6. Booker T and the MG’s – Green Onions

06 green onions

Grubun adının nasıl yazıldığına dair şüpheler var. Baştan itiraf edeyim. The MG’s yazarken kesme işareti var mı, yok mu, o MGs gruba mı işaret ediyor yoksa bir lakap mı, Booker T’de son harften sonra nokta geçiyor mu… Şarkının adının bile nasıl konulduğuna dair ciddi bir fikrimiz yok. Birisi kedinin adıydı diyor, ötekisi aklıma gelen en iğrenç şeydi diyor. Her şey çok muğlak, tek bir şey çok açık: Bu melodiyi herkes biliyor. Beethoven’ın 5. Senfonisinin girişi gibi, Kuğu Gölü’nün bitişi gibi, bu da kendini kolektif bilinçaltına işlemiş ezgilerden biri. O yüzden grubun adı, tarihi, şarkının adının hangi evcil hayvandan geldiği mühim değil. Melodi baki.

 

7. The Beatles – I Want To Hold Your Hand

07 I Want to Hold your Hand

Bu şarkının Lennon ve McCartney’nin bir odaya kapanıp, kendi tabirleriyle göz göze, diş dişe kapışa kapışa sadece Amerika’da hit olması için yazıldığını duysanız belki samimiyetsiz bulursunuz. Ama aslında Lennon ve McCartney’nin kudretinin bir ispatı bu. Onlar her şeyi çıkarın, birer pop şarkı yazarıydılar. Bu onların “satılmış” olduğu anlamına gelmiyordu, bu; onların herkesi ortak bir paydada buluşturabilecek müzikler yazabilmeleri demekti ve buluşturdukları ortak payda çok naif bir yerdeydi. Bir filmde dediği gibi. Öpüş, koklaş, sarmaş, dolaş, çıplak, tozlu, yorgun falan değil. Elini tutmak istiyorum. Hepsi bu.

 

8. Them – Gloria

08 Gloria

Bu noktada rock müziğe ilginç bir hissiyatın girmeye başladığını fark edeceksiniz. Biraz çiğlik, basitlik, çıplaklık var artık seslerimizde. Müzik alimleri buna garage rock dediler. Bu sesi üreten çocukların pek çoğu bu müzikleri garajlarında yapmaya başlamıştı çünkü. Hoş, Them’in yetiştiği Kuzey İrlanda’da evlerin garajları var mıydı bilmiyoruz; ama Van Morrison ve grubu öyle bir içtenlikle çıkartmışlardı ki Gloria’yı, herhalde mutfakta kaydettik deseler inanırdı herkes. I Want To Hold Your Hand herkesin eşlik edebileceği güzel bir şarkıysa, Gloria da herkesin yapabileceği güzel bir şarkıydı. Böyle olmanın da kıymeti vardır bazen.

 

9. Bob Dylan – Like A Rolling Stone

09 like a rollings tone

Bruce Springsteen, Bob Dylan’ın efsanevi albümü Highway 61 Revisited’in açılış parçasının ilk bangırtısı için “kafamdaki bir kapının tekmelenip açılması gibiydi” der. Bu da aklınızda takılan mühür tasvirlerden biridir, isabetlidir de. Dylan bu albümü için geleneksel folk imajını bir kenara bırakmış ve yükselen rock müziğinden epey şey ödünç almıştır. Yalnız bu tekmeyle açılan kapıyı herkes sevmemiştir hemen öyle. Highway 61’ı Dylan için ciddi bir kayıp, başarısız bir deney, boş bir heves şeklinde yorumlayanların sayısının zamanla sıfıra doğru azaldığını söyleyelim yani. Hayır çünkü kendisi bugün bir takım matbular tarafından gelmiş geçmiş en iyi şarkı olarak gösteriliyor ama, hep böyle değildi yani.

 

10. Beach Boys – Good Vibrations

10 good vibrations

O zamanın parasıyla yaklaşık altmış bin dolar. Enflasyona vur, yarım milyon eder. Doksan saatlik teyp. Günler süren kayıt. Sonunda ucu başını tutmayan, on üç enstrümanlı, akor değişimini ciklet gibi çekip atan dağınık bir şarkı, bir cep senfonisi. Kulağınıza garip bir kakofoni belki, ama rock müzik tarihi için paha biçilemez bir viraj. Mojo’ya göre gelmiş geçmiş en iyi kayıt, Rolling Stone’a göre gelmiş geçmiş en iyi altıncı şarkı ve David Moskowitz’in kitabına göre rock müzik tarihinin en önemli bestelerinden biri. Listemizin de öncesi ve sonrası arasında iyi bir durak noktası. Öncesi; rock, ve roll, ve dans biraz. Sonrası ise deneysel, duyusal ve düşünceli.

Bu 10’lunun Spotify playlist’i, şu şekilli:

Bir sonraki bölümde görüşelim!

1 2
Author

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.