“Daha iyisi gelene kadar en iyisi bu” sözü vardır ya hani, işte Spider-Man: Into the Spider-Verse‘ün tek cümlelik özeti de bu aslında. Şu ana kadar izlemiş olduğunuz her Spider-Man yapımını düşünün; bu film onların hepsini toplayıp ikiye katlayan bir başarıda. Ve kesinlikle bize güvenin, bu konuda gram abartmıyoruz.

Yazıda spoiler olmayacak, bu yüzden gönül rahatlığıyla sonuna kadar okuyabilirsiniz. Zaten Örümcek Adam’a dair bir şey bilmeyenin de şu vakitte çok nadir olduğunu düşündüğüm için, spoilerla inceleme yapmanın gereksiz olduğu kanaatindeyim. O halde önce teknik sayılabilecek yorumlamaları aradan çıkaralım hadi.

shareImage

Spider-Man: Into the Spider-Verse, fragmanları çıktığından bu yana çok yüksek beklentiler uyandırmadan merak edilebilecek türden bir film pozisyonundaydı. Bir animasyon sever olarak benim izlenecekler listeme biraz daha yukarıdan giriş yapmış olsa da çoğu insanın çok büyük gişe filmlerini beklediği kadar tırnaklarını kemirerek bekliyor olduğunu düşünmüyordum. Ne kadar da yanılmışım oysa!

Dünyaya geldiğimden beri tükettiğim “geek” teması altında ortaya koyulan birçok yapımla karşılaştırmak istiyorum öncelikle. Yapılmak istenenin çok iyi anlaşılıp ortaya tertemiz bir iş çıkartıldığının somut kanıtı olarak bu filmi sunabilirim herkese, hem de büyük bir gönül rahatlığıyla! Hani hep esprisini yaptığımız şu “felsefesini anlamamışsınız” muhabbeti var ya, adamlar bu sefer gerçekten de Spider-Man’in felsefesini anlamış, helal olsun. Çünkü emeği geçen tüm kadronun ismi ekranda akmadan önceki son dakikalarda sahiden de maskeyi takan herkesin, isterse ve hak ederse, Örümcek Adam olabileceğini tüyleriniz diken diken olarak hissediyorsunuz. Mahallemizin canayakın dostu Örümcek Adam’ın, her şeye rağmen insan oluşunu anlamışlar ve yansıtmışlar. Zaten bir süper kahraman filminde de bu olunca, nedense otomatik olarak yargılarınız pozitif bir yola sapıyor aniden.

Screen_Shot_2018_10_02_at_10.15.16_AM.0

Film, kendini gereken yerde ciddiye alıp gereken yerde de ciddiye almadığı için çok başarılı. Örümcek Adam orijin hikayelerinin hem draması açısından hem de komikliği bakımından çok dengeli bir iş. Animasyonlardan hoşlanmıyorsanız dahi hoşnut kalacaksınız, çünkü daha önceden izlediğiniz animasyonlardan çok ama çok farklı. Sanki çizgi roman okuyor, hatta ve hatta çizgi romanı izliyor gibi hissediyorsunuz zira. Üstelik animasyon türünün, kanlı canlı insanlarla yapabileceğiniz birtakım şeylerin sınırsız bir potansiyele yükselmesi gibi bir nimeti olduğundan ötürü de eksik kalan bir şey olmuyor.

Ha bu arada hatırlamışken ufak bir not geçeyim; film bir animasyon olduğundan ötürü yalnızca dublajlı sanıyorsanız hemen o fikri aklınızdan silin. Çünkü sinemalara orijinal dil ve dublaj seçenekleri ile beraber geliyor Spider-Man: Into the Spider-Verse. Hangisini tercih ederseniz artık. Ama benim görüşüm, seslendiren ekibin çiçekliğinden ötürü orijinal dilinde izlerseniz daha iyi olacağı yönünde.

intothespiderversebanner

Şimdi de gelelim filmin daha kurgusal kalan yönlerine. Adından ve fragmanlarından da anlayacağınız üzere filmimiz, alternatif gerçekliklerin olduğu bir senaryoya sahip. Yani çizgi roman dünyasında okuduğumuz ana evren dışında yeni şeyleri deneyip görebilmek adına (Ömercan Güldal’ın beyanıdır, selam olsun) farklı gerçeklikler ve hikayeler denedikleri türden alternatif birçok dünyaya sahip. Bu listede Miles Morales, Spider Gwen, Spider Noir ve Spider Pig gibi varyasyonlar bulunuyor; üstelik bir de anime dünyasının Örümcek Adam versiyonu da var, daha ne olsun? Hepsinin orijin hikayeleri birbirine aşırı paralel, ama bir yandan da kendi gerçekliklerine özgü. Ve hepsi bir arada olunca zaman-uzay devamlılığının motoru, tıpkı bizim de içimizdeki tatminkar heyecan hislerin havai fişek-vari patlaması gibi patlıyor vallahi!

Peki bunca karakter, bunca evreni tek bir seferde görmek bünyede hazımsızlık yapıyor mu? Hayır, hem de hiç! Zaten bu yüzden son derece temiz ve dengeli bir iş diyorum. Çünkü ana karakterlerden yan karakterlere ve hatta figüranlarına kadar her bir simaya öyle bir yaklaşıyor ki film, hiçbirinde ne eksiklik ne de fazlalık hissetmiyorsunuz. Bu yüzden de “karakter enflasyonu” denilen kavramdan çok uzak, adaletli bir yapıma tanık oluyorsunuz.

Buna ek olarak her bir ismin -kötülerimizin dahi- motivasyon ve karakterizasyonları çok başarılı. Aşina olduğumuz her bir Spider-Man villainının sahip olabileceği alternatiflikler ise bal kaymak!

spider_man_into_the_spider_verse_dom_tao410.1033_lm_w6_dgordon_cropped.0

Referanslar, filmin öyle bir noktasında ki, her biri size geeklerin hastası olduğu “gönderme vaaaar” hissiyatını gani gani yaşatıyor. Buna 616 evreninin ve 1610 evreninin farklılığı da dahil ha! (NYPD polislerine aşinaysanız bir de PYND soslusunu denemez miydiniz efendim?) Alternatif evrenlerin yanı sıra Sony’nin önceki Spider-Man filmleri ve hatta Örümcek Adam animasyon serileri bile bu filmde yapılan referanslar ile keyfinizi arttırıyor. Peki sadece Ağ Kafa gerçekliğiyle mi sınırlı kalıyorlar? Hayır tabii ki de! Ancak bunu spoiler olmaması adına söylemeyeceğim, bizzat kendiniz filmi izlerken yakalayın ve keyfini sürün istiyorum.

Filmin “tembel yazarlık” namına hiçbir günahı yok. Eğer çok gıcıklık yapıp illa öyle bir şeyler yakalamak gayesiyle giriyorsanız bile filme, çıktığınızda aynı düşüncede olmuyorsunuz. Dünyanın en klişe olayını bile yediğiniz, hatta bundan hiç gocunmadığınız bir hikaye düşünün: Spider-Man: Into the Spider-Verse tam da o tatta. Sana helal olsun be koçum diyorsunuz birtakım ketelikler yakalasanız bile.

spider-man

Yazıyı bitirmeden evvel ise şunları da eklemek istiyorum: Merhum Stan Lee’nin cameosu ve film sonunda ona ithafen yazılanlardan ötürü duygulandığımı söylemeliyim. Eğer onun gücüne inananlardansanız, bu konuda benimle aynı fikirde olacağınızı düşünüyorum. Bir de son olarak iyi ve uslu bir Marvel izleyicisi olarak alıştığınız gibi son dakikaya kadar salondan çıkmayın, bir after-credits sahnemiz mevcut. Eminim orayı izlediğinizde, en az bizim patlattığımız kahkahalar kadar yüksek yüksek güleceksiniz!

O halde özetliyorum: Çizgi romanların hepsini yalayıp yuttunuz ve Örümcek Adam hikayeleri sizden mi sorulur? Bu filmi seveceksiniz. Spider-Man animasyon serilerini izleyerek mi büyüdünüz? Bu filme bayılacaksınız. Milenyum itibari ile gelen tüm Spider-Man filmlerinin, mahallemizin canayakın dostuna layık olmadığını mı düşünüyorsunuz? Bu filme aşık olacaksınız. Kısacası, Spider-Man’in şu ana kadar bizlere sunulmuş her şeyini -şey derken ciddiyim, buna pazarlama amacıyla üretilen çantalar ve mısır gevrekleri bile dahil ve hayır, kesinlikle şaka yapmıyorum- tek bir filmde olduğunu, üzerine en sevdiğiniz aromadaki sosların döküldüğünü ve bunu tüketmekten olayı “Mutlu, bana bir şeyler oluyor Mutluuuuu!” kıvamında tatmin olacağınızı hayal edin. İşte tam da böyle bir şeydi bu film.

Yazar

Geekyapar'ın yeni editoryal işler amiri. Geveze, aşırı heyecanlı, domates surat. Ailenizin mülayim, cep tipi ponçiği. Profesyonel inek. Özel gücü ise role play yazmak. @poncikbruiser

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.