Konu geniş, o yüzden birkaç farklı maddede ele alacağım.
En sonda yazacağımı en baştan söyleyeyim, yapay zekâyla çizim yapmayı olumlu buluyorum. Tıpkı dijital çizime ya da dijital fotoğrafçılığa geçiş gibi garipsenmesi, dışlanmaya çalışılması normal. Beyhude bir çaba, teknoloji ve bilime karşı duranlar her zaman yenilir. Bir insanın saatlerce çalışıp gerçekleştirdiği çizimi dakikalar içinde alternatifler sunarak yapması, hem zaman hem ekonomik olarak daha kârlı olduğu için bunun önüne geçmek imkansız.

No to AI generated image” akımının da gülünç bir saçmalık olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim.

no to ai
No To AI Generated Images

Yapay Zekâ Bir Araç

Yapay zekâ, çizerler için bir araç. Çizginizi düzelten dijital destekler, bir anda bir yüzeyi boyamanızı sağlayan programlar gibi. Muhasebecilere “Sizin işinizi yapay zekâ yapıyor artık“, dendiğinde muhasebecilerin -işlerini kaybetme korkusu dışında- bu fikre karşı çıkacaklarını zannetmiyorum. Resim çizme konusunda bu karşı çıkmanın “sanat” ve “sanatçı”nın kafamızda yüceltilmesiyle ilgili bir bağı var. Aslında çizim yapmanın matematiksel olarak mümkün olduğunu görmek, belki de bu işle uğraşanları ulvi ve farklı bir şey yapmadıklarıyla yüzleşmesine yol açıyor.

Evet, çizim eğitimi almamış, çizimle uğraşmamış kişiler de bu araç sayesinde bir anda sizin seviyenize, hatta daha üste çıkıyor ama bunun kötü bir yanını göremiyorum doğrusu. Artık bu uygulama sayesinde bileğinizin değil, zekânızın daha işlevsel olması gerekiyor. Eğer Midjourney’in Discord kanalında biraz gezinirseniz sanat tarihi ve kültürü fazla olan kişilerin daha iyi çizim sonuçları aldığını gözleyebilirsiniz.

Tabii bu arada biz YZ kullanmayı öğrenirken YZ’nin de çizmeyi öğrendiğini unutmayalım. İnsandan çok daha hızlı bir şekilde öğrenen, hiç yorulmayan ve bıkmayan bir çizerden bahsediyoruz aslında. Bu noktada ufak bir tarih bilgisi: Satranç oynamaya başlayan bilgisayar programları çıktığında “Bilgisayar sıradan insanları yenebilir ama ustaları yenemez.” deniyordu. Sonrasında ustaları yenmeye başlayınca bu fikir “Büyük ustaları yenemez.”e dönüştü. Büyük ustaları yenmeye başladığında son kale Kasparov kalmıştı ve o kale de 1997’de yıkıldı.

Yapay Zekâ ve Etik Konusu

Yapay zekâların çizimleri kopyaladığı ya da düpedüz çaldığı iddiaları genellikle sahte yönlendirmeler. Yapay zekâyı beslediğiniz resimlere benzer kelimeler yazdığınızda beslediğiniz resmi kopyalıyor. Bu süreçte bu yöntemi uygulayarak kendi resminin çalındığını duyuran ve yakalanan çizerler oldu.

afghan girl steve mccury

Öte yandan doğru bir örnek verelim. “Afghan girl” yazdığınızda ünlü Steve McCurry’nin -ki onun da belgesel görünümlü düzmece fotoğraflar çektiğinin fark edilmesi ve rezil olması ayrı bir konu- National Geographic için çektiği fotoğrafa çok yakın çizimler çıkıyor. Afgan kızları ile ilgili yeterli bilgi olmaması ve YZ’nin bu konuda işleyecek verisinin az olması bunun sonucu tabii. Bu konuda sinirlenilecekse YZ’nin işleyişine değil Afgan kadın ve kızlarının iletişim çağında neden internette bile varolamadığına sinirlenilmesi gerekir.

Sanatla ya da bilimle uğraşan herkes bilir ki hiç kimse sıfırdan ve yeni bir şey üretemez. Plato’nun dediği gibi aslında hepimiz devlerin omuzlarındaki cüceleriz. Yani ister bilinçli ister bilinçsiz birilerinin eserlerini kopyalıyor ve taklit ediyoruz. Bu noktada isminin veri tabanından çıkartılmasını talep eden çizerlerin kararına tabii ki uymak lazım ama… İşin büyük bir “ama”sı var. Bu çizerlerin esinlendiği kişileri tespit edip onları yazdığınızda ismi veri tabanından çıkartılmış çizere yakın bir sonuç elde edebiliyorsunuz zaten. Çizerler, sanatçılar kendilerini ne kadar büyük görürlerse görsünler omuzlarına bastıkları devlerden daha büyük değiller maalesef.

Bu konuda Greg Rutkowski beyanat vermişti, “Yaşayan sanatçıların veritabanında kullanılmaması gerekir.” diye. Kyle Hailey, farklı isimleri kullanarak Rutkowski’nin çizimlerine yakın bir sonuç elde etmiş. (Gerçi kullandığı isimlerden Jeremy Lipking yaşıyor, onu not edelim.)

kyle hailey, rutkoeski

Yapay Zekâ Çizimi Tespit Edilebilir Mi?

Jürisi olduğum bir yarışma için birçok kişiden soru geldi. “Yapay zekâ çizimi ile yarışmaya katılabilir miyiz?” Ben aynı fikirde olmasam da jürinin genel kanısı katılınamayacağı yönündeydi ve öyle kabul edildi.

Fakat şöyle bir sorun var. Yapay zekâ ile çizilmiş bir çizimi ayırt edip edemeyeceğimizden emin değilim. Evet, YZ çizimleri ufak tefek detaylardan hâlâ fark edilebiliyor ama birkaç rötuşla anlayamayacağımız bir hâle getirilebilir.

Bundan iki yıl önce elime geçen yerli bir projedeki çizimler dikkatimi çekti. Oldukça profesyonel olan çizimlerin sahiplerini tanımıyordum. Genç yetenekleri keşfetme konusunda kendime güvenirim, hiç birine denk gelmemiş olmam biraz kafamı karıştırdı. Çizerleri araştırdığımda dişe dokunur başka işlerini göremedim. Ayrıca portfolyo çizimleri ve kitaptaki çizimler arasında hem teknik hem de stil olarak çok farklılıklar vardı. Sonrasında çizimler üzerinden yaptığım aramalarda da benzerlerine rastlamadım. Dolayısıyla bu kişilerin bir şekilde sıkı çalışmayla iyi işler çıkarttığına ikna oldum. Tabii ki yanılmıştım; YZ çizimlerinin genel olarak kullanılması yaygınlaşınca ve ben de konuyla biraz haşır neşir olunca çizimlere tekrar göz attım, büyük çoğunluğu YZ tarafından üretilmişti.

Mike Williams Yapay Zekâ’ya çizdirmiş. YZ çizimi olduğu dikkatli incelerseniz anlaşılabiliyor.

Öte yandan ressamın atölyesi ya da herhangi bir sanatçının çalıştığı yer, eğer kapılarını açmazsa incelemeye kapalıdır. Boya üretmenin zor olduğu zamanlarda ressamların kullandığı renk ve boyalar adeta bir simyacının sırrı gibi gizliydi. Leonardo’dan Vermeer’e bir çok ressamın Camera Obscura kullandığı yıllar sonra keşfedildi. Burada o konuyla ilgili yazmıştım.

Biri çizimi kendi çizdiğini beyan ediyorsa buna nasıl itiraz edebiliriz? Photobash yöntemiyle yapılan işler -eğer kendi fotoğraf çekip yapmıyorsa- nispeten tespit edilebilir bir durumdu. Fakat YZ’nin geldiği şu noktada tespit edemeyeceğimiz sınıra çok yaklaşmış durumdayız. Keskin gözler hâlâ (hem yurtdışında hem yurtiçinde) bi çok sanatçının sessizce YZ yardımı aldığını fark ediyor ama bu yakın zamanda imkansız olacak.

Yapay Zekâ’nın Telifi ve Hukuki Konular

Aynı konudan devamla stilinizi taklit eden bir çizere dava açamazsınız. Olsa olsa sinirlenip görüşmek istemezsiniz ama stilin telifini almak diye bir şey söz konusu değil. Zaten böyle bir şey mümkün olsaydı sanat tarihinde akımlar olamazdı. Hatta çizgi roman takipçileri iyi bilir ki Amerikan çizgi romanında dönem dönem bazı isimler parlar ve o isimlerin “kopyacıları” çıkar. Bu da gayet normal karşılanır. İnsan yapınca onaylıyoruz da makine yapınca mı kızıyoruz acaba?

Ya da Asterix’i ele alalım, Didier Conrad o kadar iyi bir Uderzo taklidi ki çizimlerde mevcudiyeti yok artık. Manga’lardaki çizer yerine koyulmayan arka plan çizerlerine değinmiyorum bile.  Bence bu işleri bir insanın yapması üzücü, YZ’ye devredilmesi çok daha mantıklı.

Öte yandan yapay zekâlara çizdirdiğimiz çizimlerin telifi bizim mi oluyor yoksa bu büyük firmaların mı? Bu konuyla ilgili bir dava görüldü. Temel olarak yapay zekâ ilk başta belirttiğim gibi hukuken bir araç olarak görülüyor. Dijital çizim yaptığınızda hak sahibi nasıl Photoshop olmuyorsa yazdığınız kelimeleri çizen program da telifte hak sahibi olmuyor.

Benzer bir sebeple metni YZ yazdığı için “Zarya of the Dawn” telifi alınan YZ’ye yazılıp çizdirilmiş çizgi romanın telifi iptal edildi. Projeyi gerçekleştiren Kris Kashtanova ana fikri ve hikâyeyi kendisinin bulduğunu söyleyerek itiraz etti.

Peki, Ne Olacak?

Kısa vadede konsept tasarım çalışanlarının büyük kısmının işlerini kaybedeceğini öngörebiliriz. Otuz kişilik bir ekip yerine üç kişilik bir operatör grubu çok daha fazla iş çıkartabilecektir.

Peki “Bu işleri bilgisayara bırakırsak bir Kafka, bir Van Gogh daha çıkmayacaktır!” derseniz devlerin üzerindeki cüce metaforunu tekrar etmem gerekir. Uzun süredir bir Kafka ya da Van Gogh çıkmıyor. Ayrıca bu isimler yaptıkları işlerin takdir edildiğini bilemeden, mutsuzluk ve sefalet içinde öldüler. Yine de bu onları bir şey üretmekten alıkoymadı. Uzun vadede sadece çizim değil istediğimiz dizilerin, filmlerin, oyunların kelimelerini girip onları seyredip, içinde oynamamız çok uçuk bir hayal değil.

Sizi bilmem ama ben Twitter’da @Stretchedwiener adlı kullanıcının ürettiği “çakma” İtalyan Star Wars filmini seyretmek için heyecanla bekliyorum.

1 Yorum

  1. O kadar çok yerine katılmadım ki bu yazının. Bir gün karşılıklı konuşmak, etiğini tartışmak lazım.
    Özette; “çizenin” AI değil, “toparlayıp distort eden” olduğunu unutma. Yani sen bir kelime yazdın diye, o bunu çizemiyor, başka imaj üretenlerin eserlerinden mozaikliyor. 50 pixel’lik bir patern seviyesinde bile olsa, bir başkasının sırtında yükseliyor. O olduğu için var. AI’yi kullanan olarak dev gibi bir prompt bile yazsan, ‘yaratan’ değilsin, ‘üreten’ ‘sanatçı’ değilsin, basit bir ’emreden’ ‘isteyen’sin.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.