Eğer Blade Runner 2049 projesi, filmin yönetmen koltuğuna bizi halihazırda Sicario ve Arrival ile etkilemiş olan Denis Villeneuve’yi getirmiş olmasaydı, açık konuşalım, yüzüne dahi dönüp bakmazdık. Harrison Ford’un geri dönüyor olması, Ridley Scott’ın yapımcı…
Eğer bana Harry Potter sekizlemesinin sonunda gelip, “ana üçlüden kimin en başarılı olmasını bekliyorsun?” diye sorsaydınız, muhtemelen cevabım çekinmeden Rupert Grint olurdu. Grint, açık ara üçlü içerisinde oyunculuk…
Sizi bilmem ama ben istedim. Motorumu sürerken bir yandan katanamla asfalt yollarda düşmanlarımla savaşmak kulağa oldukça havalı geliyor çünkü. Belli ki yalnız değilmişim ki, Alliterated Games, Motobushido isimli,…
Brett Ratner kötü bir sinemacı. Rush Hour 3, X-Men: The Last Stand, Hercules gibi kötü filmler yaptı. Çok iyi hikaye anlatamıyor, derinlikli bir eseri yok, işin ruhuna çok önem vermiyor.…
Ey geek-i cemaat! Sabrettiğimize değecek, boşluktaymışçasına geçen günlerimizin üzerine merhem gibi rahatlatıcı etki yaratacak Agents of S.H.I.E.L.D sonunda geliyor! Ya da durun, daha doğrusu Agents of S.P.A.C.E falan…
Geçtiğimiz gün sizlere -geek dünyasına ek olarak- ekonomi dünyasını sarsan bir haber vermiştik. Mega-eğlence şirketi Disney, bir diğer mega-eğlence şirketi 21st Century Fox’un bir bölümünü satın almak için hamle yapmıştı.…
Yükle Gelsin!
Geekyapar’ın yeni serisi “Kafamıza Neler Bantladık”‘a hoş geldiniz! Bu serimizde, her bölüm Can Türkdoğan’ın kafasına bir şeyler bantlamayı deneyeceğiz. İlk bölüm, ilk eşyamız: damacana! Bakın bakalım Can Türkdoğan’ın kafasına damacana bağlanırken ne gibi zorluklar yaşandı, nasıl kahkaha tufanı koptu! Eğer bir sonraki bölüm kafamıza bantlamamızı istediğiniz şeyler varsa, yorumlara yazmayı…
Şu hayatta yapan insan kadar saygı duyduğum çok az şey var. Gerçekten, sitenin isminde bangırt diye yapar yazıyor olmasının sebebi de bizim Geekyapar ekibi olarak paylaşılmlı duyduğumuz bu saygı zaten. Geniş bant internetin ve erişilebilir teknolojinin ışığında, bir şeyler yapmamak bana inatlı bir potansiyel harcama gibi geliyor. O…
Batman v. Superman: Dawn of Justice ile eksik ve gedik yönleri konuşurken, bir haftadır işin sinematografi, dramaturji, karakterizasyon gibi taraflarına yoğunlaşıyoruz. Bir film olarak ele alıyoruz yani işi, ki genel olarak eleştirmenler de benzer noktadan yaklaşıyor. Tutup bunu yanlışlayacak değilim; elbette bu bir film ve bir film olarak ele alınmasında fayda…
Takip ettiyseniz, fark etmişsinizdir; Netflix yavaş yavaş başkalarından lisansladığı dizi ve filmlerinde azalmaya gidiyor. Bunun da çok bilinçli, çok oturaklı bir sebebi var. Çünkü Netflix, başkalarının dizi ve filmlerinden kendisininkilerden kazandığı kadar kazanmıyor, onlar üzerinden marka algısını kontrol edemiyor, ve daha da önemlisi, globale açılırken elalemin dizisini yanında…
Şu hayatta gerçekten her gün yeni bir yaşına basıyor insan. Bazı çok net doğru bildiği şeyler bambaşka çıkabiliyor. Benim başıma bir tane geldi az önce. Fables’a kadar konu oluşundan bildiğim, masalına aşina olduğum, hatta Rammstein adına şarkı yapınca karakteri merak ettiğim Rose Red’in, bildiğimiz Pamuk Prenses’in kardeşi olmadığını…
Merak etmeyin, yazıda spoiler vermeyeceğiz! Eğer BBC America’nın yeni şahmerdanı The Night Manager’ı hâlâ izlemediyseniz, sizi ikna etmek niyetindeyiz. Zira, eğer şöyle bir ilk bölümüne bakıp geçtiyseniz; ilk fragmanda sonrasına yürümediyseniz, ya da ne bileyim, arkadaşınızdan duyduklarınızla yetindiyseniz, dizi gittikçe daha da süper şeyler yaşadı, yaşattı. Gelin, biz inanıyoruz,…
Supergirl dizisi ilk açıklandığında, yapımcı kadrosu komple Flash ve Arrow kardeşlerden tanıdığımız ekip olunca; insanlar ister istemez “E aynı evrende mi geçecek bunlar?” diye sormuştu birbirine. Israrla “Hayır, olur mu öyle şey, Supergirl’in olduğu bir evrende biz Arrow’un fani dertlerini çözemeyişini nasıl izah ederiz” kıvamında açıklamalar yaptılar. E sonra n’oldu? Hayran baskısı galip…
Dolandırıcılar, sinemanın resmetmeyi sevdiği karaktlerler. Çünkü bir anlamda, yaptıkları aslında o an yapılan işe benziyor. Onlar da bir hikaye satıyorlar, ama bunu ışık, kostüm, set ve post-prodüksiyon olmadan; organik yapıyorlar. Bu da bir sebeple aktörleri ve senaristleri çekiyor kendine. Ama net konuşalım, bir dolandırıcılık hikayesi dendi mi, kimsenin Mr. Ripley’nin…
Geleceğin korkutucu bir hızla yaklaşıyor olmasını sindirmek zor gerçekten de bazen. Çok fazla şeyi garantiye aldığımız da bir gerçek. Ama bilmiyorum, video konuşmalar, kendi kendine açılan kapılar, parmak iziyle ödeme yapmalar, elektronik kimlik kartları gibi baya Star Trek şeylere çok rahat alıştık. Hipersonik uçaklara da öyle çabuk alışabilecek…
Bu haberi yazmaya başlayana kadar kuvvetle muhtemel kimseye garip gelmemiş olacak, ama yazdıktan sonra bir şalteri attırıp “Aa, harbiden” dedirttirecek bir şey söyleyeceğim şimdi: Jessica Jones kendi dizisine kavuşmadan önce tam on dört yıl boyunca kendi çizgi roman serisiyle çıkmadı karşımıza. On dört sene önceki de, ilk yaratıldığı…
