GÖRÜNEN ADAM’ın Sezon Yarısı Sonrası Dizinin 4 Sevabı ve 4 Günahı!
Son güncelleme: 12 Ağustos 2017
Şunları bir sayalım önce: Onur Ünlü, işlerini takip etmekten en keyif aldığım yönetmendir; Osman Sonant‘ın oyunculuk performansını hep takdir etmişimdir; Erkan Kolçak‘ın Onur Ünlü’yle çalıştığında izlemesi zevkli bir oyuncu olduğunu da İtirazım Var’dan biliyoruz; e, ben bulduğum her fırsatta yerli dizilerin tek kurtuluş yolunun dijital olduğunu da avazım çıktığı kadar bağırıyorum zaten…
Bunlar sayesinde, sadece Youtube’da yayınlanacak Onur Ünlü projesi Görünen Adam‘ın beni çok coşturması gerekiyordu. Nitekim coşturdu da. Dizinin aynı gün yayınlanacak ilk üç bölümü yayınlanana kadar eşe dosta dizinin reklamını yaptım, çok hoşuma giden dizi müziğini orada burada paylaştım, dizinin ilk bölümünü izledikten sonra da hızımı alamadım dizinin çok orijinal olduğunu ilan ettim.

Ancak ve fakat dizinin sonraki iki bölümü ile beraber üzerime bir durgunluk çöktüğünü itiraf etmem şart. Bir şeylerin eksik olduğu barizdi ama aynı dizi üzerinde ikinci kez peşin hüküm verip sonra tükürdüğümü yalamak da pek niyetim değildi. Bu nedenle Görünen Adam’ın, aksiyon düzeyi artacak gibi gözüken sonraki bölümlerini bekledim ve şimdi o bölümleri izledikten sonra dizi hakkında söyleyebileceklerimin yerini bulduğunu düşünüyorum. Artık dizinin, ikinci kısmın –ne yazık ki– daha ağır basacağı 4 sevabını ve 4 günahını bir masaya yatırabiliriz:
Bu arada aynı meseleyi bir de kamera önünde tartıştığım videoya buradan ulaşabilirsiniz. Yok buradan. Yok, yok tam buradan ulaşabilirsiniz.
SEVAPLAR
1. Fikir ve Bu Fikrin Görsele Yansıyışı

Onur Ünlü’nün olağanüstü ögeleri olağan hayatlara ne kadar samimi şekilde yedirebildiğini önce Güneşin Oğlu‘nda öğrenmiş, Sen Aydınlatırsın Geceyi‘de ayakta alkışlayacak kadar takdir etmiştik. Görünen Adam’da da benzer bir çaba var. Seyircinin görünen olanı göremeyip görünmeyeni görebilmesi orijinal ve bir o kadar iddialı bir fikir. Uygulaması da oldukça zor. Fakat Görünen Adam’ın ve arkasındaki kişi Onur Ünlü’nün bu orijinal, iddialı, zor fikri nasıl kullanacağını iyice planlayıp yola çıktığı daha ilk bölümden kendini belli ediyor. Görünen ama aslında görünmeyen yani görünüp de bize görünmeyen… Huh, kısaca Kurtuluş ve Eşref Şerif haricindeki bütün insanların sadece karakteristik aksesuarlarının ekranda görünüyor olması görsel anlamda oldukça eğlenceli sahnelere yol açmış.
Ama bu fikri tutup da görsel bir değere çeviren asıl olay, yansımaların kullanılışı olmuş. Şu birbirine görünüp de bize görünmeyen sıradan insanları sadece yansımalar yoluyla görüyor olmamız yüz gülümsetecek kadar yaratıcı ve başarılı düşünülmüş. Tüm bu görünmeyen görünürlük fikri ve fikrin görsele yansıyışı bölümler boyunca da tutarlı şekilde kullanılmış. Bir noktada dizinin sırtını dayadığı temel şey bu olsa da, yani kotarılmasının zorunluluğu tartışılmaz olsa da iyi yapılan bir iş her zaman takdiri hak eder.
2. Elbet Tabii Dizi Müzikleri

Umut Döven ve Can Ozan‘ın imzasını taşıyan Görünen Adam şarkısı, dizinin tanıtımı aşamasında en az dizinin konusu kadar ilgi toplamıştı. Bence bu ilgi yersiz de değildi, çünkü şarkı aynı anda hem muhteşem bir jenerik müziğiyken hem de tek başına dinlendiğinde de keyif verici bir şarkı. Şarkının bir noktasında duyduğumuz “Ben Uganda’yı da görmedim ama bu, Uganda’nın olmadığı anlamına gelmiyo” repliği bile tek başına ilgi toplamaya yetiyordu. Şarkı tüm açılarıyla, Athena’nın Kötü Kedi Şerafettin filmi için yazdığı Geblo şarkısının bir görsel yapım üzerinde yarattığı etkiyi yaratabiliyor.
Tabii dizi müzikleri derken sadece Görünen Adam şarkısını kastetmedik. Dizinin heyecan, şaşkınlık, çile gibi duygular taşıyan sahnelerinde kullanılan müzikler de oldukça kaliteli ve farklı. Bütün diziler aynı müzikleri farklı tonlarda kullanırken böylesini görmek insanı mutlu ediyor.
3. Birtakım Oyunculuklar

Bu noktada açık şekilde üç kişi öveceğiz: Erkan Kolçak Köstendil, Osman Sonant ve Selim Bayraktar. İlk sıra hakkını başrole verecek olursak; hepinizin farkında olduğu gibi Erkan Kolçak çekimlerin çoğunu partnersiz, tek başına tamamlamış. Bunun ne kadar zor olduğunu bizim buralarda çok bilmeyiz, zira özel efektlerle pek aramız yok. Ama bu işin zorluğunu Ian McKellen gibi usta oyuncuların ağzından çok duyduk ve duyuyoruz: Yalnız sahneler neyse de kurguda etkileşimde olduğun ama gerçekte orada olmayan karakterlerle karşılıklı oynamak zor iş. Kolçak olağanüstü bir performans sergilemese de yaptığı işin zorluğundan ötürü ona bir kafa selamı vermeden geçmek olmaz.
Osman Sonant bu projedeki tanıdık yüz bizim için. Leyla ile Mecnun’da Hırsız Yavuz rolü ile sevdiğimiz Sonant, Onur Ünlü’yü yeni projesinde yalnız bırakmamış. Kendisi İsfendiyar rolü ile, Leyla ile Mecnun’a hakim olan ama Görünen Adam’da çokça eksik olan samimiyeti taşıyor. Osman Sonant’tan aynen beklendiği gibi, teşekkürler.
Selim Bayraktar‘ı muhtemelen Muhteşem Yüzyıl’daki Sümbül Ağa rolü ile tanıyorsunuz ama kendisi tiyatro sahnelerini de ağlatan çok başarılı bir oyuncu. Görünen Adam’da da epey başarılı bir iş çıkarıyor. Birçok yorumda Bayraktar’ın Eşref Şerif performansının kötü, basit olarak değerlendirildiğini gördüm. Muhtemelen insanlar bu fikre, oyuncunun oynadığı karakterin karikatür bir karakter olmasından dolayı varıyorlar. Fakat karikatür karakterin oynanması ve karakterin karikatür oynanması arasında ciddi bir fark var. Selim Bayraktar baştan sona karikatür olan karakterini tam beklendiği şekilde canlandırıyor. Bu karikatür meselesine yazının ilerisinde kötü bir örnek de vereceğiz, belki o zaman bahsettiğim fark daha iyi anlaşılır.
Bu üç oyuncudan sonra ilerleyen bölümlerde Hakan Bulut‘u da övecekmişiz gibi bir his var içimde. Şimdilik oyuncu Tuman karakteriyle minimum sahneye sahip olsa da altıncı bölüm itibari ile Eşref Şerif’in adamı olarak daha çok karşımıza çıkacak.
4. Sanat Departmanı Çalışmış: Dekor, Kostüm Şahane!

Konusuyla ve karakterleriyle zaten bir çizgi roman hissi veren Görünen Adam bu hissiyatı kostüm ve dekor tasarımlarıyla tamamlamış. Kurtuluş’un iş yeri ve Eşref Şerif’in laboratuvarı steam-punk halleriyle çok şık ve ilginç duruyorlar. Karakterlerin kıyafetleriyse değişkenlikleri ve daha çok da 90’lar öncesi duruşlarıyla diziyi zamansız bir noktaya çekiyor, aynı çizgi romanlardan alışık olduğumuz gibi. Anlayacağınız sanat ekibi hiç boş durmamış!
GÜNAHLAR
1. Dizinin Yapmacık Hali

Bütçe bazlı yapmacıklıklarla derdim yok. Zira Youtube’da yayınlanacak, küçük bir ekibe sahip bir web dizisinin elinde çok fazla imkan olmadığını tahmin etmek zor değil. Yani bazı efektlerin ve özellikle ses mikyajının göze o çok batan sahteliğini şöyle bir kenara koyalım. Yapmacıklığın asıl can sıkıcı olmaya başladığı nokta dizinin kolay tüketilmeye uygun olması için çok çaba harcanmış olması. Onur Ünlü’nün kendisi de dahil hemen herkes bana katılacaktır, Ünlü’nün içinden gelerek yaptığı hiçbir iş anlaşılması, tüketilmesi kolay işler değil. Buna Leyla ile Mecnun da dahil. Çok çabalayan kemik takipçiler dizinin sahnelerini fenomen hale getirmeseler Leyla ile Mecnun şu an bildiğimiz değeri taşıyor olmazdı.
İşte, fenomen hale getirmek demişken… Onur Ünlü bir röportajında, Leyla ile Mecnun’un fenomen hale gelmesinde işlerini severek yapmaları dışında hiçbir çaba sarf etmediklerini söylemişti. Görünen Adam’da ise durum farklı gözüküyor. Sanki espriler arkadaş ortamında dönsün, komik sahneler Youtube’da kolajlansın, replikler tweet olsun diye yazılmış gibi. Üstelik, ne yazık ki, bu fenomen olmak için içtenliği harcama durumu diziye yapmacıklık katan yegane şey de değil. Bundan sonra sayacağımız üç günahın da buna büyük katkısı olmuş.
2. Reklam Adam veya Viralliğin Umulmayan Bayatlığı

Bu noktada bir çoğunuzla ters düşeceğiz zannediyordum ama dizi beşinci bölümde de şansını zorlayınca hemen hemen her izleyiciyle aynı derdi paylaşır hale geldik. Başta samimiyetle kahkaha attığım ama bölümler geçtikçe içimi bayıp tadımı kaçıran şu Reklam Adamı’ndan hepimiz bıktık sanki. Tamam, kabul. Başta çok orijinal bir viral fikriydi reklamı bir karakter haline getirmek ama zaten bölümleri 15-16 dakika olan bir dizinin her bölümünde şu tipe 1-2 dakika harcarsanız kusura bakmayın ama dizi değil de geniş bir reklam çekiyor olursunuz. Gerçi işe yaramıyor da değil ha. Baksanıza; sevmediğimiz halde bu adam neyin nesidir, hangi şirketin fesidir adımız gibi biliyoruz.
3. Diğer Birtakım Oyunculuklar

Burada ise iki ismimiz var: İpek karakteri ile Betül Akdeniz ve Tonguç karakteri ile Emre Şen. Betül Akdeniz’e beşinci bölüme kadar yüklenmek zordu çünkü yüzü görünüyorken bir cümle bitirdiğine çok nadir tanık olabilmiştik. Ama beşinci bölümün hemen açılışında yer aldığı sahnedeki performansıyla bize kesin bir karar verme imkanı yarattı vee bu karar kesinlikle oyuncunun lehine değil. Zaten sesinin dublaj oluşu karakteri yeterince gerçek dışı gösteriyorken kötü performans üstüne eklenince İpek’in meydanda olduğu sahneler çok tatsız oluyor.
Bir de Tonguç rolüyle Emre Şen var ki bizi şu karikatür karakter oynamak ve karakteri karikatür oynamak ayrımına tekrar getiriyor. Tonguç’un yarı yarıya karikatür yani gerçek dışı ve ekstrem tavrı, kişiliği olan bir karakter olduğunu kabul ediyorum. Ancak Eşref Şerif’in aksine bu karakter tamamıyla karikatür yazılmamış. İpek’le ilişkisiyle, aksiyona sık girişiyle, iyi ya da kötü karakter diyemeyeceğiniz saflığıyla Tonguç çok daha insani bir karakter. Ancak reklam filmleri ile yüzünü tanıdığımız Emre Şen bulunduğu projelerden alışmış olacak ki hal ve tavrını karikatürize etmekten kendini alıkoyamıyor. Bu da Tonguç’u yapmacıklıklar kervanının bir parçası yapıyor.
4. Nasıl Desek… Dizi Pek De Komik Değil

Biliyorum, biliyorum: Onur Ünlü ya da bir başkası asla kamera önüne geçip de gülmekten kırılacaksınız demedi. Ama dizinin konusundan fragmanına, senaryosundan oyuncu seçimine her şeyine komedi unsurları düşünülerek karar verildiği çok bariz. Komedi Onur Ünlü’ye yakışmıyor da değil, yanlış olmasın. Kendisi, filmlerinde kara mizahı parmağında oynatır. Ama işte Görünen Adam’da o kara mizah, denense de pek kullanılamamış. Aynı usta yönetmen, Leya ile Mecnun’un da başını çekiyordu diye düşündüğümüzde ise ister istemez bir absürd komedi beklentisi oluşuyor. Bu tip bir komedi yok da değil, çokça var ama daha önce anlattık ya; fenomen olma çabası içinde boğulmuş bu komedi.
Bir de devreye tüketilebilirlik çabası ile olay komedisi de girince; karasıyla, absürdüyle, olayıyla üç farklı komedi dalı birbirine girip birbirinden rol çalmaya çalışmış dizi boyunca. Haliyle bu kargaşa içinde seyirci gülecek pek bir şey bulamıyor beş bölümdür. Farkındayım, az önce bir komedi dizisine yapılabilecek en ağır eleştiriyi, güldürmüyor eleştirisini yaptım. Ben de pek memnun değilim söylediklerimden. Ama bir yandan da gerçekler işte…
Uzun maddelerin kısası; Görünen Adam, iyi bir amaca ve bu amaca hizmet eden iyi yönlere sahip ama diğer yandan da yanlışları tarafından kuvvetle aşağı çekilen bir yapım olmuş. Sezonun yarısı bitmiş olsa da çok tabii dizi kendini toparlayıp son beş bölümüyle bizleri şaşırtabilir. Ancak Görünen Adam hiçbir zaman bir Leyla ile Mecnun, bir Polis, bir Sen Aydınlatırsın Geceyi gibi şevk ve hayranlıkla anacağımız bir iş olmayacak.
Lord olmak için yola çıkan gariban geek kendini bir anda yazar olarak buldu. Geek kültürüyle küçük şakalaşmalarını, sinemayla flörtlerini yazıya dökmek için burada. Muhitte Geek_Lord olarak bulabilirsiniz.
Tüm yazıları (267)
Yorum Yap