İçeriğe geç
Kültür 5 dk okuma

Tüylerimiz Hep Diken Diken: SONBAHARIN Gergin Havasını Şu BEŞ KİTAPTA Tatsak Mı Mesela?

Berna Ece Gündüz
Tüylerimiz Hep Diken Diken: SONBAHARIN Gergin Havasını Şu BEŞ KİTAPTA Tatsak Mı Mesela?

Artık resmi olarak sonbahar da başladığına göre, ruh halimizi ve ilgi alanlarımızı da bu atmosfere uygun yapılandıralım mı, ne dersiniz? Dökülen yapraklar, soğuyan havalar, bardaktan boşanırcasına yağan yağmurlar… Tam da evde kalıp kitap okumalık hava değil mi sizce de?

Hayır, size kalkıp da “Bilmem ne kitabını yağmur yağarken pencere kenarında bir elinizde kahve, üzerinizde de polar battaniye ile okuyun.” gibisinden sığ bir tavsiyede bulunmayacağım. (Tabii buna ne kadar tavsiye denirse) Hayır. Naçizane bir kitap geeki olarak, sonbaharın atmosferine uyabilecek türden kitapları hatırlatmak, okumayanı varsa onlara da yeni bir ışık olmak için buradayım.

Hazır gavurların malum Cadılar Bayramı da yaklaşmaktayken, ortalıkta korku edebiyatına yönelik biraz cirit atalım hadi. Hayal gücünüzü kullandıkça gerçekleşen, kendinizi havasına kaptırdıkça tir tir titreten kitaplardan bir seçkiye hoş geldiniz!

Maskenin Düştüğü Yer – Yankı Enki

DMrjxwTXcAE7fBe

Bu, tam anlamıyla bir hikaye, devamlı öykü kitabı değil. Aksine, bir gotik, korku ve benzeri alanlardaki edebiyat okuyucularının nereden başlaması gerektiğine dair sorduğu sorulara, hatta daha da fazlasına erişebildiği türden bir kaynak. Kısa sayfa sayısına rağmen koca bir türü özetleyip, aslında sormak isteyeceğiniz her şeyi cevaplıyor Yankı Enki. Üstüne üstlük çizgi roman kültürüne de referans olmuş edebi malzemeleri güzelce yemeğine tuz olarak ekleyen Enki, son derece başarılı bir “tez” ile bu türe giriş yapmak isteyenlerin ışık tutucusu oluyor.

 

Koralin ve Gizli Dünya – Neil Gaiman

245215439013202

Bu kitabı çocukken okuduğumdan dolayı, üzerimde etkisi bir tık daha fazlaydı gibi anımsıyorum. Zira şimdi olduğundan daha uç şeyler hayal etme kapasitesi var çocuklukta, haliyle kitap da içine çekince gerçekten kapının bir köşesinden düğme gözlü insanlar gelecek diye korkmuştum bir süre. Sanırım Gaiman’ın kitaplarında en sevdiğim özelliği de bu: Hikayesine sizi fazlasıyla bağlayabiliyor. Evet, her hikayesinde çok rahatlıkla o dünyaya girmenize olanak sağlamak kolay bir zanaat değil.

Yine de şunu söyleyebilirim, ne kadar büyürseniz büyüyün; Koralin’i eğer yeterince kabullenerek okursanız, bir gün sizin de nur topu gibi alternatif bir düğme gözlü insanlar korkusu temalı evreniniz olabilir.

 

Çıkış Yok – Jean Paul Sartre

hell.magnet.1000_1024x1024

“Cehennem öteki insanlardır” lafını bilir misiniz? İşte o lafın karşılığı tam olarak bu tiyatro oyunu. Sartre’ın varoluşçu felsefeyle yazdığı bu drama, ilk okuduğumda büyük korku vermiş gibi gözükmemişti gözüme; çünkü çok daha güçlü ve derin bir etkiye sahipti. O derin ve güçlü etki ise psikolojik anlamdaki baskı, korku ve gerginlik. Çıkış Yok, bu konuda tam bir başyapıt bana kalırsa.

Tam olarak cehennem denemeyecek türden bir “cehennem”deki üç farklı insanı konu alıyor. Hepsinin büyük günahları var, hepsinin varoluşsal anlamda problemleri mevcut. Ancak o cehennemi gerçek bir “cehennem” kılan ise tek kelime ile “kendileri”. Aslında başkaları sizin sonsuz işkencenizdir. Zira Sartre’ın da dediği gibi, gerçekten de “cehennem, öteki insanlardır”.

Kara Kara Kapkara – Işın Beril Tetik

asd

Kabul ediyorum, bu kitabı okurken Doğu Yücel’in “Düşler, Kabuslar ve Gelecek Masalları” kitabı kadar derin bir gerginlik hissetmemiştim. Hatta bir bakıma kendimi “korku edebiyatından anlamamak” ile suçlayıp, kitaptan çok büyük korku alamama rağmen son derece başarılı hikayeleri olduğunu savunmuştum. Okuduğum vakitten bu yana neredeyse bir sene geçti şimdi ve daha özümsemiş bir kafayla söylüyorum ki: Anadolu’nun korku hikayeleri gerçekten hiçbir şeye benzemiyor.

Hep Batılı ya da Doğulu edebiyatçıların korku hikayeleriyle ürpermek bir yere kadar güzel olabilir. Ancak ülkemizde, Anadolu’da da, böyle büyük bir potansiyel olduğunu bir yerden görünce, inanın dahası için mazoşistik bir heves duymaya başlıyorsunuz. Çünkü nispeten gitmenizin daha zor olduğu yabancı ülkelere oranla biraz daha yakından tanıdığınız bu coğrafyalarda gerçekleşebilecek türden korkutucu olaylar, ciddi anlamda tüylerinizi dikeltiyor.

Bir kitabı bitirirken sonunu hatırlamak çok daha mümkündür ya hani, bu kitapta benim en çok hatırımda kalan o korku dolu ilk hikayeydi sanırım. Otobüs yolculuğunun baskıcı bir psikolojik gerginlikle birleşince böylesine yer edecek bir şey olacağını hiç tahmin etmezdim mesela…

 

Frankenstein – Mary W. Shelley

Frankenstein-

Aslında Shelley’nin ürpertici bu kitabı üzerine fazlasıyla konuştuğumu sanıyorum. Şu yazıda da uzunca bahsettiğim üzere yanlış anlaşılmış bir ikon aslında kendisi. Doktor Frankenstein ile Frankenstein’ın Canavarı arasındaki ayrımı, hayat gayelerindeki farklılığı bile dikkatlice okumadan kimsenin anlayabileceğini düşünmüyorum. Zira günümüzdeki görüntüsel ön yargılara bile kökenlik etmekte olan bu kitap, on dokuzuncu yüz yıl İngiliz edebiyatındaki gotik edebiyatın en büyük temsilcilerinden.

Frankenstein’ın Canavarı’nı hepimiz yanlış anladık aslında. O tüm korkutuculuğuna rağmen içinde yatan masumluğu göremedik. İçinin ne kadar naif olduğunu fark edemedik. Ama gel gelelim, yine de çirkin insan doğamız sebebiyle ondan korkmadan da duramadık. Suçluyuz! Suçumuz da pis bir insan olmak.

 

Berna Ece Gündüz

Geveze, aşırı heyecanlı, domates surat. Ailenizin mülayim, cep tipi ponçiği. Profesyonel inek. Özel gücü ise role play yazmak. @poncikbruiser

Tüm yazıları (523)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.