The Devil’s Advocate

Reeves’in önüne Speed’den birkaç sene sonra çok acayip bir fırsat çıktı. The Devil’s Advocate filminde Şeytan’ı oynamak üzere Al Pacino düşünülüyordu fakat Pacino’nun maaşını karşılayacak bir bütçesi yoktu filmin. Reeves kariyerinde pek çok noktada yaptığı gibi, burada da usta bir oyuncuyla çalışmak için kendi ücretini ciddi anlamda düşürmeyi kabul etti. Sonuç? 90’ların en unutulmaz filmlerinden biri oldu. Bizce değmiş!

 

The Matrix

Keanu Reeves adı 1999’dan önce size ne ifade ediyordu bilmiyorum, ama 1999’dan sonra dünya Reeves’i sadece ve sadece Neo olarak görüyordu. Artık ulusal, uluslararası bir şan falan değildi Reeves’inki, o tam anlamıyla ölümsüz olmasını sağlayacak bir işe imza atmıştı. Wachowski’lerin yönettiği film, bilim kurgu janrında yeni bir soluk oldu. Üstelik Reeves, rol için mükemmel bir seçimdi. Kendisinin mesafeli tavrı ve donuk bakışları, Matrix estetiğine çok oturmaktaydı. Üstelik filmin çoğunluğunda da güneş gözlüğü takıyordu kendisi!

 

Constantine

Matrix ile bir kere kafadan girdiği geek kültüründen bir daha çıkmak istemedi Reeves. Vertigo’nun meşhur “cehennem takipçisi” John Constantine rolü geldi kendisine. O zamanlar pek çok hardcore çizgi roman hayranı “esmer Constantine mi olur!” diyordu. Reeves role öyle bir mühür koydu, Constantine’i kendisinden bilip seven öyle bir nesil yetiştirdi ki, bu sene Constantine dizi olurken, saçı çizgi romanlarda da sarı olmasına rağmen milyonlarca hayran “sarışın Constantine mi olur!” diye haykırdı.

 

A Scanner Darkly

Şu sıralarda Boyhood ile birlikte 2014’ü fethetmekle meşgul Richard Linklater, bundan yaklaşık 8 kadar sene önce A Scanner Darkly ile animasyon kategorisinde çığır açıyordu. Gerçek performansların üzerine rotoskobik animasyon ekleyen Linklater, böylelikle 2000’lerin görsel olarak en çarpıcı filmlerinden birine imza atmıştı. Keanu Reeves de yine geek deryalarında yüzmekteydi. Hem Reeves, hem de film ortalama üstü eleştiriler aldılar ama, zaman içerisinde filme dair olan görüş yumuşadı. Bugün bir kült kabul ediliyor.

 

Man of Tai Chi

Bunu da buraya koyalım dedik. Pek çok eleştirmene göre bir “uzak doğu dövüş sanatları filminin tüm gereksinimlerini yerine getiren ve bir ilk yönetmenlik deneyimi için gayet başarılı olan” Man of Tai Chi, belki de mevzubahis filmlerin pazarı öldüğünden ciddi bir gişe elde edemedi. Ama John Woo gibi bu olayın kitabını yazmış bir adam filme “helal” demişken, gişe nedir ki? Reeves ilk yönetmenlik deneyimini yaptı, devamı da gelecektir. Gelsin de, seviyoruz seni be üzgün adam!

1 2
Author

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

3 Comments

  1. Tutku Tuzlu Reply

    Bazı filmler unutulmuş gibi geldi; Bram Stoker’s Dracula, Johnny Mnemonic, Feeling Minesota, Sweet November ve kişisel eklentim The Watcher ( http://www.youtube.com/watch?v=3HX-qQgDGaM ). Oyuncu olarak hep aynı karakteri üzerine çok birşey eklemeden oynasa da, karakter olarak hep ayrı bi yerde durur. Oynadığı filmlerin bi kısmı efsane statüsünde zaten. Bir numara hep Matrix’tir ama..

  2. Çok sevdiğim bir aktördür. Bana göre Matrix filminde zirve yapmıştır.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.