İçeriğe geç
Oyun 10 dk okuma

Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Beat ‘Em Up Oyunu

Melih Yılmaz
Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Beat 'Em Up Oyunu

Son güncelleme: 6 Haziran 2014

Güzide Türkçe’mize, ateri salonu yoğunluğunun olduğu bölgelerde “İlerlemeli Dövüş” olarak geçen Beat ’em Up oyunlarını kim sevmez ki? Çoğunun genelde tırt bir hikayesi vardır; Akıl mantık almayacak saçmalıklarla doludurlar ve yeterince inatçı bir arcade oyuncusuysanız cebinizdeki son kuruşu emmeye hazırdırlar. Fakat bunların hiç bir önemi yok. Çünkü o iki boyutlu platformdaki karakterimizi sağa sola götürerek önümüze gelen düşmanları amaçsızca tekme tokat manyağı yapmak paha biçilemez.

Beat ’em Up deyince aklımıza tabi ki sadece arcade salonlarındaki jeton canavarı 2D oyunlar gelmiyor. Fakat varlığını tarihin tozlu raflarında bırakan bu türe ait yeni bir oyun neredeyse hiç üretilmiyor. Zamanında çeşitli konsollar için yapılmış 3D devam serilerinin de gerçekten çok kötü örnekler olduğunu görüyoruz. Günümüzde Beat’Em Up havasına en yakın oyunlar da artık aksiyon oyunları kategorisinde anılmaktalar zaten. Bu noktada işi nostaljiye (ya da o nostalji havasını yakalayabilene) bırakmanın çok daha uygun olduğunu farkettik.

Kriterlerimiz her zamanki gibi, yazıdan önce bold ve listelenmiş vaziyette, şu şekildeler.

  • Her seriden sadece bir oyun alıyoruz.
  • Beat ’em Up oyunları, genelde iki boyutlu, yegane amacın düşmanları dövüş oyunu vari kontrollerle yenerek bölümün sonuna ulaşmak olduğu oyunlardır. Türü böyle belirledik. Bunun haricinde iyi bir Beat’Em Up oyununun esasında sahip olması gereken 3 adet kriter olduğunu düşünüyoruz. Bunlardan ilki harcanan zaman ve paranın karşılığını tam anlamıyla  sunabiliyor olması. İkincisi dostlarınızla beraber oynadığınızda çok daha eğlence vaadebilmesi. Son olarak da tekrar tekrar, belki de onlarca kere oynatabilecek kadar hırsa sürükleyebiliyor olması. Listemizi hazırlarken de bu kriterlere bağlı kaldık.
  • Ve her zamanki gibi, tarihi önemlerinden çok, safi kalitelerini ele aldık, eğer aynı seride bir oyun ilk oyunun tüm hatalarını düzeltmişse, sadece ilkinin ehemmiyeti fazla diye o oyunu listeye almamazlık etmedik.

Bu serideki diğer listelerimiz ise şu şekildeydi:

Jetonları aldıysanız geri sayıma başlayabiliriz!

10. Captain Commando

captaincommando

Captain Commando benim için hep en ilginç ve eğlenceli karakterlere sahip beat ’em up olmuştur. 2026 yılında suçlularca yönetilen Metro City’de Captain Commando ve ekibi olarak oyun boyunca şehri bu durumdan kurtarmaya çalışıyorduk. Ekip demişken bu süper kahraman tayfasındaki diğer tiplerden bahsetmesek olmaz. Ana karakterimiz Captain Commando’ya iki eli bıçaklı bir mumya (Mack the Knife), üstün yetenekli bir ninja (Ginzu the Ninja) ve kendisi için fazla büyük bir mech kullanan bir adet bebek (Baby Head) eşlik ediyordu. Şu güzelim oyunu dört arkadaş birlikte oynamanın verdiği tat gerçekten çok az oyunda vardır.

 

9. Streets of Rage 2

streetsofrage2

İlk bakışta Streets of Rage 2’nin türdeşlerinden çok da bir farkı yok gibi gözükür. Yine elimizdeki karakter seçeneklerinden birini seçip “Jack” ya da “Jones” gibi farklı isimlere fakat aynı modellere sahip düşmanları pataklayarak bölüm sonuna ulaşıp boss’u indirmeye çalışırız. Fakat SoR2 1992 yılında piyasaya sürüldüğünde büyük bir bomba etkisi yaratmıştı. Tabi ki bu başarıda oyunun türe getirdiği yenilikler, alışık olmadığımız bir semi-special move sistemi, Megadrive/Genesis sisteminin sınırlarını zorlayacak derecede iyi müzikler gibi faktörlerin etkisini de unutmamak gerekir. Ayrıca kaykayla hareket ederek dövüşen bir karakteri oyuna dahil etme fantezilerini hayata geçirdikleri için de Sega’yı bu noktada takdir etmek lazım.

 

8. Double Dragon II

Double Dragon

Jimmy ve Billy Lee gibi aşırı yaratıcı isimlere sahip iki kardeşin maceralarını konu alan Double Dragon serisini bilmeyen pek yoktur. Hatta dönemin bir çok popüler oyunu gibi onun da leşler ötesi bir filmi bile çekilmiştir. Oyuna dönecek olursak, Double Dragon II’de ilk oyunda binbir güçlükle kurtardığımız yardıma muhtaç kızımız Marian’ın öldüğü gerçeğiyle yüzyüze kalıyor ve bu sefer intikam için yollara düşüyorduk. Hatırlayan varsa epey de zor bir oyundu Double Dragon. Çünkü 1988 yılında çıkmış bir oyun için aklı fazla çalışan yapay zekalarla mücadele vermeye çalışıyorduk. Önümüzdeki kaslıyı mı denk getirip dövmeye uğraşsam, yoksa uzaktan uzaktan dolaşıp arkama geçen cibiliyetsize mi dikkat etsem hiç bilemezdim.Son olarak Double Dragon’ın Beat’em up türünü parlatıp altın çağına taşıyan oyun olduğunu da unutmayalım tabi.

 

7. Scott Pilgrim vs. The World: The Game

scottpilgrim

Scott Pilgrim vs. The World: The Game 2010 yılında PS3 platformunda yer bulmuş bir oyun olmasına rağmen o nostaljik, özlediğimiz beat ’em up havasını çok uzun zamandır bize solutan yegane oyun olmayı başarmıştı. Çizgi romanına ya da en azından filmine aşina olanlar genel konseptin parodiler ve absürd geyikler üzerine kurulu olduğunu tahmin etmişlerdir zaten. Oyunda klasik beat ’em up’lardan farklı olarak karakterlerimizi geliştirebildiğimiz ufak bir tecrübe sistemi de vardı. Scott Pilgrim vs. The World: The Game bizi hem çok güldürdüğü, hem çok eğlendirdiği, hem de artık ölü sayabileceğimiz bir türü tekrar hatırlatarak saygımızı kazandığı için doğal olarak listede yerini buldu.

 

6. Battletoads

battletoads-(7)

Günümüzde Dark Souls’un ne kadar zor olduğundan yakınan insanların gerçekten hayatlarında hiç Battletoads tecrübesi yaşamamış olduğunu düşünerek üzülüyorum. Üzülüyorum, çünkü bu oyunun sinir edici muhteşemliğini gerçekten her bir oyuncu bireyin tatmasını yüreğimin taa en derinliklerinden büyük bir içtenlikle istiyorum. 1991 yılında ninja kaplumbağalara alternatif bir rakip olması düşünülerek ortaya atılan bir fikir üzerinden yola çıkmıştı Battletoads. Bugünlerde bile çeşitli internet tartışma platformlarında muhabbetinin çevrilecek kadar popüler olması ortaya çıkış amacını aşarak ne kadar büyük bir başarı yakalamış olduğunu gösteriyor. Garip dünyası, eğlenceli karakterleri ve sizi daha da hırslanmaya iten zorluğuyla gerçekten gelmiş geçmiş en iyi beat’ em up tecrübelerinden birisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

5. Golden Axe

golden axe

Beat’ em up oyunlarının kendilerini otoparklardan, metro istasyonlarından ve hangarlardan kurtaramadığı bir dönemde fantastik ögelerle dolu dünyası ve karakterleriyle adeta bir güneş gibi parlamıştı Golden Axe. Şimdi nereden başlasam bilemiyorum çünkü anlatılacak çok şey var bu oyunla ilgili. Misal farklı saldırı ve strateji türlerine sahip düşmanlardan bahsedebiliriz. Biriktirdiğimiz iksirlerle yapabildiğimiz ilginç büyüleri de söylemezsek olmaz. Tabi garip bineklerle üstümüze gelen düşmanları kafasına balta geçirip düşürdükten sonra ortada kalan bineğe binebiliyor olmamız da cabası. Golden Axe’ın güzelliklerini ve beat’ em up türüne yaklaştığı bambaşka bakış açısını anlatmakla bitmez. Ayrıca oyunda cüce var lan. Baya bildiğin baltalı, sakallı savaşçı cüce yani. Daha ne kadar muhteşem olabilir ki?

 

4. Cadillacs & Dinosaurus

Cadillacs and Dinosaurs8

Şimdi her şeyden önce yukarıdaki ismi görmezden gelerek bu oyunun gerçek adının MUSTAFA olduğu gerçeğinde hemfikiriz değil mi? Tamam öyleyse. Devam edebiliriz… Çizgi roman oyunları için beat ’em up türünün hep çok uygun olduğunu düşünmüşümdür. Listede beni yalanlamayacak kadar kaliteli isimlerin varlığını da farketmişsinizdir zaten. Bunların en başarılılarından biri de şüphesiz ki Mustafa’dır. Üç arkadaş yan yana oturup, jetonları önümüze dizip, üzerimize silah doğrultan o şerefsizin olduğu “Continue” ekranının gelmemesi için canla başla oynardık bu oyunu. Kendine has muhteşem dünyası, tamamen kaostan oluşan yapısı, araç sürme bölümlerinde “Azcık dur ben süreyim” kavgaları ve “Şişmanı döv lan, dinazoru uyandıracak!” diyaloglarını bir çoğunuz hatırlıyordur mutlaka. Başından sonuna kadar her zerresinden zevk aldığımız bir oyundu Mustafa. Ne güzeldin be Mustafa.

 

3. Punisher

punisher

Bir başka çizgi roman uyarlaması daha. Üstelik bu sefer bir çoğunuzun tanıdığı bir isim: Punisher. Yardımcı rolde de Nick Fury olunca tadından yenmeyecek bir oyunla karşı karşıya kalıveriyoruz. Açıkçası Capcom’un buradaki başarısını takdir etmemek elde değil. Çünkü sadece iyi bir oyun ortaya çıkartmakla kalmamış, aynı zamanda dönemin çizgi romanlarının havasını oyuna o kadar güzel yedirmişler ki yıllar sonra bile oynandığında insana “Vay be” dedirtebilecek bir oyun olmuş. Attığımız her yumrukla birlikte ekranda beliren “POW” yazıları eşliğinde eğlenceyi körükleyen bir oyundu Punisher. Ayrıca son boss olan Kingpin’i eşek sudan geleseye kadar pataklamanın verdiği haz da apayrıdır.

 

2. Final Fight

final-fight-2

Şimdi eğri oturup doğru konuşalım Final Fight rezalet bir oyun olsa bile (ki arkasında Street Fighter’ı yaratan ekip olduğu düşünülürse pek de mümkün değil) sırf Haggar ile düşmanın kafasını bacakların arasına sıkıştırıp şöyle oturaklı bir piledriver çekmenin tadını hiç bişey veremezdi. Esasında sadece Double Dragon’un elde ettiği başarıyı yakalaması gereken bir oyun olması gerekiyordu Final Fight’ın. Fakat oyun her açıdan o kadar başarılıydı ki bir çok kritiğe göre gelmiş geçmiş en iyi beat ’em Up oyunu olarak anılmasına sebep oldu. Hepsi farklı dövüş stillerine sahip üç farklı karakterden birini seçerek yine -klişe çamuruna batmış- yardıma muhtaç kızın peşinde sokaklarda terör estiriyorduk. Bırakın ana karakterleri, hatta boss’ları; bölüm içerisinde karşılaştığımız yancı tiplerin bile Street Fighter oyunlarında boy gösterdiği bir klasiktir Final Fight. Son olarak o kas yığını Haggar adlı güreşçinin aynı zamanda şehrin valisi olduğu gerçeğini de hatırlatmadan edemeyeceğim. Şimdi düşününce ben de vali olsam ve kızımı kaçırsalar, kıyafetlerimi yırtıp sağı solu dağıtırdım heralde. Adam haklı.

 

1. Teenage Mutant Ninja Turtles: Turtles in Time

Teenage_Mutant_Ninja_Turtles_-_Turtles_in_Time_-_1991_-_Konami

Yıl 1993’dü. Ninja Kaplumbağalar furyası bütün dünyayı hali hazırda sarmış durumdaydı ve o zamanlarda bile uyarlama oyunlar her zaman beklenilen sonucu veremiyordu. Fakat Konami bu dört kaplumbağayla ne yapacağını çok iyi çözmüş ve herkesin tam istediği gibi bir beat ’em up oyunu ortaya çıkarmayı başarmıştı. Dört kişiye kadar oynanan ve tarifi imkansız bir eğlence sunan oyun o kadar dinamikti ki gerçekten kendinizi çizgi filmde gibi hissediyordunuz. Kaplumbağalarımız yuvarlanıyor, silahlarını kullanıyor, uçan tekmeler atıyor hatta power attack’larıyla rakiplerini ekrana yapıştırıyorlardı. Michalengo’nun “Cowabunga” diye bağırışları için bile oynanmaya değer bir oyun TNMT:TiT. Her bölüm sonunda çizgi filmden tanıdığımız o meşhur kötü adamlarla savaşmak da ayrı bir zevktir. Standart beat ’em up oyunlarına oranla fena olmayan hikayesi ve oyun kadar dinamik müzikleriyle de gönlümüze taht kurmayı başarmış Teenage Mutant Ninja Turtles: Turtles in Time bence gelmiş geçmiş en sağlam beat ’em up olmayı hak ediyor. Şimdi kendinize bir güzellik yapın ve ançuezli olmasa da bir pizza söyleyin ve oturup şu oyunu oynayın. Harcadığınız zamana değeceğine eminim.

Melih Yılmaz

Anadolu Üniversitesi Animasyon Bölümünden mezun olmak üzere olan Melih, günlerini çizgi roman çizerek zengin olacağı hayalleri kurarak geçirmektedir. Yamuk tasarımcı, sanat şakşakçısı, rol yapma oyunları aşığı, goril sever, ruh terbiyecisi ve ufak diyarların küratörüdür...

Tüm yazıları (2)

Bunlar da ilgini çekebilir

1 yorum

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.