Bir çizgi roman kahramanı deyince aklımıza bazı stereotipiler gelir: Güzel kadınlar ve kaslı erkeklerden oluşan bu kahramanlar, havalı kıyafetleri içinde; onurlu, erdemli, cesur ve ilham vericidirler. Ama bazı kahramanlar vardır ki eh, onlar öyle değildir işte. Ne havalı kıyafetleri vardır, ne de öyle onurlu kuralları. Hatta onlara bildiğimiz kahramanların tam zıttı olmaları sebebiyle anti-kahraman deriz. İşte bugün, bu anti kahramanların en bilindiklerinden bir tanesini, cehennemi piknik alanına çevirmiş, iblislerin ve şeytanların korkulu rüyası John Constantine’den bahsedeceğiz. O hâlde ne duruyoruz? Hemen soruyoruz: John Constantine kimdir?

Kısa Kısa, tek atımlık bilgi topudur. Tam aradığınız yere rast gelirse tatmin edici, daha fazlası için biraz eksiktir. Şuradan kategoriyi kurcalayabilirsiniz!

İlk olarak 1985 yılında Swamp Thing çizgi romanının yirmi beşinci sayısında Alan Moore tarafından yaratılan John Constantine, başlangıçta bu çizgi romanda sadece “doğaüstü olaylar danışmanı” olarak karşımıza çıkar. Görünüşü sanatçı Sting’den ilham alınan çizgi roman karakterimiz için Alan Moore, “Constantine’i yaratırken kimi düşündüğümü bilmiyorum. Sadece her şeyi bilen ve herkesi tanıyan bir karakter yaratmak istedim” der. Swamp Thing’de çok sevilmesinin ardından 1988 yılında kendi çizgi romanı olan Hellblazer, DC’nin kardeş yayınevi olan Vertigo’nun en uzun soluklu ve en başarılı çizgi roman serisi olma unvanlarını elinde bulundurur.

John Constantine, 1953 yılında, Mayıs ayının onuncu gününde dünyaya gelir. Doğumu sırasında babası, annesinin ölümünden John’u sorumlu tutar ve ondan nefret eder. Aslında bir ikize sahip olan John’un kardeşi de bu doğum sırasında ölür ama daha sonra paralel evrenlerden bir tanesinde John, kendisinin hiçbir zaman olamadığı kadar çok başarılı olan ve çok sevilen bu ikiz kardeşiyle tanışır. Ama tabii bu, başka bir hikâye…

Babasının kendisine olan nefretinden ablası Cheryl’in şefkatine sığınarak büyüyen John, pek tabii sihre olan ilgisini de kaybetmez. Çocukken yaptığı ilk sihirlerden biri sayılacak bir sihirle çocukluğun verdiği bütün masumluk ve kırılganlığı bir kutuya hapseder ve bu duygulardan kurtulur. 70’li yıllarda okült çemberlerine dâhil olan kahramanımız, sihre olan bilgi açlığını gidermek için birçok şehir ve ülke gezer. Sonunda büyü kariyerine bir süre ara veren John, Johnny Con-Job sahne adıyla Mucous Membrane isimli bir rock grubu kurar. Kahramanlıkla uzaktan yakından alakası olmayan John’un kahramanlık hayatı ise bu grup ve inanılmaz trajedik bir olay ile başlar.

Grubuyla Newcastle’da bir turdayken Astra Lounge isimli masum bir kızla tanışan John, kızın babasının yaptıkları yüzünden kıza bir canavarın musallat olduğunu anlar. Diğer grup arkadaşlarını ikna eden John, cehennemden bir iblis çağırarak bu canavarı yok etmeyi planlar ama ne yazık ki çağırdığı iblisi kontrol altında tutamaz. Adının Nergal olduğunu öğrendiğimiz İblis, çağrıldığı üzere canavarı yok ettikten sonra John’un diğer grup arkadaşlarına işkence eder ve Astra Lounge’u da beraberinde Cehennem’e götürür. Uzun yıllar boyunca bu olayın travmasını yaşayan John Constantine, Sandman ismiyle malum Rüya’ya yardım etmesinin üzerine, rüyalar lordundan bir iyilik ister ve isteğinin sonucu olarak acı veren kâbuslarından kurtulur. Bu olaydan sonra kendisini doğaüstü olayları çözmeye ve bu tür sorunlar yaşayan insanlara yardım etmeye adayan John Constantine, 1985 yılında geçen Swamp Thing çizgi romanındaki olaylara karışır.

John Constantine, uzun, hırpani trençkotu, kirli sakalları, kısa sarı saçlarıyla çıkar çoğu zaman karşımıza. Her ne durumda olursa olsun ağzından Silk Cut sigarasını düşürmez. Nekromansi, şeytan çağırma, görünmezlik, zihin kontrolü ve büyü gibi birçok doğaüstü yeteneği olsa da John Constantine’in asıl yeteneği, şeytana bile pabucunu ters giydirecek kadar zeki biri olmasıdır. Tamam, belki Lucifer’a değil ama işte birçok iblise pabuçlarını ters giydirebilir. John Constantine, gerçekten gerekli olmadıkça bu olağanüstü yeteneklerini kullanmaktan kaçınır ve olayları genelde üstün zekâsıyla çözmeye çalışır. Bu da onu hâlihazırdaki hâlinden daha havalı yapar. Eh, bir de bu havalılığının üstüne 2005 yılında karakteri Keanu Reeves de beyaz perdeye uyarlayınca havalılık seviyesi, bizim ölçebileceğimizin bir hayli üstünde seyreder.

DC’nin artık neredeyse alıştığımız evren sıfırlamalarından en büyüğü olan New 52 olaylarından Constantine de etkilenir ve orijin hikâyesinde ufak tefek değişiklikler yaşanır. Bu değişikliklere göre John’un annesi doğum sırasında değil, küçükken John’un yaptığı bir büyü yüzünden çıkan yangında eşiyle yani, John’un babasıyla beraber ölür. Öyle ya da böyle, kötü çocukluk baki kalır…

Böylece sizlere şeytanlarla ve iblislerle insanlardan daha sık görüşen, ağzından sigarasını düşürmeyen cehennem gezginimiz John Constantine’i de anlatmış olduk. Sandman dizisinde kendisinin bir başka uyarlamasını izlerken hiçbir zaman John Constantine ile karşılaşmayacağınız bir hayat diliyoruz.

Yazar

Kalabalıkta sesini kaybetmemek için içerik üreten biri. Her ateşin iyi bir hikâyeye ihtiyacı olduğunu düşünür. Film, kitap, dizi, karikatür oyun ve müziğin her türlüsüne ilgisi vardır ama parası yoktur. Onu her yerde "Tavşan" diye çağırabilirsiniz.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.