İçeriğe geç
Sinema 6 dk okuma

QUENTIN TARANTINO’nun 8 Filminin Fena Hâlde Sübjektif Bir Sıralaması

Ozan Cem Yılmaztürk
QUENTIN TARANTINO'nun 8 Filminin Fena Hâlde Sübjektif Bir Sıralaması

Siteyi takip edenler başlığı Yiğitcan’ın Nolan sıralamasından apardığımı fark etmiştir. Ancak konu Tarantino olduğunda yapılan sıralamanın fena halde sübjektif olmaktan başka şansı yok. Aykırı bir jenerasyon olmasıyla bilinen Kayıp Kuşak yönetmenlerinin arasında bile çıkıntı görünebilen Tarantino’nun filmlerini ya tümden seversiniz ya da hiç sevmezsiniz. Ben de bu adamın filmlerini çılgıncasına beğenerek izlediğimden filmler arasında kötü bulduğum bir örnek yok. Ama listenin şanındandır dedim, diğerlerinin arasında silik kalanları son sıraya yerleştirdim. Yalnız şu önemli: Filmlerinin sinema ve reel olmak üzere iki evrende geçtiğini açıklayan yönetmen, aynı zamanda kendi otör (tanrı-yönetmen) filmografisinin son çıkan Hateful Eight’le beraber 8 filmden oluştuğunu bastıra bastıra söylüyor. Yani listede sadece Tarantino’nun sahiplendiği evlatlarına yer verdim.

Şimdi muhtemelen herkesin kombinasyon sayısı elverdiğince birbirinden farklı sıralayacağı listenin benim gözümden haline bir bakalım!

8. Jackie Brown
Jackie Brown opening Pam Grier

Tarantino’nun su götürmez yeteneklerinden biri de oyuncu seçimidir. Hatta buna Hollywood’da Tarantino Dokunuşu derler. Ancak harika oyunculuklarla yansıtılan karakterlerin derinlikleri hakkında aynı şeyi söyleyemem. Ben filmleri ana karakterlerin motivasyonuna kendimi çok vererek izlerim. Filme adını veren karakter Jackie Brown benim gibi seyirciler için bir talihsizlik. Tarantino’nun karakter oluştururken etik pusulasının beyaz kısmını değil de gri kısmını kullanmaya alışık olmasından mıdır bilmiyorum ama film boyu kendimi bir an bile Jackie’nin mücadelesine kaptıramadım. Ana karakterin sürükleyiciliği zayıf olunca filmin ağırlığı Tarantino’nun kullanmayı pek sevdiği, bir Kayıp Kuşak icadı olan, motivasyonu zayıf karakter olarak açıklayabileceğim aylakçı prototipinden oluşturulan Louise’e kalmış. Lousie de karakterinin doğası gereği bu entrika hikayesini taşıyamamış. Böylece film estetik görünen bir enkaz halini almış.

 

7. Death Proof
death-proof

Film için Tarantino’nun bilinçaltının en net dışa vurumu diyebiliriz. Parçalanamayan arabalar, sex, drugs and rock’n roll felsefeli cool adam, kucak dansları, adrenalin bağımlısı kızlar… Ayrı ayrı tüm bu ögeler tam bir 70’ler rüyası olsa da bir araya geldiğinde bir bütün oluşturamamış. Hele 2007’ye hiç gitmemiş. Filmi listenin sonuna atmayan iki şey var: Biri filmin tek anında bile sıkılmamam. Diğeri Stuntman’ın Ölüm Geçirmez’i anlattığı sahne aklıma her gelişinde sadistçe keyiflenmem.

 

6. Django Unchained

splash_780

Yine bir posta oyunculuk övmek lazım. Leonardo DiCaprio bu filmde öyle iyi bir iş çıkarmıştı ki benim Oscar’ı alamamasına -hatta aday gösterilmemesine- en şaşırdığım performanslarından biriydi. Tarantino ,filmlerinin bir kısmının kendi evreninde de sinemada gösterilen birer film olduğunu açıkladıktan sonra Django’nun günahlarının bir kısmı silindi. Yine de geriye finalin Tarantino için bile abartılı olduğu ve önceki film Inglourious Basterds’tan sonra beklentiyi karşılamadığı günahları kaldı.

 

5. Kill Bill(ler)

5y19MJd

Tarantino kendi yaptığı işler kendi kurallarıyla değerlendirilsin isteyen bir yönetmen. Kurallarından biri de 1 yıl arayla çıkan Kill Bill: Vol 1 ve Kill Bill: Vol 2’nin tek film olarak değerlendirilmesi. Yani bu biraz mızıkçılık ama biz işimize bakalım. Hal Tarantino’nun istediği gibi olunca Kill Bill’i değerlendirmek biraz zor oluyor. Vol. 1 ilk 4’te olmaya çok yakınken Vol. 2 “Vol. 1 fenomen oldu bizim de elimizde 2. bir film için malzeme kaldı zaten.” düşüncesiyle çekildiğinden Kill Bill kendini 5. sıradan yukarı taşıyamıyor.

4. Hateful Eight

hateful-eight-70-mm-roadshow-video

Bu filmi övmek için tek şeyi işaret ederim: Sahne kullanımı! Tarantino bir kulübeye öyle bir karakter kazandırmış ki muhtemelen oyuncular rollerine bir kez girdikten sonra devam etmekte hiç zorlanmamışlardır. Filmi perdeden değil de çok yönlü bir tiyatro sahnesinden izlediğinize zannetmenize ramak kalıyor. Ayrıca film Tarantino’nun en art house işi. Hani sanat için sanat der dururuz ya öyle. Filmin herhangi bir anında gözünüzü kapayıp filmi durdurun ve duran sahneyi bastırıp duvara asın. Bir sanat galerisinde eğreti durmayacağına eminim.

Ama ciddi bir sıkıntı da var ortada. Sanırım bu film, sübjektif olmaya en iyi örnek. Şöyle ki: Tarantino filmlerinde sık sık filmin ilerleyişine pek bir şey katmayacak, tek amacı karakter derinleştirmek ve geyik olan sohbetlere yer verir. Bu yönetmenin en belirgin imzalarındandır. Hateful Eight‘te bu muhabbetlerle bolca karşılaşıyoruz. Ancak filmin dönemi ve coğrafyası gereği bu konuşmaların tek teması Amerikan İç Savaşı. Şimdi ben İç Savaşa ilgi duyan, hakkında kitaplar okumuş bir seyirci olarak, Amerikan olmayan ve İç Savaş’ı tam bilmeyen diğer seyircilerden ayrılıyorum ve filmden aldığım zevk diğer seyircilerin üstüne çıkıyor. Tabi ülkesinde bunca zaman sonra bile İç Savaş’ın etkisiyle karşılaşan bir Amerikan’dan da ayrılıyorum. Kısacası konuşmalar ne yazık ki şans eseri temayı tanıyan seyirciler haricinde fazla yerel bir temaya sahip.

 

3. Reservoir Dogs

resdogsbdcap4_original

Tarantino filmleri dediğimiz filmlerin ilki Resevoir Dogs. Vizyona girdiği dönem izleyenleri şaşkına çeviren bir özgünlüğe sahip. Filmin başında takım elbiseli adamlar geyik yapıyor, ekranda görmediğimiz bir soygun oluyor ve işin sonunda o adamlar birbirini boğazlıyorlar. Bu ani geçiş de izlerken kimseye garip gelmiyor. Çünkü filmin başında gerçek bir sinema dahisi var. Gördüğümüz tüm şeylerin kopuş anını göstermeden her şeyi soru bırakmadan sonuca bağlayabilen başka yönetmen yok sanırım.

 

2. Inglourious Basterds

maxresdefault

Hani oyunculuk diyorum ya. Alın size oyunculuk. Christoph Waltz mı dersin, Fassbender mı dersin, Pitt mi dersin… Bu gidiyor daha. Tarantino’nun tek çok odaklı filmi ve odakların birleştiği nokta muhteşem. Yine Çete’nin film boyu bahsedilen şöhretini açıkça görmüyoruz ekranda ancak sorgulamıyoruz. Filmin sonunda Hitler ölüyor ve Tarantino bu film reel evrende geçiyor diyor tamam diyoruz. Çünkü film her şeyi çok doğru yapıyor. Tüm o Naziler öcüdür filmlerinin arasında da özgünlüğünü göğüs kabarta kabarta gösteriyor.

 

1. Pulp Fiction

pulp-fiction-actors-wallpaper

Evet Pulp Fiction, Tarantino’yu fark ettiren film. Bir çok ilke imza atıyor. Hala devam eden geyiklere, efsane olan repliklere sahip. Samuel Jackson bu filmle süper star oluyor. Ama bana kalırsa bu filmin sırrı detayları. Butch’ın araba sürdüğü andaki radyo ve camdaki renk değişikliği, o meşhur çantanın içinde ne olduğuna dair belirsizlik, sonu görene kadar Vincent ve Jules‘un repliklerinde kendi hikayelerini spoil etmeleri… Mesela hikayeye, düzensiz zaman atlamalarının düz bir zaman çizgisinden daha çok yakışması… Bunlar filmi tekrar tekrar izlenesi kılıyor. Film çıkalı 20 yıl olmuşken film çok kez taklit edilmeye çalışılsa da hala edilemiyor. Hatta Tarantino kendisi bile yapamıyor.

Ozan Cem Yılmaztürk

Lord olmak için yola çıkan gariban geek kendini bir anda yazar olarak buldu. Geek kültürüyle küçük şakalaşmalarını, sinemayla flörtlerini yazıya dökmek için burada. Muhitte Geek_Lord olarak bulabilirsiniz.

Tüm yazıları (267)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.