Tiyatro, ilk ortaya çıktığı tarihlerden bu yana daima bir gaye peşinde olmuştur. Bu ister gerçekleri ve felsefeyi bilmeyen genel halkı eğitmek üzerine olsun, ister de tamamen kendi başına buyruk bir yolda herkesin farklı anlam çıkarmasına olanak tanıyan bir entelektüellik aracı… Her koşulda tiyatro, antik çağlardan beri herkese hitap etmeyen ama yine de hayatını sürdürebilmiş bir gelenek olmayı başarmıştır.

Peki, tiyatro halkın tamamına yayılabilen bir sanat olamadığı halde neden hala güçlü bir etkiyle varlığını sürdürmekte? Diğer sanat dallarındaki modernleşmeye oranla neden hala tiyatro en anlaşılabilir olanlarından bir tanesi?

Hepsinin cevabı, bu sanatın kendine özgü bir türünde yatıyor: Absürt tiyatro.

Absürt Tiyatro Nedir?

581c5cf20f25444c4c59d6f1

Martin Esslin tarafından ortaya atılan bir terim olan absürt tiyatro, adından da tahmin edileceği üzere var olan geleneksel kurallar dışına çıkan bir tür. Tiyatronun eski ve kalıplaşmış kurallarını reddetse de, onları kullanıp geliştirerek yeni bir tarzın ortaya çıkması da diyebiliriz. Kendinden önceki türler gibi empatik (seyircinin kendini özleştirebileceği karakterlerle dolu) veya doğrudan dikte edici mesajlarla ilerlemeyen bir konsept absürt tiyatro. Aslına bakarsanız, “ilerleme” hususunda bile çok fazla karmaşıktır kendisi. Zira geleneksel tiyatrolar, düz bir çizgide ilerler ve illa ki bir girişe ve sonlanışa sahiptir; ancak absürt tiyatro bu düz çizginin tam aksine birbirine dolanmış ip yumağı gibi karmaşık ve bir o kadar da başlangıcı ile sonu belli olmayan bir alandır. Bu sebeple de, tıpkı edebiyatın günümüzde tesir ettiği gibi, herkesin farklı bir anlam çıkarmasına ve ortaya birden fazla fikirle düşünme gücünü atmasına olanak sağlamaktadır.

27017

19. yüzyılın sonları, 20. yüzyılın başlarında filizlenmiş ve çiçek açmış olan bu tür, şahsımca bir bireyin entelektüelliğini ilerleten en önemli şeylerden. Çünkü Antik Yunan trajedilerinden başlayarak bunca zamandır sergilenen birçok oyun, çoğunlukla didaktik amaçlar uğrunda yapılmıştı. Ya “sanat, sanat için” idi ve herkese hitap eden bir tür olmasına rağmen yalnızca bir kesim anlayabiliyordu; ya da “sanat, toplum için” idi ve okulun görevini üstlenmiş bir kitle eğitim silahı olarak görülüyordu.

Filozofların bir kısmı tiyatroyu, eğitimsiz halk için tehlikeli görse de diğer kısmı da aksine eğitmek için bir araç olarak değerli kılmıştı. Rönesans’ta bile oynanan oyunlar, bunlar Shakespeare’in oyunları bile olsa, daima başı sonu lineer bir düzlemde ilerleyen ve genellikle belli bir mesaj üzerinde çöreklenen türdendi. Seyirciler genel halk veya aristokrat kesimden insanlar olsa da, çoğunlukla ortada anlatılmak istenen herkesçe benzer bir noktaya çıkardı. Ancak her alanda olduğu gibi insanlık tarihinde de tiyatro kendini çağa uydurarak varlığını sürdürebilmiş ve modern zamanlara doğru atılan adımlarda, hitap ettiği kitlesini de aynı şekilde geliştirmeye çalışmıştır.

 

Absürt Tiyatro Neden Önemli Bir Adım?

terzi 2

Hayat dediğimiz şey, klişe edebi sözlerde de duyduğumuz üzere, anlamsız bir bütün. Hiçbir kesinliği olmayan ve daima sizi ilerlemeye zorlamak için adrenalinle doldurmaya ant içmiş bir tür süreç. Nerede ne olacağını ya da ne zaman ne ile karşılaşacağınızı bilmeden uzun bir yolda ilerliyorsunuz çünkü. Hatta bazen öyle tuhaf şeyler oluyor ki, anlam veremediğiniz ve hayatın aslında ta kendisinin kelime anlamı olan “anlamsızlık” kavramına birazcık kafa yormanızı sağlıyor. Belki de anlam veremediğiniz için bir sonraki bölümlere geçmek istediğinizden bu aşamayı koca bir “geç” butonuna basarak ardınızda bırakıyorsunuzdur. Her halükarda o absürtlük, isteseniz de istemeseniz de bilincinizin derinliklerinde kendine bir yer ediniyor.

Peki hayat anlamsızsa, tiyatro neden olmasın? Her şey su kadar berrak olmak zorunda mı? Hayır, elbette değil. Eh, o zaman tiyatronun da anlamsızlaşması kaçınılmaz değil midir? Anlamsızlaşarak yeni anlamlar kazanması da harika bir ironi sayılmaz mı? Tabii ki.

Bir absürt tiyatro, seyircinin kendini görebileceği karakterler veya beklediği türde yükseliş ve düşüşlere sahip değildir. Bu sebeple de izleyen kişiler, bir mesaj çıkarma amacında olmadan kendi entelektüel düşünme süreçlerini yaşamış olurlar.

Sahnede yaşanan ani bir şey ile seyirci beklenmedik bir şoka uğrayabilir. Veya asla ama asla kendini özdeşleştirmediği bir karakterin sergilediklerini anlamaya çalışır ve bir bakıma kafasını felsefik anlamlarda yormaya başlar. İşte tam da bu yorma işleminde bireyin birikimi, entelektüelliği ve kapasitesi ile müthiş bir varoluşçu farkındalık süreci olarak kendini geliştirir.

20130104114705s2

Çünkü insan denilen varlık, anlam veremediği bir şeyi algılayıp yorumlamaya çalışmaya programlıdır. Mağara insanlarının bile bir şeylerden korkması veya anlamlandıramaması üzerine yeni keşiflerle ilerledikleri gibi olgular varken elimizde, modern insanın bu eylemi milyarlarca yıllık dünya tarihinde süregelmiş birikim ile gerçekleştirmesi kaçınılmazdır. Zaten her alanda olduğu gibi insanlar, bu konuda önce belli bir bilgi düzeyi doyumluluğuna ya da önceki amacın kendini tamamlamasına erişmiş; ardından daha estetik kaygıların peşine düşmüşler.

Günümüzde bile absürt diziler, filmler ve her türlü absürtlük içeren şey; aslında bize farkında olmadan hayatı sorgulattırıyor. Basitçe “komik” ya da “aptalca” olarak isimlendirilen türdeki yapımlar bile, aslında temelinde çok mühim bir anlamlama gayesi taşıyor. Çünkü en olmadı “Bu neden bu kadar aptalca?” diyerek bile bir soru ortaya atmanıza sebep oluyor. Hele ki o oyun sırasında suratınıza fırlatılan anlamsızlıklar daha da çoğalınca, ister istemez küçük bir filozofa dönmüş oluyorsunuz. Neden oldu ki bu şimdi? Hayda, ne alaka yahu? O nereden çıktı? Bu ne demek? Şunun söylediğinin bir anlamı var mı? Beriki neden öyle davrandı ki?

Özetle absürt tiyatro şudur: Anlamsızlığın anlam kazanarak insanın var olmasındaki sorgulama eylemine odak noktası olmuş bir çeşit farkındalık ve entelektüel kültür biçimidir. Saçma, anlamsız veya salakça olmasına rağmen insanın benliğini harekete geçirdiği için de aslında fazlasıyla hoşlanılan bir türdür; tıpkı uyurken dil öğrenme tarzındaki yöntemlerin kişilere çekici gelmesi ve pasif çabanın parlak bir elmas gibi gözükmesi gibi.

Yazar

Geekyapar'ın yeni editoryal işler amiri. Geveze, aşırı heyecanlı, domates surat. Ailenizin mülayim, cep tipi ponçiği. Profesyonel inek. Özel gücü ise role play yazmak. @poncikbruiser

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.