İçeriğe geç
Oyun 9 dk okuma

Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Dövüş Oyunu

Melih Yılmaz
Gelmiş Geçmiş En İyi 10 Dövüş Oyunu

Son güncelleme: 9 Mayıs 2014

Kabul etmek gerekir ki Türk milleti olarak dövüş oyunlarına epey bir aşinayız. Hatta eminim ki şu yazıyı okuyanların yüzde doksanı ucundan köşesinden bir zamanlar, herhangi bir dövüş oyununda bir kaç tekme tokat atmıştır. Evde Yie Ar Kung Fu’nun, atari salonunda Street Fighter’ın kralıydık bir yerde.

Peki dövüş oyunları neden bu kadar çekici? Cevabı basit aslında. Bu tip oyunlar arkadaşlar arasında, parti ortamlarında; hızlı, pratik ve eğlenceli kapışmalar yapmak için birebirdirler. Üstelik oyun hakkında çok bir şey bilmenize gerek yok. Çok da güzel bir stres atma yöntemi olduklarını da söyleyebiliriz. Sonuç olarak hepimiz arkadaşımız suratına “ADUKET” gömerken, rastgele tuşlara basarak King’in “kapmalı kombosunu” çıkarırken veya beklenmedik anda rakibimize Iori’den “ameliyatlı ölüm” yedirirken adeta büyük bir zafer kazanmış gibi sevinmedik mi?

En iyi 10 dövüş oyunu listesini daha fazla erteleyemezdik değil mi? Listemize geçmeden önceson olarak kurallarımız ile ilgili söylemem gereken bir iki ufak şey var:

  • Her seriden sadece bir oyun alıyoruz.
  • İyi bir dövüş oyunu kriterlerim akıcılığı, stratejik yapısı, görselliği, oynanabilirliği ve tek başına oynandığı zaman bile eğlendirebilecek olması şeklindedir. Listeyi hazırlarken bu kriterlere önem verdim. Bu nedenle Super Smash Bros. Brawl gibi daha çok kaotik bir parti oyununa benzeyen ya da Virtua Fighter gibi akıcılıktan yoksun oyunlar listemde bulunmamaktadır. Beğenmeyen istediği gibi tepki verme hakkına sahiptir.
  • Liste içi sıralamayı kişisel zevkler belirlemiştir. On oyunun hepsi birbirinden başarılı 10 dövüş oyunudur.
  • Ve her zamanki gibi, tarihi önemlerinden çok, safi kalitelerini ele aldık, eğer aynı seride bir oyun ilk oyunun tüm hatalarını düzeltmişse, sadece ilkinin ehemmiyeti fazla diye o oyunu listeye almamazlık etmedik.

Son olarak bu listenin benim kişisel görüşlerim dahilinde hazırlandığını unutmayın. Sizin listenizi de yorumlar bölümüne bekliyoruz.

10. Injustice: Gods Among Us

injustice-gods-among-us-nintendo-sushi-4

Benim için ilk dokuzu belirlemekten öte, onuncu adayı bulmak zor oldu. Kafamda Samurai Shodown’lar, Killer Instinct’ler, Darkstalkers’lar dolaşırken bir anda Injustice gerçeği Superman’dan gelen sağlam bir yumruk gibi çaktı zihnimde. Dürüst olmak gerekirse Mortal Kombat vs. DC Universe’in beklentileri hiç karşılamayan bir oyun olmasından sonra Injustice’e biraz önyargı ile yaklaşmıştım. Fakat Injustice esnek ve kolay oynanışı, savaş alanlarının efektif etkileşim olanakları ve görsel bütünlüğüyle bize herhangi bir Mortal Kombat kopyası olmadığını kanıtladı. Ayrıca hikayesinin akıcılığı tek kişilik oynama tecrübesi konusunda da benden tam puan almıştı.

 

9. Soul Calibur IV

sc4-s6

Yıllarca çeşitli dövüş oyunlarında kılıç kalkan olayı denenmiş fakat gerçekten çok azı başarıya ulaşmıştır. Şüphe götürmez ki bunların en bilineni ve en başarılısı da Soul Calibur olmuştur. Sadece belli ara fazları olan ve üç boyutlu gözükmesine rağmen aslında hala 2 boyutlu bir platformda savaştığımız oyunların sükse yaptığı zamanlarda çıkmıştı oyun. Fakat gerçekten üçüncü boyutu bir dövüş oyununa tam olarak muhteşem bir şekilde entegre etmeyi başarmıştı. Ayrı ayrı bakıldığı zaman serinin nerdeyse her oyunu kendi klansmalarında iyidirler fakat Vader ve Master Yoda’nın konuk dövüşçü olduğu Soul Calibur hem karakter arası dengeler, hem de akıcı stililiyle serinin en iyi oyunudur diyebiliriz. (Darth Vader ve Master Yoda demiştim değil mi? Eh.. FANGASM)

 

8. Mortal Kombat II

mortal kombat 2

1993 yılında Midway adlı bir Amerikan Firmasından, kimsenin beklemediği anda ortaya çıkan bir oyun bilinen bütün dövüş oyunu mantığını yerle bir edecekti. Bu oyun Mortal Kombat’tan başkası değildi. Dövüşçüler için çizimler yerine gerçek aktörler kullanılmıştı ve bu tarz bir oyun o zamanlar devrim niteliğindeydi. Mortal Kombat farklı tuş takımı mekanikleriyle, şiddet ve kan dolu görselleriyle ve tabiki FATALITY’leri ile bir anda dünyanın en çok konuşuluan oyunlarından biri haline gelmişti. İleriki yıllarda da dönem dönem inişli çıkışlı bir grafik sergilese de Mortal Kombat her zaman göz önünde olmayı başardı. Listeye ise tabi ki serinin her açıdan en iyi oyunu olduğu için *öhöm*KungLao*öhöm* Mortal Kombat II’yi alıyoruz.

 

7. Garou: Mark of the Wolves

Garou_arc

Garou için söylenecek çok bir şey yok aslında. Oyunun zaten ta o yıllarda “SNK’nın kullandığı NeoGeo arcade sisteminin sınırlarını nasıl zorlarız?” diyen bir grup deliden çıktığı belli. O zamanlarda bu kadar akıcı animasyonlar ve dinamik arka planlar görmek zordu dövüş oyunlarında. Ayrıca oyunun ana hikayesi Art of Fighting serilerinden tanıdığımız ve sevdiğimiz Terry Bogard üzerinden ilerliyordu. Orijinal karakterleriyle, eğlenceli oynanışıyla gönlümüze taht kuran Garou’dan senelerce tek isteğimiz daha çok karakter seçeneğiyle yeni bir oyun çıkarması oldu. Olmadı. Olamadı. YAPSANIZA LAN YENİ OYUN!

 

6. Marvel vs Capcom 2

mvc2-s6

Gerçekten su katılmamış pür kaostan oluşan bu oyunu neden seviyoruz? O kadar çok sebebi var ki saymakla bitmez. Her şeyden önce Venom ve Örümcek adam ile beraber, Ryu ve Strider Hiryu tokatlayabiliyordunuz. Anime tadındaki rengarenk görsellerde tatlı tatlı boğulabiliyordunuz. Her şeyden de önemlisi rastgele tuşlara basarak rakibinizi saatlerce dövebiliyordunuz. Neden MvC 2 diyecek olursam, ilk oyuna göre daha dinamik mekanikleri olması ve son oyundaki üçüncü boyuta geçişin serinin eski görsel tadını bir miktar kaçırması nedenlerini sunabilirim. Yine de Phoenix Wright ve Deadpool ile güle katıla dayak atma tadını da bizlere yaşattırdığı için MvC 3’e de teşekkür ediyoruz, o ayrı.

5. Guilty Gear XX Accent Core

Guilty-Gear-XX-Accent-Core-Plus-R-29

Bugün bile şöyle bir baktığım zaman acayip karakterler konusunda Guilty Gear ile yarışabilecek çok az oyun düşünebiliyorum. Belki de Guilty Gear’ın başarısının arkasındaki en büyük neden de budur. Sonuç olarak hem ilginç hem de tam kıvamında bir dövüş oyunu olmak zor. Hızlı oynanış yapısı, uzun komboları, ilginç stratejisiyle de dikkat çekmiş Guilty Gear kısa zamanda üne kavuşmuş ve uluslarlarası dövüş oyunu turnuvalarının gözdesi haline gelmiştir. Her oyunda daha da gelişen ve güzelleşen serinin en iyi oyununu da piyasadaki son oyun olan GG XX Accento Core olarak kabul etsek kimse kızmaz bence.

 

4. Naruto Shippuden Ultimate Ninja Storm 3

Naruto-Shippuden-Ultimate-Ninja-Storm-3-2g

Naruto Japonya’yı kasıp kavururken Batı bir miktar uzak kaldı bu oyuna. Gerçi ülkemizde bile turnuvaları düzenlenecek konuma geldiyse yavaştan tanınmaya başlanmış demektir ya, o başka. Fakat Naruto gerçekten kayıtsız kalınabilecek bir oyun değil. Ayrıca sadece Naruto sevenlere değil bir çok dövüş oyunu sevenleri ve özellikle adaylarına hitap ediyor. Bir kere oyun size sürekli dinamik bir görsel ziyafet sunuyor. Bunu çok iyi müziklerle destekliyor. Üstüne üstlük muhteşem stratejik yapısıyla sizlere çok hızlı akan bir satranç oyunu oynama şansı sunuyor. Öğrenmesi kolay fakat ustalaşması zaman alan NSUNS 3 bir lanet gibi yapışıyor adamın üstüne. Bağımlılık yapıyor. Bırakamıyorsun. Bilader şu kolu alsanıza elimden. (Ha bir de bir ton karakter var üfff bi sürü)

 

3. King of Fighters 98′

kof98

King of Fighters serisi büyük ihtimalle hayatımın kalanında da en sevdiğim dövüş oyunu serisi olmaya devam edecek. 94 yılında başlayan efsane, o zamanlar ortamın tek kralının Street Fighter olmadığını kanıtlayacak kadar iyiydi. Bol karakterli oyun ilk klasik 3 kişilik tag team mantığını kullanan oyunlardandır. Sırası gelen karakter dövüşürken, arka planda diğer sövüşçüleri izleyip tepkilerini görebiliyor olmak çok güzel bir histi ayrıca. Muhteşem Orochi hikayesinin finale bağlandığı KoF’97 bir çoğu için serinin en iyi oyunu olabilir fakat bir Dream Match olan KoF’98 serinin o zamana çıkan bütün oyunlarındaki en sevdiğimiz karakterleri bir çatı altında, daha güzel çizimlerle bize sunduğu için bence bir adım öne geçiyor.

 

2. Street Fighter 4 Arcade Edition

SF4

“Lan düdük Street Fighter 2 nerde?” dediğinizi duyar gibiyim ve SF2’nin dövüş oyunlarında bir devrim olduğunun farkındayım. Şimdi gelin eğri oturalım doğru konuşalım: SF4 tarzından ve mekaniklerinden ödün vermeden, eski bütün sevdiğimiz karakterleri toplamış, bunu olabilecek en güzel görsellerle sunmuş ve üzerine çok daha fazlasını katarak karşımıza çıkmıştı. Street Fighter için edilebilecek çok bir laf yok zaten. Kendi başına adı bile efsane olmuş bir seri. Dövüş oyunu denildiğinde ortamla en alakasız adamın bile ağzından “ADUKET” lafını duymamızın sebebidir SF. Ayrıca yılların ADUKET’ini HADOUKEN’e çevirmek isteyen Japon lobisinin oyunlarına gelmeyelim millet.

 

1. Tekken 5: Dark Resurrection

tekken5dr

Elinizin altında bolca karakter, her karakterin onlarca hareketi var. Oyundaki hem karakter animasyonlarına hem de arka planların şahaneliğine hayran kalıyorsunuz. Savaştıkça oyunu keşfediyor, keşfettikçe yeni stratejiler kuruyorsunuz. Bir dövüş oyunundan daha ne beklersiniz ki? Serinin kral tacını her ne kadar Tekken 3’e daha çok yakıştırsak da bir onun kadar başarılı mekanikleri, hız dinamikleri ve görsel üstünlüğü yüzünden Tekken 5 DR sevgimizi kazanıyor.  Ayrıca serinin daha sonradan çok sevilen Lili, Dragunov, Asuka gibi karakterlerini bize sunduğu için de minnettarız. Son olarak şunu eklemeliyim kiTekken’in en büyük başarısı da gerçekten keşfederek öğreniliyor olması sanırsam. Sürekli Eddie alıp rastgele bir şekilde yön ve tekme tuşlarına basarak yerde acı çeken bir helikoptere dönüşüp rakibinizi döve döve bir noktada o hareketlerin nasıl yapıldığını öğrenebiliyorsunuz. 4 ve 6’ıncı oyunuyla bizi bir miktar üzmüş fakat Tekken Tag Tournament 2 ile sevgimizi tekrar kazanmış seriye hayatının kalanında başarılar diliyoruz.

Melih Yılmaz

Anadolu Üniversitesi Animasyon Bölümünden mezun olmak üzere olan Melih, günlerini çizgi roman çizerek zengin olacağı hayalleri kurarak geçirmektedir. Yamuk tasarımcı, sanat şakşakçısı, rol yapma oyunları aşığı, goril sever, ruh terbiyecisi ve ufak diyarların küratörüdür...

Tüm yazıları (2)

Bunlar da ilgini çekebilir

Yorum Yap

E-posta yazman isteğe bağlı. E-postanla yazarsan ilk yorumun okunup yayımlanır, sonrakiler doğrudan çıkar; e-postasız yorumlar her seferinde okunup öyle yayımlanır. Yorumları site yöneticileri ve yazarlarımız okuyup onaylar; onay bekleyen yorumunu bu tarayıcıda bir hafta boyunca sen de görürsün, onaylanana kadar başka okur görmez. Adın ve yorumun yayımlanır; e-posta adresin ve IP'n yayımlanmaz, yalnız site yöneticileri görür, spam denetimi ve sorumluluk için saklanır — ayrıntısı Gizlilik Politikası'nda. Spam denetimi sunucumuzda yapılır; yorumun başka bir hizmete gönderilmez.