Disney’in reboot çılgınlığı dur durak bilmiyordu sevgili geekler. Hatta daha spesifik olmak istersek buna live-action çılgınlığı da diyebiliriz. 2019 yılında orijinal film üretmekten çekinen Disney, kendi Rönesansı döneminden Aladdin ve Lion King live-action filmleriyle klasikler listesinde sırasıyla ilerliyor. 2020 yılında gelecek filmler arasında ise yine bir Disney klasiği olan Mulan var.

Mulan’ın live-action filminin duyurulması üzerinden epey bir zaman geçti. Şahsen ben, bu fragmanı heyecanla bekliyordum. Aradığımı buldum diyemem ama açıkçası iyi ki de öyle olmuş. Fragmanı izleyin, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. 

Önce biraz Mulan’ı tanıyalım. Hua Mulan efsanesinin kökenleri milattan sonra beşinci yüzyıla kadar uzanıyor. Yaşlı babası askere çağrılınca Mulan onun yerine orduya katılır. Zaten babasından savaşmayı ve kılıç kullanmayı öğrenmiş olan Mulan’ın ayrıca keskin bir zekası da vardır. Orduda ailesini onurla temsil edeceğinden emindir. Keza öyle de olur. On iki sene orduya hizmet veren Mulan, bu yılların çoğunda gerçek kimliğini gizler. Ordudayken gerçek kimliğini öğrenen Jin Yong adlı bir komutanla birbirlerine aşık olurlar. Zamanla ordunun geri kalanı da Mulan’ın gerçek kimliğini öğrenir. Orduda geçirdiği seneler boyunca başarılarından ötürü ödüllendirilmek istenir. Onun tek isteği ise evine dönmektir. Emekli olup ailesinin yanına döndüğünde ise hayatını onurlu bir kadın olarak yaşamaya devam eder. İzlediğimiz fragman ile bu hikaye neredeyse birebir aynı değil mi? 

Disney sen kafanı mı çarptın, hayırdır? Ne demek bir ulusun hikayesine saygı duymak, bunlar senlik hareketler mi? Şaka bir yana, fragman o kadar ciddi ki Disney logosu bile bir absürt durmuş. Mulan filminin live-action’ı çekilecek demişler, ancak bu fragmanla 1998 yapımı Disney animasyonun zerre alakası yok. Daha çok yukarıda anlattığım hikaye ile örtüşüyor. Bu da iyi haber! Demek ki sonunda Disney bu hikayenin hakkını vermeyi kararlaştırmış. Yanlış anlamayın, Mulan benim en sevdiğim Disney filmleri arasında yer alıyor. Her ne kadar gerçekte bir prenses olmasa da objektif olarak baktığımızda Mulan, en iyi beş Disney prensesi arasında rahatça yer alır. Ancak animasyon film, orijinal hikayeyle neredeyse dalga geçercesine uzak.

Animasyon olan Mulan’da hikayeyi tetikleyen olaylar aynı olsa da konunun ele alınışı, orijinal hikayeden çok farklı. Bir kere animasyon Mulan zeki ama çalışmayan, sakar ve toplum kurallarına uymakta güçlük çeken bir karakter. Filmin başında toplum tarafından dayatılan kadın rolüne de erkek rolüne de eşit derecede uymayan Mulan, filmin sonunda her iki rolü de -deyim yerindeyse- layığı ile yerine getiriyor. Böylece de filmin başında ailesinin yerle bir ettiği onurunu filmin sonunda daha yüksek mertebeye getiriyor. Bu durum Mulan’ı ne kadar sempatik kılsa da olay örgüsü Çin efsanelerinde anlatılan Mulan’a büyük bir haksızlık. Çin efsanesi Hua Mulan, yetenekli bir savaşçı olduğu kadar geleneksel anlamda onurlu bir kadın. Fragmanda sakar ama sevimli bir Mulan’dan ziyade aklı başında, ailesinin adını karar çıkarmayacak bir Mulan görüyoruz. Çöpçatan ile görüşmekten ya da evlenmekten mutlu değil, ama zamanın Çin örf ve adetlerine uymak için elinden geleni yapıyor. Sempatik mi bilemem, ama kesinlikle daha gerçekçi.

Fragmandaki bir gerçekçi unsur da feminizmden geliyor. Kaçmayın, kötü bir şey demiyorum. Mulan’ın hikayesi kadın-erkek rollerini yıkan, bunu yaparken de toplum değerlerine saygıyla yaklaşan bir hikaye. Animasyonda, ordu komutanları Mulan’ın kadın olduğunu öğrendiğinde onu ayıplayıp cezalandırırken, asıl Mulan efsanesinde gerçek ortaya çıkınca ona daha büyük bir saygıyla yaklaşıyorlar. Dikkatinizi çektiyse, Mulan bir sahnede ordunun geri kalanı gibi zırh kuşanmışken, sonlara doğru can alıcı bir sahnede saçı açık, kırmızı ve feminen bir kıyafet giyinmiş. Bu hikaye de Mulan efsanesinin bir parçası, o yüzden güzel bir ek olmuş: Bir gün savaş sırasında Mulan ve askerleri yenilmektedir. Gerçek kimliğini o zamana kadar saklayan Mulan, savaş alanına kadın kıyafetiyle çıkar. Omuz omuza savaştıkları kişinin kadın olduğunu gören askerler, silah arkadaşlarından gurur duyar ve tekrardan savaşa dönerler. Bu sayede Mulan, ordusuna bir zafer daha kazandırmış olur. Tahmin ediyorum ki filmde de buna benzer bir sahne göreceğiz.

58

Bakın şimdiye kadar fragman, animasyon film ve orijinal Çin efsanesi üçlüsü üzerinde durdum. Daha değinmediğim birer cümlelik bir çok ayrıntı var. Misal, fragmanın yoğunluklu kırmızı-siyah renk skalası savaşın ciddiyetini yansıtıyor. Animasyondaki yeşil, mavi ve pembe pastel renkler, aslında bir savaş kahramanını izlediğimizi bize unuttururken fragmanın siyah ve kırmızı oluşu bunu defalarca vurguluyor. Nasıl, güzel yakalamış mıyım ayrıntıyı? Bakın bir de şu ayrıntı var; filmde Eddie Murphy’nin seslendirdiği Mushu yok. Hadi onu geçtim, film müzikal değil! Ne kadar ilginç, değil mi?

Değil arkadaşlar, ilginç falan değil. 

İlginç, daha doğrusu önemli olan, Disney’in Mulan’ın hakkını verme çabası. Mulan animasyonu, dünya çapında başarıya ulaşmışken Çin’de neredeyse hiç izlenmedi. Çin halkı, en önemli folklor figürlerinden biri olan Mulan’ın ve kendi kültürlerinin gösteriminin gerçeği yansıtmadığını düşündüler. Anlayacağınız Disney bu filmle bir nevi kefaretini ödüyor sevgili geekler. Animasyonuyla Mulan zaten bizi kazanmıştı. Bu filmle de Çin’in gönlünü almayı hedefliyor. Bir yandan Disney paracıkları götürürken bir yandan da biz güzel bir filmin keyfine bakacağız. Yani umarım. Sonuçta Disney’den bahsediyoruz, umarım ellerine yüzlerine bulaştırmazlar. 

Yazar

Dizi bağımlısı bir beyaz yakalı. Esprileri komik diyebiliriz, bugüne kadar bir tek müdürünü güldüremedi. Kedisine çekmiş, en büyük zevki miskin miskin yatmak. Kendisi ve kedisini sosyal medyada bulabilirsiniz. @asliozkeles

1 Yorum

  1. Ya ağlayacağım Mushu yok tamam hadi neyse Shang niye yok adamı bisexual yaptılar

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.