DCEU’da artık bir şeylerin iyi gitmesi lazım. Bunun için en yakın aday Wonder Woman filmi. Ama yine durumun kötü gitmesi ihtimaline karşı sanıyoruz ki DCEU’ya iyi gelecek en…
Daha önce de dile getirmiştik, Gotham’a olan ilgimizi amansız Batman hayranları olmamıza rağmen hunharca, hiç üzerine dahi düşünmeden, ansızın bir geceleyin yitirdik. Diziye nefret besliyor, izleyenleri hakir görüyor…
Kuzey İrlanda’nın dünya sahnesine kattığı en önemli aktörlerden biri herhalde Liam Neeson. Adamın kariyeri onurlar ve ödüllerle dolu. Filmografisindeki sağlam projeleri elle yazmaya kalkışsak herhalde bir çarşaf kağıt eskitiriz. Ama…
Thor ve Thor: The Dark World filmlerini sevenleri toplayan uluslararası bir dernek kurmaya kalksam Cumhuriyet Mah. Taklacı Güvrcin Sevenler Derneği’nden daha az üye toplayacağıma eminim. Bu iki film anlattığı…
Müsaadenizle, şu ara İCAF hakkında çok çene çalacağız. İnanın çalınmayacak gibi olsa çalmazdık. Ama İstanbul’un en içten festivalinde muhteşem atölyeler, fevkalade etkinlikler, dört kaplan gücünde söyleşiler gerçekleşecekken susmak…
Yükle Gelsin!
Nihayet Zoom’u anlı şanlı olarak görebildiğimiz Enter Zoom bölümü, The Darkness and The Light bölümüyle birlikte sezonun şimdilik en iyisi. Zoom’un Reverse-Flash’ın dandik bir kopyası olacağını düşündüyseniz fena halde yanıldınız. Zira karşımızda Reverse-Flash ile kapışsa zamanın ötesine gönderecek bir kötü adam var. Resimden sonra her zamanki gibi spoiler.…
Hayatının en önemli yıllarını Ankara’da geçirmiş bir insan evladı olarak -ki Ankara’lılar bunu anlayacaktır- varlığımın büyük bir bölümü şehri doğru düzgün görmemiş insanlara karşı savunmakla geçiyor. “Gri kent” derler, kilometre kare başına düşen park sayısı pek çok büyük şehrin üzerindedir. “Sanat yok” derler, Türkiye’nin pek çok önemli müzik…
Bilmiyorum hatırlıyor musunuz ama, bir ara Baywatch diye bir şey vardı popülarite konusunda diğer her şeye parmak ısırtan. Toplam 11 sezon, 242 bölüm boyunca sürmüştü, ama elbette en ünlü olduğu dönemler 90’ların başıydı. Başrolünde David Hasselhoff ile birlikte Pamela Anderson, Jade Mackinnon, Brooke Burns, Stacy Kamano gibi dönemin…
Eğer sizin filminizin isminden önce, “James Bond” gibi bir öncül ad geliyorsa şunu kabullenmeniz gerekir: Hiçbir zaman sadece ve sadece sizin filminiz konuşulmayacak. Bunu da en iyi Sam Mendes bilir muhtemelen. Kendisi Skyfall gibi belki de Bond tarihinin en iyi filmini çekip izleyicilere sunduktan sonra, meselenin “bir önceki…
Ne yalan söyleyeyim, Fallout 4 derken, ufukta gözüken XCOM 2’nin hayalleri beni cezbederken biraz arada kaynadı gitti Battlefront. Bunun elbette önemli bir parçası da, yapımcısı olan DICE’ın dokunulmaz havasını geçtiğimiz Battlefield 4 ile hunharca yerle yeksan edişiydi. Eskinin gözümde sonsuz krediye sahip, ilk olarak Battlefront’u yapacakları açıklandığında masaları kemirmeme vesile olmuş DICE, artık benim için…
Malum, Marvel Cinematic Universe an itibariyle dünyanın en büyük film serisi. Dolayısıyla, o film serisine mensup insanlar başka filmleri tanıtmak için dahi kamera karşısına geçtiklerinde muhabbet illa ki Marvel’a geliyor. Bu Robert Downey gibi, Chris Evans gibi, Scarlett Johansson gibi artık serinin yüzü olmuş aktörler için zaten geçerli bir durum. Ama aynı zamanda Bradley Cooper gibi aktörlerin seriyle…
Lost, hep beraberinde tabularını getiren bir dizi oldu. İlk üç sezonunda hakkında kötü bir şey söylemek, son sezonlarda Lost’un eski Lost olmadığını söylememek, dizi bittikten sonra “yav böyle de son mu olur” diye muhabbet çevirmemek de facto yasaktı malum. Lost acısıyla tatlısıyla bir dönemdi, başladığı gibi bitti. Ben dizinin bitimine…
Çok acayip bir şekilde, Phil Lord ve Christopher Miller’ın yine kağıt üzerinde çok leş gözüken bir projeden çıkarttıkları şaheser Lego Movie’den kopup gelen LEGO Batman hızlı bir şekilde en merakla beklediğim filmler listesinde tırmanmaya devam ediyor. Zaten o filmde harikalar yaratmış Will Arnett’i merkezine alacağı belli olduktan, LEGO…
Eskiden çok iyi bir çizgi roman takipçisiydim. Böyle ciltler falan yokken ve her sayı tek fasikülden oluşurken, okuması 5 dakika dahi almıyorken her ay çıkan tüm çizgi romanları alır keyifle okurdum. Sonra aylık yayınlar bitti, cilt işine girildi, çizgi roman takip etmek biraz daha masraflı hale geldi, ben…
Serde Sherlock hayranlığı olunca; Sherlock da nazlı sevgili gibi hiçbir zaman tam olarak düzenli bir ilişkiye baş koymaz hâlde, iki senede bir gönlü istediğinde gelip kapımızı çalan bir dizi olunca insan ister istemez yoksunluk sendromları çekmeye başlıyor. Bu noktalarda da alternatif çıkış yolları arıyorsunuz istemsizce. Bazı benzerliklerden tutunup,…
