5. One on One

oneonone

Kim Ki Duk’un son işlerini beğenmiyorum. Nedense bir garip geliyorlar bana fakat bu ne olduğunu net tespit edebildiğim bir gariplik değil. Bu belki iyi belki kötü fakat kesinlikle bana hitap etmiyor. Kurosawa sinemasının modern karşılıkları gibi duran kurgular ve kareler, bir şekilde beni bu adamın işlerinden soğutuyor.

Venedik Film Festivali’nin açılış filmi olan One on One ise yine Kim Ki Duk’un son dönem işlerine benziyor fakat kesinlikle daha keskin bir yapısı var ve bu sebeple gidip izlemeye değer.

 

 4. A Pigeon Sat On a Branch Reflecting On Existence

487417269_640

Roy Andersson’ın Living üçlemesinin son parçası olan A Pigeon Sat on a Branch Reflecting on Existence, yine Andersson’un sinemasının o donuk, soğuk fakat bir o kadar empati yapabileceğiniz hikayelerinin son halkası.

Kritiklerden oldukça iyi notlar alan yapım, üçlemenin sorduğu sorulara daha fazla soru katabilecek mi göreceğiz.

http://www.youtube.com/watch?v=MhpedyLXevo

 

3. White God (Feher isten)

Screenshot_2

Hayvan filmleri söz konusu olduğunda yaralı bir insan olarak White God, benim için tam bir ağlama duvarı olacak gibime geliyor. Kornel Mundruzco’nun yazıp yönettiği bu yapım, Macar sinemasının daha önce çok keşfedilmemiş yanlarına bir atıf gibi geliyor bana. Özellikle bu tarz filmlerin çekiminin zor olmasından mütevellit, Filmekimi’nin kaçırılmaması gerekenlerinden biri olarak listemize giriyor.

http://www.youtube.com/watch?v=c0M_P_exD1Q

 

2. Leviathan (Левиафан)

Screenshot_3

Andrey Petrovich Zvyagintsev’in son eseri Leviathan, benim Filmekimi kapsamında izlemek için kudurduğum işlerden biri. The Return’den sonra kalbimi çalan bu adamın sineması beni bir daha bırakmadı ve favorilerim arasına girdi.

Leviathan, Eski Ahit’in ilk yazıtlarından birisinin modernleştirilmiş hali, The Return’de zaten bu tarz bir motif izliyordu, belki de Zyvaginstsev’in sinemasını bu kadar sevmemin sebeplerinden biri budur, fakat kesinlikle Filmekimi dahilinde gideceğiniz filmlerin arasında olmalı.

 

1. Boyhood

Screenshot_4

Linklater gibisi gelmedi, gelmeyecek, orası kesin. Dazed and Confused ile beni içine alan bu adam, yıllar dahilinde çok tutmadığım bir iki iş yapsa da her zaman tekrar kendisini sevdirmeyi bildi. En azından bana.

Boyhood ile ilgili konuşmak kolay değil, kendisi şu an sinema tarihinin gelmiş geçmiş en güçlü işlerinden birisi olarak anılıyor. Üzerine yazılıp çizilmesi kolay bir yapım değil yani.

94’lü Ellar Coltrane’in performansı dillere destan olmuş durumda, açıkçası bu adam ne çekti bilmiyorum, fakat Filmekimi dahilinde tek bir film izleyecekseniz, bu Boyhood olmalı.

 

1 2
Author

14 Yaşından beri oyunlarla ilgili yazıyor, Trgamer, Oyungezer, Merlin'in Kazanı ve daha pek çok platformda yazdı. Arada dizi yazar, şu anda bir kitap yazıyor, insanlık onurunun depresif müziği yeneceği günü bekliyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.