tumblr_mxl65iOtYr1spxcbqo1_1280Hikayeler benim için çok önemli. Küçükken, çizgi film izlediğim zaman, karakterleri iyi veya kötü olarak değil, “neden kötü olmuş” ya da “neden iyilik yoluna düşmüş” diye sorgulayan birisi olduğumdan, her şeyin arka planını okumak, onları bilmek ve oynadığım, izlediğim, dinlediğim şeyleri bu çerçevede tanımlamak benim için tam anlamıyla bir yaşam şekli.

Bu sebeple söz konusu video oyunları olduğu zaman, anlatım yani “Narrative” benim için ayrı bir önem taşıyor. Özellikle video oyunlarının yeni jenerasyon hikaye anlatım yöntemlerinden birisi olduğunu düşünürsek, her geçen yıl, oyunlarda anlam arayışlarımız (Mehmet Kentel’e selamlar) değişiyor, evrimleşiyor. Benim için bu kırılma noktası, çocukken Silent Hill oynadığım vakit başlamıştı. Silent Hill, yapısal olarak incelediğimiz zaman, soyut hikaye anlatımının modern yapı taşlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Silent Hill öncesine baktığımız zaman ise, Earthbound gibi zamanın ötesinde işler görüyoruz. Fakat dediğim gibi, bunun ayyuka çıktığı seri Silent Hill’dir benim için. Karakterleriyle, dünyasıyla ve dolambaçlı kurgusu ile sizi her zaman çok daha büyük bir zincirin parçasıymışsınız gibi hissettirmeyi başarıp aynı zamanda bu zincirin dışında tutan, sizi çiğneyip çiğneyip daha sonra posa halinde bırakan, çok güçlü bir yapımdı Silent Hill.

Kendi efsanesi, mitosu, karakterleri ve bu karakterlerin zamanın ötesinde diyalogları vardı. Aslına bakacak olursanız, oyunda bulunan her “play” elementinin analiz edildiği vakit çok akıllıca yerleştirildiğini görüyordunuz. Özellikle ilk üç oyun, anlatımın ve oynanış elementlerinin homojen olarak oldukça güçlü bir şekilde iç içe geçmesinden mütevellit, neredeyse kusursuzdu.

Daha sonra Rule of Rose tadında denemeler yapılsa bile, Silent Hill kadar güçlüsü ile karşılaşmadık, ta ki Souls oyunları ile tanışana kadar.

Souls oyunları gerçekten çok enteresan, dahilinde Demon’s Souls, Dark Souls ve Dark Souls 2’yi barındıran bu seri, King’s Field serisinin ruhani takipçisi olarak, zorluğu ile öne çıkan oyunlar olsalar bile (Özellikle Demon’s Souls, fragmanlarında bile “yeterince cesur musun?” sloganı ile pazarlanmıştı) aslında zor yapısı, sadece mekanikleri için geçerli değil.

Dark Souls, oyun dünyasında, özellikle rol yapma oyunları türünde çok cesur bir deneme. Fakat oyunun dillere destan zorluğu (aslında denildiği kadar zor değil, sadece sabır gerektiriyor) yanında, hikaye anlatımı olarakta, video oyunlarında adeta bir kırılma noktası.

“Narrative” denilen şey çok enteresan. Bir hikayeyi anlatmanın pek çok farklı yolu var. Bir hikayeyi anlatırken, hikayenin kendisinden çok onu nasıl anlattığın da muazzam önem taşıyor. Dark Souls ekibi ise, bence modern video oyunları söz konusu olduğu zaman bambaşka bir boyutta başarıyor bu işi.

1 2 3 4 5 6
Yazar

14 Yaşından beri oyunlarla ilgili yazıyor, Trgamer, Oyungezer, Merlin'in Kazanı ve daha pek çok platformda yazdı. Arada dizi yazar, şu anda bir kitap yazıyor, insanlık onurunun depresif müziği yeneceği günü bekliyor.

2 Yorum

  1. 10 numara yazı yazmışsın okudukça okuyasım geldi. Bu tarz Dark Souls gibi gizem, döngü tarzı içeren şeyleri severim. Gerçekten eline sağlık.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.