The Last of Us dizisi hem eleştirmenlerce çok beğenildi hem de oldukça yüksek izlenme sayılarına ulaştı. Çoktan devam sezonu onayı almış olan dizi bizim ekip tarafından da beğenildi. Fakat seriye bayılan ve bu diziyi de gerek yayınlanacağı kanal, gerekse de işin başında oyunların da başındaki Neil Druckmann da bulunacağından merakla bekleyen ben günün sonunda istediğimi pek alamadım. Kesinlikle kötü bir işti denilmez ama beklediğime de değmedi ve sadece vasat üstü bir sonuç ile karşılaştım kendi adıma. İşte böyle hissetmemde en büyük payı olan 5 sebep:

1) Takırdayanlar Nerede?

Takırdayan bu dünyadaki enfekte olanlara verilen isim. Kendileri kıyamet sonrası dünyada hayatta kalmanın çok zorlaşmasının ve bir yerden bir yere gidileceğinde kırk kere düşünmek gerekmesinin ana sebebi. En ufak bir yeni Takırdayan ortaya çıkması ihtimali de oldukça korkulan bir durum tahmin edebileceğiniz gibi. İlk oyundaki bazı en gergin anların da katalizörü olan bu grup dizide o kadar az etkili oldu ki neredeyse varlıklarını bile unutturdular çoğunlukla. Tamam, seri hiçbir zaman en baştaki odağına onları almamıştı ama asla bu kadar geri planda da durmamışlardı. Koskoca dokuz bölümde karakterlerimizin bu korkunç yaratıklarla girdiği etkileşim bir elin parmağını geçmez. Bu yanlış tercih bizleri başka şeylerden de mahrum bırakıyor tabii, mesela bir sonraki madde gibi.

2) Aksiyon Nerede?

Oyunun diziye uyarlanacağını ilk duyduğumuzdan beridir tabii ki on beş saatlik oyunun yarısından çoğunu kaplayan oynanış tarafındaki kadar bir aksiyon görmeyeceğimizin bilincindeydik. Ama bu kadar da kısır olacağını hiç düşünmemiştim. Beşinci bölümdeki Takırdayan baskınını ve sezon finalinde fan yapımı klibi andıran uyduruk “Joel herkesi öldürüyor” montajını saymazsak uyarlandığı eserin içindeki aksiyon dozajını neredeyse tamamen unutmuş bir yapımla karşı karşıya kaldık. Yukarıdaki maddeye bağlamak gerekirse, orada yapılan şeyin devamı da bu maddeye sebep olmuş oldu bir yerde. Bill’in kasabasında ayağından asılı kalan Joel’in kurtulmaya çabalarken gelen Takırdayanları öldürmesi, yine kasabada okulda geçen Şişkin kapışması, Sam ve Henry ile kanalizasyonda gelen Takırdayan sürüsüne direniş buna en büyük örnekler. Orayı geçince ise Ellie’nin Joel’in sırtını koruduğu kısım, büyük tank gibi araçtan kaçılan kovalama sahnesi, Tommy’nin kasabasına saldıran gruba karşı kapışma, Ellie’nin David ve adamlarını atlatmaya çalıştığı yerler gibi gibi nasıl uyarlanacağını kafamda canlandırmaya çalıştığım ama ortada bile olmayan ikonik anlar var!

3) Değişen de Olmamış Değişmeyen De!

Kastettiğim şey oyundan uyarlanırken değiştirilerek aktarılan veya direkt oradan alınan sahnelerin çoğunun memnun etmemesi. Sarah’nın öldüğü günde salgın olana kadar yaptıklarını görmeye, Bill&Frank ikilisinin –tüm bölümü kaplamasını sevmesem de– ilişkilerini öğrenmeye ya da Tommy’nin kasabasını direkt devam oyununa bağlamaya pek bir itirazım yok. Fakat ne Tess’in ölümünün farklılığı, ne Joel’in Ellie’yi bıraktıktan sonra karar değiştirdiği sahnenin basitliği ne de Joel’in üniversiteden sonra yaralanışının buradaki hali hoşuma gitmedi mesela. Bire bir uyarlanan sahnelerde de Sarah’nın ölümünde yine gözlerimin dolması dışında kalanlarını sadece üzülerek izledim. Oyundaki sahnelere göre o kadar zayıf kalmışlardı ki inanamadım hatta bazen. Abi hele o “Sen benim kızım değilsin, ben de senin baban değilim.” sahnesi bu kadar mı ruhsuz yansıtılır yahu? Ayrıca meşhur zürafa sahnesini de oyundakinin aksine “biraz da olsa iyilik var” türü bir his uyandırmaktan uzak oluşu ve manzaradaki kötü yeşil perde kullanımı ile hiç etmişler.

4) Joel ve Ellie.

The Last of Us bizlere oyun dünyasının en ikonik ikililerinden birini kazandırdı ve bunlar da tabii ki serinin kalbi olan Joel&Ellie. Diziyi sevip sevmeyeceğimize, izlerken benimseyip benimseyemeyeceğimize yönelik en büyük unsur da bu karakterlerin yansıtılışıydı tabii. Can sıkıntısıyla bildiriyorum ki bunlar Joel ve Ellie değildi. Size çok yakın zamandan bir örnek vereceğim: Uncharted filmini sevmiştim ama filme dair en büyük eleştirim başroldeki iki karakterin Nathan Drake ve Victor Sullivan ikilisi gibi hissettirmediği ve öylesine iki adamı izliyormuşum gibi bir duygu yaşatmasıydı. Ne yazık ki dizi de genel itibariyle böyle hissettirdi bana. Oyundaki benimsediğim karakterleri görüyorum gibi gelmedi çoğunlukla. Buna istisna olarak Joel için ilk bölümü, Ellie için de The Left Behind uyarlaması yedinci bölümü örnek gösterebilirim sadece. Kalan sezon boyunca Joel’in her duygusunu anlatma ve sevgili editörümüz Deniz’in tabiriyle illiyet bağı içinde boğulması ve tabii oyundaki sert, soğuk duruşa sahip olmaması bir yandan, Ellie’nin de ilk oyundaki ağzı bozuk ama masum kız çocuğundan ziyade; ikinci oyundakine yakın şekilde öldürmekten zevk aldığı suratından okunan, sadece ters cevaplar veren öfke dolu bir karakter olarak yazılması çok yanlış tercihler olmuş bana kalırsa.

5) Joel ve Ellie?

Hayır, yazım yanlışı yapmadım sevgili okur. The Last of Us dizisinin en ama en büyük günahı, seriyi sevmemizin ve on yıl sonra daha hala yoğun duygularla anmamızın en büyük sebebi olan unsuru hiçbir şekilde bana aktaramamış olması: Joel ve Ellie arasındaki bağ. Ben bu iki karakterin şu dokuz bölümde birbirlerine bağlandıklarını hiç hissedemedim yahu. Doğal bir şekilde gelişen benimsemeyi göremedim. Çok ironik olacak belki ama The Last of Us oyunundan oldukça ilham alan Logan filmi şu sezonun üçte biri kadar süresiyle daha çok ikna etmişti beni o baba-kız ilişkisine. Yahu onu geçtim, toplam süresi bu sezondan daha kısa kalan The Mandalorian’da buradaki Joel’in yanında dilsiz sayılabilecek Din Djarin ile hiçbir şekilde konuşamayan Grogu arasındaki bağ bile beni çok daha ikna etmişti işin sonunda. Ayrıca bu diyeceğimde direkt oyuncuları suçlamak istemiyorum çünkü senarist ve yönetmenlerin de payı var ama Troy Baker ve Ashley Johnson cidden acayip oyuncularmış yahu! Şuradaki Pedro Pascal bile zayıf kaldı. Bella Ramsey en baştan beri içime sinmiyordu da, belki izleyince geçer demiştim. Hakkını yemeyeyim, yedince bölümde iyi iş çıkarmıştı en azından.

Benim azınlıkta kaldığımı gözlemlediğim hislerim bunlar diziye dair. Evet, okuyunca çok olumsuz geliyor kulağa ama başta da dediğim gibi, dizi vasatın üstünde kesinlikle. Sadece insan bu kadar hayran olduğu bir şeyi, sıraladığım diğer unsurlarla da birleştirdiğinde çok daha fazlasını bekliyor ve bulamayınca da üzülüyor haliyle. En emin ellerde dediklerimiz bile maksimum bu olabiliyorsa, belki de cidden video oyunları kendi medyumlarında kalmaya devam etmeli.

Bu maddelerden kaçına itirazınız var? Bu dizi son yılların en müthiş işi mi? Gereksiz abartıldığını düşünüyor musunuz? İkinci sezonu merak ediyor musunuz? Sizce neleri değiştirecekler ya da direkt diziye koymayacaklar? Mesela ben Abby tarafındaki bazı sahneleri bütçe yüzünden yapmayacaklarından çekiniyorum şimdiden. Siz en iyisi fazla unlu mamül tüketmeden önce sorulara cevaplarınızı aşağıya bırakın.

Author

Hikâye odaklı oyunlar oynarım, film/dizi izlerim, arada sırada da çizgi roman okurum. Bunlarla meşgul değilsem de muhtemelen uyuyor olurum. "Benim düşünceme göre endişelenenler iki kez acı çeker."

31 Comments

  1. Okurken çok zorlandım. Yazı bir türlü akmadı. Neden anlamadım.

    • Görüşlerim sizinle tamamen aynı. Kupkuru bir dizi yapmışlar. Joel bu kadar duygularını bize gösteren bir adam değil. Çoğu zaman da Ellie’ye karşı mahkeme duvarı hareketlerinden dolayı gıcık olabileceğimiz bir karakter. Dizide panda gibi bir şey olmuş. Ellie zaten hiç masum hissettirmedi kendisini. Ve bence en önemlisi, siz de bahsetmediniz sanıyorum: Müzik. Henry ile Sam’in ölüm sahnesinde niye All Gone yok? Hadi buna neyse Sarah’ın ölümünde de yok. İlk 2 bölüm kesinlikle bizim istediğimiz, beklediğimiz TLOU fakat diğer bölümlerde bu hava asla yakalanamamış.

      • Bu kadar dolu dolu bir oyunu anca bu kadar basit ve sade özensiz yapabilirlermiş dedim izlerken tamam oyundaki herşeyi koymayın da bu kadarda çıkarmayın be oyunda ne kadar vurucu bizi kitleyen an varsa dümdüz çekip koymuşlar diziye sarahın ölüm sahnesine üzülemediğim sırada lan dedim acaba ben büyüdümde önceden üzüldüğüm bir şeye üzülemiyor muyum dedim açtım youtubeden bir daha izledim oyun versiyonunu yok abi hala duygulanıyorum o sahneyi izlerken ama baktım dizide kullanılan metot oyunculuğu mudur nedir anlayamadım bana geçmedi hiç üzülemedim bağ kuramadım karakterlere ısınamadım ikinci oyunda öldüğü zaman hüngür hüngür ağladığım joel bu dizide ölse gram umursamayacak gibi hissettim bilmiyorum duygu geçmedi çoğu şeyi çıkarmışlar zaten aksiyon kurtarır desem o da yoktu benim puanım 10/5 bu diziye valla kimse kusura bakmasın ben bu oyunu 2013de oynadım öyle dünde bu işe başlamadım

      • Adam “yazı akmadı” diyor, siz “görüşlerim aynı, kupkuru dizi” diye cevap veriyorsunuz. Ne alaka?

      • Ümit Murat Özgan Reply

        Gayet tatminkardı dizi yazarı tanımam etmem ama söylediklerinin kıymeti harbiyesi yok Bu senenin dizisi açık ara last of us olur.

    • Şu başlığı atmayın. Kim demiş hayal kırıklığı. Milleyi manipule ediyorsunuz.

  2. Eleştiri yapmak için eleştiri yapılmış ve bolca uzatılmış. Joel ve Ellie’nin aralarındaki duygusal bağı hissettirebilmiş, tadında ve kararında, bir oyundan uyarlanarak tamamen aynı kalmayıp içi dolu şekilde değiştirerek güzel stratejiler geliştiren ve oyunda içini göremediğimiz karakterlerin derinliğine inen yapılabilecek en iyi işlerden biri. Her ne kadar siz beğenememiş olsanız da 320.000 oy ile 9/10 puana sahip ve milyonlarca insanın dibinin düşerek izlediği bir dizi olarak tarihte yer alacak.

    • Eleştiri güzel de başlık tam fiyasko. Bu yazarlar ilgi çekmek için mi yapiyor bunu çok merak ediyorum. Başlığa benim tlou’yu sevmememin nedeni yazacağına neden hayal kırıklığı yarattı diye başlık atıyor. Birader dizi IMDb’de çoğu bölümden yüksek puan almış ki IMDb’yi zerre umursamam. Ama nerede kim sevmemiş merak ettim doğrusu. Senin gibi üç beş kişiye göre mi değişiyor bu durum? Eleştiriye zerre lafım yok ister sever ister sevmez. Ama başlık atmayı öğrenin. Magazin haberleri gibi başlık atıyorlar ayar oluyorum.

  3. Eleştirilerinin çoğuna katılıyorum ,oyunu oynamasam büyük ihtimalle çok daha fazla beğenirdim ama bu haliyle ortalamanın biraz üstü bir iş benim için

  4. Eğer oyunu oynamasaydım veya hakkında bilgi sahibi olmasaydım diziyi beğenirdim. Ama beklentiyi çok yükselttiğimden maalesef beğenemedim

  5. Bu maddelerin hepsini diziyi izlerken düşünmüştüm ve hepsine katılıyorum. Oyunun büyük hayranı olduğum için ve defalarca bitirdiğim için diziden beklentim çok yüksekti ama beklentimi karşılayamadılar.

  6. Atropinra Reply

    Ben oyunu oynamadım, o yüzden tamamen diziye göre yorumlayacağım. 1.bölümü izlediğimde özellikle araba içinde kaçış sahnesinde baya oyuna bire bir uydurmuşlar hissiyatı vermişti ve heveslenmiştim. Ama sonrasında birden enfekte nasış yayıldı, enfekte olanlara ne oldu, nereye gittilerden ziyade kıyamet sonrası iktidar mücadelesi, karmaşaya, kaosa sürüklendik. Bir ara kendimi walking dead izliyor sandım. Tamam kardeşim insanın içindeki çürümüşlüğü, caniyi, kötüyü göster de koca bölümde enfekte olanlar ile insanlar arasındaki gerilimi, korkuyu da bu kadar aza indirme. Ayrıca olayları o kadar basite indiriyorlar ki insan birazcık daha özen istiyor. Bu da olmayınca becerememişler fikriyatına saplanıyor kalıyor vatandaş. Açıkçası ben daha sağlam bekliyordum, seyrettik ama beni tatmin etmedi

  7. Joelun Bacağı Reply

    Kötülemek için kendini zorlamış bir yazar görüyorum sanki

  8. SERKAN TEZUÇAN Reply

    Ben daha fazla aksiyon beklerdim. Meshur buzdolabında ters asılı kalma sahnesi sısman takırdayanla okulda savas veee oynarken fıtık olduğum jeneratör sahnesi hıc biri yoktu

  9. Ömer Akkurt Reply

    Eleştirinizde en beğendiğim nokta takırdayanlar yahu oyunun asıl konusu zaten takırdayanlar ama dizide sürekli gözlerim onları aradı arkadaş sanki mantar enfeksiyonu bitmiş gibi izledim bence de büyük bir fiyasko oldu

  10. Bomboş içerik üzgünüm. Joel tam Joel, Ellie tam Ellie. Aralarındaki bağ harika aktarılmış. Aksiyon beklentisiyle inatlaşırken bunları kaçırmış olmanıza şaşırmadım doğrusu.

    Bir de kendi fikirlerinizi başlığa utanmadan “The Last of Us’ın hayal kırıkluğı yaratması” diye genelleyerek yazma ihtiyacı hissetmeniz…

  11. “Takırdayan bu dünyadaki enfekte olanlara verilen isim.”
    Buradan hatalı bilgiden sonrasını okumadım.

  12. Baro14112005 Reply

    Oyunun aksine yan karekterler ve olaylar detaylanmış, ana karekterlerimizin bu sefer kat ve kat daha iyi bir karekter gelişimi var. Kızım değilsin den bi anda kayboldu diye sarılıp ağlama seviyesine gelmiyor. Karekterlerim yavan gelme sebebi belki 25 saatlik bir deneyimin 9 saate düşmesi ve hafta hafta yayınlanması olabilir. Bana yavan gelmedi hatta belli anlarda oyuna göre kat ve kat daha fazla ısındığım da oldu joel ve ellieye. Aksiyon olayı da aynı şekilde deneyimin süresinin düşmesiyle ilgili olduğu görüşündeyim. Ben şahsen değişimlere de baya bayıldım çıkarılanlara da… Herşeyiyle içime sinen bir dizi oldu. Tek şikayetim son bölümün biraz kısa oluşuydu.

  13. Göksu Gün Alioğlu Reply

    Oyunları oynamadım. Sadece ilk oyunun gameplay’ini biraz izlemiştim. Dışarıdan bakan bir göz olarak belirtmeliyim ki aslında gayet “solid” bir dizi. Dokuz bölüm boyunca anlatmak istediklerini düzgün ve yapmacık olmayan bir kompozisyonla sunabilmişler. Dizi başlıyor ve derli toplu ve odaklanmış bir biçimde ilerleyip finalini yapıyor. Bu kıymetli bir durum. Çünkü bu dramasal yapı hem orijinal hem de uyarlama senaryolar için elzem olmasına rağmen özellikle günümüzde milyon dolarlık pek çok yapım bu kuralı utanmadan görmezden geliyor. Fakat bazı izleyicilerin çok abarttığının aksine son yılların gelmiş geçmiş en iyi dizisi ya da dizi sezonu falan değil, sadece en iyilerinden biri olabilir. Pedro Pascal bu sefer oyunculuk performansından taviz vermiş. The Mandalorian ve GOT’taki kendini vermişliğini göremedim. Role uygun bir aktör olmasına rağmen ya yönetmenlerden ya da kendisinden kaynaklı olarak rolüyle manevi anlamda tam kaynaşamamış gibi hissettim. Ancak Bella Ramsay ve diğer oyuncular harika iş çıkarmışlar. Ayrıca Joel ve Ellie arasındaki ilişkinin zayıf ve pek inandırıcı olmayan bir şekilde verildiğini düşünsem dizide bize bölümler boyunca gösterilen o kadar detayın varlığına haksızlık etmiş olurum. Belki daha duygusal ve yürek ağırlaştıran bir baba-kız bağı verilebilirdi ama bu kadarı bile kafi olmuş.
    Bir uyarlamanın gerçek kalitesini belirlerken dikkat edilmesi gereken iki faktör vardır bana göre:
    1) Bir kaynak materyali kendisi yapan, mensup olduğu genre’da kıymetli kılan ve orijinal yazar(lar) tarafından verilmiş temel mesaj, olay ve karakter arc’larını sadakatle aktarabiliyor mu? Çünkü orijinal kaynak materyalin medium’undan başka medium’a uyarlama yaparken bazı dramatik değişimler yapabilirsin ama her detay değişime açık değildir ki bu ayrımı iyi yapabilmek gerek. Bir uyarlamanın hem kaynak materyalin hakkını mümkün olduğunca vermesi hem de o kaynak materyale elini sürmemiş izleyici kitlesini de içine alması sağlanması önemli olan bir dengedir.
    2) Bazen herhangi bir sebepten ötürü modumuz çok yüksek ya da inanılmaz düşük oluyor ki bu da bir uyarlamayı adil bir şekilde değerlendirmemizi engelleyebiliyor. Eseri değerlendirirken ruh halimizin buna etkisini de göz önünde bulundurmak gerekiyor.

  14. “The Last of Us Dizisinin HAYAL KIRIKLIĞI Yaratmasının 5 Nedeni” başlığını okuyunca garipsedim çünkü yorumları gayet iyi. Meğer yazar arkadaş kendi fikirlerini genellemeye çalışmış, hoş da olmamış. Zaten yazıya baştan önyargıyla başladım ve yazıyı epey zorlama buldum.

  15. “Takırdayan bu dünyadaki enfekte olanlara verilen isim.” Bu cümleden sonra yazıyı okuma motivasyonu kalan var mı? 😀

  16. Ben oyunu oynamamış biri ve sıkı bir izleyici olarak çok beğendim. Belki de oyunseverlerin tekelinden bakmayıp, bunun bir dizi olduğu fikriyle izlemek daha iyi gelebilir. Vasatın biraz üssü başlı başına yanlış bir bakış açısı olmuş. Bir de bunu çoğunluğun fikriymiş gibi anlatmak daha da abese iştigal.

  17. bence dizinin süresi fazla kısa tutulmuş, dolu dolu anlatılabilecek kısımlar çok hızlı geçilmiş. özellikle 6. bölüm ve sonrasında, aceleleri varmış gibiydi. bir iki slow motion koy, karakterlerin yüzlerini yakın çek, arkaya müzik ekle, bunlar bile empatiyi artırabilirdi.

    • Bakın ben boşuna bu diziyi ve ikinci oyunu ilk oyunu anlayarak oynayan kişi sevmez diye boşuna demiyorum. İlk oyunu bize sevdiren şeyler ne dizide var ne de 2.oyunda 2.oyunun en sevmediğim kısmı ise bize şu şekilde reklamı yapıldı bu oyunun”öyle bir oyun yaptık ki oyun yüzünüze gerçekçiliği şak şak vuracak şok olacaksınız ve bizden nefret etideceksiniz” tarzı cümlelerle reklam yaptılar kısacası işte gerçekçi sertçe yüze vuran cesur bir seneryo bekledik karşımıza ne geldi sonuna daha oyun çıkmadan karar verilmiş bu şekilde zorlama bir seneryo uydurulmuş sjw öğelere gereğinden fazla yer veren neyse hadi denebilir ama ekatra bazı karakterlerin özellikle joelun olduğundan daha farklı bir karakter olmuş olması hayal kırıklığıydı seneryonun bazı kısımları mantıksız bazı kısımları aşırı zorlama saçma bir seneryoydu yüze sert sert vuran tek şey mantık hatalarıydı diziyi görğnce şaşırmadım neil abim işte imzasını atmış şimdi uncharteda yeni oyun gelecek umarım neil druckman yapmaz

  18. Fiyasko değil ama evet hayal kırıklığı, mutlaka herkesin beğenmediği kısımlar var ve yazara tamamen katılıyorum. Benim için en başta Ellienin benzememesi var ve diğer kısımlarda da her şeyi geçtim oyundaki olaylarına bazılarını es geçmişler. Genel olarak5/3 bence

  19. Oyun bitmesin diye heyecanla oynayan bizler. Ve sonrasında dizinin çıkacağı günü iple çeken bizler. Sonuç, hüsran…

  20. Madde madde sıralarsak
    1. Diziye yapılan eleştiriyi kabul etmiyorum. Adı üzerinde bir dizi çekiliyor detaylandırmaları gayet normal.
    2. Oyunu birebir yansıtacak olsalardı gider bir anime veya animasyon filmi çekebilirlerdi ama bununda başarılı olacağını sanmıyorum
    3. Karakterler başta itici dursada geçmişleri ile uyumlu olduğunu düşünüyorum. Adamın hayatı iplemez ruhsuz tavırları güzel yansıtılmış ayrıca doğal tiplemeler olmuş.
    4. Oyundan uyarlama filmler içinde ilk akla gelen bu tarzda resident evil olur. 1998 yılından bu yana son oyunu hariç (7) hepsini bitirdim bütün filmlerine gittim. İlk oyunlarda korku ve gerilim kadar bulmaca çözme ağırlıklı idi. Filmlerinde oyuna sadık olmamalarını doğru bulmuştum ve filmleri oyundan çok daha fazla aksiyon içermekteydi.
    5. Fazla uzattım yazacak çok şey var son olarak oyundan aldığımız tadı dizi veya filmden almak kolay değil ama The Last of Us oyundaki duyguyu yansıtan güzel bir dizi olmuş yazar arkadaşın da eline sağlık farklı bir bakış açısı ile düşüncelerini aktarmış saygı ve sevgilerimle

  21. Oyunu çok beğenmiş ve tıpkısının aynısı olmasını isteyen birinin güzellemesi.
    1- Takırdayanlar; şimdi oyunda bir çok düşman var ki olmalı yoksa oyun değil dizi olur, sen ara sahneleri ve sinematikleri izler bitirirdin. Dizi “gerçeğe” mümkün olduğu kadar sağ kalmak istediğini için enfekteleri oyun gibi kullanamaz. Taktir edersin ki sadece kafasından vurulduğunda tam olarak durdurulabilen, acı hissetmeyen 2-3 enfekte üzerine doğru depar atarak geldiğinde büyük ihtimalle öldün demektir. Normal bir insan üzerine doğru koşarak gelirken herhangi bir yerinden vurulduğunda durur. Kimse böğründe kurşunla depar atamaz ama enfekteler mantar tarafından kontrol edilen kuklalar, acı hissetmiyorlar, bağırsaklarına kuruşunu yemesine rağmen üzerine gelmeye devam ediyorlar. Enfekteleri bu kadar korkunç yapan da bu, ki “runner” lardan bahsettim bak daha takırdayanlara gelmedim. 4-5 runner üzerine doğru koşarak geldiğinde sen elinde tabancayla insanüstü bir nişancı değilsen ki öyle olsan bile zor biraz, öldün kardeşim.

    Ayrıca dizi bunu gayet de başarılı aktarıyor. Joel ve Tess KZ’den çıktıktan sonra yol seçimde duraksamaları, her seste gerilmeleri, müzeyi kullanmak zorunda kaldıklarını anladıklarında verdikleri sessiz tepkiler. Henry’nin tepkisi (İki takırdayanla karşılaştınız ve hala yaşıyorsunuz?), yer altından sürü halinde çıkan enfektelerin hücüm tüfekleri olan hayli kalabalık grubun dağıtması vs vs. Sen istiyor john wick kardeşim kusura bakma.

    Ayrıca takırdayanların ve enfektelerin bu kadar az olmasının bir sebebi de bu 2 kişinin yolculuk hikayesi, ama sen oyunda olduğu gibi sıka sıka giden bi joel istiyorsun tabii.
    2-Aksiyon? eh yani buna da cevap vermiş kadar oldum. Dizi insan insan hikayesi anlatan bir dram, macera-aksiyon değil.

    3-4-5; yani insan Bella Ramsey’in önünde diz çöküp tövbe eder, şu kadının oyunculuğunu cidden beğenmediysen ok! ne diyim. Keza PP de öyle, belki en iyi performansı değildir ama kesinlikle sırıtmıyor. 2 kişinin arasındaki ilişkiye odaklandıkları için Joel’in ufak ufak kabuğundan çıkmasını bence net iyi yansıtmışlar. Nöbet tutmamıza gerek yok buralardan kimse geçmez dedikten sonra yine de kalkıp bütün gece nöbet tutması mesela tek başına bu sahne bile bir çok şeyi anlayana anlatıyor. Yaa bide abi adam 56 yaşında, gençliği geçmiş 20’li yaşlarının gücü yok adamda artık ne bekliyorsunuz, tek kulağı sağır, ya elini kırıyor birinci bölümde son bölüme kadar elinin kırığının tam iyileşmediğini veriyorlar, sürekli sağ elini tutuyor, ovuyor. Tommy’nin kasabasında botundan kerpetenle bişi sökmeye çalışıyor sökemiyor mesela.

  22. Bu yazarin nedense hic bir konudaki hic bir fikrini begenmiyorum.

  23. Eleştiri yapmak için eleştirilmiş. Şunu anlamıyorsunuz. Bir diziyi siz beğenmediyseniz herkes beğenmemek zorunda değil. Hele ki tarzınız olmayan bir diziyi anlamadan eleştirmek, eleştirmek olmuyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.