AMC tarafından geliştirilen görece yeni bir dizi olan Kevin Can F**k Himself, kendisini bir ay kadar beklettikten sonra, İlk Bölüm Canavarı’nın radarından kaçamadı. Bakalım, Valerie Armstrong tarafından yaratılan ve deneyselliğiyle dikkat çeken bu kara komedi dizisi, nasıl olmuş?

İlk Bölüm Canavarı, üstümüze yağan yüzlerce dizi arasından hangisi kime gider, değer mi değmez mi, bakmaya karar vermiş bir canavardır. İlk bölüme bakar, azıcık wiki kurcalar, tavsiyelerini verir ve kaçar! Dizilerle ilgili yorumlar kesinlikle objektif değildir, geek izleyicinin keyfine göre ayarlanmıştır! Bu yazılarda sadece ilk bölüm ile ilgili olmak üzere spoilerlar olabilir.

Özet Geç!

Kevin Can F**k Himself temelde, hayatı kocasını ve komşularını mutlu etmeye çalışmakla geçen bir eşin, bir gün kocasını öldürmek istediğini fark etmesini anlatıyor. Bunu da 2021 yılında artık arkamızda bıraktığımızı düşündüğümüz cinsiyetçi stereotiplere sahip 90’lar ve biraz öncesi, kahkaha efektli sitkomlarının tarzıyla yapıyor.

Ne Kadar Uzun?

Ortalama 40 dakikalık bölümlerden oluşan dizinin ilk sezonu, sekiz bölümden oluşuyor.

Neyi Seven Bunu Da Sever?

Bundan en az on beş, yirmi yıl önce yayın hayatını tamamlaması şartıyla bir evi çekip çevirmekle görevli kadınlara odaklanan toksik aile komedilerinin birçoğunu buraya örnek olarak yazarız sanırım. Ama tam ve özel bir örnek olmazlar zira biraz karışık bir iş ve çoğunlukla da takdiri bu açıdan alıyor.

Ne Beklemeyin?

American Housewife tarzı aile komedisi, Desperate Housewives tarzı entrika çeviren kadınlar anlatımı beklemeyin.

Biraz Daha Detay ve Yorum?

Açıkçası dizi, kağıt üzerinde bayağı bayağı ilgi çekici görünüyor. Hatta temmuz ayında beklediğimiz yapımlar listesine girmek için bizim de ekipçe Katla ile finallere bıraktığımız bir diziydi, kağıt üzerindeki hâliyle. Bunun da birkaç sebebi var; onlardan başlayalım.

Bir kere sizi şuradan çekeyim: Eğer bu yıl WandaVision‘ı izlediyseniz -ki Geekyapar semalarında geziniyoruz, izlemişsinizdir- ve ilk üç bölümünü beğendiyseniz, Kevin Can F* Himself’in ilginizi yakalaması çok doğal bir süreç zira Marvel evrenini ve Scarlet Witch’in cadı güçlerini kenara bırakırsak fazlaca benzerlikleri var. Bir tarafta zaten eskiden beri izlediğiniz, izlemekten bıktığınız bir tema dönüyor ve mimik oynatmayacağınız esprilere kahkaha efekti giriliyor; diğer tarafta ise izlediğiniz durumdaki her şeyin yanlış olduğunu ayak parmağınıza kadar hissederek kahkaha efektinin hemen ardına gerilimli anlar yaşıyorsunuz. Hâliyle bir sonraki sahnede ne olacağına dair merakınız herhangi bir kara komedi dizisinin iki katı seviyeye yükseliyor ve farklı bir şey yapılmaya çalışıldığını anlamak da ilgiyi artırıyor.

Daha önce Schitt’s Creek‘te izleme imkânı bulmuş olabileceğiniz Annie Murphynin oyunculuğu bu noktada ayrı bir paragrafı hak ediyor. O kadar iyi oynuyor ki az önceki paragrafta açıkladığım tüm yabancılaştırma uğraşına rağmen kendisinin komşusundan gördüğü saygısızlığı sineye çekmesini, aile fertlerinin saçma sapan akıl vermelerine tahammül etmesini, tam anlamıyla bir çocuk-adam olan kocasının abes davranışlarını sakince karşılamaya çalışmasını izlerken olduğunuz yerde, onunla birlikte çıldıracak hâle geliyorsunuz. Kahkaha efekti her girdiğinde içten içe tükeniyor ve bu yaşananların da gerçek olduğuna inanıyorsunuz mesela; evi, iş yeri, kendisine söylenenler, yaşadığı hayat, her şey çok bunaltıcı bu karakter için. Ama Annie Murphy’nin biri dizinin hikâyesi içerisinde Allison olarak, diğeri ise bizim ekrandan izlediğimiz oyuncu olarak oynamak zorunda olduğu bir rol var ve o sahne icabı, içten içe çıldırmasına rağmen ağırbaşlı bir şekilde gülümserken, şalterin atmasına birkaç saniye uzakta olduğunu da takdire şayan şekilde size yansıtabiliyor.

Sanırım şimdiye kadar dizinin kulağa kağıt üzerinde neden çok ilgi çekici geldiğini anlatabilmişimdir. Ancak bu, pratikte de öyle olduğu anlamına gelmeyebilir. Pilot bölümü, böyle bir dizi için oldukça zayıf ve sıkıcı bulduğumu söylemezsem, canavarlık görevimi yapmamış sayarım kendimi. Dizinin eleştirel yorumlarının, aklınıza gelebilecek tüm puanlı inceleme sitelerinde olumlu olduğunu özellikle belirterek yine de burada, sadece ilk bölümden yola çıkarak, beklentiler ölçüsünde “Size ne gider, ne gitmez?” gibi sorulara cevap vermemiz gerekiyor. Bu da zaman zaman eleştirilerle içeriğin tutmaması anlamına gelebilir sanırım.

Dizinin kulağa ‘yeni‘ gelen ve asıl ilgi çekici tarafını içeren anlar, ilk bölümün kırk üç dakikası içerisinde ekran süresi olarak üç dakikayı bile bulmuyor. Biraz heyecan dozunu artırmak için bölümün sonuna bir şey de saklamamışlar. İlk bölüm, on beş dakika eskiden beri izlediğiniz, tabiatı gereği sizi yoran, bezdiren, güldürmekten çok uzak esprileri ve asla özgün olmayan, sıkıcı bir durum hikâyesini izledikten sonra bir an “Acaba?” demeniz ve ardından tekrar on beş dakika boyunca aynı yere dönmenizle geçiyor. Bu döngü üç kere tekrarlandıktan sonra da ertesi bölüme fazladan bir “Acaba?” kalmıyor. İkinci bölüme hızlıca bir göz attığım için, onun da çok farklı olmadığını söyleyebilirim. Dizinin genel formülü, en azından ilk birkaç bölüm için böyle gibi gözüküyor. Dolayısıyla eğer en iyi ihtimalle kırk dakikalık dört-beş bölüm; en kötü ihtimalle de bir tam sezon bu formülü izleyebilecek gibi hissetmiyorsanız eleştirilerde yer alan deneysel, yenilikçi gibi sıfatlara kapılıp doğrudan diziye başlamamak lazım.

Devamı Nasıl Olur?

Belli ki hayatının yanlış bir yöne gittiğini anlayan ve durumdan hiç memnun olmayan Allison, bir noktadan sonra kontrolü eline almaya çalışıp uğradığı hakaretleri sineye çekmeyi bırakacaktır. Dizinin tanıtımında da yazdığı şekilde, kendisinin şu an ne olursa olsun, sadakatle sevdiği ve bir umutla değiştirebileceğine inandığı kocasını öldürme düşüncesine, yani şalterlerin attığı yere varma yolunu izleriz.

Ve Sonuç! İzler Miyim?

Konu çok ilginizi çektiyse ve bunun yanında bol bol zamanınız varsa, sırf Annie Murphy’nin oyunculuğu için izleyin. Neticesinde evet, farklı bir şey de izlemiş olacaksınız. Bu şartların haricinde İlk Bölüm Canavarı olarak her gün bir yenisi çıkan en az üç farklı türden dizinin arasında, hele de bu çağda kimseye“İlk yedi bölümden sonra açılıyor” gibi cümleler kuramam. Arada bir yorum yapıp belirli şartlar altında gideri var diyeceğim. Sizler farklı düşünürseniz, yazın.

Bazı Diğer “İlk Bölüm Canavarı” Yazıları İçin:

Katla – Nasıl Dizi?

Penny Dreadful: City of Angels – Nasıl Dizi?

Dispatches From Elsewhere – Nasıl Dizi?

The Great – Nasıl Dizi?

Yazar

İlk Bölüm Canavarı, üstümüze yağan yüzlerce dizi arasından hangisi kime gider, değer mi değmez mi, bakmaya varar vermiş bir canavardır. İlk bölüme bakar, azıcık wiki kurcalar, tavsiyelerini verir kaçar! Dizilerle ilgili yorumlar kesinlikle objektif değildir, geek izleyicinin keyfine göre ayarlanmıştır! Bu yazılarda sadece ilk bölüm ile ilgili olmak üzere spoilerlar olabilir.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.