70 ve 80’lerde gırla giden ‘teen slasher’ furyası, bitmek bilmeyen devam filmleri ve birbirinin kopyası ürünlerin iyice Aydemir Akbaş filmleri tandansı yakalaması sebebiyle sona ermişti. 90’lara geldiğimizde ele gelir bir teen slasher filmi kalmamıştı, zira seyirci artık bu alt janra sümüğünü bile sürmüyordu. 1996’da yılların emektar korku dehası Wes Craven’ın piyasaya sürdüğü Scream‘e gelene kadar aptal aptal koşuşup en salak şekillerde ölen koca memeli kızları ve yaptıkları seksi takriben böğürlerine bıçak yiyen libidoları yüksek aptal gençleri kimse umursamıyordu.

ghostface
Hiçbir şey için olmasa bu furyayı yeniden başlatması açısından bile Scream bir milat olmuştu. 80’lerde çocuk/genç olanlar için Friday the 13th, Halloween, Nightmare on Elm Street, My Bloody Valentine ve Prom Night gibi filmler ne ifade ediyorsa Scream’in açtığı yolda ilerleyen Faculty, Urban Legends, I Know What You Did Last Summer, Final Destination ve Valentine gibi slasher’lar da biz 90’larda büyüyen jenerasyon için aynı şeyleri ifade ediyor. 2000 sonrasının ise hali içler acısı bildiğiniz gibi. Artık slasher bir alt tür olarak kaybolup yerini şiddet pornosu olarak bilinen başka bir anlamsız türe bıraktı. Şimdilerde ise It Follows‘un açtığı yoldan ilerleyecek olan düşük bütçeli psikolojik gerilim/paranoya filmlerinin iyi ekmek yiyeceğini düşünüyorum ben.

Scream, kendi içinde yine kendisiyle dalga geçen bir parodi filmiydi esasen. 2. filme yaptığı devam filmi ve 3. filme yaptığı rezil bir üçlemenin son halkası muamelesinin ardından yeni bir film yapmaya kimse yanaşmadı. 3. film hakikaten de ‘franchise killer’ denilebilecek kadar kötüydü. Bu sebeple gelen 4. film, herkes için büyük sürpriz oldu sanıyorum. Wes Craven, ilk filmin tonuna yakın bir şey tutturarak yeni jenerasyon için fevkalade eğlenceli bir slasher’a imza atmıştı. Kendi içinde yeniden çevrimmiş gibi davranılan filmin başarılı olmasının sebebi her şeyden önce Sidney’nin söylediği “do not fuck with the original” sözünü kendine motto olarak benimsemesiydi.

scream-tv-show-trailer1
Gelelim MTV’nin yaptığı TV uyarlamasına. Yeniden çevrimlerden, devam filmlerinden ve tutmuş bir filmin sonra televizyona uyarlanması fikrinden her zaman nefret etmiyorum. En azından hep desteklemesem de ortaya çıkan işi görmeden çemkirmemeye çalışıyorum. Çünkü Mad Max: Fury Road’ta da gördüğümüz üzere, nadiren de olsa, orijinalini heba etmeden, iyi bir fikirle güzel işler çıkarabiliyorlar. Ancak Scream’in TV adaptasyonuna karşı başından beri soğuktum ve hayır die-hard bir Scream hayranı olduğum için de değildi. Tam da dizinin ilk bölümde kendisine de laf sokarak söylediği sebepten dolayı soğuk yaklaşıyordum.

Bir slasher filminde ilk ölümün ardından kanın gövdeyi götürmesi çok uzun sürmez. Film, karakterlerini harcamaktan çekinmez çünkü hepi topu zaten iki saat sürecektir ve filmin sonunda ölen öldü kalan sağlar bizimdir diyebileceğimiz 3 bilemedin 4 karakter geriye kalacaktır. Ancak dizinizin ilk sezonunun sonunda tüm kadroyu öldürmüş olmak istemiyorsanız her bölümde birini harcayamazsınız. Eğer ortalık kan gölüne dönmezse de seyirci bir süre sonra sıkılıp gider. Ben şahsen büyük bir sabırla izliyor olmama rağmen ölüm görmediğim bölümde gerçekten sıkılıyorum. Karakter harcamamak adına yapılan karakterin yaralı olarak kurtulması ya da sadece karakterleri korkutma da bir süre sonra sıkıcı bir hal alıp hikayeyi sündürüyor. Çatır çatır öldürmeyen bir katille nereye kadar eğlenceli bir slasher sunabilirsiniz?

Dizi için tamamen rezil bir yapım diyemeyiz ancak 80’lerdeki abilerine özenircesine kurulan rezalet ötesi bir kadroyla sevmek de mümkün olmuyor ne yazık ki. Bir slasher yapımından ‘karakter’ beklemenin lüks olduğunun farkındayım ancak Wes Craven Babamız, yaşına başına rağmen Scream 4’te hem yeni neslin bencilliğini, kendini beğenmişliğini ve sanallığını çok iyi vermiş hem de bize sevilebilir, nispeten empati kurulabilir karakterler bırakmıştı. Burada Randy’nin izdüşümü olan ‘filmci çocuk’ ve lezbiyen dışında bırak bıçaklanmayı pipileri ve kukuları kuşlara yem edilse zerre umurumuzda olmayacak, tahammül edilemez bir grup var. Dizinin Final Girl ya da Scream Queen’i konumundaki kızcağız da diziyi taşımaktan bihaber. Neve Campbell da çok muhteşem bir aktris değildi ama tüm seriyi layıkıyla taşımayı başardı. Bu kız ise bir Final Girl olmaktan kilometrelerce uzak. Onun sevgilisi ve arkadaşları da bir o kadar kötüler. Hele hele o Jake’i oynayan çocuğu sektöre oyuncu diye sokan ajansı bizzat bıçaklamak istiyorum.

Bölüm sonunu göremeyecek olan memeli kız unsuru
Bölüm sonunu göremeyecek ama gösterilmesi elzem olan memeli salak kız unsuru

Bunlardan da öte dizinin başarısız olmasının temel sebebi, mirasını devraldığı serinin aksine bizzat kendisinin bir parodiye dönüşmüş olması bana göre. Yani TV dizisi Scream kendisiyle dalga geçmesini pek beceremiyor. Bu yüzden yapmaya çalıştığı her şey, attığı her adım, verdiği her referans ve sokuşturmaya çalıştığı espri, kendisini bir ‘mavra’ unsuru haline getiriyor. MTV’nin, sinema serisinin hayranlarını memnun edeyim gibi bir derdi yok. Projeye giriştiklerinde Ghostface’i katil olarak belirlememeleri bile başından beri böyle bir niyetlerinin olmadığını gösteriyordu zaten. Dizi versiyonundaki katilin maskesi, Ghostface’ten belki daha korkutucu olsa da ben maalesef nostaljik duygularını kenara koyamayan bir insan olarak Ghostface’in bende bıraktığı travmatik etkinin tırnağı bile olamayacak bir katil görüyorum karşımda.

O yüzden haydi gelin, biz bu cahil cühela yeniyetmeleri bir kenara bırakalım ve Ghostface’in bugüne kadar imza attığı ölümlere bir göz atalım:

 

8) Cici Cooper

scream2_132
Sarah Michelle Gellar’ın I Know What You Did Last Summer’da uzun uzun devam eden kovalamaca sahnesinin ardından ara sokaktan çıkamadan lastiklerin arasında öldürüldüğü sahnesi buradakinden çok daha efsane biliyorum. Yine de tüm sorority kızları dışarıda olduğu için evde nöbetçi olarak durmak zorunda kalan Cici Cooper’ın bıçaklandığı yetmiyormuş gibi bir de balkondan aşağı atılması bu listeye girmesi için yeter de artar bile. Buffy olsaydı böyle mi olurdu azizim?

 

7) Billy Lomis

maxresdefault
Soyadını Halloween’deki Doktor Loomis’ten alan Billy’nin, film boyunca, gerek Sidney, gerek polisler, gerekse Randy tarafından sürekli olan şüpheli gösterildikten sonra gerçekten psikopat katil erkek arkadaş çıkması kadar doğal bir şey olamazdı sanırım. Hiçbir şeyden çakmasanız, Sidney ile yattıktan hemen sonra çıkagelen katilin Billy’i öldürdüğü sahnenin yapaylığından anlamanız lazım. Kurgulandığı çok belli olan ‘overacting’ bir mizansen adeta. Sidney’nin annesi, babasıyla yattığı ve ayrılmalarına sebep olduğu için intikam almaya soyunan Billy, iki dk ölü taklidi yapabilseydi eğer, her şeyden yırtabilecekti ama büyük bir mallık örneği sergileyerek ayağa fırladığı için alnının ortasına kurşunu yedi. Listeye girmeyi hak ediyor çünkü seri içinde bu şekilde ölen ilk katil.

 

6) Jill Roberts

scream-4-hayden-panettiere-emma-roberts-01
Emma Roberts’ın kariyeri için önemli bir roldü. O güne kadar hep tatlı kız rollerinde takılan Emma, bu filmin ardından bir daha ‘bitch’ olmayan bir karakteri oynamadı sanıyorum ki. İşin şaşırtıcı yanı bu rollerin altından fazlasıyla iyi kalkıyor. Jill de diğer tüm katillerin yakalandığı “ölmüş taklidi yapamama ve aniden zıplayıp alnının çatına kurşunu yeme” hastalandığından mustaripti. Kendisinin de dediği gibi finalin evde gerçekleşmesi gerekiyordu. Hastanede yapılan bir final tamamen saçmalıktı. Daha orijinal ölebilir miydi? Şüphesiz. Ama ‘remake’ gibi yaklaşıldığını düşünürsek Billy abisini aratmayan bir ölüm oldu en azından. Bence burada olmayı hak ediyor.

 

5) Rachel Millis

BDDefinition2011Scream4-1.WM_
Scream 4’ün açılış sahnesi Stab 6 filminde geçen bir sahneydi biliyorsunuz. Biz o sahnenin Stab 6’da geçtiğini Anna Paquin ve Kristin Bell’in gözüktüğü bu sahnede öğrenmiştik. Paquin’in oynadığı Rachel’ın filmi izledikten sonra korku filmlerine çemkirdiği tiradının ve “olabilecek her şeyi tahmin edebiliyorsun, hiç sürpriz yok demesinin” ardından Chloe’nın bıçağı karnına saplaması ve “bu sürpriz oldu mu” demesi Scream 4’ün en şaşırtan kısımlarından biriydi herhalde. Evet, Stab 7 filminde gerçekleşen ‘fake’ bir ölümdü ama olsun. 2 dakika içinde hiç susmadan o kadar bıdı bıdı konuştu ki, yıllarca True Blood’ta Sookie’nin ölmesini istemiş biri olarak halaylar eşliğinde izledim bıçağı yemesini. “Şimdi kes sesini ve filmi izle”

1 2
Author

Bir reklam ajansında esnek saat olarak çalışıyor. Geekyapar yazarı. Hobi olarak spoiler vermeyi seviyor. Dreamer değil. Vizyonsuz. Şu hayatta hep Hufflepuff'liğindan kaybetti.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.