Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan promo fotoğraflarıyla bizlere kendini hatırlatan Cursed Child tiyatro oyunu, şu geçtiğimiz iki gündür Londra’daki ön gösterimini gerçekleştiriyordu. Oyuna biletini kapabilen şanslı insanlar, izlemeye gitmeden önce Rowling tarafından bir güzel uyarıldılar. Kısaca “Harry Potter zamanı da sır tutup kimsenin zevkini bozmadınız, şimdi de sizden aynı şeyi bekliyorum, lütfen spoiler vermeyin.” gibisinden birkaç tweet ile hayranlarına uyarıda bulunan Rowling, bu sözleriyle oldukça iyi bir iş çıkarmışa benziyor. Zira internete girdiğinizde öyle Marvel ya da DC filmlerinde yaşadığımız gibi çat diye spoilerlar çıkıvermiyor karşımıza ya da Game of Thrones’da bu bölüm kimin öldüğünü görüp hüsrana uğramıyoruz en basitinden. Harry Potter hayranları söz tutmayı ve sır saklamayı bayağı iyi biliyor, sağlam bir kitle vesselam.

Şimdi gelelim oyunumuz hakkında söyleyeneceklere. Cursed Child oyunu ön gösterimine ağırladığı seyircilerden oldukça yüksek puanlar almış, hatta öyle ki bazı güvenilir haber siteleri bile beş puan üzerinden dörtten aşağı pek puan vermemişler; geneli 4,5 ve civarında. Oyundan çıkan hayranlar da o kadar mutlu ayrılmışlar ki, kimsenin zevkini bozmadan diyebildikleri şeyler genelde “olağanüstü, kelimeler kifayetsiz, kesinlikle gidin görün” tarzında şeyler olmuş. Açık söylemek gerekirse, Potterhead kitlesine bu konuda güveniyoruz, zira kendine ciddi anlamda Potterhead diyen hayranlar genelde gözü kapalı her şeyi beğenen tipler olmuyorlar. Teoriler geliştirip gerektiği yerde Rowling’i acımasızca eleştiren kişilikler daha fazla bu kitle içinde. Hal böyle olunca, biz de kendimizi birer Potterhead olarak gördüğümüzden, kendi cinsimize güvenmekten başka şansımız kalmıyor açıkçası.

CkXlItJWsAIdwzG-e1465342635551

Oyunun ne anlattığına dair ayrıntılı spoiler içeren bilgileri daha sonraki yazımızda açıklayacağız fakat öncelikle gelen resimlere göre birkaç fikir yürütüp tartışalım, ne dersiniz? Bu gördüğünüz kare oyunun başlangıcından gelen bir sahne. Ortada duran kabarık saçlı siyahi kız elbette Ron ve Hermione’nin biricik kızı Rose Granger-Weasley. Kendisi tam da Seçmen Şapka seramonisi için seyirci karşısında dikiliyor. Arka planda yukarıda asılı olan renkli bayraklar da hepinizin bildiği üzere dört ana binanın bayrakları. Sırasıyla Gryffindor, Ravenclaw, Hufflepuff ve Slytherin bayrakları sahneye bir güzel yerleştirilmiş. Harry Potter serisindeki tasarımlarına oranla biraz daha yumuşak hatlardan yararlanılmış oyundaki armalarda. Üstelik her binanın temsil ettiği hayvan ve baş harfi de bayrakta iç içe kullanılmış vaziyette.

hogwarts-yeni-armalar-768x768

Pottermore’un yayınladığı bu bayrak konseptleri, birkaç hayranı detay açısından sıksa da genelini o kadar da üzmemiş. Kitaplarda bahsedilen renkler haricinde -misal Ravenclaw’ın renkleri kitapta mavi ve tunç iken filmlerde mavi ve gümüş idi- Potterhead kavmini üzen pek bir şey yok şu ana kadar. Ki bu da iyiye işarettir, öyle değil mi? Zaten oyundan da yeterli memnuniyeti sağlayan hayranların tek söyleyebildiği şey, herkesin gidip bu oyunu görmesi gerektiği.

İki bölümden oluşan oyun, ön gösterimini iki güne yayarak gerçekleştirdi. Zaten bir bölümü de tıpkı bir film kadar uzun uzadıya oynandığı için, konuyu anlatmada sıkıntı yaşamamışlardır diye düşünüyoruz, zira oyunun sadece ilk bölümü iki buçuk saat uzunluğunda. Oldukça iyi değil mi? Valla bizce çok güzel bir şey bu, kısa olsaydı eksikliklerden dolayı şikayetlenecek olan hayran kitlesi bayağı baş ağrıtırdı zira. Bu arada unutmadan söyleyelim, oyunun dünya prömiyeri 30 Temmuz’da gerçekleşecek ve Cursed Child kitabının çıkış tarihi de 31 Temmuz’da, yani Harry’nin doğum gününde.

daniel_radcliffe

Peki tüm bu oyun karmaşası Londra’nın ortasında vuku bulurken bizim asıl Harry Potter kadrosu sakinleri neredeydi acaba? Bu sorunun cevabını Daniel Radcliffe açısından cevaplayabiliriz işte. Asıl serinin kahramanı olan ve filmlerde Harry’yi canlandırmış Daniel Radcliffe, bu oyunun ön gösterimine neden katılmadığı konusunda bir açıklamada bulunmuş bir iki gün önce. Cevabını özetleyip kendimizce yorumladığımızda kısaca şöyle bir şeyler ortaya çıkıyor: “İnsanların, ben oyunu izlerken beni izlemelerini, yani dikkatlerinin dağılmasını istemediğim için bu oyuna gitmedim. Dikkat dağıtsam çok da hoş olmazdı hani.”  Kimilerine göre kendini bir şey sanan tipte bir cevapmış bu. Yani hayranların bir kısmının düşüncesi bu yönde. Zaten oyunu izlemeye gidiyoruz, onu niye izleyelim ki? gibisinden bir sözle Radcliffe’in laflarını küçük gören kitlenin haricinde bir de bu söylenenleri gayet iyi yanından anlayıp da anlayışla karşılayanı da var. Ya adam/çocukcağız bizleri düşünmüş, ne kadar da iyi yürekli işte, diye Radcliffe’e arka çıkan kişiler de mevcut yani. Bilmiyoruz sizin düşünceniz ne olur bu konuda. Düşüncelerinizi yorumlarda belirtmeyi unutmayın, e mi?

Yazar

Geekyapar'ın yeni editoryal işler amiri. Geveze, aşırı heyecanlı, domates surat. Ailenizin mülayim, cep tipi ponçiği. Profesyonel inek. Özel gücü ise role play yazmak. @poncikbruiser

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.