İçeriğe geç
Oyun 8 dk okuma

Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Taktiksel Rol Yapma Oyunu

Yiğitcan Erdoğan
Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Taktiksel Rol Yapma Oyunu

Son güncelleme: 25 Nisan 2014

Yıllar içerisinde “favori oyun türüm” olduğunu iddia ettiğim pek çok janr geldi geçti. Hemen hemen hepsi de rol yapma oyunları ailesinin bir üyesiydi. Bir dönemimi aksiyon-RYO‘lara tutunarak geçirdim, hayatımın bir bölümü de MMO‘lara ayrılmıştı. Ama çok uzun bir süredir, soran olursa favori oyun türümü Taktiksel RYO olarak veriyorum. Şu karakterlerinizi grid bazlı bir sistemde, küçük bir haritada hareket ettirdiğiniz, genelde taş kağıt makas tipi bir stratejiye sırtını dayayan; hem taktik vermekle, hem de karakter geliştirmekle uğraştığınız oyunlardan söz ediyoruz.

Bu türün gelmiş geçmiş en iyi 10 üyesini saymaya yeltendiğimizde iki şey fark ettik: birincisi, türün sınırları bazen çok blurlaşıyor. Örneğin asıl Fallout serisini nereye koyacağımızı kestirmek zor. İkincisi, tür her ne kadar hemen hemen her platformda mevcut bulunabiliyor olsa da, en fazla hüküm sürdüğü ve en yüksek uyum sağladığı konsol PSP gibi gözüküyor. En azından biz, türün efsanelerini gözümüzden tekrar geçirirken karşımıza ne kadar fazla PSP oyunu çıktığına tekrar tekrar şaşırdık.

Kurallarımız her zamanki gibi net; her seriden sadece bir oyun alıyoruz, unutulan, eksik bir şey varsa da yorumlara yazıyoruz. Buyurun!

 

10. Silent Storm

Silent Storm

Evet, listeye bir efsaneyle başlıyoruz. Nival’ın geliştirip, JoWood’un dağıttığı Silent Storm, İkinci Dünya Savaşı oyunlarının bininin bir para ettiği günlerde piyasaya çıkmıştı, ama o oyunların neredeyse yüzde doksanını hatırlamazken kendisini hâlâ muhabbetle anıyoruz. Viking mitolojisine olan acayip bağı, çok güzel yakaladığı alternatif tarih tadı hakikaten apayrıydı. Sonradan Sentinels çıktı, en sonunda da seri isim değiştirip Hammer & Sickle oldu. Sentinels yine fena değildi de, Hammer & Sickle hakikaten çok kötüydü yahu…

 

9. Fallout Tactics: Brotherhood of Steel

Fallout Tactics

Bethesda kendisini canon’dan çıkarmadan önce de Fallout Tactics ne serinin hayranlarının, ne de diğer oyuncuların gözünde öyle unutulmaz bir oyun değildi. Biz bunun sebebini anlamıyoruz. Bize sorarsanız Tactics, Fallout serisinin özü olan taktiksel savaş sistemini alıp, rafine etmişti. Yapay zeka daha iyiydi, yapmanız gereken stratejik düşünme daha ağırdı ve multiplayer modu vardı. Eğer vakti zamanında bir şans vermediyseniz, şimdi verin. Pişman olmayacaksınız.

 

8. Valkyria Chronicles

Valkyria Chronicles

Bir gün elbet PlayStation 3’ün en hakkı yenen oyunları listesi yapacağız, ve o gün eminim ki Valkyria Chronicles o listenin en tepelerine oynayacak. Sega‘nın kendi içinde yapıp, 2008 yılında piyasaya sürdüğü Valkyria Chronicles sonraları PSP’de yoluna devam etti ve o oyunlar da gerçekten güzeller, fakat ilk oyun eşsiz sanat yönetimini HD ekranda sergileyebildiği için gönlümüzde ayrı bir yer tutuyor. Tabii bir de o Command sistemi için. Taktiksel RYO’larda öncesinde de, sonrasında da pek görmediğimiz bir şeydi, niye görmediğimizi de anlayamıyoruz.

 

7. Disgaea: Hour of Darkness

Taktiksel rol yapma oyunu

Nippon Ichi’nin tür üzerindeki hakimiyetine apayrı bir yazı yazılabilir, ama gevezeliğe fazla kapılmamak adına sadece şunu söylesek yeter: 2003’te PS2’ye, 2007’de PSP’ye, 2009’da da DS’e çıkan Disgaea: Hour of Darkness kimilerince PS2’nin gelmiş geçmiş en iyi taktiksel rol yapma oyunu kabul ediliyor. DS‘te rakipleri daha fazla, PSP‘de ise tavanı aşıyor ama yine de bu Disgaea’nın onların hepsine kafa tutabilecek bir oyun olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Her yerinden orijinal fikir fışkıran oyunlardan biriydi zaten. Bu üç platforma da tekrar tekrar alınıp oynanır.

 

6. Final Fantasy Tactics: War of the Lions

FFT War of the Lions

Final Fantasy Tactics zaten harika bir oyundu, üzerine muhteşem sinematikler, geliştirilmiş görseller ve iyice kalite seviyesi arttırılmış bir oynanış getirilince iyiden iyiye unutulmaz bir klasik hâline geldi. War of the Lions‘ın hikayesi, dünyası, oynanışı insana saatlerini gömdürten türden. Bir de multiplayer’ı vardı ki o da zaten iyiden iyiye şenlik hâline dönüşüyordu. Bu tip oyunlarda permadeath’i severiz. War of the Lions daha insaflı bir permadeath sistemiyle bize sorarsanız güzel bir orta yol buluyordu. Tabii benzer bir sistemi tek kullanan o değil, ama listenin ilerisi için spoiler vermeyelim.

5. Jeanne d’Arc

Jeanne darc

Level-5‘ın yapıp Atlus‘un dağıttığı oyunlardan zarar gelmez. Genel olarak gelmez en azından. Ama çok yüksek ihtimalle, fazla da satmayacaklardır. Taktiksel rol yapma oyunları zaten nispeten niş bir tür, bunun üzerine bir de bir o kadar niş bir dağıtımcı ile görece niş bir konu koyunca, “kimsenin oynamadığı bir klasik” yapmak için tüm gereksinimleri karşılamış oluyorsunuz. Jeanne d’Arc hakikaten muhteşem ara sinematiklere sahip, güzel bir savaş sistemiyle gelen bir oyundu. PSP’nin en güzel münhasır oyunlarındandı. Ama kimse oynamadı…

 

4. Tactics Ogre: Let Us Cling Together

Tactics Ogre

Eğer taktiksel rol yapma oyunlarına gönül verecekseniz kabul etmeniz gereken iki şey şunlardır, birincisi, tür çoğunlukla Japon yapımcıların tekelinde ve ikincisi, Japonlar bazen oyunlarına çok garip isimler koyuyorlar. Yani zaten bir serinin ismini Ogre Battle koymak garip bir şey, fakat sonra buna bir devam oyunu yapacaksan ismini değiştirme değil mi? Yok, Square Enix hiç kendini zorlamamış. Ama siz gerekiyorsa Tactics Ogre‘a bir şans vermek için kendinizi zorlayın. 95’te SNES‘e, 96’da Saturn‘e, 97’de ise PS1‘e gelen oyun, bize sorarsanız kendini 2011’de PSP‘ye geldiğinde buldu. Tabii bu sefer de konsolun ömrü bittiğinden, yüksek satış rakamlarına ulaşamadı. Halbuki bize sorarsanız dibine kadar da hak ediyordu.

 

3. Jagged Alliance 2

Jagged Alliance 2

İşte bu sefer merak ettiğimiz şey, “Ulan bu oyun güzeldi, ama kimse satın almadı, neden?” değil, daha ziyade şuydu: “Ulan bu oyun güzeldi, millet satın da aldı, neden devamı yapılmıyor?”. Jagged Alliance için bir kitle vardı, biliyorduk. Bunu sadece yeniden görmek istediğimiz için uyduruyor da değiliz, prequel projesi Jagged Alliance: Flashback‘in Kickstarter’da topladığı destek bunun delilidir. Çünkü JA serisinin çok ayrı bir yanı var, neredeyse başka hiçbir oyunda olmayan. Bu oynanışından mı, mekaniklerinden mi yoksa arka planından mı kaynaklanıyor bilmiyoruz, ama yaklaşık 15 yıldır eksikliğini çekiyoruz, Flashback’in gidermesini bekliyoruz.

 

2. XCOM: Enemy Unknown

XCOM Enemy Unknown

Gittim gittim geldim ilk iki sıra için. En nihayetinde bir numaraya niye o oyun geldiği orada anlatacağım, ama önce XCOM övme seanslarına şöyle etraflıca bir vakit ayırmam lazım. XCOM: Enemy Unknown, oynayıp oynayıp anı biriktireceğiniz oyunlardan biri. Sıfırdan yetiştirip, rumuzunu verdiğiniz askerinizin ölümünü seyretmek; bundan suçlu olduğunuzu bilmek XCOM: Enemy Unknown. Karınca çiftliği tarzı üssünüze yatırım yapmak, savaş çağrısı geldiğinde askerleriniz için korkup ürpermek. Bir yandan teknolojik ilerlemeleri düşünürken, bir yandan eğitim yapmak. Mikro, makro ve ortasındaki her şekilde düşünmek. Kanımca gelmiş geçmiş en iyi oyunlardan biri ve gerçekten rakibi şu oyun olmasaydı, bir numaraya ondan başka kimse yaklaşamazdı, ama gelin görün ki zirvenin sahibi şöyle oldu:

 

1. Fire Emblem: Awakening

Fire Emblem Awakening

Ne? Sadece 1 yıl önce çıkmış bir oyuna nasıl böyle bir paye veriyorum, ne hadle? Şu hadle, sevgili okuyucu: Fire Emblem: Awakening‘e başladığım günden, bitirdiğim ana kadar başka hiçbir oyuna kendimi kaptıramadım. Sadece ben, karakterim, Chrom ve devamlı eşlemeye çalıştığım ekibim vardı. Oyunun kendi harika hikayesinin yanı sıra, 18 saatlik senaryo sırasında kendi öykülerim de birikti. İlk andan son ana kadar birbirlerinden ayrılmayan, evlenen ve bir çocukları olan karı koca mesela. Ya da ana karakterimin saçlarının tıpkısını almış olan çocuğunun öldüğü savaş. Load etmeyi çok düşünmüştüm ama çok geçti artık, yapamamıştım. Son dakikada birbirlerine uyumlu olduğunu anlayan, hem savaş sırasında, hem de dışarıda birbirlerini geç bulan çiftle kazandığım savaş.

Ama bir numaraya en çok, bitirir bitirmez ikinci bir karakterle tekrar başlama arzumdan dolayı koymak istedim. Çünkü Fire Emblem: Awakening böyle bir oyun. Kapağı kapatıp, derin bir nefes bile aldırmadan başka opsiyonları denemek üzere tekrar açıyorsunuz oyunu. Permadeath yine var ve harika bir derinlik katıyor, ama XCOM’daki gibi sizin için çarpışan insanlar random generate edilmiş askerler değiller, gerçekten diyalogları yazılmış, seslendirmeleri yapılmış NPC’ler bunlar. Ve diğer karakterlerinizle onları eşleyebiliyor, çocuk yaptırabiliyorsunuz; o çocuk da biraz anneden, biraz babadan almış oluyor. Bu yüzden, ikinci bir kez oynayıp, ilk seferde ölen karakterleri kurtarmak istiyorsunuz, onların romantik hikaye opsiyonlarını keşfetmek, çocuklarıyla olan diyaloglarını görmek istiyorsunuz.

Kusursuz bir oyun mu? Hayır. Bana sorarsanız Jeanne d’Arc ve XCOM’da olan karakterlerin cepheden daha zayıf olması sistemini benimsemesi gerekiyor ve tek seferde permeadeath, özellikle şanssız critlerde çok can yakıyor. Ama hemen hemen diğer her özelliğiyle unutulmaz bir oyun olduğu kanıtlıyor Fire Emblem, karakterlerini aileniz gibi benimsiyor, öldüklerinde üzülüyor, çocukları olduğunda ve aşık olduklarında seviniyorsunuz. Tekrar tekrar oynanacak, hiçbir zaman 3DS‘in kartuş slotundan çıkartılmayacak, uğruna 3DS alınacak bir oyun. Çok iddialıyım, zira şunları söylerken bile oyunu oynamamak için kendimi çok zor tutuyorum. Güvenin bana.

Yiğitcan Erdoğan

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Tüm yazıları (2655)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.