İçeriğe geç
Oyun 7 dk okuma

Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Korku Oyunu

Yiğitcan Erdoğan
Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Korku Oyunu

Korkuyor musunuz? Korkmalısınız. Bizce bu listeyi okurken arkaya ürkütücü bir melodi açın. Tercihen şöyle kulak tırmalayan, kalbi yerinden çıkaran, insanı huzursuz eden bir melodi olsun. Kulaklığı takın ve video oyunu tarihinde, ana amacı oyuncuyu korkutmak ve sadece korkutmak olan şu 10 oyunu tekrar hatırlayın. Işıklar kapalı mı? Konstantrasyonunuz tam mı?

Kriterlerimiz her zamanki gibi, yazıdan önce bold ve listelenmiş vaziyette, şu şekildeler.

  • Her seriden sadece bir oyun alıyoruz.
  • Korku oyunu, bizce, oyunun ana amacının sizi korkutmak ve/veya çaresiz bırakmak olduğu; oyunla birincil etkileşim çeşitinizin kaçmak, saklanmak ya da hayatta kalmak olduğu bir oyun türüdür; elemeyi böyle yaptık. Korku oyunları RYO ve Macera türlerinden faydalanabilirler; fakat atmosferleri ne kadar güçlü olursa olsun, aksiyon bazlı olamazlar. Bu bağlamda Resident Evil serisini 1-2-3 ve 4-5-6 olarak ikiye bölüp, sadece ilk kısmını korku oyunu kabul ettik, Condemned, Manhunt gibi oyunları ise başka bir kategoriye bıraktık.
  • Ve her zamanki gibi, tarihi önemlerinden çok, safi kalitelerini ele aldık, eğer aynı seride bir oyun ilk oyunun tüm hatalarını düzeltmişse, sadece ilkinin ehemmiyeti fazla diye almamazlık etmedik.

Bu serideki diğer listelerimiz ise şu şekildeydi:

Tamam mıyız? Buyurun o zaman!

 

10. Slender: The Eight Pages

Slender The Eight Pages

Büyük oyun firmaları gittikça artan bir şekilde oyuncuyu çaresiz bırakmaktan tenzih etmeye başladıklarında, bayrağı indie yapımcılar devraldı. AAA oyunlar elinizden tutup, sizi finiş çizgisine kadar kazasız belasız götürmeye uğraşırken, indie yapımcılar gerçek bir şey hissettirmekten korkmadıklarını kanıtlamakla uğraşıyorlardı. Slender: The Eight Pages, bu akımın belki de en popülerlerinden biri olduğu için burada. Korkutmak için büyük efektlere, dev bütçelere ve roller-coaster vari scripted olaylara ihtiyacınız yoktur çünkü. Slender’dan biliyoruz ki, çabuk biten bir fener, bir iki sağlam yerleştirilmiş ses efekti ve yerinde bir karanlıka da bunu başarabilirsiniz.

 

9. Dead Space

Dead Space

Dead Space’in sonra çıkan oyunları her adımda korku dozunu düşürüp, sizi düpedüz bir Rambo yapma yolunda ilerlediler, eyvallah. Fakat ilk oyun onlardan farklıydı. Alien filminden aldığı büyük ilhamlarla yola çıkan Dead Space, çok ilginç bir karar alıp, arayüzü komple oyunun içine almıştı. Bu, ekranda gördüklerinizi daha gerçek kılıyordu bir noktada. Uzaylıların korku malzemesi olarak kullanılması yeni bir şey değildir elbet. Ama Dead Space, özel tasarımlarıyla gördüğünüz insan olmayan her şeyden hafif tırsmanıza sebebiyet vermeyi çok iyi beceriyordu.

 

8. Clive Barker’s Undying

Undying

Clive Barker bir reistir. Bunu azıcık korku/gerilim edebiyatına bulaşmış kimsenin reddedeceğini sanmıyorum. Onun okkült kültürüne dair bilgisi ve korku konusundaki işte bu ustalığı, Undying’i bu kadar efsane yapan şeydir zaten. EA’in kafayı sıyırıp, deneysel şeylere logosunu bastığı döneme denk gelmesi büyük fırsatıydı. İnsanı hakikaten rahatsız eden bir atmosferi vardı Undying’in. Bunu da Barker’ın yapım sürecine direkt müdahil olması sayesinde kazanmıştı. Sonraları Barker reyiz bir oyun daha yaptı, ama o oyun; Jericho, Undying’in yanında resmen devede kulak kaldı.

 

7. Phantasmagoria

Phantasmagoria

Liselileri geçin, üniversiteliler bile bilmez: Bir zamanlar oyun sektöründe “interaktif film” adı altında FMV oyunlar yapılırdı. Özetle biri bir film çeker, kilit noktalarda da seçim şansını oyuncuya bırakırdı. Bu tip oyunların modası çok uzun sürmedi, fakat 90’lı yılların ortasında sektörün geleceği bu gibi gözükmekteydi. İşte o furya içerisinde, bizce bir oyun apayrı bir noktadadır: Phantasmagoria. King’s Quest serisinden sonra içinde birikmiş tüm kan, pus ve vahşeti ortaya döken Roberta Williams’ın eseri kolay hazmedilir bir oyun değildi. İlk çıktığında kötü eleştiriler de almıştı ama bize sorarsanız, eğe bir oyunun atmosferi çıkışından 20 yıl sonra hâlâ insanı ürpertiyorsa, o oyun zamana karşı ayakta kalmış demektir.

 

6. Fatal Frame II: Crimson Butterfly

Fatal Frame 2

Japonlar korku meselesinden iyi anlıyorlar, değil mi? Kendi mitosları en benim diyen yiğidi bile ürpertecek derecede korkunç hikayelerle dolu Japonya, oyun endüstrisini de bu işe bulaştırdı. Korku oyunu türünün ismini koymaları bir yana, Fatal Frame gibi bambaşka fikirleri de türe dahil ettiler. Bir fotoğraf makinesinden başka bir şey yoktur Fatal Frame oyunlarında elinizde. Şimdiki oyunlar yirmiden aşağı silah verirlerse oyuncuları küstüreceklerini düşündüklerinden, çok abesle iştigal geliyor ama, Fatal Frame bunun altından asaletle kalkıyordu işte. Klasik bir Japon korku oyunu.

5. System Shock 2

System Shock 12

Ah, SHODAN. Ah, Ken Levine ah. Uzun süre BioShock’u da listeye almayı düşündük, fakat Adam’ları sağ olsun, BioShock’un size verdiği gerilim, hiçbir zaman korkuya dönmediğinden, gözümüzü 1999’a çevirdik. System Shock 2. Özünde “Uzayda geçen Deus Ex” diye tanımlanması çok kolay bir oyundu System Shock 2. Fakat o kadar çaresizdiniz ki oyunu oynarken… İstersen sabaha kadar skill bas, kendini ayrıştırmaya, oyun oynamaya çalış. Fark etmezdi. SHODAN’ın labirentinde bir fare olmaktan öteye gidemediğinizi bilirdiniz. Ürpermek, korkmak değil; düpedüz ümitsizliğe kapılmak, kapatıp annenizi aramayı istemekti oyun.

 

4. Resident Evil 2

Resident Evil 2

Resident Evil serisini böldüğümüzü yukarıda söyledik. Her seriden bir oyun diyoruz fakat, Resident Evil 1-2-3 ve 4-5-6 o kadar farklı oyunlar ki, muhtemelen Resident Evil 4’ü başka bir listede değerlendireceğiz. Zira neredeyse tek bir hareketle, bütün serinin odağı o oyunda değişmişti: Kamera omuzun üstüne alınmış, statik açılara veda edilmişti. O yüzden, bizce eski Resi’ler korku, yeni Resi’ler ise serüven oyunlarıdır. Eski Resi’lerin en iyisi de, Resident Evil 2’dir kuşkusuz. İlk Resi ve Resi 3 çok iyilerdi, yanlış anlamayın, fakat Resident Evil 2’nin atmosferi bir başkaydı. Cidden.

 

3. Amnesia: The Dark Descent

Amnesia

Bu kadar kısa sürede, ait olduğu tür için bu denli önemli olan bir başka oyun daha bulup çıkartabilir misiniz? Mümkün müdür? İsveçli Frictional Games, Penumbra serisiyle bunun ipuçlarını vermekteydi aslında. Fakat Amnesia bambaşka bir deneyim oldu. Korku oyunlarını, yani saf korku oyunlarını tekrar finanssal başarısı mümkün bir tür olarak çıkartıp koydu endüstrinin önüne. Daha da önemlisi, bugün hâlâ etkileri süren bir “indie korku” akımı başlattı. Amnesia: The Dark Descent, insanların arkadaşlarına hunharca önerip, onlar da oynayamayıp yarıda kestikleri zaman kendilerini iyi hissettikleri bir oyundu. Muhteşemdi hakikaten.

 

2. Sanitarium

Sanitarium

Macera oyunları listesini yaptığımızda, hemen hemen tüm yorum kanallarından; neredeyse tek vücut, tek ses, tek fikir bir eleştiri yükseldi: Sanitarium nerede? İşte burada. Sanitarium, macera oyunu iskeletine sahiptir, evet. Fakat onu orada kullanmayacağımızı biliyorduk. Çünkü Sanitarium’u Sanitarium yapan, bizi psikolojimizin en derinlerini sarsacak denli korkutabilmesiydi. 1998’de sadece ve sadece PC’ye çıkan, DreamForge yapımı oyun; bizce PC’ye özel oyunların şanlı tarihinde apayrı bir yer tutmaktadır. Çünkü, benim de kendimi aralarında saydığım konsolcular affetsin, ama hiçbir platforma Sanitarium gibi bir oyun gelmedi. Açık ve net.

 

1. Silent Hill 2

Silent Hill 2

Alone in the Dark türü popülarize etmiş, Resident Evil adını koymuş olabilir. Mükemmelleştirmesini Silent Hill 2 yaptı. James Sunderland’in hikayesi, kan dondurucuydu. Vaktin teknik kısıtlamaları yüzünden tüm kasabayı kaplayan sis, resmen insanı boğuyordu. Yaratıcı canavar tasarımları, etkili kullanımlarıyla birleşince, her köşe dönme çabası, bambaşka bir macera oluyordu. Bunların hepsinin üstüne bir de Akira Yamaoka’nın tüy ürperten, iç üşüten müziği ekleniyordu. Silent Hill 2, resmen tek başına bir PS2 alma sebebiydi. Konami öyle bir çıta koydu ki SH 2 ile, seri bir daha asla o çıtayı geçemedi. Ne Silent Hill 3, ne Silent Hill 4, ne de sonrasında gelen onlarca oyun, SH2 kadar muazzam değildi. Bize göre, korkunun tanımı bizzat budur…

Yiğitcan Erdoğan

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Tüm yazıları (2655)

Bunlar da ilgini çekebilir

1 yorum

  1. Gec gec bunlari 1. De herzaman oldugu gibi dohru duzgun hikayesi mukemmel senaryo gtrafik mantik korku gerilim andrenalin ara sira duygulsndirici oyun olmali bunada en yakisan OUTLAST VE DLCSI oyunu cok kiskananlar var tabi outlastla hicbir oyun boy olcusemez

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.