Yılın son günlerinde herkesin üzerinde nostalji havası var gibi. Dile kolay, koskoca on seneyi kapatıyoruz. Bu ayki komedyen incelemesinde bu nostalji havasından yola çıkarak önümüzdeki on sene için bir takım çıkarımlar yapacağım. Büyük bir iddia, farkındayım. Bence sıradaki komedyenimiz bu iddianın üstesinden gelebilecek biri. Karşınızda, Bo Burnham.

Bo Burnham ile son on sene içinde herhangi bir zaman diliminde tanışmış olmanız muhtemel. Netflix’te yer alan What. ve Make Happy adlı iki stand-up şovundan birinde denk gelmiş olabilirsiniz. Belki de kendisinin yazıp yönettiği Eight Grade adlı filmi duydunuz. Biraz daha geriye gidersek Bo Burnham’ı kısa kliplerinden ya da lise yıllarında yayınladığı videolar ile tanımış bile olabilirsiniz. Lafı dolandırmaya gerek yok, yazının başlığını okudunuz: Bo Burnham sahnelere çok başka bir yerden geldi.

Bildiğiniz Tüm Stand-Up’ları Unutun, Şimdilik. 

bo_burnham

Stand-up denince akla gelen ilk şey nedir? Elinde mikrofon ile komik hikayeler anlatan biri. Burnham’ın alıştığımız stand-uplar ile ortak özellikleri tam da bu noktada bitiyor. Geri kalan her şey alışılmış stand-up formatının dışında. 

Burnham’ın What. şovunu ilk izlediğimde ne hissedeceğimi bilemedim; izlediğim şeyin komik olduğunun farkındaydım, şakalara gülüyordum ancak bulunduğu yere tam oturmamış  bir şeyler var gibiydi. Bahsettiğim şey esprilerini müzik ile yapması ya da sahne şovları değil, ki bunlarda birazdan daha detaylı değineceğim. Şovun kendisi sahneye ait değil gibiydi. Şakalar, geçişler hatta Burnham’ın kendisi fazla hızlı gibiydi. Şakaların başlangıç, set-up ve payoff kısımları yoktu, varsa da otuz saniye içinde bitiyor ve başka bir şakaya geçiliyordu. Tipik bir stand-up’ta duymaya alıştığım hikayelerden eser yoktu; şakaların hızına ne ben yetişiyordum ne de seyirci. İşin ilginç yanı ise hız bir sorun değil aksine şovların çok önemli bir parçasıydı. Şakaların biri bitip öteki başlıyor, konular arası geçişler ise tamamen atlanıyordu. 

Burnham’ın iki şovunu da tekrar tekrar izleyip, bütün bu hız ve planlamış kaosun ötesine bakınca Burnham’ın şakalarını temelde ikiye ayırdım. Birinci kısım hızlı ve düz, genellikle “one-liner” denilen türden. Bir Bo Burnham şovunun planlı kaosa dönüşmesinin temel sebebi bu hızlı şakalar. Burnham, odak sürelerinin kısaldığı internet kültürünün bir parçası. Şakalarının bir çoğunda Vine havası var, çünkü Burnham da zamanın ünlü Vine’cılardan. Sahnede bir takım zamanlama oyunları ile birleştirdiği kısa şakalarının çok benzerlerini Vine’da da bulabiliriz, tabi mecra farkından dolayı Vine’da görsellik ve yardımcı araçlar daha ön planda. Şovun bazı kısımlarının ard arda Bo Burnham Vine’ları izliyormuş etkisi yaratması gayet normal, çünkü bir anlamda öyle. Kısa, hızlı ve birbirinden bağımsız.

AAAABYpzrWH0Vm-tRBipNfNo-K-wb-kkqbAdFqFyIr3gPU_45Iw6GEB42LyYi2VdofmVgzlqHqnJ29-zGZ3QFpcFO3EbwvOL

Şovlardaki ikinci tip şakalar süre anlamında daha uzun. Müzik ile ironik, kendin yeren mizahı birleştiren Burnham on üç yıllık komedi kariyeri işte bu tip şakalar üzerine kurulu. Her ne kadar hızlı şakalarıyla da farkını ortaya koysa da, Burnham denince akla gelenler Art is Dead, Love (Lower Your Expectations) ve #deep gibi şarkıları. Şarkılarında kendi dahil herkese yönelik eleştirel bir ton var. Toplumu eleştirmek stand-up için yeni bir konsept değil. Ancak kendini de eleştirinin içine dahil etmek özellikle genç komedyenlerde daha sık karşılaştığımız yeni bir akım. Burnham gibi sanatçı olarak toplumdaki yerini sorgulamak ise stand-up kapsamında çok ender görülen bir tema. Burnham bir de üstüne kendi üslubunu katıp, vermek istediği duyguyu sözle değil müzikle verince “Bu adam bir farklı ya!” dedirtiyor. 

YouTube’dan tanıdık gelen şarkı formatı What. ve Make Happy şovlarının büyük bir kısmı. Ancak Burnham sadece YouTube formatıyla yetinmemiş. İki şovda da bulunduğu sahnenin tüm imkanlarından yararlandığı Left Brain/ Right Brain, Country Song ve Can’t Handle This gibi çok güzel parçalar var. Burnham hem eleştirisini yapıyor hem de ışık şovları, autotune ve dış ses başta olmak üzere her türlü imkanı kullanarak bir komedi şovundan beklenmeyecek segmentler sunuyor.

Özetle Burnham’ın şovunda YouTube başta olmak üzere büyüdüğü kültürün etkisi çok büyük. İnternet çağında büyümüş biri ile 90’larda komediye atılmış birinin aynı türde şakalar yapmıyor olması aslında çok normal. O halde asıl soruyu alalım:

Peki Bu İyi Bir Şey Mi?

Burnham’ın piyano başında söylediği ilk şarkı on üç sene öncesine ait. Herhangi bir komedyen için on üç yıl tarzın oturması için yeterli bir süre, bu tarzın bir imza niteliği taşıması ise ayrıcalık. Belli şakaları belli komedyenler ile özdeştirdiğimizde o komedyen artık pişmiş, kariyerinde iyi bir noktaya gelmiş demektir. Burnham için de durum tam olarak bu. İster sevin, ister burun kıvırın ancak kabul etmek lazım ki Bo Burnham, kendi imzasını taşıyan mizahını liseden beri devam ettiriyor ve bu müthiş bir başarı.

Klasik stand-up seven biri için Bo Burnham komedisini sevmek kolay değil. Stand-up söze ve zeka kıvraklığına güvenir; doğru yerde tonlama ve şakanın kurulması belli standartlara oturmuş durumdadır. İyi bir stand-upçının iyi bir meddah olması beklenir. Üstad sıfatını hak eden stand-up komedyenleri şovlarında belli bir tema ile hareket eder, her şakada olmasa da şovun her bölümünde biraz daha istediği yere yaklaşır.  Her stand-upçı bunu yapmasa da kariyerinde gelmeye çalıştığı nokta az çok burasıdır. Burnham da aslında kendi hikayesini anlatmak istiyor. Depresyon, yalnızlık ve lise çağında yaşadığı zorluklar her bir şakasının arkasından kendini belli ediyor. Ancak Burnham’ın stili, yazılı olmayan stand-up kurallarını neredeyse yerle bir eden seviyede absürtlüğe sahip. Yukarıda da dedim, Burnham’ın şovlarını izlerken ard arda YouTube ve Vine videoları izliyor gibiyiz. Benim gibi sevenine hoş, sevmeyenine ise biraz sinir bozucu gelebilir. 

Sahnede Farklı Komedilere Hazır Mıyız?

D0cHOekVYAA-WSI

Önceki yazılarımda da fırsat buldukça dile getirmeye çalıştım, komedyenleri incelerken şovlarının ötesine de bakmak gerekir. Burnham için bu yoğun olarak YouTube, biraz da Vine. Bu iki platform birçok içerik üreticisine ev sahipliği yapsa da aslında komedi stillerinde ortak desenler görmek mümkün. Misal, kaynağı internet olan “komik” içeriklerin büyük bir çoğunluğu, orda burda rastgele denk geldiğimiz kısa klipler. Tek cümlelik şakalar ve görsel anlamda komik videolar internet komedisinin çok önemli bir kısmı. İnsanların odaklanma süresi kısaldıkça, kimine göre bir şeyin komik bulunma süresi de kısalmaya başladı. 

YouTube’da sıkça gördüğümüz bir başka komedi içerik tipi ise yukarıda bahsettiğim hızlı şakalara nazaran daha uzun video formatları. Burada işin içine hikaye anlatıcılığı da dahil olunca Epic Rap Battles gibi müzikli komediden Smosh gibi skeç şovlarına kadar çeşitlilik artıyor. “Bütçeye göre video yaratmak” konsepti yaratıcı içerik üreticilerini ortaya çıkardıkça ne sahnede ne de televizyonda görebileceğimiz bir komedi konseptiyle tanışıyoruz. En basitinden Deep Turkish Web’i ele alın, bu adamları YouTube dışında bir mecrada görmemiz sizce mümkün mü?  

YouTube komedi anlamında çok ayrı bir kapı açtı bize, anca farkına varıyoruz. Artık sevdiğimiz komedyenlerin skeçlerini izlediğimiz kadar YouTuber komedyenleri de izler olduk. Bo Burnham bunların başını çekiyor. Bizim ülkemizde de BatesMotelPro ve Kalt gibi içerik üreticileri komedide yeni bir segmente aitler artık. Ürettikleri içerikler sahne için değil, televizyon için değil ama YouTube için komik. 

Bo Burnham işte böyle bir komedi kültürünü sahneye taşıyan bir isim. Sanıyorum ki önümüzde on sene içinde YouTube içeriğini ustaca sahneye dökebilen bu tip komedyenleri daha sık göreceğiz. 

Yazar

Dizi bağımlısı bir beyaz yakalı. Esprileri komik diyebiliriz, bugüne kadar bir tek müdürünü güldüremedi. Kedisine çekmiş, en büyük zevki miskin miskin yatmak. Kendisi ve kedisini sosyal medyada bulabilirsiniz. @asliozkeles

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.