve Marilyn’nin deneyi baştan hatalı. Çocukların doğasından cinsiyeti ve cinselliği çıkartmak, dikkatlerinin dağılmasını engellemiyor. Hikayede görüyoruz ki çocukların dikkatlerini asıl dağıtan, manipüle etmeye çalıştıkları merak duygusu ve araştırma isteği.

dd3d5a6ed6dbf93b18c04568688b99fc

Çocuklar merak eder, araştırır, bilmedikleri şeylerin nedenini sorgularlar. Richard ve Marilyn’in araştırmacı ruhlarını destekledikleri bu çocukların, er ya da geç deneyin farkına vararak isyan edecekleri ise çok bariz bir şeydi tüm kitap boyunca. Bu, aslında o kadar bariz bir sonuç ki, Richard ve Marilyn de bu sonucu görüp isyana karşı hazırlandılar. Öyleyse, mahvolmaya mahkum bir deneyi ilk başta neden yaptılar?

Richard ve Marilyn’in deneyinin başarısız olması, sundukları tezin doğruluğunu kanıtlıyor aslında. K, J’yi görür görmez hem merakına hem de kalbine yenik düşüyor. Aynı şey J için de geçerli. K’nin güzelliği ve zekası sayesinde J’nin ona karşı hisler beslemesi için tek bir gece bile yeterli. J’nin K’ye karşı beslediği bu his, neredeyse J’nin ölümüne sebep oluyor. Sonuç olarak kız ve oğlan, birbirleri için tehlikeye giriyorlar. Ancak bir yandan da J ve K’nin birbirlerine karşı besledikleri hisler, onları dayanışmaya itiyor, haliyle de J ve K, Alfabe Oğlanları ve Harf Kızları, mutlu sona birlikte çabalayarak ulaşıyorlar. Özetle Richard ve Marilyn’in başarısızlığa mahkum deneyleri, tam da bu sebeple onların tezlerini kanıtlıyor: Kadınlar ve erkekler birbirlerini etkilemek için olsa da birlikte çalıştıkları zaman en yüksek başarıya ulaşırlar. Malerman gerçekten işini biliyor.

Deneyin Yan Sonuçları

Inspection-by-Josh-Malerman-book-photo

Kitapta değinilen fakat çok üstünde durulmayan konulardan birisi de Tanrı ve inanç kavramı. Çocuklar, Tanrı ve din kavramından bihaber büyüyorlar. Düşünce üzeri bilimsel deney yapmak isteyen Richard ve Marilyn’in bu kararı vermeleri çok doğal. Fakat inanç kavramı, Ebeveyn için aslında vazgeçilmez bir unsur. Ebeveyn’de çocukları doğdukları andan itibaren bu deneyin onları korumak için var olduğuna, hepsinin birer ağaçtan geldiğine ve sahip oldukları dünya dışında başka bir dünyanın olmadığına inandırıyorlar. Ebeveyn, bir nevi çocukların inanç kavramını besliyor. İlginç olan ise Q adlı bir oğlanın Tanrı kavramına kendi düşüncesi ile ulaşmış olması. On üç yaşındaki bir oğlan çocuğunun yaratılışını sorgulaması, çözüm olarak üstün bir gücün varlığı sonucuna gelmesi, okuyucuyu kendi din ve Tanrı kavramını sorgulamaya itiyor. Çünkü insanlar tarih boyunca hep kendinden üst bir varlığa inanmak istemişlerdir. Malerman’ın dinlerin yaratılışı üzerine yaptığı bu gönderme, şahsen benim hoşuma gitti.

Deneyin yorumlamak istediğim son çıktısı ise içgüdüler. Çocuklar, doğdukları andan itibaren B.A.B.A ve A.N.N.E tarafından korunduklarını, asla yalan söylememeleri gerektiği bilgisiyle büyüyorlar. Buna rağmen çocukların, özellikle kendilerini tehlikede hissettikleri anlarda kendilerini korumak için başvurdukları ilk silah yalanlar oluyor.

aikido.verbal.img02

Tehlike anında insanlar dahil her hayvan, kendini korumak için iki temel dürtüye sahiptir: Kaç ya da savaş. Çocukların kullandıkları yalanlar, bu dürtülerden ilkine denk geliyor. Çocuklar içgüdüsel olarak yalanlar sayesinde B.A.B.A ve A.N.N.E’den kaçabileceklerinin farkındalar. Artık kaçış olmayan noktada ise savaşmaya başlıyorlar doğal olarak.

Çocukların savaşırken başvurdukları kanlı bir yol, beni bir hayli hayrete düşürmüş ve kafamda birçok soru işaretinin ortaya çıkmasına sebep olmuştu kitabı okurken. K, öldürmeyi nereden öğrendi? Biri ona bıçak sayesinde insanları kesebileceğini mi söyledi? Kitapta ölüm kavramının çocuklara öğretilmediğini okuyorken anlıyoruz ki aslında ölüm kavramı öğretilmeyen çocukların savaşmak için öldürmeyi seçmeleri, insanlığın en ilkel en hayvani içgüdüsü ve bundan kaçış yok.

Özetle sevgili geekler, Teftiş okuması gayet keyifli bir kitap. Kitabı okurken çocuksu bir korku sizi kaplıyor, yavaşça Ebeveyn’in gizemlerini çözüyorsunuz. Bir yandan da kendinizi felsefi düşüncelere sürüklenirken buluyorsunuz. Buradan İthaki Yayınlarına da tekrar teşekkür ediyoruz.

Yazar

Dizi bağımlısı bir beyaz yakalı. Kedisine çekmiş, en büyük zevki miskin miskin yatmak. Kendisi ve kedisini sosyal medyada bulabilirsiniz. @asliozkeles

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.