Invincible geçtiğimiz kasım ayında başladığı 2. sezonuna 4 bölümün sonrasında ara vermişti. Halihazırda 2 senelik bir bekleyişin ardından gelen yeni sezonun tadını kursağımızda bırakırcasına bir mola vermesi hayranları üzmüştü. Dizinin yaratıcısı ve de yapımcısı Robert Kirkman’ın bir daha bu kadar uzun aralar verilmeyeceğine dair temennisini hatırlatarak şunu söylemek istiyorum, karşımızda tüm üzüntümüzü unutturabilecek derecede gümbür gümbür bir bölüm var.

invincible 2. sezon 5. bölüm

Invincible 2. sezon 5. bölümü, Mark Grayson’ı bıraktığımız yerde yani Thraxa gezegeninde başlıyor. Thraxa’nın yaraları yeterince sarıldığı için Mark’a memleket yolları görünüyor ancak bu sefer yanında birini daha götürmek zorunda kalıyor: Önceki bölümde tanıştığımız üvey kardeşi. Kardeşiyle birlikte Dünya’ya dönen ve geride bıraktığı iki ayda yaşananları yakalamaya çalışan Mark, ailesinin ve arkadaşlarının yanında olamadığı gerçeğiyle de yüzleşiyor elbette.

Bir önceki bölümde Nolan’ın göstermelik mezarında kocasıyla geçirdiği 20 seneyle yüzleşen ve genel olarak bu sezonda rolünün arttığını hissettiğim Debbie, yarı Viltrumlu yarı Thraxalı çocuğu beklediğimden çabuk kabullendi. Dizinin insani yönü baskın karakterleri olarak Mark ve Debbie’nin çocuğu illaki sahipleneceğini biliyorduk ama Debbie’nin durumu kendi içinde biraz daha sorgulamasını beklerdim. Yine de Debbie sahnelerinin ayrı bir keyif verdiğini belirtmek isterim. 2. sezonda çoklu evrendir, Marslılardır, Donald’ın dirilmesi ve Atom Eve’in solo takılmasıdır derken çapı iyice genişleyen Invincible, sadece Debbie’ye odaklanan hikâye arkını oldukça iyi ilerletiyor.

invincible 2. sezon 5. bölüm

Sezonun 3. ve 4. bölümlerinde bolca yer alan Debbie, bu sefer ekran süresini başka karakterlere devrediyor. Bunlardan biri de Donald. Kendine neler olduğunu öğrenmek isteyen Donald’ın ilk kez Cecil’e sesini yükselttiğini görüyoruz. Cecil de gerçeği açıklıyor ve Donald’ın beyninin bir robota aktarıldığını öğreniyoruz. Cecil’e Nick Fury yakıştırmaları zaten yapılıyordu, Donald’ın da Phil Coulson’lığı iyice perçinlenmiş oldu.

Bölümde iki önemli ikili diyalog da yaşandı. Mark, Amber’la yokluğunda olanları konuşurken Amber’ın her şeye rağmen bu ilişkiye ne kadar bağlı olduğunu gördük. Eskiden ilişki yaşamış iki kişi de denk geldi bu bölümde. Guardians of the Globe’a destek vermesi için Atom Eve’i çağırmaya giden Rex, Eve’e “hatasız kul olmaz” temalı bir konuşma yaptı. Eve’i motive eden bu konuşma Rex’in affedersiniz bir dallamalık yapmadığı nadir anlardan biriydi.

Atom Eve’in destek vermesi gereken durum ise ta 1. sezon 4. bölümden beri beklediğimiz o Mars saldırısı. Guardians of the Globe, Sequidlerin kontrolündeki Mars gemisine saldırmak için ikiye bölündü. Invincible ve Atom Eve destekli bir ekip uzaya giderken Rex Splode, Dupli-Kate ve Shrinking Rae Dünya’da kaldı. Mars saldırısına hazırlık yapılırken de beklendiği üzere Shapesmith’in aslında Marslı olduğu açığa çıktı.

invincible 2. sezon 5. bölüm

Bu noktaya kadar diyaloglarla ilerleyen ve Mark’ı Dünya’ya adapte ederken bizi de finaldeki savaşa hazırlayan bölüm, son 10 dakikasında şaşırtıcı bir hâl alıyor. İşler uzaydaki ekibin hiç planladığı gibi gitmezken (burada Shapesmith’in vakti zamanında yapması gereken uyarıları yapmaması çok sinir bozucuydu) Dünya’daki ekip de tam kapasitesini şimdiye dek görmediğimiz Lizard League’le mücadele ediyor.

Benim hiç beklemediğim kısım Lizard League’in bu kadar dişli çıkması oldu. Bölüm bittikten sonra şunu söyleyebilirim ki Dünya’dan kilometrelerce uzakta binlerce Sequid’e karşı savaşan ve Invincible’ın da aralarında bulunduğu ekipten ziyade geride kalanlara neler olduğunu daha çok merak ediyorum. Çünkü Lizard League’le yapılan savaşta Rae’nin YUTULDUĞUNU ve Dupli-Kate’in de brutal bir şekilde ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ gördük. Özellikle Kate’e çok üzüldüm, kızcağız tam çoklanıp kaçacakken klonunu gerçeğine çarptırarak öldürüldü Komodo Ejderi lakaplı Lizard League üyesi tarafından. 2. sezonun ilk kısmının finalinde Omni-Man ile Invincible’ı ağır yaralı olarak bırakan dizi, ikinci kısmın prömiyerinde de karakterlerine ağır hasar vermeyi tercih etti. Bu da temposu düşük bölümün son dakikalarında toplanmasını ve gelecek haftayı iple çekmemi sağladı açıkçası.

Sizler ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama 2. sezon benim adıma ilkinin gerisinde ilerliyordu. Bunda da yazının başında belirttiğim gibi hikâyenin çapının genişlemesi ve Allen the Alien gibi bölümlerle sezonun dağınıklaşması etkiliydi. Ancak bayadır zihnimizi kurcalayan Mars hikâyesinin sonunda işlenmesi ve finalde şoke edici sahneler görmemizle Invincible ne kadar iyi bir dizi olduğunu tekrardan hatırlattı. Şahsen bu bölümden geri kalan 3 bölüme dair daha umutlu ayrılıyorum. Peki, sizler ne düşünüyorsunuz geekler, heyecanlar yüksek mi, sizce sezonun artı ve eksileri neler? Yorumlara bekliyorum!

Author

Genellikle popüler kültür evrenlerinde yaşıyorum çünkü Thanos'un da dediği gibi "Reality is often disappointing."

1 Comment

  1. Emin Özdenvar Reply

    Yazdığın son paragraf tam olarak bu sezon ve bölüm özelindeki düşüncelerimi özetliyor. Açıkçası son 10-15 dakikaya kadar artık bu sezondan bir şey beklemeyi bırakacak hale gelmiştim ilk yarıdaki dört bölümden de istediğimi alamadığım için ama bölümün sonları can suyu oldu yine. İnşallah kalan üç bölüm sezonun en iyi bölümleri olur da mutlu ayrılırız. Lizard League sahneleri kanımı dondurdu ayrıca, tam olarak istediğim şey de bu!

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.