Folk horror türüne veya büyücülükle ilgili eserlere sevdanız varsa, mutlaka ormanın ortasında toplaşan bir grup insana denk gelmişsinizdir. Genelde giysileri yabanıl, saçlarına taktıkları dal ve tüy parçaları hangi moda akımına uyuyor anlaşılmaz. Peki ama çember şeklinde dizilip ilahisel şarkılar söylemekle amaçladıkları nedir? Kıssadan hisse ilgimizi aksi ruhların ayazlı dağlarında, hiddetini göklerden alan soğuk sularında ve kabuğunun her boğumuna ayrı bir sırrı gömen ağaçlarında odaklayan Paganizm’ e şöyle bir bakınmaya geldik.

Kısa Kısa, tek atımlık bilgi topudur. Tam aradığınız yere rast gelirse tatmin edici, daha fazlası için biraz eksiktir. Şuradan kategoriyi kurcalayabilirsiniz!

Aslında kimsenin kendine pagan dediği yok başlangıçta. Paganizm karşımıza ilk Hristiyanlar tarafından, olmayanlara takılan genel bir etiket olarak çıkıyor. Kendinden olmayanı farklılaştırmak ve cümle aleme ifşa niyetine doğrultulan parmakların ucuna koymak, aitliğin ilk kurallarından neticede. Pagan halklar için bu ayrımın MÖ 4. yüzyılda başladığı tahmin ediliyor.

Kırsalda yapraklar yüzyılda bir kımıldar ve bu da zaten çoğunlukla şehirlerde çıkan fırtınalardan kaynaklanır. Roma İmparatorluğu’nda yeni dini yayarken yabandaki halkın inadıyla karşılaşan şehirliler, cahil buldukları bu kitleyi yaftalamış olmalılar. Bu yüzden kırsalda yaşayanları tanımlayan pagan kelimesi, zamanla eski inançlarına bağlı kalan halkları yani kafirleri belirten aşağılayıcı bir anlama kavuşmuş olabilir. Bu konuda bize en yakın geçmişteki örnek İstanbul ve taşra ayrımı gibi duruyor. Bir başka teoriye göreyse ilk Hristiyanlar kendilerini İsa’nın askerleri olarak andıkları için diğerlerini sivil anlamını da kapsayan pagan kelimesiyle çağırmış olabilirler. Her şekilde zamanla olumsuz bir tını yüklenmiş paganizmin sırtına.

Ama geleneğimiz olduğu üzere anlamı ters yüz etmeyi severiz. 14. yüzyıldan itibaren Klasik Yunan ve Roma eserleri, aristokratların dikkatini çekmeye başladı. 18. yüzyılda başlayan Romantizm akımı ve 19. yüzyılda kültürel farklılıklara verilen önemle eski dinler farklı bir gözle yeniden değerlendirildi. 20. yüzyılın sonunda artık Paganizm, semavi dinler dışında bir dini kimlik inşa edenlerin ortak çatısıydı. Bu yeni paganik dinlerden en bilinenleri Odinizm veya Heathenizm, Wicca inancı ve Druidizm’dir.     

Mitolojiye ve Marvel Sinematik Evreni’ne gönül verenlerin de yabancısı sayılmadığı Odinizm; antik Germen halklarının Eddalar, Nibelungen ve Beowulf gibi eski metinlerde, arkeolojik buluntularda izlerini bıraktığı eski çoktanrılı dinin yeniden yorumlanışı desek Odin’e saygısızlık etmiş olmayız sanırım. Büyük tanrıların yanı sıra karaları, suları ve evleri işgal eden ruhların da anıldığı, atalar kültünden beslenen bir dini oluşum Odinizm. Merkezi bir otorite etrafında birleşmez. Aksine küçük aile ve arkadaş gruplarının buluşmalarından ibaret olan ritüelleri; düğünlerde, yeni doğanlara isim vermede, mevsim geçişlerinde ve belirli tanrıların özel günlerinde yapılır.

Öncelikle yiyecek ve içecek merasimi düzenlenerek tanrılara sunu yapılıp ziyafete geçilir. Ardından da bir tür boynuzun veya modern kolaycılıkla kadehin içinde hazırlanan bal likörü, havada tokuşturularak kutsanır. İlk tur tanrılara, ikinci tur atalara ve üçüncü turda katılımcıların dileklerine kaldırılarak içilir. Okurken hararetli bir Viking şenliği canlanmadı mı gözlerinizin önünde?

Wicca ise Paganizm’in modern Hogwartslıları temsil ettiği kanattır. Kökeninde halk büyücülüğünü ve folklorik ögeleri barındıran din, Gerald Brosseau Gardner’ın bir araya getirdiği Gölgeler Kitabı’ndan ritüeller ve büyülere dayanır. Cinsiyetlerin birbirine üstünlüğü yoktur. Bu yüzden ilahi gücün iki eşit parçası olarak tanrı ve tanrıçaya tapınılır. Tanrı boynuzlu olarak tasvirlenir ve ismi Cernunnos veya Herne’dir.  Tanrıça ise bakire, anne, bilge kadın veya kocakarı olarak üçlü forma sahiptir. Ki formlar ayın fazlarıyla yakından ilişkilidir.

Wicca’da gündönümleriyle birlikte Imbolc, Beltane, Lughnasadh ve Samhain kutlamaları mevcuttur ve bunlar sabbat olarak bilinirler. Ayinler genelde gece yapılır ve mumlardan ya da ay ışığından yararlanılır. Kutlama başlamadan önce kutsal bir alan daire içine alınır ve süpürülür. Ardından hava, su, toprak, ateş elementlerini belirten pentagram işareti çizilir. Athame denilen siyah kılıflı bir bıçakla veya tahta bir sopayla yıldız işareti sembolik olarak mühürlenir. Doğu, güney, batı ve kuzeye saygı sunulduktan sonra tanrı ve tanrıça anılırken sihirler yapılır. Şarap ve kek sunumuyla ayin sonlandırılır. Tebrikler, artık siz de cadılığın yolunu biliyorsunuz.

Son olarak doğaya saygı diye özetleyebileceğim Druidizm; genel olarak bitkilerle hayvanları, yer ve su ruhları ile doğayı koruyan tanrıları onurlandırır. İnananları törenlerini gün ışığında, vahşi doğada ve antik anıtların olduğu yerlerde gerçekleştirmeyi severler. Yürüyüş ve meditasyon uygulamalarının yanı sıra cadılara benzer şekilde, yönleri selamlayarak oluşturulan dairede içki ve ekmek sunuları yaparlar.

Neo-pagan olarak da anılan dinlerin ortak zemini doğa teması tabii ki. Günümüzde paganik inançlara sahip kişiler, atalarının doğadan aldıkları ilhamı yeni yollarla sürdürüyorlar. Bizse mitoloji tüketirken yolumuz düşerse neymiş bu paganizm dedikleri, anlamış olduk. Bir sonraki cadı dizisinde ya da folklorik korku filminde, tuhaf bakışlı insanlar karakterimizi ormanda bir ayine davet ettiğinde, nelerle karşılaşacağımızı biliyoruz artık. Tabii aranızda paganlar varsa başka! Yorumlara eksik bıraktığım kısımları yazarsanız seve seve okurum.

Author

Alternatif evreninde voleybolcu olamayan versiyon. Düşünce satıcısı, hikaye koleksiyoncusu. Ayrıca yanaklı birey. Bence dünyanın hayallere, hayallerin kelimelere ihtiyacı var.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.