Star Wars kültürel etkisi çok büyük bir marka, bunu da bence pek çok diğer kült eser gibi anlatısını eşeledikçe çocukluğumuzdan beri hayallerimizi süsleyen uzay manzaraları ve ışın kılıçlarından daha fazlasını bulabilmemize borçlu. 2015 yılı ve sonrasında Star Wars ismiyle ardı ardına çıkartılan bir sürü yapımın kendisiyle beraber büyüyen birkaç nesli birden hayal kırıklığına uğratmasının ardındaki sebeplerin içerisinde bu ‘daha fazlası’ kısmını ıskalamalarını sayabilirdim: Senatodaki konuşmalar, tartışılan siyasi hamleler, tarafların ideolojik bakış açıları ve galaksileri aşan yönetim sistemleri için oy vermek. Nitekim özellikle animasyon cephesinde ve son olarak Andor ve The Mandalorian‘ın üçüncü sezonu ile bizlere cool güçleri olan farklı dünyalardan karakterlerin enteresan maceraları dışında da ilham verebilecek hikâyeleri anlatmaya başladılar.

Biz de onlardan ilham alalım ve kanlarındaki midi-chlorian değeri o kadar da yüksek olmadığı ve henüz, güce dengeyi getirmekle görevlendirilecek kadar hikâyesi anlatılmamış karakterlerden oluşan bir liste yapalım; Galaktik İmparatorluğun karanlığına karşı Cumhuriyet’i korumak için çabalayan ve bizlere örgütlenmek gerektiğini hatırlatan beş isimden bahsedelim.

Bail Prestor Organa

Kadim ve soylu bir Alderaan ailesinden gelen Bail Organa’ı hepimiz en çok, babası Anakin’in sinir krizlerini takip eden kötücül dönüşümü ve annesi Padme’nin büyük bir lüksle yaşam arzusunu yitirmesinin ardından öksüz kalan Leia’yı evlat edinmesiyle biliyoruz. Soylu geçmişi ve Alderaan monarşisinde yer alan eşi sebebiyle daha önce de pek çok unvanı taşıyan Bail Organa, Naboo İşgali‘nin hemen ardından Senato’ya katılıyor ve insancıl düşünceleriyle çok geçmeden dikkat çekiyor. Senatoda Mon Mothma ve Padme Amidala’nın da aralarında bulunduğu diğer senatörlerle iş birliği yapması da çok sürmüyor. Senato’daki bu dostlar, Ayrılıkçı Krizleri esnasında Cumhuriyet’in değerlerinin takip edildiğinden emin olmak için uğraşıyorlar ve krizi yatıştırmaya gayret ediyorlar fakat tüm uyarılarına ve çabalarına rağmen Cumhuriyet, Klon Savaşları’na giriyor; böylesi bir siyasi kriz ortamında dahi Organa savaş dolayısıyla yerlerinden edilmiş mülteciler için Alderaan Mülteci Konferansı’nı düzenlemekten geri durmuyor. Savaşı diplomatik yöntemlerle sonlandırmak istediğinde karşısında militarist senatörleri buluyor, askeri fonların azaltılmasına yönelik önerilerinin yol açtığı tartışma ise bir başka senatörün öldürülmesiyle sonuçlanıyor.

Organa’nın mücadelesi devam ediyor; her geçen gün daha da diktatörleşen Sheev Palpatine’in savaş bittikten sonra OHAL durumunda eline aldığı yetkileri geri vereceğinden emin olmak istiyor ancak Palpatine önce Jedi’ları Cumhuriyet düşmanı olmakla itham, sonra da İmparatorluğu ilan ediyor. Organa bu sefer Yoda ve Obi-Wan’ın İmparatorluktan kaçıp saklanmalarına yardım ediyor. Padme öldüğünde ve aydınlığın kapısına son bir kilit vurulmuş gibi Anakin karanlık tarafa geçtiğinde Leiya’yı evlat edinen Organa, yine de yenilgiye kapılmıyor; senatodaki yetkileri sınırlandırılmış olsa da bir yandan gizlice bir yeraltı direnişi kurarken diğer yandan da Palpatine’in rejimine karşı çıkmak için siyasi zeminde mücadele veriyor.

Organa’ya Death Star’ın Alderaan’ı hedef almasıyla birkaç saniye içerisinde veda ettik ama o tüm kriz anlarında sakin kalan, savaşa karşı her zaman barışı savunan, diplomasiyi önceleyen, Leia’yı Sith’ten uzak tutma sözünün arkasında duran, bin türlü manipülasyona rağmen hak, hukuk, adalete inanan ve doğru zamanda da mücadelenin ön saflarında yerini alan bir karakter olarak hafızamıza kazındı. Siyasi zeminde yeterince destek bulabilseydi her şey çok farklı olacaktı; Bail Prestor Organa bizlere çözüm ararken diplomasiden umudu kesmeyip örgütlenmek gerektiğini hatırlattı.

Hera Syndulla

Kafataslarından sarkan lekku isimli iki uzun organları ile doğrudan tanıyabileceğiniz Twi’leklerden biri olan Hera Syndulla, aşağılayıcı bir şekilde Kuyruk Kafalılar olarak da anılan bir ırktan geliyor. Galaksideki en yaygın türlerden biri olsalar da tüm dişi bireyleri sık sık köle olarak gezegen dışına çıkarılan bu halk, yine aynı sebeple kalabalıkların arasına karışabildiği için gizli casuslar olarak da iş bulabiliyor.

Ana gezegeni Ryloth’ta, isyanın öncüsü General Cham Syndulla‘nın iki çocuğundan biri olan Hera, Klon Savaşları’nın yıkımına ve Galaktik İmparatorluğun gezegeni üzerinde hükmüne ilk elden tanık oluyor. Babası, kahramanlığı sebebiyle ana gezegeni Ryloth’un Çekici lakabını kazanmış olsa da Cumhuriyet’in desteği sınırlı olduğu ve Twi’leklerin sayısının Droid Ordusu’na göre sayıca az olması sebebiyle Cumhuriyet’e güvenmekten çekiniyor hatta yer yer Cumhuriyet’in gezegenlerini işgal edeceğinden dahi korkuyor. Bir süre sonra İmparator Palpatine ve Darth Vader’ın ziyareti sırasında onlara suikast girişiminde başarısız oluyorlar, aslında İmparator’un isyancıları tuzağa çekmek için kurduğu bir oyun olan bu ziyaretin sonucunda General Syndulla’nın eşi, yani Hera’nın annesi öldürülüyor. General Syndulla, kendi kaybına gömülerek zaten duyduğu güvensizliğin de etkisiyle galaksinin geri kalanıyla hiç ilgilenmeden kendisini tamamen Ryloth’u kurtarmaya adıyor.

Kızı Hera ise aynı fikirde değil. “Ya hep beraber ya hiçbirimiz” diyerek kendi gemisi ile kendi direnişini kurmak için galaksiye açılıyor. Yolculuğu esnasında Klon Protokolü 66 yahut 66. Emir’den kurtulan jedi Kenan Jarrus ile karşılaşıyor, Lothal’da bir ayaklanma üzerine Sabine Wren ve Padawan Ezra Bridger ile yolları kesişiyor.

Lothal’da isyanı yöneten Hera, Darth Vader başta olmak üzere imparatorluk liderlerinin dikkatini çekiyor ama bir taraftan da Senatör Bail Organa’nın da gözüne çarpıyor. Bu esnada hem Bail Organa hem de galakside bulunan diğer asiler, kuvvetlerini birleştirmeye çalışıyorlar. Böylece Hera, Anka Hücresi ile birçok operasyonu lider olarak yürütüyor, Asi Birliği’ne ilk katılanlardan oluyor. Palpatine’in öldüğü Endor Savaşı’nı yönetenlerden biri olarak bir efsane hâline gelen Hera, gerektiğinde babasını bile geride bırakarak örgütlenmenin önemini bize hatırlatıyor.

Luthen Rael

Axis takma ismiyle de bilinen Luthen, bir isyanın neye benzediğini tüm bilinciyle kabul etmiş; bizlere de muktedirin karşısında duran kahramanların her zaman Hollywood-vari havalı ve her kesim için makul anlarda destek bulmadığını kanıtlamış bir karakter. Bazen yirmi yılları aşkın süreçlerde rejimler öyle stratejik şekillerde baskıcıdır ki insanların çoğu içerisinde yaşadıkları dönemin öncesini hatırlayamazlar ve kanları deli aktığı için çoğunlukla kurtuluş olarak görülen yeni yetişenler de öncesini zaten hiç bilmiyorlardır. İşte böyle zamanlarda hem eskiyi hatırlayan yahut öğrenen hem de daha ileriyi düşleyenlerin, salt düşünceleriyle en ilerici düşünenlerin gözünde bile halk düşmanı ilan edilmeleri işten bile değildir. Bugün, bütün bir Star Wars evreninin gerçek olduğunu var sayıp da oturup tartışmaya başlasaydık birçok arızasını bulacağımız ama kendi günü ve saati içerisinde İmparatorluğun yenilmesi için, belki de herkesten daha fazla etkili olan Luthen Rael de onlardan biri.

Luthen, kamuoyunun görmesine izin verdiği kadarıyla Coruscant’ın seçkin kesiminde bir antika dükkanının sahibiydi; bu da ona asgari düzeyde dahi olsa İmparatorluğun yanlışlarını dile getirebilecek herkesin izlendiği ve baskı altında yaşadığı bir dönemde, bir şeyleri değiştirmek adına imtiyazlarını kullanabileceği kişilerle fark edilmeden görüşmenin imkânını sunuyordu. Luthen bu imkânı kendi refahı için değil, İmparatorluğa karşı çıkmak için kullandı. Senatoda yer alan iyi niyetli, kalbi doğru yerde atan nüfuz sahibi kimselerin bazen göremediği bazen göze alamadığı bazen de cesaret edemediği istihbarat ağını kurdu, elini taşın altına sokmaktan korkmadı.

Bütün bir mücadelenin haklı olarak adını kirletebilecek ama elzem olan adımlarında başı çekti, beraber anılmak istenilmeyen insanların haklarını da savunmak ona düştü. Andor’u o buldu, tarihte kimsenin onu ‘temiz’ hatırlamayacağını bilse de bu kervanın yüklerini o sırtladı. Luthen değil yakınları; aynı ideolojiyi paylaştığı insanlardan dahi destek görmeyeceğini bile bile gerekli olanı, gerekli olduğu zamanda yaptığı için hafızamıza kazındı. Çoğunluğu ürkütmemek değil doğruyu yapmak ön plana geçseydi her şey farklı olacaktı; Luthen Real bizlere bazen ellerimiz titrese dahi, sadece düşmanı yenebilmek için örgütlenmek gerektiğini hatırlattı.

Mon Mothma

Bazıları isyanın sadece güçsüzler arasından çıkabileceğini söyler, Mon Mothma ise bunun tam aksi bir kanıttır. Soylu ve kanı sayesinde ebediyen öyle kalacak bir mertebede dünyaya gelen Mothma, Klon Savaşları sırasında Padme Amidala ve Bail Organa ile barışı dile getiren açık sözlü kişilerden biriydi ve Galaktik İmparatorluğa karşı isyanın ilk tohumunu o attı. Cumhuriyet’i İmparatorluğa dönüştüren Palpatine’e verilen yetkinin de sonuna kadar karşısında durarak, senatoya karşı konuştu.

Mothma, Palpatine’i halka açık olarak kınadıktan sonra senatodan ayrıldı ve henüz kurulmuş olan Asi Birliği’ne katıldı. Rogue One filosuna öncülük etti, Death Star planlarını çalan kişilerden bazılarının toplanmasına aracılık etti. Death Star’ın yok edilmesinden sonra da isyanı terk etmedi, iç savaş boyunca yönetti. İsyan sonucunda kazanan Yeni Cumhuriyet’te yer aldı, Yeni Cumhuriyet’in ilk şansölyesi seçildi. Burada, İmparatorluk zamanında verilen acil durum yetkilerini kaldırdı ve Cumhuriyet’i askerden arındırarak üye gezegenlerin özerkliğini sağlamayı amaçladı. Barışı, farklı fikirlerin özgürlüğünü ve silahsızlaşmayı destekledi.

Kendisine doğumundan beri tanınan yetkiyle koltuk sevdasına kapılabilirdi ama Mon Monthma bunu seçmedi. İsyana olan katkısını açık açık dile getirdiği noktada konumundan atılacağını biliyordu ama gene de destek olmaktan vazgeçmedi. Açık açık konuşamadığı zamanlar oldu, yine de üç maymunu oynamak yerine sesinin el verdiği ölçüde, bazen en sevdiklerini, kendi kanından olanları bile riske atarak ilerledi. Mon Mothma, sanatçı ya da devlet memuru, hangi konumda olursak olalım bize örgütlenebileceğimizi gösterdi.

Cassian Andor

Kassa adında, hiç tanınmayan, sıradan bir Kenari çocuğuydu. Kolan Savaşları’ndan önce, bir Cumhuriyet gemisinin Orta Halka’daki gezegenine çarpmasının ardından kaçırıldı, iki kaçakçı tarafından kurtarıldı. Sahte bir kimlikle evlat edinildi, kendisini evlat edinen babası idam edildikten sonra İmparatorluk ile çatışmaya girdi. Birçok kod adıyla birçok isyancı görevi yürüttü.

Hiçbir zaman isyana resmi olarak katılma niyetinde değildi. Sıradan, işine gücüne devam eden, vergisini veren, sesi çok çıkmayan bir vatandaş olursa her şeyin yolunda gideceğine inanan Cassian, inandığı her şeyde yanıldı. Başına, kendisiyle alakası olmayan birçok şey gelmişti; kendini bazen bir piyon gibi hissetti. Sadece kendi doğru bildiği savunuyordu, gününe gün katmak istedi; turist olarak gittiği Niamos’ta tutuklandı.

Burada öleceğine emin olduktan sonra ilk olarak hapishaneden kendisini kurtardı. Sonrasında “Gezegen Katili” kod adı verilen süper bir silahın geliştirilmesinden sorumlu İmparatorluk bilimcisini ele geçirmek için bir operasyonda görev aldı. Gezegen Katili’nin Death Star olduğu ortaya çıktı, Andor’un sonu gelmez fedakârlıkları sayesinde Death Star’ın planları ele geçirildi ve yok edildi.

Cassian Andor’un maceraları, önümüzdeki ay içerisinde, dizinin ikinci sezonuyla devam edecek ve bir nihayete de erecek. Fakat bu süreçte bize öğrettiği, kurtuluşun tek başına olmadığı ve örgütlenmeden hiçbirimizin kurtuluşa eremeyeceği oldu.

Author

Editör-in-çiif. Hayvan dostu, çokça yalnız; ismiyle müsemma ama çoğunlukla zararsız. İyi tavsiye verir, geç olana dek ciddiye alınmaz. Her geçen gün bitkinliğine şaşırarak ‘takı taluy takı müren‘ arıyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.