Sadece izleyen değil, merak eden anime izleyicileri için birebir.      

Anime-From-Akira-To-Howls-Moving-Castle-Susan-NapierPaul Gravett’ın “Manga: Japon Çizgi Romanının Tarihi” kitabında bol bol mangalardan bahsettik. Şimdi de konuyu animelere getirelim ve Susan J. Napier’in Anime: Akira’dan Howl’ın Hareketli Şatosuna kitabından bahsedelim.

Bu kitap benim için oldukça değerli. Evangelion ve GitS’i izledikten sonra bu konulardaki okuma açlığımı daha da alevlendiren, konunun iyice merakımı cezbetmesi yüzünden yaptığım yüksek lisansı bana bıraktırıp, anime ve mangalar üzerine incelemelerde bulunabileceğim başka bir yüksek lisans programına girmeme sebep olan kitaplardan biri. Yani size tüm yazı boyunca bu kitabı bol bol öveceğim, haberiniz olsun.

Gravett’ın kitabı gibi sade bir dili ve görselliği burada bulmanız mümkün değil hatta söylemek gerek ki kitapta hiç görsel yok. Fakat kitabın güçlü yanı oldukça detaylı ve derinlemesine incelemelere sahip olması. Zaten yazar Susan Napier, hem Amerika’da hem de Japonya’da oldukça bilinen bir anime uzmanı ve Japon Edebiyatı ve Kültürü profesörü. Söylemeden geçmeyelim kitabı Türkçeye kazandıran Es Yayınları da çevirmen olarak son dönemde Hayal Et Hikayeleri ile adından oldukça bahsettiren Murat Başekim’i seçmiş.

Kitap ülkemizde 2008’de çıkmış ama kitabın yazılması çok daha eskilere dayanıyor. Yazar daha sonra kitabı revize etmiş 2005’e kadar olan başka önemli animeleri de eklemiş. Elimizdeki Türkçe kitap da bu son halinin çevirisi oluyor.

Kitap giriş kısmında animenin yerel ve küresel kimliğine, niye önemli sayılmaları gerektiğine değiniyor ve sonraki bölümlerini üç ana bölüm altında alt başlıklar açarak inceliyor.

İlk ana bölüm; Gövde, Metamorfoz ve Kimlik adını taşıyor. Bu bölüm, Hentai ve erotik animelerin kadın bedenini nasıl kullandığından Ghost in the Shell’in Kusanagi’si gibi teknolojik bedenlere, Akira ve Ranma 1/2 gibi bir anlamda canavarlaşan ergenlere ve cinsiyet paniklerine kadar oldukça farklı türde animeyi yine farklı metadolojiler ile ele alıyor.

Araştırmacı J.P. Telotte’un Amerikan sinemasındaki “robot fantazisi” üzerine söyledikleri, “animasyon fantazi” için de geçerlidir; yani bir sanat biçimi olarak animasyon, “benliğin bir fantazi olarak, özgürce şekillenip bozulabileceği, isteğimize bağlı olarak tekrar tekrar tanımlanabileceği baştan çıkarıcı bir manzara” sunar.

Konu gövdenin değişimleri olunca bu değişimlerin Japon kültüründeki temelleri ve animelerde niye önemli olduğu gibi pek çok alt metni inceleme fırsatı doğuyor yazar için. Başlıklarda görülmese de kitap içinde animelerin ağıt, festival ve mahşer gibi üç ana temadan bakılarak sınıflandırıldığını görüyoruz.

Örneğin, siberpunk başyapıtları olan Akira ve Ghost in the Shell, başta gövdenin dönüşümsel potansiyeline odaklarnırken en sonunda gövdenin yokluğu fikrini baş tacı yapar.

İkinci ana bölüm büyülü kızlar ve fantazi dünyalarına ayrılmış. Bu kısımda sevenleri bol bol Miyazaki üzerine okuyabilir. Ayrıca gözden kaybolan shojo isimli bölümde Serial Experiments: Lain, Haibane Renmei, Devrimci Kız Utena gibi oldukça önemli animelere değiniliyor. Kadının kayboluşunun Japon kültüründeki izi sürülüyor.

Miyazaki, sadece dişiliğe dair geleneksel imajı yıkmaya çalışmakla kalmayıp, aynı zamanda da izleyicinin dünyayı geleneksel bir biçimde algılayışını da sarsmaya çalışır.

Kitabın bölüm başlıkları zaten çok ilgi çekici olsa da bir diğer güzelliği ulaşamayacağımız Japonca röportaj ve yazıların pek çoğundan bahsetmesi ve önemli yerlerini kitap içine dahil etmesi.

Son ana bölümde ise animenin tarihle yüzleşmesi, tarihsel temele oturtulmuş animelerin temel söylemleri yeniden yaratması üzerinden ilerliyor. Bu bölümde oldukça takdir ettiğim Mononoke: Fantazi, Dişi ve “Gelişme” Miti alt bölümünü tüm Miyazaki severlere tavsiye ederim. İkinci Dünya Savaşı döneminde geçen Yalınayak Gen ve Ateşböceklerinin Mezarı animeleri de masaya yatırılıyor. Tarihi nasıl anlattığı incelenirken pek çok önemli tarihçinin kitaplarına danışıyor yazar. Bu anlamda kitap sonundaki notları ve referansları incelemek gerçekten derinlemesine incelemeler yapmak isteyenler için ideal.

Kitabın çıktığı tarihten dolayı son dönemin animelerini içeremediği bir gerçek ama pek çok kült eserin bu kitap içinde incelendiğini de gözden kaçırmamak lazım. Bölüm başlıklarına bakıp sadece o animeden bahsedildiğini düşünürseniz yanılırsınız. Her bölüm anlatılan animenin benzeri yığınla önemli eseri de içeriyor. Bahsettiği animeleri çok fazla spoil ediyor da diyemem kitap için.

Benim gibi okursanız kitabın geleceği hal böyle bir şey olabilir ve maalesef sayfaları dağılmaya da başlıyor bir süre sonra.

IMG_5562

Açıkçası animeyi ciddi bir şekilde ve popüler kültürün önemli bir parçası olarak alıp yaptığı incelemelerle hakkını veren bir kitap olmuş. İdefix’ten 15 TL gibi uygun bir fiyata alabiliyorsunuz ve parasını öğrendiklerinizle çatır çatır çıkarıyorsunuz.

Yazar

Wu Wei: the Action of Non-Action / Eşikte Bir Kişi. Mimar, Animanga manyağı, Mütemadi öğrenci @mrvcy

2 Yorum

  1. alp demirkabız Cevap ver

    herkese tavsiye etmişsin, feministler hariç de. matt taylor reyizi üzdükleri gibi seni de üzerler sonra

  2. Merve Adaoğlu Cevap ver

    Güzel bir kitap türkçeye çevirilen anime manga ile ilgili 2 3 kitap var zaten onların arasında en kıymetlisi bu kitaptı.Ama bazı düşüncelere katılmadım okurken ama benim en çok hoşlandığım kısım Akira ile ilgili kısımdı.Çünkü bende bitirme projemi kıyamet sonrası bir seri ile ilgili yapmayı düşünüyorum ve kıyamet sonrası karakter değişimi aynı zamanda karakterlerin yaşadığı mekan ile ilgili değişimin bağdaşımı arasındaki bağlantıyı yakalayabildim.Keşke daha çok Türkçeye çevirilen araştırma kitabı olsaydı Anime Sineması ile ilgili.

Leave a Reply to Merve Adaoğlu Cancel reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.