Komedyen incelemeleri serimin beşinci yazısına geldiğimde bir eksiklik olduğunu fark ettim. Tina Fey, Phoebe Waller Bridge ve Sarah Silverman başta olmak üzere kadın komedyenleri bu kadar seven bir insan olarak komedyen incelemelerinde daha hiçbir kadına değinmemiş olmam, önce kendime sonra siz sevgili okurlara yapılan büyük bir haksızlıktı. Yeni yılın ilk yazısında da daha önce hiç izlemediğim bir komedyeni incelemek istiyordum. Neticede yılın ilk komedyen incelemesini, ilk defa Netflix’te denk geldiğim Iliza Shlesinger’a ayırıyorum.

Benim gibi Iliza Shlesinger ile yeni tanışanlarınız için kendisinden biraz bahsetmek isterim. Daha önce ele aldığım komedyenlerin aksine Shlesinger tamı tamına bir stand-up komedyeni. Şimdiye kadar incelediğim komedyenlerin hepsi, stand-up şovlarının yanı sıra dizileri, filmleri ya da skeç şovlarıyla büyük üne kavuşmuş, komedinin birden çok alanında var olan kişilerdi. Shlesinger ise çeşitli TV şovları için yazarlık, az sayıda sunuculuk ve bir adet gece talk-şovunu saymazsak başarısını stand-up komediye borçlu.

Üniversiteden sonra doğaçlama komedi ve stand-up komediyle ilgilenen Shlesinger’ın hayatı 2008 yılında NBC’nin Last Comic Standing yarışmasının ilk kadın kazananı olmasıyla değişti. Daha sonra kucağına minik köpeğini alıp az çok her komedyenin geçtiği yollardan teker teker geçti. Stand-up turları, radyo programı, yazarlık işleri, TV sunuculuğu ve tam beş adet Netflix komedi şovu. Büyük bir dizinin en sevilen karakteri olarak değil, kalemi ve esprileriyle buralara kadar geldi.

Shlesinger’ın 2013’ten beri çıkardığı Netflix şovlarını ve 2017’de sunduğu Truth&Iliza adlı talk şovu izlediğimde komedisini iki parçaya ayırmaya karar verdim: materyal ve sunum.

Shlesinger Materyalleri: Feminizm, Kadın-Erkek İlişkileri ve Diğerleri

iliza4

Iliza Shlesinger’ın bütün şovlarında en dikkatimi çeken materyal kadın erkek ilişkileriydi. Bazen iki tarafı karşılaştırma, çoğunlukla da iki tarafa ait tiplemelerin taklidiyle, son şovuna kadar bekar bir kadının ilişkilere bakış açısını dile getiriyor. Materyali genellikle kız kıza gece dışarı çıkma maceraları, kadınların ilişkiye bakış açısı gibi genel anlamda stereotipler üzerine kurulu. Son şovunda da -spolier alert- evlendiği için bu sefer de yeni evlenen bir kadın bakış açısından ilişkileri ele alıyor. Toplamda beş adet Netflix şovu bulunan Shlesinger’ın şovlarından kadın erkek ilişkilerini çıkartsanız herhalde hepi topu bir şov kalır. Tamam tamam abartıyor olabilirim, ama tamamen haksız da değilim. “İşe yarıyorsa bozma” derler ya, o misal. Fakat bu şakalarının komik olmadığı anlamına gelmiyor, aksine çoğu şakası gayet güldürmeyi başarıyor. Üstelik şakaların çıkış noktası aynı olsa da farklı bir kalıba sokmayı başarıyor. Evli birinin gözünden anlattığı esprileri en az bekarken anlattıkları kadar komik.

Kadın erkek ilişkilerinin yanı sıra genel anlamda kadınların toplumda algılanışı üzerine kurulmuş konular da şovlarında sıkça yer alıyor. Özellikle son şovu Unveiled’de feminizm daha ön planda. Düğünlerde zorunlu olan saçma gelenekler ve kadınların birbirine olan davranışları gibi konular, şovlarında sıkça yer alan kadın erkek karşılaştırmalarına farklı bir boyut kazandırıyor. Confirmed Killsde kadınların dışarı çıkarken yaptığı hazırlıkları kadınlara özgü çılgınlıklar olarak anlatırken Unveiled’de kadınların düğüne deliler gibi hazırlandıktan sonra duvak takmasının ne kadar saçma olduğundan bahsediyor. “Düğünü ben planladım, ben hazırlandım, neden düğünü göremiyorum?” bakış açısı sayesinde bu hazırlanma şakası sadece şaka olmaktan çıkıp kadınların düğünü planlamalarına rağmen zevk alamamaları ironisine dönüşüyor.

Konu feminizm olunca da Shlesinger’ın şu yorumuna da değinmeden geçemeyeceğim: “Senin de burada olmana sevindim. Ama madem buradasın hayat bir yarıştır, o zaman başlayalım”. Shlesinger’ın dediğine göre toplumda son zamanlarda kadınlar diğer kadınları övmek zorundaymış, kadınlar birbiriyle yarışması kötü bir şeymiş gibi bir görüş hakim. Başka bir kadına karşı çıkıyorsan ya da başka bir kadını yüceltmiyorsan kötü bir feminist oluyorsun. Bizim ülkemizde biz kadınların yaşama gibi temel haklarını korumaktan daha bu noktaya bile gelemedik. Şöyle batılı mecralara baktığımda ise tartışma gerçekten bu boyutlara gelmiş durumda, “slay it queen!” nidaları oralarda havada uçuşuyor. Shlesinger ise konuyu daha dürüst bir şekilde ele alıyor. Kadınlara tabi ki eşit hak verilmeli, tabi ki de herkes birbirine eşit davranmalı. Ama bir kadın kötü biriyse de ben ona tahammül edemem diyor. Haksız mı? Bence değil.

Feminizm ve kadın erkek ilişkilerini bir kenara bırakırsak geri kalan materyalleri Shlesinger’in hayal gücüne kalmış. Elder Millenial şovunda tavus kuşlarının çiftleşme çağrısından bahsederken Truth&Iliza talk şovunda politik doğruculuk ve duyarlı olmayı tiye alıyor. Unveiled şovunda İtalya’da gittiği bir restoranda İtalyanca sipariş verme macerası şovun en sevdiğim kısmı olabilir. Özetle, ister feminizm ister kedi sahiplendirme reklamı olsun fark etmez, Shlesinger bahsettiği konulara kendine has bir bakış açısıyla yaklaşıyor.

Shlesinger İmzası

AAAABeAIi_FvSsaYEK43Eomg_CYvyMddIKDg4_PYWrfBNSCixf39YwGsX6KoZjp5MfQR9tvAlqbZLQPGFmI_voztxSuJs4zw

Iliza Shlesinger’ı özel kılan özelliği ise sunumu. Şakanın ritmi, duraklamaları ve özellikle de tiplemeleriyle kendine özgü bir stili var. Mesela tüm Netflix şovlarında ortak bulabileceğiniz birkaç tiplemesi var. Bunlardan bir tanesi “basit kız”. Sesini ünlü Kardashian ailesi üyelerine benzeterek yaptığı basit kız tiplemesi genellikle kadın stereotiplerinden bahsederken kullandığı sesi. Bu tiplemeyi ise “keçi sesi” takip ediyor. “Basit kız” tiplemesinin sesinin arasına koyduğu “keçi sesi” artık şovunun alamet-i fırkası. Yine bu tiplemelerinin yanında kamburunu çıkartarak yaptığı “ürkünç cadı” ve her seferinde benim için işe yarayan death metal vokali sesi istisnasız her şovunda mevcut.

İronik bir şekilde Shlesinger’ı farklı kılan bu tiplemeleri aynı zamanda onu eleştirenlerin en sık vurduğu nokta. Her şovunda formüle dökülmüş biçimde aynı tiplemeleri kullanması biraz tekrar düşmesine neden oluyor. Bir şovunu izledikten sonra diğer şovlarında hangi şakayı hangi tipleme ile yapacağını az çok tahmin etmek pekala mümkün. Bu tahmin edilebilirlik illa kötü bir şey demek değil. Eğer bir komedyenin materyalini ve sunumunu seviyorsanız, bu şekilde devam etmesini de isteyebilirsiniz. Bo Burnham her şovunda şarkı söylüyorsa Iliza Shlesinger da her şovunda keçi sesi çıkartabilir.

Şovlar Dışında Iliza

Komedyen değerlendirirken en önemli kriterlerimden biri stand-up şovları dışında da izlemesi keyifli biri olması. Iliza da bu özelliğe sahip. Truth&Iliza’ da gördüğüm Shlesinger ile Netflix şovlarında gördüğümden farklı fakat bir o kadar izlemesi keyifli bir komedyen. Larry King ile olan bir röportajında ise aralarındaki jenerasyon farkına rağmen iyi anlaşabilmeleri ve Larry King’in istemeden de olsa söylediği bazı seksist cümleleri kibarca geri çevirmesi ayrıca hoşuma gitmişti.

Özetle Iliza Shlesinger tanıştığıma gayet memnun olduğum bir komedyen. Kendisine bir şans vermek isterseniz Netflix’ten son şovu Unveiled’i izlemenizi ve Spotify’dan ilk şovu War Paint’i,dinlemenizi tavsiye ederim. Eğer olur da kendisini severseniz Truth&Iliza’ya da bir göz atın derim.

Bir dahaki incelemede görüşmek üzere!

Yazar

Dizi bağımlısı bir beyaz yakalı. Esprileri komik diyebiliriz, bugüne kadar bir tek müdürünü güldüremedi. Kedisine çekmiş, en büyük zevki miskin miskin yatmak. Kendisi ve kedisini sosyal medyada bulabilirsiniz. @asliozkeles

1 Yorum

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.